Haber - Yorum
Pazartesi, 24 Aralık 2018 12:52

Türkiye, siber güvenlik için gerekli önlemi aldı mı?

"Bir, iki yılda geliştirilecek bir antivirüs milyonlarca dolar tasarruf sağlayacakken, geliştirilecek bir belge yazılımı birçok sorunu toparlayacakken devlet hâlâ adım atmıyor. Seksen milyon nüfusumuz var, ama "süper bilgisayar"ımız yok. Çünkü süper bilgisayarlar derli toplu bir veri alanı içinde çalışacak makineler, savruk ve dağınık ortamlarda iş görmezler.”

*****

Fatih ALTAYLI

Siber mi dediniz!

ABD ve Çin başta olmak üzere teknoloji üretimi yapan şirketlerin yarattığı siber güvenlik endişeleri tüm ülkeleri sararken biz ne durumdayız acaba diye sordum.

Yanıt bir siber güvenlik uzmanından geldi. Biraz uzunca ama bence sonuna kadar okuyun.

Çünkü bazen rezaletleri özetlemek mümkün olmuyor:

“Sevgili Fatih Ağabey,

"Türkiye, siber güvenlik için gerekli önlemi aldı mı?" sorunuzu okuyunca güldüm... Nedenini size de yazmak istedim.

Türkiye'nin "milli" bir antivirüs yazılımı bile yok. Bilgisayarın tüm giriş/çıkış portlarını konrol eden bu yazılımlar siber güvenlikte kilit noktadadır. Neredeyse tüm devlet kurumlarında client/server modeline uygun antivirüs yazılımlar kullanılıyor. Çoklu kullanıcılı olarak satın alınan bu yazılımların en ucuzu kullanıcı başına 10 dolar. Varın siz devletin bir yıllık antivirüs lisansı için ödediği parayı hesap edin.

Türkiye'deki "kurumsal yazılımın" hali içler acısı. TCDD, Tapu ve Kadastro gibi genel müdürlükler artık e-arşiv sistemi ile iç yazışmaları elektronik ortamda yapıyor.

Ama durum trajikomik!

Çoğunluğu özel şirketler tarafından hazırlanan yazılımları, kimisi de TÜBİTAK yazılımını kullanıyor. Özel şirketlere milyonlar ödeniyor.

Temel sorun ise bu işte bir "standardın" olmaması. A şirketi A1 yazılımının veritabanında kimlik numaralarının toplandığı sütuna "Kimlikno" adını verirken B şirketi B1 yazılımında aynı veri için "TCKIMLIK" adını veriyor. Sonra ne mi oluyor?

İcra dosyalarını takip eden avukatlar kişilerin üstüne kayıtlı araçları UYAP'ta görebilirken, tapu kayıtlarının da görülmesi istendiğinde "Yapamayız, çünkü Tapu Kadastro'nun sistemi farklı" deniyor; ancak bankalar bu kayıtları görebiliyor.

Daha trajik bir örnek vereyim size. Adaletin işleyişini hızlandırmak ve savcıların iş yükünü azaltmak için "Uzlaştırıcı" kanunu çıkarıldı; TBB kurslar açtı, sertifikalar verdi.

İşleyiş nasıl biliyor musunuz?

Savcılık, hakaret suçu için yapılan şikayeti davaya neden olmadan hallolma olasılığını göze alarak dosyayı uzlaştırıcıya "kağıt" olarak veriyor. Uzlaştırıcı taraflarla konuşuyor, sonra açıyor kelime işlemci programını, yönetmelikle yayınlanmış word dosyasına başlıyor yazmaya: "Savcılık soruşturma no, uzlaştırma no, şüphelinin adı, mağdurun kimlik numarası...."

Taraflara davetiye, teklif ve uzlaştırma raporu olarak taraf sayısına göre üç farklı dosya oluşturuluyor, dolduruluyor ve savcılığa "yazıcı çıktısı" olarak veriliyor.

Fatih Ağabey, bu ilkellik!

Avukatların zaten UYAP'a giriş imkanı var. Dosyaların elektronik ortamda verilmesi ve geri dönüşün de elektronik ortamda alınmasını sağlamak için bir uygulama yazmak o kadar basit ki... Öyle olsa, avukat girecek UYAP'a zaten belli olan dosya, kimlik, adres bilgilerini hiç yazmadan direkt uzlaşıldı/uzlaşılmadı gibi sonucu yazıp çıkacak. Ama biz hâlâ çıktı alıp dosyaya koymakla uğraşıyoruz.

Birkaç milyon nüfuslu Slovenya'nın geliştirdiği bir antivirüs yazılımı (Nod32) dünyanın her yerinde milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor. Seksen milyonluk Türkiye'nin milli antivirüsü bile yok.

E-devletin hâlâ "yavan" olmasının sebebi de benzer. Çünkü her kurum kendi veritabanını kafasına göre yapıyor, bu yüzden verilerin e-devlete aktarılması zor oluyor. Tek bir yapı olsa, veri tabanındaki temel bilgiler aynı sütun adlarıyla derlense, veriyi alıp e-devlete aktarmak dertsiz olur. Tek bir yapı oluşturur, sadece kurum bilgisini değiştirerek veriyi alırsınız. Ama her kurum kafasına göre takıldığı için kuruma özel bir uygulamayla o kurum e-devlete bağlanabiliyor.

Sonra da bürokrasi!

Bir, iki yılda geliştirilecek bir antivirüs milyonlarca dolar tasarruf sağlayacakken, geliştirilecek bir belge yazılımı birçok sorunu toparlayacakken devlet hâlâ adım atmıyor. Seksen milyon nüfusumuz var, ama "süper bilgisayar"ımız yok. Çünkü süper bilgisayarlar derli toplu bir veri alanı içinde çalışacak makineler, savruk ve dağınık ortamlarda iş görmezler.”

Fatih Altaylı’nın yazısının tamamını okumak için lütfen tıklayınız

------------------------------------

Kaynak:

https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/2269093-pkkypgnin-yeni-kocasi-kim-olacak

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun.

Haber-Yorum

Diğer Yazılar

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

21768952