25 Haziran 2022

2013 yılları başında sosyal medyada “Kulüp Rakısı” şişesinin üzerinde resmi bulunan kişilerin Atatürk ve İnönü olduğu yolunda paylaşımlar yapıldı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan 28 Mayıs 2013’te yaptığı bir konuşmada, içki kullanımıyla ilgili yasaklar getiren kanunu savunurken   “İki tane ayyaşın yaptığı yasa muteber oluyor da dinin emrettiği bir yasa sizin için neden reddedilmesi gerekiyor.” deyince, kamuoyu bunu Atatürk ve İnönü’ye saldırı olarak algıladı. Ve “iki ayyaş” polemiği sürdü gitti… Sonra “Kastedilen Atatürk değildi”, “Rastgele laf olarak söylenmiş bir sözdür”, “Sözümden alınanlar varsa özür de dilerim” şeklinde teviller…

Oysa o resimdekiler, Atatürk ve içki ile arası hiç de hoş olmayan İnönü değil; Kulüp Rakısı kompozisyonunu çizen grafiker İhap Hulusi ile yakın arkadaşı ünlü yazar Fazıl Ahmet Aykaç idi… Ve bu konu o tarihe kadar çok kez yazılmıştı. Mesela Spor Yazarı Kazım Kanat, Fazıl Ahmet Aykaç’ın oğlu olan ünlü teknik direktör Eşfak Aykaç’ın tanıklığına dayanarak 20 Mart 2005 günü Sabah’taki köşesinde yazmıştı… Ayrıca 2011 yılında yayınlanan “Rakı Ansiklopedisinde” de farklı kişiler tarafından Kulüp Rakısında resmi bulunan kişilerin İhap Hulusi ve Fazıl Ahmet Aykaç olduğu belirtilmişti[i].  Tüm bunlar ortadayken Abdullah Gül tarafından Atatürk Dil Tarih Kurumu Başkanlığına atanan FETÖ’cü Mümtazer Türkdöne 11.09.2013 tarihli Zaman Paçavrasında yazdığı “Atatürk cumhuriyeti kurarken kaç promil alkollüydü?” başlıklı edepsizce yazılmış yazısında,  Kulüp Rakısındaki iki ayyaşın Atatürk ve İnönü olduğu iftirasını yeniden gündeme getirdi… 

Neyse konumuz o değil… Ziya Paşa’dan bir beyit aktarıp konumuza geçelim: “Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar/Rencîde olur dîde-yi huffâş ziyâdan”[ii]

Bugün Kulüp Rakısında resmi olan o iki “ayyaş”tan birisinin,  Türk reklamcılığının piri, ressam, grafiker İhap Hulusi Görey’in vefatının (26 Mart 1986) 36. yılı.

İhap Hulusi, babasının Mimar olarak görev yaptığı Kahire’de 28 Kasım 1898’e dünyaya gelir. İlk, orta ve lise öğrenimini Kahire’de önce İngiliz, sonra da devlet okullarında yapar. Kahire, İngiliz işgaline uğrayınca aile İstanbul’a döner.

Mimar bir baba ile resim ve müziğe ilgi duyan annenin evladı olarak İhap Hulusi’nin sanata ilgi duyması kaçınılmazdır. İhap Hulusi, 1920’li yıllarda resim eğitimi almak için Almanya’ya gider. Münih’teki Heimann Schule’a girer ve burada iki yıl eğitim görür. Desen, perspektif, ışık-gölge ve siyah-beyaz resim teknikleri üzerinde çalışmalar yaparak resim tekniğini epey ileriye götürür. Resim onun için sadece hobi değil, ekmeğini de kazanacağı bir meslektir aynı zamanda.

İhap Hulusi Görey Türkiye’ye dönüşünde Akbaba Dergisi'nde çizmeye başlar. Batı’da eğitim görmüş, dört yabancı dil bilen, geniş kültürlü bir sanatçı olan Görey, bir kitle iletişimci olarak, yeni Türkiye’nin halka anlatılması görevini üstlenir. Türkiye Cumhuriyeti politika olarak, halkın yerli mallarını kullanmasını ister, bu isteğini de İhap Hulusi’nin tasarladığı afişlerle geniş kitlelere duyurur. Ülkemizde Latin harfleriyle yazılan ilk alfabenin, Atatürk ve manevi kızı Ülkü’nün yer aldığı kapak resminde de, onun o çok tanıdık üçgen imzası var.

Türkiye’ye reklamsız ticaret olmayacağı fikrini de ilk defa dile getiren odur. İktisadi Yürüyüş dergisi için 1939 yılında kaleme aldığı bir yazısında reklamın önemini ne güzel anlatmıştır; “İslam Peygamberi Hz. Muhammed (SAV), “Cesur olun ve ticaret yapın. Rızkın onda dokuzu ticarettedir.” demiştir ümmetine rızık için yol gösterirken. Peygamberimizin öğüdü bugün de geçer akçedir elbette. Rızık için ticaret yaparken “reklam” günümüzde artık elzemdir….. Propaganda bir malın dilidir. Reklamsız kalmış mal, bir kapalı kutu içerisine hapsedilmiş gibidir. Mevcudiyetinden haberdar olmak için kutuyu açmak lazımdır. Bunu da ancak reklam yapabilir.” 

O tarihlerde reklamcılık denince akla ilk gelen şey afiştir. İhap Hulusi Görey de, Türkiye’de afiş sanatı denilince akla ilk gelen isimdir.

Yaptığı ilk afiş 1926 yılında İnci Diş Macunları için hazırladığı afiştir. İhap Hulusi 1926’dan sonra onlarca kurum üç binin üzerinde afişe imza atar... Uzun yıllar Türkiye’de Afiş demek de reklam demek de uzun yıllar İhap Hulusi demektir…

Ender Merter, İhap Hulusi Görey’i anlattığı kitabında, onun afiş çalışmaları için, “Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1975’lere kadar Türkiye Cumhuriyeti ekonomisinin resimli romanlarını çizmiştir âdeta.” diyor ki bu tespite katılmamak mümkün değil.  Afişlerini yaptığı hemen her firma, marka haline gelmiştir. Çoğu firma hala onun hazırladığı logoları kullanmaktadır. İhap Hulusi’nin tasarladığı Milli Piyango biletleri ise yıllarca insanları piyango bileti almaya yöneltmiştir. 

45 yıl hizmet verdiği Milli Piyango İdaresi’nden yaptığı hizmetlerin takdirle karşılandığını, ancak bundan böyle başka bir ressamla çalışılacağını belirten bir yazı alır. Bu, olay İhap Hulusi için bir yıkım olur. . Bunun üzerine suluboya yapmaya ayırır tüm vaktini. Karakalem desenler çizer, hat sanatını modernize ettiği güzel işler yapar. 

26 Mart 1986’da İstanbul’da vefat eder…

Milli Piyango İdaresi, vefatının 16. yılında usta sanatçı anısına piyango bileti çıkartır.. PTT tarafından 100 yıl anı pulu bastırılır ve Heykeltıraş Prof. Vedat Somay’a bir İhap Hulusi büstü yaptırılarak gecikme ile de olsa sanatçıya vefa örneği sergilenir…

Erdoğan bilmeyerek de olsa “iki ayyaş” polemiği ile büyük sanatçı İhap Hulusi ve sanatının tanınmasına katkıda bulundu… 

Belki başka bir yazımda “ikinci ayyaş”ı; şair-yazar ve siyaset adamı Fazıl Ahmet Aykaç’ı anlatmaya çalışırım.

İnsanları yaptıkları, topluma katkılarıyla değil de kişisel zaafları ile değerlendirenleri Allah’ın ıslah etmesini temenni eder, kem sözlerle ruhları incitilenlere rahmet dilerim… 

Ruhları şad olsun…

[i] Rakı Ansiklopedisi Overteam Yayınları 2011 İstanbul Sayfa: 215, 810, 1092

[ii] Eksiği olanlar olgunları, tam olanları çekemez, onlardan rahatsız olurlar. Yarasanın ışıktan rahatsız olduğu gibi..

Yazar Hakkında:

Fazlı KÖKSAL

Yazarın diğer makalelerinden: