Haber - Yorum
Pazartesi, 21 Ocak 2019 12:42

Trump Suriye’den Amerikan Askerlerini Çekiyor… Ya Sonra?

ABD’nin yokluğunda bu coğrafyadaki rekabetin artacağı üzerinde durulması gereken bir başka konudur. Suriye’den Amerikan askerinin çıkışı sonrası, Türkiye’nin Suriye içerisindeki sorumluluk ve yükümlülüğü de artacaktır. Ayrıca, buradaki terör gruplarına sağladığı yardım ve silahların tamamının toplanması mümkün gözükmemektedir. Fırat’ın batısında Rusya ile ortaklaşa götürdüğü sürecin yanı sıra Türkiye, Fırat’ın doğusundaki otorite boşluğunu tamamlarsa uzun vadede de kazançlı olacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önceki operasyonları ve sonrasında kontrolü altındaki bölgelerdeki istikrar göz önüne alındığında burada kontrolü sağlayabilir. Fırat’ın doğusunda başlayacak bir alan elde etme mücadelesi Türkiye’nin Batı ve Rusya – İran arasında götürdüğü denge politikasının devamını için riskler de barındırmaktadır fakat ilk adımda Türkiye’nin ABD’nin diplomatik engeline takılmadan sınırındaki terör sorununu bertaraf etmesi uzun vadede kendisine avantaj sağlayacaktır.

*****

A. Gencehan BABİŞ

Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda bulunan terör örgütü PKK/YPG mevzilerine düzenleyeceği operasyon tartışılırken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Amerikan askerlerinin Suriye’den çekileceğine ilişkin açıklaması uluslararası gündemde en fazla konuşulan başlıklardan biri olmuştur. Trump, seçildiği günden bu yana Orta Doğu’daki Amerikan askerlerinin burada bulunmasının yanlış olduğunu defalarca dile getirdiği hatırlandığında aslında çekilme konusunu sürpriz olarak görmemek gerekmektedir.

Trump ve ABD

İlk olarak, ABD’nin Suriye’den çekilmesinin Amerikan iç siyasetindeki gelişmelerle ve öte yandan da Donald Trump’ın kişisel planlarıyla beraber değerlendirilmesi gerekir. ABD’nin siyasi ve askeri bürokrasisi Suriye’den çekilmeye istekli olmamasına rağmen Trump’ın bu baskılara adeta meydan okuyarak aldığı karar sonucu Amerikan dış politikasının bugüne kadar sürdürdüğü “kurumsallık” imajının zarar gördüğü açıktır. Trump ile ABD’deki “establishment” arasındaki çekişmenin bir tezahürü olarak Trump’ın Twitter’dan emekliye ayrılacağını ilan ettiği Savunma Bakanı James Mattis, bir sonraki gün görüş ayrılıkları olduğunu açıkça vurguladığı bir mektupla istifasını vermiştir. Daha önce Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ı görevden alması, Ulusal Güvenlik Danışmanı görevinde birçok atamanın gerçekleştirilmesi, CIA’in başında bulunan Mike Pompeo’nun Dışişleri Bakanı olmasından sonra yaşanan değişikliğin ardından Mattis’in istifası güvenlik konusunda Amerikan yönetiminin sinir uçlarında bulunan bir ismin daha gitmesi anlamına gelmektedir. Bu durum aynı zamanda Trump’ın sistem ile nasıl ayrı düştüğünü bir defa daha gözler önüne sermiştir.

Pentagon başta olmak üzere ABD içerisindeki birçok kurum bölgedeki varlığını devam ettirmek istemekte, ABD’nin bölgeden çekilmesinden kalan boşluğun Rusya ve İran tarafından doldurulacağından endişe duyduklarını ifade etmektedir. Trump açısından durum incelendiğinde durumun büyük ölçüde mali motivasyonlardan kaynaklanmaktadır. İş dünyasından gelen bir başkan olan Trump’ın düşüncesine göre Orta Doğu’da ABD’nin para harcaması mantıklı değildir. Trump’ın bu fikri, kararı almasında oldukça belirleyici bir unsur olmuştur. Bunun yanında Trump, aynı zamanda seçim vaadini gerçekleştirmiş bir başkan olarak yeni seçimler öncesi bu vesileyle avantaj elde etmek isteyecektir. Amerikan askerlerini evine döndüren bir profil çizmesi, seçim kampanyasında ABD’yi Orta Doğu bataklığından çıkaran bir başkan olarak kendini lanse etmesinin de zeminini hazırlayacaktır. Bu şekilde seçimi vaadini de gerçekleştirmiş olacaktır. Bu zamana kadar ABD dışındaki sermayeyi yurt içerisine çekmeyi ve büyümeyi amaçlayan Trump, şimdi de yurtdışındaki askerlerini döndürerek kendine özgü siyasetini devam ettirmeyi hedeflemektedir. Çekilmenin zamanlamasını analiz ederken, ABD ekonomisinin stresli bir dönemden geçtiğini de hesaba katmak gerekmektedir. Bununla birlikte, bu sıkıntılı alanı ve problemleri Suriye’de etkin olan Türkiye, Rusya ve İran’a devretme fikri de kararda etkili olmuştur. Twitter’dan yaptığı açıklamasında bugüne kadar terör örgütü Irak Şam İslam Devleti’ni (IŞİD) yok etme noktasına getirdiğini ifade ederek artık bundan sonra bölgedeki ülkelerin konuyla ilgilenebileceğini ima etmiştir. Bu durum, Suriye’nin kuzeyinde yeni bir mücadelenin başlayabileceğini gösterirken ABD’nin son yıllarda artan prestij kaybının önüne geçmek de istenmiş de olabilir. ABD’den memnun olmayan ülkelerin sonuç alıcı çalışmalarından sonra bölgeden ABD’nin çekilmesi aynı zamanda özellikle Türkiye – Rusya – İran mekanizmasının sağlıklı işleyişinin de bir testi olacaktır.

Suriye’de ABD’nin Geri Çekilmesi ve Türkiye’nin İlerlemesi

Trump’ın çekilme kararı önümüzdeki süreçte Fırat’ın doğusuna düzenlenecek operasyonda Türkiye açısından alan açması noktasında önemlidir. Karar açıklanmadan önce ABD’nin operasyonun beraber gerçekleştirilmesinde Türkiye ile beraber bölgeye intikal edecek Özgür Suriye Ordusu’na yönelik tehditkâr açıklamalardan da anlaşılacağı üzere ABD’nin özellikle askeri kanadının tavrının olumlu olmadığını söyleyebiliriz. Değişen konjonktürün önümüzdeki günlerde neye yol açacağı şu anda belli olmamakta birlikte bu kararın Türkiye için diplomatik olarak bir kazanım ve başarı olduğunu belirtmek lazımdır. Trump daha önce birkaç defa Suriye’den çıkmak istediğini ifade etmiş; ama bunu gerçekleştirememiştir. Türkiye tarafından kullanılan Fırat’ın doğusuna operasyon yapılacağına ilişkin kararlı ifadeler ve bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Trump’a iletilmesi Trump’ın bu kararı vermesinde bir etken olabilir. ABD’nin çekilmesi, aynı zamanda Pastör Andrew Brunson sonrası rahatlayan Türk – Amerikan ilişkilerinde olumlu bir adım sayılmalıdır. Aslında olması gereken, NATO’nun iki büyük müttefikinin bir koordinasyonla buradaki politikalarına şekil vermesidir. Ne var ki, ABD’nin son süreçteki politikasının PKK/YPG yanında şekillendirmesi müttefiklik ilişkilerini sorgulatır hale getirmiştir.

ABD’nin yokluğunda bu coğrafyadaki rekabetin artacağı üzerinde durulması gereken bir başka konudur. Suriye’den Amerikan askerinin çıkışı sonrası, Türkiye’nin Suriye içerisindeki sorumluluk ve yükümlülüğü de artacaktır. Ayrıca, buradaki terör gruplarına sağladığı yardım ve silahların tamamının toplanması mümkün gözükmemektedir. Fırat’ın batısında Rusya ile ortaklaşa götürdüğü sürecin yanı sıra Türkiye, Fırat’ın doğusundaki otorite boşluğunu tamamlarsa uzun vadede de kazançlı olacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önceki operasyonları ve sonrasında kontrolü altındaki bölgelerdeki istikrar göz önüne alındığında burada kontrolü sağlayabilir. Fırat’ın doğusunda başlayacak bir alan elde etme mücadelesi Türkiye’nin Batı ve Rusya – İran arasında götürdüğü denge politikasının devamını için riskler de barındırmaktadır fakat ilk adımda Türkiye’nin ABD’nin diplomatik engeline takılmadan sınırındaki terör sorununu bertaraf etmesi uzun vadede kendisine avantaj sağlayacaktır.

Terör Örgütü PKK/YPG, Nereye Yanaşacak?

Amerikan askerlerinin çekilmesi sonrası, terör örgütünün nereye yanaşacağı noktası önümüzdeki sürecin soru işaretlerinden birisidir. Bu durumda PKK/YPG’nin üç ülkeyle irtibatlarının dönüşmesi mümkündür. İlk akla gelen, terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye rejimi ile masaya oturarak kontrol ettiği alanda Beşar Esad’dan tavizler alması sonrasında burada bir birlikteliğin başlayabileceğidir. Öte yandan, terör örgütünün Rusya’ya yanaşma ihtimali de bulunmaktadır. Böyle bir olasılığın çatışmasızlık bölgelerinin yaratılmasında önemli bir aşama olan Astana sürecinin işleyişinde bazı sorunlar çıkarabileceği akıllarda tutulmalıdır. ABD’nin etkin olduğu Fırat’ın doğu kısmındaki rekabet bu yapının bugüne kadar getirildiği gibi gitmemesine yol açabilir. Bölgede faaliyet alanını genişletmek isteyen bir diğer aktör ise Fransa’dır. Dolayısıyla YPG’nin Fransa ile ilişkilerini daha da artıracağı söylenebilir fakat Fransa’nın Suriye’deki askeri kapasitesinin ve söz söyleme yetisinin ABD ile karşılaştırılamayacak derecede az olduğunu belirtmekte fayda vardır. Öte yandan, bölgede terör örgütleri tarafından devlet yapılanması kurulmasını isteyen bir diğer ülke İsrail’dir. Özellikle, İran’ın bölgede nüfuz artırma olasılığı ve Türkiye’nin PKK/YPG’ye yönelik hamleleri İsrail’i Suriye’de daha agresif bir hale getirebilir. Bütün bunları tartışırken altı çizilmesi gereken nokta ise ABD’nin askeri Suriye’de aktif olarak olsun ya da olmasın PKK/YPG üzerinde sözü geçen başlıca aktör olduğudur.

Suriye iç savaşı artık, Suriye sınırları içerisinde yaşanan uluslararası bir mücadele haline gelmiştir. Buradan hareketle, ABD gibi küresel bir gücün bunun tamamen dışında kalacağını söylemek doğru olmayacaktır. ABD’nin bölgeden askerlerini çekmesi ve desteğini bugüne kadar beraber hareket ettikleri terör grupları üzerinden çekmesinin iki ayrı kavramlar olduğunu vurgulamak gerekmektedir. ABD, bugüne kadar büyük yatırımlar yaptığı terör yapısını bir kenara bırakmayacaktır.

Değerlendirme

ABD’nin Suriye’de çekilmesi konusunda önümüzdeki günlerde ABD’nin güvenlik konusundaki üst düzey yetkilileri ve Trump arasında bir ortak nokta bulma gayreti ön plana çıkabilir. ABD’nin Suriye topraklarından çıkması, Suriye’de bulunan ülkeler arasındaki rekabetin artmasına sebep olabilir. Önümüzdeki olasılıklardan birisi, ABD’nin İran’a karşı birleştirmeyi amaçladığı Körfez cephesinin ABD’nin direktifleriyle bölgeye taşınmasıdır. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, terör örgütü PKK/YPG’nin kontrolü altında olan yerlere yüzlerce milyon dolarlık bağışta bulunmuşlardır. Bir diğer deyişle işin provası zaten yapılmıştır. Bunlara Türkiye’nin son yıllarda arasının iyi olmadığı Mısır’ın da katılması muhtemeldir. Söz konusu ülkelerden oluşan hattın, Trump’ın arasının çok iyi olduğu İsrail ile diyalogları sağlam olmasını da göz önüne alındığında Suriye’de bu ülkelerin isimlerini daha çok duymaya başlayabiliriz. Özellikle Suudi Arabistan yönetiminin Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden sonra köşeye sıkışmışlığı da değerlendirildiğinde ABD’nin bunu bir koz olarak kullanarak istediğini daha kolay yaptıracağı açıktır.

Türkiye ve ABD arasındaki gerilimin azaltılmasında Suriye’den yaklaşık 2 bin ABD askerlerinin çıkışı önemli olsa da ABD’nin PKK/YPG’yi Suriye’nin yüzde 30’unu kontrol edebilecek bir kudrete ulaştırdığını gözden kaçırmamak gerekir. Irak’ın kuzeyinde Saddam Hüseyin döneminden bu yana Kürt grupları koruma altına alarak bölgede yakın tarihteki bütün karmaşalardan Kürt grupları yararlandıran ABD’nin bu stratejisini tamamen bir kenara bıraktığını söylemek her şeyden önce tarihle çelişmektedir. Dolayısıyla bu süreci geri çekilmeden ziyade bir taktik değişikliği olarak açıklamak daha doğrudur. Suriye’nin siyasi/askeri yükünün bölgedeki ülkelere, ABD’nin bölgedeki politikalarının mali yükünün ise Körfez ülkelerine verilmesiyle ABD’de Trump kendini biraz rahatlatmak ve Suriye’de yeni bir dönemi başlatmak istemektedir.

(Bu makale “Trump Suriye’den Amerikan Askerlerini Çekiyor… Ya Sonra?” başlığıyla Diplomatik Gözlem dergisinin Ocak 2019 sayısında yayınlanmıştır. Makalenin İngilizcesi ise “Trump Withdraws American Troops From Syria…  What Next?” başlığıyla Diplomatic Observer dergisinin Ocak 2019 sayısında yer almıştır.)

--------------------------------------

Kaynak:

http://turksam.org/trump-suriyeden-amerikan-askerlerini-cekiyor-ya-sonra

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun.

Haber-Yorum

Diğer Yazılar

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22702874