27 Haziran 2022

Odgurmuş: Bazen yakınlarımız ve tanıdıklarımız hakkında pek tarafsız olamıyoruz. Onların yanlış ve hatalarını biraz da görmezden geliriz. 

Ögdülmüş: Evet haklısınız. Yakınlarımız ve arkadaşlarımız herhangi bir şekilde konu olduğunda "Ben arkadaşı iyi tanırım.  Çok hukukumuz vardır.  Çocukluğundan beri bilirim. Veya Aynı mahallede büyüdük,  aynı okullarda okuduk,  o benden bir iki sınıf önde miydi?   Bir sınıf geride miydi?  Bak şimdi hatırlayamadım. Ama neyse ben onu iyi tanırım". Gibi sözlerle o tanıdığımız kişinin olumlu ve ılımlı yanlarını ortaya koymaya çalışırız. 

Aslında özellikle de herhangi bir makamda bulunan veya gelen bir kişi tanıdık, bildik ve yakınımız ise onun hakkında olumlu cümleleri sıralarız. Aksini iddia edenler olduğu takdirde ise onlara da “siz o kişiyi yeteri kadar tanımıyorsunuz”. “Tanımadan söz ediyorsunuz” gibi şeyler söylenir. 

Hatta o tanıdığımız ve bizde olumlu bir intiba bırakmış kişi ufak bir yanlış yaptığı zaman bile hemen onu korumaya alırız. "Ben onunla konuştum,  her şeyi anlattım,  ona bir sürü şey dedim. Beni can kulağıyla dinledi,   hiç bir şey söylemedi,  hiç tepki vermedi çok değişmiş,  akıllanmış,  daha dikkatli olmuş." gibi cümlelerle adeta ona kefil oluruz.  

Peki, o kişiyi az tanıyanlar ne yapar?  Pek fazla da tanımıyorum veya uzaktan Tanırım onu, şöyle-böyle işte birisidir.” der geçerler. 

Odgurmuş: O kişinin tanıdık bildik olması neden fazla önemsenir? 

Ögdülmüş: Evet, konunun burası bana göre de çok dikkat çekici. Kişi ile ilgili konu olduğunda veya bir olay konuşulduğunda ise onun tanıdık olduğu, bildik olduğu,  eskiye dayanan dostlukları olduğu özellikle vurgulanır.  O kişi ile tanıdık olmak, bildik olmak onunla dostluğun olduğu bu sözleri sarfeden veya konuşan kişiye ne gibi bir değer katar bilinmez. Ama toplumda insanlar öyle davranırlar. O kişiye karşı bir yakınlık, tanıdıklık olmak insanlara olumlu bir hava vermektedir diye düşünürler herhalde.  

Aslında biz o kişinin bazen o kadar tanıdık bildik olması gerekmez, diye düşünebiliriz. Nedendir pek bilinmez, herkes tanıdıklık, bildiklik safına geçerler. Çok eskiden beri tanıyormuş havası meydana getirirler. Sanki o meşhur ve makam sahibi kişiyi tanımıyor olmak ayıbından kurtulmak isterler gibi bir düşünceye kapılırlar. 

Odgurmuş: Peki aksi bir durum olduğunda olumsuz olarak görülen kişi için ne yapılır? 

Ögdülmüş: Bir makama gelen bir bölüm insanımızın tanıdık bildik havasına girdikleri insanları tanımayanlar ise ondan İstihza ile bahsederler, “işte düne kadar şu gibi biriydi bu gün adam oldu bizi beğenmiyor“  gibi sözler de sarf eder, onu küçümserler. 

Belki de o kişiye karşı, biraz sevgi ve biraz hayranlık vardır.  Ama bunun yanı sıra daha çok kıskançlık ve nefret vardır. 

Olumsuz olarak kabul edilen kişi o makama hak etmeden gelmiştir, nasıl olmuştur da gelmiştir. Beklenmedik bir yükseliştir vs. denilerek istihza ile bahsedilir. 

Olumsuz olarak bakılan o kişinin kusur ve hataları bu kez de ilk fırsatta abartılarak tekrarlanır. 

O’nun için; "Daha düne kadar hiçbir şey olmadığı"  halde  "bu gün başımıza adam kesildi"  denir. 

Bu garip bir duygudur, kıskançlıkla hayranlığın karışık olduğu. 

Aslında hayat zaten siyah-beyaz renklerden ibaret değildir; gri tonlar belki reddedilebilir, ancak aslâ inkâr edilmez/edilemez/edilmemelidir.

Kenan EROĞLU

Yazar Hakkında:

Kenan EROĞLU

Yazarın diğer makalelerinden: