19 Ağustos 2022

45 yıl önce lise yıllarında okumaya başlamıştım, Tübitak bilim teknik dergisini. Tübitak liseler arası bilim yarışmasında, derece alınca mühendislik eğitimi almaya, çoktan karar vermiştim, Tübitak bilim ve teknik dergisi sayesinde. Bilimsel özelliğini kaybedince, satın almayı bıraktım. Haftalık herkese bilim teknoloji dergisinde, birbirinden değerli teknokrat ve bilim insanlarının yazısını okuyarak nerden gelip, nereye gittiğimizi görünce, insan sormaktan kendini alamıyor.  Herkes bilim ve teknoloji okuryazarı olursa “Hayatta en hakiki mürşit Bilimdir” sözü nasıl silinebilir ki bir milletin hafızasından. Bilimsel araştırma özgürlüğü olmadan hangi devlet teknoloji üretebilir ki? İleri teknoloji üretemeyen bir devlet bağımsız olabilir mi? Almanya, Japonya,  Güney Kore ve diğer gelişmiş ülkeler, bilim ve teknolojiye yatırım yapmasa böyle kalkınabilir mi? Bilim ve sanat kendisine değer vermeyen milleti bırakır mı? 

Ülkemizin bilim ve teknoloji tarihini yazacak olanların 1990-2000 döneminde bilimsel altyapımıza yapılan yatırımların yanı sıra ulusal yenilik sistemimizin oluşması için atılan önemli adımlarda TÜBİTAK’ın oynadığı rol için özel bir bölüm ayırmaları gerekecektir.  “TÜBİTAK’ın 1990’lı Yıllarda Türk Bilim ve Teknolojisine Öncülük Ettiği Alanlar” başlıklı kitabı hazırlayan C. Güner Omay, “Bana göre yaşadığım dönem TÜBİTAK’ın yükselmesi, Türk bilim ve teknolojisine öncülük etme dönemiydi. Tübitak  kurum hafızası sıfırlandı.

Link MÜFİT AKYOS yazısı

https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/mufit-akyos/bir-zamanlar-tubitak

OĞUZ ADANIR ın rastgele ütopik mırıltılar yazısından bir alıntı ile hafızalarımızı yenileyelim şimdi. Kurum hafızaları sıfırlanabilir ama kurumlar yeniden kurulabilir.

“Batı kökenli, baştaki olumlu ve yapıcı özelliklerini büyük ölçüde yitiren akılcı düşünceden yalnızca bilim ve teknoloji alanında hala sağlıklı olarak nitelendirilebilecek veriler, ilkeler, yöntemler alındı ya da kendilerinden esinlenildi. Bunun yanı sıra dünyada giderek daha çok söz sahibi olan diğer çağdaş toplumların akılcı yaklaşımları, yöntemleri, ilkeleri mercek altına alınarak bunlardan da yararlanıldı ya da esinlenildi. Araştırmayı seven tüm üniversite öğrencileri dünyadaki önemli araştırma merkezlerinin tamamında sürdürülen projelerin hepsine davet edildiler. Bütün bu olumlu ve yapıcı yaklaşımlar, yorumlar, eğitim-öğretim politikaları sonucunda Türkiye’deki toplumsal yaşam niteliksel bir değişime uğrayarak dünya toplumları için bir örnek oluşturdu. Sayılan ve sevilen bir ülke haline gelen Türkiye tüm dünya ülkeleriyle gerçekleştirdiği içten-yapıcı ilişkiler sayesinde gezegenin en çok ziyaret edilen coğrafyalarından biri haline geldi.”

LİNK OĞUZ ADANIR zihin açan yazı serisi

http://kentyasam.com/2021/01/09/rastgele-utopik-miriltilar-3/

 

 Öyle bir distopya yaşattılar ki şimdi ütopya yazmanın zamanı.

 İyi ki Oğuz Adanır gibi düşünürlerimiz var, onların makalelerinin yer aldığı kırmızılar sanal düşünce ağı var… 

Bilim  tarih,  kültür ve teknik hafızamızı diri tutmak için Kırmızılar;  Divanü Lügatit Türk’ü dijital olarak  yazmaktadır, yıllardır. Kırmızılar gibi o kadar çok yayın kuruluşu var ki sosyal medya yayınlarından, bilimsel kitaplara ülkemiz açık üniversite oldu. Kaynak o kadar çok ki. Okumadan düşünemezsiniz. Zamanı gelmiş bir düşüncenin önünde kimse duramaz. Bir düşünce dünyayı değiştirir. Doğan Kuban gibi düşünürlerimiz ölse bile düşünceleri ışık saçar, bir an umutsuzluğa düşen zihinlerimize.

DOĞAN KUBAN diyor ki “2050 yılına nasıl gireceğimizi düşünüyorum.

Bu etkinlik mümkün olduğu kadar tümünü ilgilendirecek bir dil ve içerikle, Türkiye’nin ulusla bir bütün olduğunu anlatarak geleceği algılamasına yardım etmelidir. 

Toplum anlamını yitirmiş politik söylemi unutmalıdır. 

Burada politik sistemin amacı gelecek üzerinde halka umut vermektir.

Türkiye’nin yakın geleceği, sanayileşerek daha emin bir hale gelebilir. Bunun için bilgi birikimi gerek. Örnek olarak bütün toplumun yaşamını vermeye hazır olduğu Kurtuluş Savaşı’na bakabiliriz. 

Bugünkü gibi Avrupa ve Amerika’ya göçmek çözüm değil. 

Fakat bu umutsuzluk gösterisidir. “

LİNK DOĞAN KUBAN SORUYOR 2050 YILINDA DÜNYA NASIL OLACAK

https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/2050-yilinda-dunya-nasil-olacak

Tarih bilincine sahip olmadan gelecek şekillendirilemez. 1933 T.C. planlı kalkınma karma ekonomi başarısını yinelemek için DPT nın, yeniden Birleşmiş milletler sürdürülebilir kalkınma amaçları ve AB yeşil mutabakat döngüsel eylem planına göre yapılanmasını tüm sivil toplum kuruluşları gündeme getirirse, toplumsal umut yeşerebilir. Düzen değişmez ise iklim değişir, açlık, kuraklık gelir. Döngüsel ekonomiye geçmek için yeşil zihinsel dönüşümü gerçekleştirdiğimizde, özümüze döndüğümüzde, umut önce gençlikte yeşerir ve yeniden yakılan, kesilen ormanlarımız yeşerir, tarlalar ürünlerle dolar, nehirler özgürce akar.

TUVA DOSTU CAHİT GÜNAYDIN #karezCanal2050 

Yazar Hakkında:

Cahit GÜNAYDIN

Yazarın diğer makalelerinden: