1 Ekim 2022

Avrupa’lı emperyalistler, Osmanlı Devleti’ne bağlı Tunus’ta da Osmanlı’daki Tanzîmât’a benzer, toplum yapısını kökünden değiştirecek düzenlemelerin yapılması için baskı yapıyorlardı. İslâma söven bir yahûdînin öldürülmesi üzerine Fransa’daki yahûdîlerin “kardeşlerimiz Tunus’ta güvende değil” şikâyeti üzerine Fransa, Tunus’a 9 gemi göndermişti, İngiliz gemileri de gelmişti. İngiliz ve Fransız konsolosları Muhammed Bey’e, Tanzîmât’ın Tunus’taki şekli olan “Ahdul Emân”ı derhâl ilân etmesi için baskı yaptılar.  

İngiliz konsolosu Richard Wood çok iyi Arapça biliyordu, Şam’da yıllarca görev yapmış, Müslüman âlimlerle görüşmelerde bulunmuştu, İslâm’ı da iyi biliyordu. Toplantıda bulunan Ahmed b. Ebi’d Diyâf, İngiliz konsolosu Richard Wood’a;  “Bizden bu istenen tertîb, (Tanzîmât) dînimize dokunmaktadır.” dedi. (yapı değişiyordu: eskiden cizye ödeyen gayri müslim, Müslümanla görünüşte eşit, gerçekte, zengin ve eğitilmiş olduğu için, Müslümandan daha iyi duruma geliyordu.) Konsolos: “Geçmişlerinizin dînini kasdettiysen, onunla seksen senede, Romalıların sekizyüz senede kurduğu yıkıldı, o, sizden istenendir; hukukçuların, meliklerin arzusuna gören şekillenen fetvâlarını kasdettiysen, bunun dîn olmasından Allah’a sığınılır, sizden istenilenin gayesi, dîninizin aslını yürürlüğe koymanızdır” dedi. Dünya’nın hemen her tarafını işgal edip sömürgeleştirmiş olan Avrupa’lıların bu temsilcisi, islâmî konuları da iyi biliyor, görünüşte insan haklarını koruyordu. İşin can alıcı noktası: İslâmın uygulanışı ile ilgili aksaklıkların düzeltilmesi için Müslümanlara izin vermeyip kendi istediklerini ‘yenilik diye’ dayattılar. “Bu istek yerine gelecek, hele Müslümanların Sultânı yaptıktan sonra” diyen Fransız Konsolosu, çıkarılması gereken kanunun esaslarını gösteren, kendi el yazısıyla yazılmış bir tasarı bıraktı, gitti! Ahdu’l Emân metni hazırlanıp Fransız ve İngiliz konsoloslarına okundu, beğendiler, böyle ilân edildi 10 Eylül 1857

Tunus’lu öğrencilerin kafalarına da, bize Tanzîmât’la ilgili olarak yapıldığı gibi,  Ahdu’l Emân’ın çok iyi, çağdaş bir düzenleme olduğu palavrası, ‘bilgi’ diye yerleştirilmiştir.

Üzerinde durulması gereken nokta: “seksen senede, Romalıların sekizyüz senede kurduğunu yıkan İslâm ile, günümüz Müslümanlarının çoğunun durumunu yansıtan; bâzı ferdlerin ibâdet emirlerine şöyle böyle uyduğu, her işinde ve sözünde dürüst olmayıp, İslâmın buyruklarına uyacağı yerde, “herkes nasıl yapıyorsa, öyle yapan” kişilerin islâmı arasındaki açık farktır. 

Evet; İslâmı ve târihini iyi bilen bu Batılının sözü, HEPİMİZ İÇİN uyarı niteliğindedir: Her birimiz, yaşlısı, genci, kadını, erkeği, okumuşu, okumamışı, “Müslüman toplumu” olarak kabul edilen bu toplumun ferdlerinin herbiri, “Ben nasıl bir Müslümanım?” sorusunu sormak için, önce böyle bir sorunun gerekliliğinin FARKINA varmak, sonra da, YÜREĞİ YETİYORSA bu soruyu sormak durumundadır. 

Yoksa, meşhur deyimle: mış gibi yapar, devam ederiz, sonra da durumdan şikâyet ederek teselli bulur, kendimizi ve çevremizi aldatırız.

Ha, o bilgili Batılı, “o, sizden istenendir” diyerek YALAN söylüyordu! İstenen, aslî İslâma, Şerîata tam uymağa dönüş DEĞİL, aksine, kültür istilâsını yerleştirmek idi, Richard Efendi, bağlı ve mensubu olduğu hristiyan sisteminin sözcülüğünü büyük ustalıkla yerine getiriyor, diplomatik yalanı süslü bir şekilde sunuyordu, o ayrı konu. Bize düşen: 80 yılda, Roma’nın 800 yılda yaptığını yıkan, uhdemizde olan İslâm’la ‘bizim’ aramızdaki fark! Bu farkı kapatmak için bir gayretimiz var mı? bu konuda NE yapıyoruz…

Yazar Hakkında:

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet Maksudoğlu, Eskişehir’de Kırım kökenli bir âile içinde doğdu. İnkılâp İlkokulunu, Eskişehir  Lisesini ve Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini bitirdi. İzmir İmam-Hatîp Lisesi’nde Meslek Dersleri Öğretmeni olarak Arapça, Farsça, İngilizce ve Hadîs öğretti. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm Târihi Asistanı oldu. Tunus’ta doktora tezi ile ilgili malzeme topladı, dilbilgisini bildiği Arapça'nın pratiğini yapmak imkânını buldu. Dördüncü sınıfına kabûl edildiği Burgiba Yaşayan Diller Enstitüsü Arapça Bölümü’nü bitirdi. Türkiye’ye dönüp İstanbul, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde belge inceledi. "Tunus’ta Osmanlı Hâkimiyeti" konulu doktorasını verdi. İngiltere’de, University of Cambridge’de Faculty of Oriental Studies’de Türkçe öğretti, orientalistlerin nasıl yetiştirildiklerini gördü. Türkiye’ye dönüp Diyânet İşleri Başkanlığına bağlı olarak İzmit, Ankara ve İstanbul’da vâizlik yaptı. Marmara Üniversitesi'nde 1983 yılında Yardımcı Doçent, 1986 da Doçent ve 1995 yılında Profesör oldu. İzinli olarak gittiği Malezyadaki International Islamic Universty’de 4 yıl (1991-95) Târih ve Medeniyet Bölümü başkanlığı yaptı, Osmanlı Târihi öğretti. Orada iken yazdığı Osmanlı History adı geçen üniversite tarafından bastırılıp (1999) textbook olarak kullanıldı. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde bir yıl daha öğretim üyeliği yaptıktan sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi kurucu dekanı olarak Eskişehire gitti. 2004-2005 öğretim yılında izinli olarak gittiği Kazakistan’ın Türkistan Beldesindeki Hoca Ahmed Yesevî Milletlerarası Türk-Kazak Üniversitesinde, Hollanda Rotterdam Milletlerarası İslâm Üniversitesinde bir dönem öğretim üyeliği yaptı.

Yazarın diğer makalelerinden: