19 Ağustos 2022

“Pandeminin başladığı dönemden bu yana yalnızca Amerika’daki milyarderlerin serveti 2.000.000.000.000 $’dan fazla artmış durumda. İki TRİLYON dolar öyle bir sayı ki insanın bunun boyutlarını anlayabilmesi gerçekten zor. “ diyor Zeki Seskir , linkini verdiğim egüncesinde.

 Çok iyi yapılmış araştırmadan alıntılar yapacağım. Kırmızılar sanal düşünce ağının önemini anlamak için okumanızı öneriyorum.

https://duzensiz.org/buyuk-sifirlanma-servet-transferi-yanlis-bilgi-ve-yeni-kureselcilik-ideolojisi-e561a4d2aa0d

“2008'de gerekse de 2019'da küresel olarak yaşanan krizler yalnızca Amerika özelinde bile milyonlarca orta ve alt-orta sınıf ailenin evlerinin ellerinden alınıp büyük yatırım firmalarının eline geçmesine olanak sağladı. Hatta bu yalnızca yatırım firmalarının kendi kaynaklarıyla değil aksine kamu kaynaklarından aldıkları paralarla yapıldı. 2008 krizini kucağında bulan Obama’nın aceleyle yürürlüğe soktuğu kurtarma (bailout) mekanizmaları ile bankalara ve yatırım firmalarına kamu kaynaklarından trilyonlarca dolar aktarıldı. 

KOBİ’lerin işlemesine pandemi önlemleri kapsamında izin verilmezken büyük üreticilerin ve Amazon gibi merkezi dağıtım mekanizmalarının işlemesine izin verildi. Hatta Amazon ve benzeri firmaların pandemiden güçlenerek ve daha karlı çıktıklarını biliyoruz. Dolayısıyla aslında pandemi önlemleri efektif olarak KOBİ’lerin işlemesini engellerken merkezi üreticilerin ve merkezi dağıtım mekanizmalarının işlemesine imkan sağladılar.”

 

Kırmızılar yayıncılık A.Ş. gerek kitapları, gerek sosyal medya yayınları ile dijital global ideolojiye- covid19 başlı devletler üstü finansman mekanizmasına- karşı  insanlığın ve doğanın sesidir. Sosyal medya da bazı egüncerler –blogger-  Zeki Seskir gibi bilgi kirliğine karşı uyarıcı egünceler –blog- yayınlıyor.

Micro blog –ÖZ EGÜNCE- sosyal medya alanı olarak twitter da ilgi ile izlediğim blogger- egüncer- ler var. Öz egünce kapsamında ki sözler Yunus Emre ‘nin aşağıda ki tanımı kapsamında ise bir değer taşır. İnsanlığı uyarır,  zeytin ağaçlarını savunur. 

 

“Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı

Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz

Kelecilerin pişirgil yaramazını şeşirgil

Sözün us ile düşürgil dimegil çağ ede bir söz”

 

Bir iş insanı olarak Ayşen Zamanpur’un bazı sözleri içtendir.

Alıntı yaptığım Link

https://twitter.com/justaysenz

“Siyasetçiler  lütfen benim gibi yapın ,  yönetimi hemen gençlere devredin.  Bakın olmuyor öyle boomer kafasıyla ve lisanıyla artık. Çağdışı, komik hatta acıklı olmadan bırakacaksın.”

 

Türkiye nin vergi rekortmeni olan Gönenç Gürkaynak öz egüncesinde içten yorum yapar. Alıntı yaptığım Link

https://twitter.com/GurkaynakGonenc

“Ülkemizde gazeteciler, haberciliğin tek sesli hale getirilmesi sürecinde işlerinden oldular. Evvelce çalıştıkları kanal reklam alınca sorun görmeyip şimdi kendi kendilerinin efendisi olduklarında açıkça işaretlenmiş, çevrimiçi reklam almalarında etik sorun bulmaya kalkmak abestir.”

 

Ekonomist Selim Somçağ gerek sıradışı egüncesi, gerek kitapları farklıdır. Öz egüncesine her gün bakmakta fayda var.

https://twitter.com/selimsomcag

“T.C. İkinci Dünya Savaşından bu yana en zor dönemine giriyor. Devlet yönetimi darmadağın, ekonomi berbat,  ekonomi yönetimi daha berbat, kaht-ı rical zirvede ve Tanpınar'ın dediği gibi: "İnsan bozuldu mu bunun çaresi yoktur." İşimiz çok zor.”

 

Tuncer Şengöz ün bir mühendis olarak sosyoekonomik analizlerini yayınladığı egüncesi yanında, öz egünceleri ile ilgi de çeker, tepkide. 

Alıntı yaptığım link

https://twitter.com/TuncerSengoz

“Uluslara klişelerle yaklaşılmaz. Meşhur sözdür: Hiç bir ulusun eli, diğerinden daha az kanlı değildir. Çünkü tarihte barış ve savaş dönemleri vardır. Her şey dalgalar halinde yükselir ve çöker. Bu nedenle ulusal önyargılar, ulusların kendilerine yakıştırdığı erdemler sahtedir.”

 

Egüncesini ilgi ile okuduğum bir online toplantıda konuştuğum Ebru Debbag ise sürdürülebilir yaşam kültürü tasarımında çok güzel girişimlerde bulunuyor. Alıntı yaptığım link

https://twitter.com/yoginiebu

“Doğal kaynaklarımız sadece yediklerimiz ile veya aldığımız nefes ile ilişkili değil; doğa ile uyum içinde olmamız aynı zamanda gerçeklik algımız ve akıl sağlığımız ile de ilişkili. Doğa yaşamdır. Tüm canlılar yaşamdır. Biz o yaşamın ta kendisiyiz”

 

Egüncesini izlediğim, kitapları ile tuva dostu olan yazar Çiğdem Çimen’lerin sayısı geometrik olarak artıyor, Sürdürülebilir yaşam kültürü sanatla yaşıyor. Çiğdem Çimen gibi yeşil, dijital gençlik ile ülkemizde umut yeşeriyor, zeytin ağaçlarında  yeniden…

Alıntı yaptığım link

https://twitter.com/kazdagcigdemi

“Ölümsüzlüğün simgesi, efsanelerin kutsal ağacı, barışın ve umudun temsilcisidir zeytin . Ve Anadolu’nun kutsal meyvesidir. Bu topraklarda; zeytinden damlayan altın damlaların da zeytinin topraktan sofralarımıza uzanan öyküsü de sonsuzdur.”

 

Yakın dostum Çoşkun Küçüközmen de sosyal medyada özgün yorumları ile yer alır.

Alıntı yaptığım link

https://twitter.com/ckucukozmen

“Fransa'da kesekağıdı patlasa 10m insan kaçışıyor. 91 Körfez harekatında füze gelebilir anonsunda Adana da halk füze görmeye sokağa çıkmıştı”

 

Yeşil Masal adlı bir video linkinde geçen yıl haber fotoğraflarını sıraladım, önce izleyip sonra masalı okuyabilirsiniz.  Greenwashing yapabilirler ama doğayı kandıramazlar.

Link yeşil masal videosu

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde ben nenemin beşiğini sallarken bir baktım baş ucumda bir allı turna anası. Kulağıma doğa haberlerini fısıldadı. Marmara denizi müsilajla kaplanınca, kaçacak bir yer bulamamış deniz hıyarı. Birleşmiş milletlere dava açmış, ecocide yapılıyor, diye. Bunu duyan, tuz gölünde yavrularını susuzluktan kaybeden allı turna anaları, birleşmiş milletlere ekolojik borç davası açmış. İkizdereli Kübey hatun, dereler kurutulmasın , ağaçlar kesilmesin diye canla, başla mücadele etmiş ama nefesi yetmemiş, anzer balı üreten arıları kurtarmaya. Kovanları yerle bir olan arılar, birleşmiş milletlere kadar uçmuş, ekolojik borç davası açmış. Ege ormanları yanınca, yersiz yurtsuz kalan kaplumbağalar, sürüler halinde göçmüş, yüzerek geçmiş okyanusları, ekolojik borç davası açmış, birleşmiş milletlere. Akdeniz ormanları yanınca, açlıktan bir deri bir kemik kalan, sarıkeçelilerin keçi sürüleri göç etmiş Amerika’ya. Ekolojik borç davası açmış, Birleşmiş Milletlere. Müsilaj kaplı Marmara denizi hıyarı, Susuz kalan Tuz gölünde yavrularını kaybeden allı turna anaları, İkizdere’de kovanları yerle bir olan arılar, Ege ormanlarında yersiz yurtsuz kalan kaplumbağalar, Akdeniz ormanlarında aç kalan sarıkeçelilerin keçi sürüleri bir araya gelip; Paris iklim anlaşmasını imzalayıp, ormanları 7 kat artırma sözü verdiler, iklim nötr bir dünya için. “ COP26 da Greenwashing yapabilirsiniz ama doğayı kandıramazsınız “diye pankart açıp, “ürememe” grevi yaptılar. Papa Francis “ecocide” tanıdığından papa ya ekolojik borç dava dilekçeleri gönderdiler. Papa dilekçelerini okuyup onları vatikana çağırıp, kutsadı ve dedi ki “ sizin avukatınız benim artık”.?!

 

COP 26 da paris iklim anlaşmasını imzalayan T.C. AB yeşil mutabakat kapsamında 2053 de iklim nötr hedefi verirken, GÜNEŞ VE RÜZGAR ENERJİ POTANSİYELİ kullanmak yerine,  kömür çıkarmak için zeytin ağaçlarını keserse; milletimiz zeytin ağacı hayattır, yaş kesen baş keser diye zeytin ağaçlarına sarılmaz mı ?  

Asırlık zeytin ağaçlarının avukatı kim.?! 

Her zeytin tanesini çiğnerken, bir damla zeytinyağını yemeğinize katarken bu soruyu sorabilir misiniz?

https://www.instagram.com/p/Cap1KoGN-eP/

link Çiğdem Çimen 3573 nolu zeytincilik yasası hakkındadır. Paylaşınız, zeytin ağaçlarının sesi olunuz , en azından sosyal medyada. Ya da bir zeytin ağacına sarılınız. 

 

TUVA DOSTU CAHİT GÜNAYDIN   #karezCanal2050   

Yazar Hakkında:

Cahit GÜNAYDIN

Yazarın diğer makalelerinden: