Hikaye

İhanet - Zeynep ÖZKİŞİ

İçimdeki yenilmesi,engellenmesi imkansız öfke halimle alakam yokmuş gibi.... Vakur, gururlu olgun bir hanım duruşuyla sanki kızgın, kırgın değilmiş,dayanabiliyormuş, canım acımıyormuş, gibi, etkilenmemiş, defalarca ölmemiş gibi dimdik ayakta duruyorum.  

Karşımda ki yeni yetme sayılan, yirmili yaşların heyecanıyla yerinde duramayan, hırslı, küstah kıza baktım.sabırla, sahiplenişini kendine verilmiş değerle bir tavuskuşu edasıyla kabarışını seyrettim.Terbiyesizce sarfettiği o basit kurulmuş cümleleri dinledim. Öyle hiddetliydi ki ne yerini ne haddini biliyor bağırıyor bağırıyordu. Nefsimin ağır aşk yenilgisinden daha da bi ezilmiş, gönlüm kırılmış omuzlarımda taşıdığım yük azmış gibi birde bu deliyi kızdırma!!! Başıma sarıyorsun diyen ters bakışlarıyla ortamdaki gerginliği engellemek için gayret gösteren hayat arkadaşım...  

Bir zamanlar o adamı ne çok sevmiştim diye düşündüm.kahramanımdı, erişilmezim, kuvvet aldığım,kusursuz addettiğim korkusuz ve cesur zannettiğim erkeğim. İlk aşkım, ilk heyecanım, benim saydığım ilk hayatımdı.    

Bunu mu? dedim. Ben bunu mu? sevmişim.    

Sanki hiç ayrılmamışız gibi hala içimde yanan o aşk ateşinden geriye birşeylerin kalmış olması içimi burdu.sevdiğim fikrini hafızamdan silmek istedim. Nefret etmeliydim,görünce midem bulanmalıydı, malesef olmadı.    

Bu seferde özlediğimi düşündüm o gözlere bakınca bir annenin çocuğunu affedişi gibi hatalarını görmek istemeyen bir tavırla döndüm.  

Genç kadınsa öylece sevdiğim erkeğin yanında durmuş,oradan uzaklaşmak istiyor sabırsızlığını belli ederek bekliyordu.    

Sonuna kadar açılmış gözlerinde sanki patlamaya hazır bir volkan belirdi.Hırsından titriyordu.    

Senin sahiplenip kurumlandığın herşey benimdi dedim sessizce...Ev de, eşyalar da herşey de benim emeğim var.Ya yatağımız, bizim yatağımız ellerimle serdim bizim için getirdiği yeni çiçekli nevresimi. Biz yatmış uyumuştuk ilk kez.

Oğlumu gene bu yatakta büyüttüm. Lohusalığım.....

Aramızda yatırdık sonraları, ilk dökülen saç teli benim saçımdı yastığımda kalan.    

Sonra yastığımda senin saçlarını bulur oldum. Sen hayatımıza girdin ve o sihir yok oldu diye binlerce kez haykırmak istedim,yutkundum. Bizi sen bitirdin demeyi çok istedim ama değmeyeceğini düşündüm .ona paye vermek istemedim. İkisini son kez süzdüm ve mutsuz sonlarıyla başbaşa bırakarak yanlarından uzaklaştım.    

Tüm hatırları, değerleri bir anda tüketmeyi başarmışlardı. Uzun zaman yapılan alçaklığı hazmedemedim. Hâlâ onu deliler gibi sevdiğime, sövmek istedim. Terkedilişime, aldatılmama daha birçok şeye....      

Yedi sene dile kolay, nasıl geçtiğini bir ben, bir de Allah bilir. Senelerce azalsa da bitmeyen bir azap.      

Bakışımda ki hüznü çözemediğin, sebebini merak ettiğin ve her fırsatta içine baktığın gözlerimden bugün bir damla yaş daha süzüldü bitanem...      

Tek bir damla !... İçimdeki patlamaya hazır volkanın son habercisi, haykırmak istiyorum delicesine çığlık atmak geleceğe, geçmişe ve bugünüme...

Bir tek gözyaşı zerresi mi ? Bu kadar şeye kadir, bir anda otuz sene öncesine götürebilen...      

Seninle ilk karşılaşmamız hâlâ gözümün önünde. Kahkaha, neşe, masumiyet... Şu an hüzün dolu gözlerim henüz hüzünle tanışmamış. Öyle umut dolu pırıl pırıl ve güzel bakıyor ki hayallerini kurduğum hayata.        

Bizi dağıtan ihanetin acısından, kemiklerimin taaa içini sızlatan o acıyı tüm yaşadıklarımı anlatıyor okuduğum ağıt.        

Öyle yanıyor ki içim... İçli içli okuduğum bitmeyen serzenişi, gene ben dinliyorum.        

Bir bilseniz heryer çınlıyor şu an bir duyabilseniz söylediğim türküdeki hüznü o kadar çok ağlarsınız ki kimse sanki bir daha gülemez. Sanırım sessiz çığlık atmak bu demek.        

Oysa ben hayatta sadece seni istemiştim.        

Başım çatlıyacakmış gibi ağrıyor gene dalgalandı umut denizim ama bu sefer ki fırtına daha da beterdi.Hep bir öncesinden kötü olduğu gibi

Tıkandığımı hissediyorum hüsranla sonuçlanan ve tek bir erkeğin etrafında dönen dünyamda gene bir sevgi çıkmazı gene bitişi izliyorum.        

Benim de denizim durulacak birgün tüm fırtınaların dindiği gibi. Yıprandım, çok yoruldum. Umarım bu karanlık gecelerin de bir sabahı olur ama sanki ben gece ölecek gibiyim.          

Seni istiyorum sevmeye doyamadığım, başka kadınlarla olduğunu hissediyorum. Sonra o sessiz ağıt başlıyor, gene hüzün ve hasreti anlatan, içimde yankılanıyor ve bir tek ben dinliyorum.

Beni hep korkutmuştur gidişler.. En mutlusunda bile bir hüzün saklıdır Her kızgınlıkta sevda, her aşkta ıssız, sevilesi bir yürek parçası kaldığı gibi... Ya sevdalar neyle tamamlanır bilir misin? Ya da Koynumda dolaşan elinin verdiği hazzı... sen koca bebeğim, sen nerden bileceksin ? Benim gözlerimle hiç seyrettin mi ? Kendini... Ya da hiç sevdin mi ? Ölesiye, onsuz nefes alırken için acıdı mı ? Solurken aldığın hava ürpertti mi ? Soğukluğuyla Seni!... Sen nereden bileceksin benim gibi sevmeyi... Yağmurlar kokunu getiriyor, sen gibi kokuyor heryer, rüzgâr ismini mırıldanıyor kulağıma, şimşekler çakıyor beynimde gene uzakta atıyor yüreğim gene sen sen diye...

 

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22072450