2 Aralık 2022

kirmizilar.com

 

 

 

 

 

kirmizilar.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yasin ŞEN

Bolu’da derlenen efsane ve menkıbelerde geyikle arkadaşlık etmek, onlara yük taşıtmak, geyiklerden süt sağmak gibi metaforların çok sıklıkla işlendiğini görmekteyiz. Bununla ilgili bir hikâye Sarıkız efsanesi çerçevesinde anlatılmaktadır. Bolu’nun Mengen ilçesinde, ilçe merkeziyle Gökçesu beldesi arasında Sarıkız mevkiinde yer alan türbesinde yatan Sarıkız’la ilgili anlatılar günümüze kadar ulaşmıştır. Fakat Sarıkız’la ilgili pek fazla yazılı bir kaynak yoktur. Sarıkız ve onun efsanevî hayatıyla ilgili türbede, bir sayfaya yakın daktiloyla kaleme alınmış ve çerçevelenmiş bir sayfa vardır. Sayfanın en sonunda “Tarihçi-Yazar Mustafa Turan” imzası bulunur. Biz oradan hareketle Sarıkız hakkında anlatılanları yorumlamak istiyoruz.

Sarıkız’ın kim olduğu hakkında net bilgiler yoktur. Onun, Anadolu’ya gelen ilk Türklerin hatıralarında bir şahsiyet olduğu düşünülmektedir. Moğol akınlarıyla beraber Anadolu’nun batısına ve uç bölgelere yerleşen Türkler yoğun bir biçimde Bolu ve çevresinde yerleşmişlerdir. Büyük bir ihtimalle Sarıkız efsanesi, günümüze bu ilk yerleşen Türklerin uzak hatıralarından izler taşımaktadır.

Sarıkız’ın ailesi de Bolu’da Küçükkuz denilen bölgeye yerleşmiştir. Doğal olarak onlar da diğer Türkler boyları gibi bölgede tarım ve hayvancılıkla meşgul olmuşlardır.

Rivayet edildiğine göre Sarıkız, her sabah gün doğumunda Erenler Doruğu denilen bir yere giderek geyiklerden süt sağmaktadır. Sağdığı sütleri de fakire fukaraya dağıtmaktadır. Sarıkız özellikle kimsesiz, düşkün kişilere yardımcı olmaktadır. Babası, Sarıkız’ın her sabah çok erkenden bu şekilde ortadan kaybolduğunu fark eder. Baba bir gün Sarıkız evden çıkarken onu takip etmeye başlar. Erenler Doruğu’na geldiklerinde kızının bir geyiğin yanına giderek onu sağdığını görür. Baba, usta bir avcıdır. Silahını geyiğe doğrultup nişan alır. Bu arada geyik de durumu fark etmiş, huysuzlanmış ve Sarıkız’ın sağdığı bakraçtaki sütü dökmüştür. Bu duruma öfkelenen ve babasının kendisini takip ettiğini bilmeyen Sarıkız, “Kim bu eli kolu yanına gelesice!” diye beddua eder. Bunun üzerine babasının olduğu yerde taş kesildiğini görür. Sarıkız bu durum karşısında çok üzülür. Tam bu esnada geyik de vurularak ölmüştür.

Sarıkız bu olay üzerine çok geçmeden üzüntüsünden vefat eder. Rivayete göre ölmeden önce bu olayın yaşandığı yere defnedilmesini vasiyet etmiştir. Defnedildiği yer “Sarıkızlar” ismini ondan alır. Bu isimden bu mevkide bir Sarıkız değil de birden fazla Sarıkız olduğu düşüncesi hatıra gelmektedir.

Sonraki zamanlarda mezarın üzerinde bir türbe yapılır. Bu türbe zamanla harap olmuştur. Yakın zamanlarda yeniden yapılmıştır. Sarıkız türbesinde bugün geyik boynuzları vardır. Bu boynuzların Sarıkız’ın süt sağdığı geyiğe ait olduğu söylenmektedir.

1925 senesinde türbe, tekke, zaviye gibi yapıların kapatılması kanunu üzerine Sarıkız türbesi de kilitlenmiş ve türbeye mühür vurulmuştur. Fakat görevliler daha köyden ayrılmadan kilidin kendi kendine paramparça olduğunu ve mührün bozulduğunu fark etmişlerdir. Bu hadiseyi yazan tarihçi-yazar Mustafa Turan bunu görgü tanıklarının naklettiğini ifade etmektedir. O günden beri türbe açık tutulmaktadır. Bizim ziyaretimiz esnasında da türbe anahtarları kapının üzerinde mevcut bulunuyordu.

Sarıkız türbesi etrafında zamanla ziyaretlerin yoğunlaştığı ve halkın şifa için bu türbeyi ziyaret ettiği ifade edilmektedir. Bu durum, Bolu ve çevrelerindeki türbelerde yaygın karşılaşılan bir husustur.

Sarıkız hakkındaki bilgi ve yorumlar şimdilik bu kadar görünmektedir. Onunla ilgili internette yer alan bilgiler de türbesindeki bilgilerin tekrarından başka bir şey değildir. Sarıkız ve onun efsanelere bürülü hayatı bir insan için çok zengin çağrışımlar içermektedir. Bu da ayrıca bir yazı olarak işlenmelidir.

Yazar Hakkında:

Kırmızılar

Yazarın diğer makalelerinden: