28 Kasım 2021
Pazartesi, 01 Şubat 2021 15:56

Tarımda “deja vu” ve Gıda Komitesinin ajandası

Önce bir tespitte bulunalım.

En basit haliyle söylememiz gerekirse…

Tarımsal üretim ve pazarlama tarafındaki orta ve uzun vadeli plansızlık ve politikasızlık “neden", gıda enflasyonu ise “sonuç”tur.

Bizler genelde hep “sonuç” üzerine odaklanıp “neden” kısmını pas geçiyoruz.

Sonucu değiştirmenin yolunun nedenleri çözümlemekten geçtiğini ısrarla ya anlamak ya da görmek istemiyoruz.

*****

İrfan DONAT[i]

Yazılarımızda mümkün olduğunca yabancı kelime kullanmaktan kaçınıyoruz.

Bu seferlik affedin...

Zira içinde bulunduğumuz durumu en iyi anlatan Fransızca kelimeleri başlığa taşıdık.

Belki de yıllardır teorik olarak konunun bu kadar tartışılıp, çözümünde hala 'Fransız kalan' bir yaklaşım sergilenmesinden ötürüdür.

Bilenler bilir ama bilmeyenler için başlıktaki yabancı kelimelerin Türkçesini paylaşalım.

Fransızca “Deja vu”nun Türkçe karşılığı, “Yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık duygusu. Ânı daha önceden yaşamışlık hâli” olarak karşımıza çıkıyor.

Biz de bugünlerde yine alevlenen gıda fiyatları ve enflasyon tartışmasını izlerken ister istemez bir “deja vu” duygusuna kapıldık.

Hatta son yıllarda “deja vu”ya çok sık kapılır olduk.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN TALİMAT VERDİ

Hafta başında öğrendik ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gıda fiyatlarındaki yükseliş ve vatandaşın bu konuda artan şikayeti ve rahatsızlığı sonrası ekonomi kurmaylarına talimat vermiş: "Fiyatlar düşürülecek, fırsatçılara göz açtırılmayacak."

"Bitkisel yağ, bakliyat, sebze ve meyvede fiyatlar öncelikli meselemiz" diyen Erdoğan, gıda fiyatlarındaki artışın arka planının araştırılmasını istemiş.

Öğrendiğimize göre, ekonomi yönetiminin elde edeceği bulgular, bilgiler ve tespitler derlenip, toparlanacak sonra da çözüm önerilerinin yer aldığı başlıklar kabine toplantısında sunulacak.

Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ama öyle ama böyle bu iş bitecek. Fiyatlar böyle yüksek devam etmeyecek. Bunun önüne geçilecek, vatandaş rahat edecek" değerlendirmesinde bulunmuş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu yaklaşımını teyit eden bir açıklama da hafta başında TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’den geldi.

Bloomberg HT’ye konuk olan Palandöken, şu cümleleri sarf etti: “Cumhurbaşkanı Erdoğan en çok bankalar, vatandaşın kredi faizleri ve dolayısıyla enflasyonun yüksek seyretmesi sıkıntısından ne pahasına olursa olsun kurtarılması için gereken her şeyi yapacaklarını söyledi. 'Sayın Cumhurbaşkan’ım her dükkana ancak bir kolluk kuvveti koymanız lazım ki bu olsun' dedim, kendileri de 'Gerekirse onu da yapacağız' dedi" ifadelerini kullandı.

HAKSIZ FİYAT DEĞERLENDİRME KURULU İŞ BAŞINDA

Tam da bu açıklamaların gölgesinde Ticaret Bakanlığı 81 ilde market, pazaryeri, çarşı ve toptancı hallerinde fahiş fiyat denetimleri kapsamında son bir haftada 1.674 işletme bazında 22 bin 535 ürünün denetlendiğini belirtti.

Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun gerçekleştirilen son toplantısında, 120 firmaya 3 milyon 595 bin lira idari para cezası uygulanmasına karar verildi.

Yapılan denetimler sonucunda en çok sebze meyve ile ayçicek yağı, tavuk, yumurta ve un gibi temel gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışı yapıldığı tespit edildi.

Kurul’un söz konusu denetimi ve kestiği cezalar ilk değil.

Bugüne kadar 3 bin 386 dosyayı karara bağlayarak, gıda, temizlik, hijyen ürünleri gibi temel ihtiyaç maddelerinde fahiş fiyat artışı yaptığı değerlendirilen 495 firmaya toplam olarak 15.,5 milyon TL idari para cezası uygulanmasına karar verildi.

Yüksek enflasyonun gündem olduğu dönemlerde öne çıkan bu tür haberler dahi gıda enflasyonuyla mücadele noktasında ‘yaklaşım’ açısından bize önemli ipuçları veriyor.

NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ

Önce bir tespitte bulunalım.

En basit haliyle söylememiz gerekirse…

Tarımsal üretim ve pazarlama tarafındaki orta ve uzun vadeli plansızlık ve politikasızlık “neden", gıda enflasyonu ise “sonuç”tur.

Bizler genelde hep “sonuç” üzerine odaklanıp “neden” kısmını pas geçiyoruz.

Sonucu değiştirmenin yolunun nedenleri çözümlemekten geçtiğini ısrarla ya anlamak ya da görmek istemiyoruz.

O yüzden dönemsel bazda farklı tarım ve gıda ürünleri için arz-talep-fiyat dengesizliğini yıllardır kronik şekilde konuşup duruyoruz.

Dolayısıyla üretimdeki plansızlık, desteklemelerdeki işlevselsizlik, maliyetlerdeki yönetilemezlik ve satış ve pazarlama kanallarındaki aksaklık gibi sorunlar devam ettiği sürece ‘sonuç’ pek değişmeyecektir: Gıda Enflasyonu

Hele bir de buna “pandemi” ve “olumsuz iklim koşulları” gibi 'bonus niteliğindeki meseleleri' eklediğinizde iş daha da dallanıp budaklanacaktır.

Piyasayı kontrol etmeniz bir yana, takip etmeniz bile zorlaşacaktır.

Bugün, içinde bulunduğumuz durumun özeti budur.

GIDA KOMİTESİNİN AJANDASINDA NE VAR?

İşte böyle bir konjonktürde Gıda Komitesi, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan başkanlığında toplanıyor.

Toplantıya Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ın yanı sıra; ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri de katılacak.

Covid-19 salgınıyla mücadele sürecinde, tarım ve gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışlarını önlemek amacıyla alınacak tedbirler görüşülecek.

Üretimde maliyetleri düşürecek yapısal dönüşüm adımlarıyla birlikte, kuraklık ve su kaynaklarının da masada olması bekleniyor.

Toplantıya dair genel açıklama bu yönde...

Peki böyle bir ortamda toplanacak olan Gıda Komitesi, gıda enflasyonuyla mücadele adına hangi somut önlemleri konuşacak?

Yüksek gıda fiyatlarıyla mücadele konusunda Gıda Komitesi eldeki hangi enstrümanı, nasıl kullanacak?

Tarım sektörü adına alınan bir kararın hayata geçmesi ve uygulamanın sonuçlarını, somut çıktılarını görebilmek için en az 2-3 yıllık bir süreye ihtiyaç vardır.

Dolayısıyla Gıda Komitesi’nin kısa vadede fiyatları düşürecek karar ve hamlelerinin palyatif çözümden öteye geçmeyeceği kanısındayız.

İşte o zaman da akla hemen daha önce denenen yöntemler geliyor.

Neler mi?

1- Fiyatı en çok artan 10-15 ürünle ilgili “tanzim satış noktaları” kurularak, Hazine’nin zararı üstlenmesi pahasına vatandaşa ucuz gıda tedarik etmek ve piyasadaki fiyatları suni şekilde baskılamak.

2- Tanzim satış noktalarına ek olarak Türkşeker ve Tarım Kredi Kooperatifleri gibi kurumlar üzerinden piyasaya fason ürün sunarak fiyatları frenlemek ve gübre, yem gibi bazı girdilerde çiftçiye daha makul düzeyde tedarik sağlamak.

3- Un sektörüne yönelik açılan soruşturma sonrası 34 firmaya 25 milyon lira ceza kesen ve benzer kapsamda bir soruşturmayı muz ticareti yapan 17 firma için açan Rekabet Kurumu’nun fiyatı artan diğer gıda ürünlerine yönelik sektör soruşturmalarını çeşitlendirmesi.

4- Ticaret Bakanlığının Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu vesilesiyle Türkiye genelinde gıda fiyatlarına yönelik denetimleri ve cezaları artırması.

5- Enflasyon sepetinde fiyatları artan gıda ürünleri arasında ihracata konu olanlarında ön ihracat izni gibi kısıtlamaları uygulamaya koymak.

6- Arz açığı dolayısıyla ithal edilen ürünlerde halen gümrük vergileri sıfırlanmamış olanların oranını sıfırlamak.

7- Bazı gıda ürünlerinde geçici KDV indirimi

Bunların hepsinin Gıda Komitesi toplantısında bir şekilde gündeme geleceğini düşünüyoruz.

Zira gıda enflasyonu ne zaman patlak verse ilk akla gelen ve teknik olarak uygulanması en kolay(!) yöntemler bunlar.

Uygulanıp uygulanmayacağını zaman gösterecek.

Komitede konusunun geçmesini beklediğimiz bu yaklaşımlar arasında eskiden en cazip ve kolay olanı “ithalat” idi.

Ancak geldiğimiz noktada küresel tarım emtia piyasasına bakınca artık ithalatın da kolay ve ucuz olduğu dönemin sona erdiğini görüyoruz.

Ama dediğimiz gibi bunların büyük çoğunluğu piyasa yapısını düzeltmek ve istikrara kavuşturmak bir yana, piyasadaki dengeleri daha da bozabilecek ve hasar verebilecek yaklaşım türleri.

ASIL HANGİ BAŞLIKLAR KONUŞULMALI?

Haddimize değil ama hazır toplanmışken bizce orta ve uzun vadeli, kırsaldaki gerçeklerle uyumlu politika ve stratejilerin de masaya yatırılması yerinde olur.

Ve şu sorulara yanıtlar aranabilir.

Stratejik ürünlerde yerli üretimi nasıl artırırız?

Girdi maliyetlerinde dışa bağımlılığı nasıl azaltırız?

Maliyet yönetimindeki kırılganlığı nasıl gideririz?

Üretim planlamasına yönelik olarak destekleme politikalarını nasıl daha etkin ve işlevsel hale getiririz?

TMO, Türkşeker, Tarım Kredi Kooperatifleri gibi kurumları regülasyon noktasında nasıl daha etkin ve proaktif şekilde kullanabiliriz?

Yıllardır konuşulan ve yılan hikâyesine dönen “Hal Yasası” ve “Perakende Yasası” ile "Etkin Kooperatifçilik" tarafında çalışmaları nasıl hızlandırır ve sonuçlandırırız?

Neyse bunları zaten yıllardır yazıyoruz.

Tekrara lüzum yok.

Bakalım Gıda Komitesi’nden hangi çözüm önerileri gelecek ve hangi adımlar atılacak.

Hep birlikte bekleyip görelim.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Kaynak:

https://www.bloomberght.com/yorum/irfan-donat/2273643-tarimda-deja-vu-ve-gida-komitesinin-ajandasi

 

[i] Bloomberg HT Tarım Editörü, Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun.

Haber-Yorum

Diğer Yazılar