1 Şubat 2023

 

Yazar: Prof. Drkirmizilar.com. Haluk Selvi
Yayınevi: Yeditepe Yayınevi
ISBN: 978-605-4052-62-2
Sayfa Sayısı: 222
Yayım Tarihi: 2011
Baskı: 1

Hazırlayan: Mehmet MEMİŞ, (E) Öğretmen

Milli Mücadele tarihimizin üzerinde en çok tartışılan konularından birisi, ilk işgalin ve ilk milli direnişin nerede, ne zaman ve kimler tarafından başlatıldığıdır. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasını bir başlangıç olarak kabul edenler İskenderun Dörtyol’un Köse Köyü’nde ilk kurşunun atıldığını, Genelkurmay Başkanlığı ATAŞE Başkanlığından aldıkları bir yazı ile ispatlamışlar ve “ ilk Kurşun” anıtını beldelerine dikmişlerdir. Oysa İzmir Konak Meydanımdaki Hasan Tahsin Anıtı da “ ilk Kurşun Anıtı” adını taşımaktadır. Bu tartışmanın diğer bir boyutu da ilk kurşun öncesi ya da sonrası gelişmeleri içerisine almaktadır. Yani kurşunu attıran ilk milli teşkilatın kuruluşu sorunu bugün şehirlerimiz arasında adeta bir rekabete dönüşmüştür. Aslında, Anadolu’nun her köşesinin bir mücadele öyküsü vardır. Bu öykü, her bölge için bir ilki ifade etmektedir. Girift olaylar ve girift ilişkiler içerisinde Anadolu Türkü’nün Milli Mücadele’deki “ ilk” ini bulmak araştırmacılar için gerçekten güç görünmektedir. Bu ilk psikolojisinin varlığı da tabii görülmelidir. Bu çalışma, Anadolu’nun dört bir yanında başlayan yangının hikâyesini konu edinmektedir. Edirne’den Kars’a, İskenderun’dan T rabzon ’a kadar uzanan millî direnişin hikâyesini...(Arka kapak yazısı)

****

Türk kurtuluş savaşı isimsiz kahramanlar ve bilinmeyen bir sürü destanla doludur. Bu kitap ‘Anadolu’nun dört bir yanında başlayan yangının hikâyesini konu edinmektedir. Edirne’den Kars’a, İskenderun’dan Trabzon’a kadar uzanan millî direnişin hikâyesini... ‘anlatmaktadır. Yazar Prof. Dr. Harun Selvi bilimsel bir araştırma neticesinde  kaynaklara dayanarak hazırladığı bu eser ile kurtuluş savaşımızın önemli bir bölümünü ele  alarak  kurtuluş savaşında ilkler konusunda tartışmalı konulara açıklık getirmektedir. Akıcı bir üslupla yazılan kitap zengin bir kaynakça  ve on sayfalık bir fihristle bitirilmiştir.

Kitapta, galip devletlerin Osmanlı topraklarını paylaşma hikâyesi, mütareke yılları, mitingler, ilk kurşun, Trakya’daki işgaller, Paris Konferansı, Venizelos’un rüyası, İttihat ve Terakki, İki başlı yönetim, İzmir ve Batı Anadolu’nun işgali konularında  yazılar ve ilginç hikayeler var. Yeni devletin temellerinin atıldığı ve milli uyanışın ortaya çıktığı kurtuluş savaşını her yönüyle bilmemiz bize bu günlerde yaşadığımız olayları değerlendirmemiz de de milli şuur uyanıklığı verecektir. 

 

İLK KURŞUN

Aralık ayının sonuna gelindiğinde, Türk ordusu Pozantı’ya kadar bütün Çukurova bölgesini boşalttı. O zaman Adana Vilâyeti’ne bağlı bir kaza merkezi durumundaki Dörtyol, küçük bir Anadolu kasabasının Harb-i Umumi sonundaki perişanlığını ve sessizliğini yaşıyordu. Savaş şehirde geriye yaşlılardan, kadınlardan, çocuklardan ve gazilerden oluşan bir nüfus bırakmıştı. Terhislerin başlamasıyla birlikte savaşta hayatlarım kurtarabilenler geriye dönebileceklerdi ama döndüklerinde cehennemi yaşadıkları o günleri tekrar yaşamak istemeyenler çok olacaktı. Bu yüzden onlar bir müddet sessiz kalmayı tercih edecekler ve savaşın şokunu üzerlerinden atana kadar işgallere karşı bir tepki gösteremeyeceklerdi. 

Ancak bu sessizlik uzun sürmedi, bir ay önce İskenderun ve çevresindeki şehirleri işgal eden İtilaf kuvvetleri  11 Aralık 1918’de, Dörtyol’u da işgal ettiler. İşgali gerçekleştiren Fransızlar, bu işgalde dört yüz Ermeni’den oluşan bir Fransız taburundan faydalanmışlardı. Bu işgal birliğine bağlı erler, Türklere ait on iki evi basarak eşya ve paralarını gasp etmiş, bir kadını boğazından yaralamış ve Osmanlı jandarmasını kasabadan çıkarmışlardı.

 Ermenilerin, Fransızlar desteğinde, bölgeyi işgal edeceği söylentilerinin yayılması ve bunların işgalle birlikte hakaret, gasp ve yaralama olaylarına girişmeleri Türk halkının sert tepkiler göstermesine sebep olmuştur. Kısa süre içerisinde sayılan on bini bulan, Dörtyol’a yerleştirilen Ermenilerin neler yapabilecekleri Fransızları bile tedirgin etmeye başlamıştır.

 Bu işgallere ve Adana’daki Fransız-Ermeni zulmüne son verilmesi için Osmanlı Hariciye Nezareti’ne müracaat edildiğinde ilginç cevaplar alınıyordu. Hariciye Nezareti’nin girişimde bulunmasını isteyen bir yazıya Nâzır Mustafa Reşit Paşa şu karşılığı  veriyordu: “Böyle girişimlerimiz sonuçsuz kalıyor. Devlet işlerine dış müdahale, yalnız Adana’da değil, İstanbul’da da var. Siyaset yoluyla çözümlenemediği için Meclis-i Vükela’da (Bakanlar Kurulu’nda) ya kabul ediliyor, ya da göz yumuluyor. Böyle olduğu halde, Hariciye Nezareti’nin görüşüne neden lüzum görülüyor, anlayamıyorum..."diyor! hem durumdan şikâyetçi olup hem de göreve devam etme hastalığının bir örneğini veriyordu.

 İstanbul’dan bir yardım beklemenin sonuç vermeyeceğini gören, Ermenilerin yaptığı zulümlerden ve işkencelerden bıkan Dörtyol’a bağlı Özerli Köyü halkı, Hacı Hüseyin Oğulları’ndan Emin Hoca liderliğindeki üç kişilik bir heyetle, bölgenin İngiliz Komutanlığı’na müracaat etti. Heyet, köylerinin ve çevrenin, Fransızların ve özellikle Ermenilerin zulmünden korunmasını istedi. Bunun üzerine, İngiliz Komutanlığı, Hintli Müslümanlardan oluşan bir müfrezeyi, Dörtyol’a gönderdi. Bu müfreze, asayiş ve sükûneti geçici bir zaman için sağlamayı başardı. 

Fakat bir süre sonra, Fransızlar ve Ermeniler, Özerli Köyü’ne saldırdılar ve halka hakaret ettiler, bazı evleri yağmaladılar, böylece kendilerini İngilizlere şikâyet eden köylüleri yola getireceklerini zannediyorlardı. Bu kötü tutum ve hakaretlere tahammül edemeyerek karşı koyan Özerli Köyü İhtiyar Heyeti’nden Muhtar Şeyhmuszâde (Şeyh Musazâde) Mehmet Ağa ile üye Abdülkadir Ağazâde Yusuf Ağa, elleri bağlı olarak, Fransız İşgal Komutam’nın kapısı önünde süngü ile şehit edildi. Dörtyol’un güneyinde ve yakınındaki Karakese Köyü’ne güçlü bir müfreze ile taarruz eden Fransızlar ve Ermeniler, Özerli’de işledikleri cinayetleri bu kez gerçekleştirme imkânı bulamadılar. Karakeseliler ve çevresindeki köylerin halkı, Fransızların ve Ermenilerin zulmüne uğramamak için, Dörtyol ve Özerli’ ye giden yolları taştan hazırladıkları siperlerle kapatarak, kendilerini savunmaya karar verdiler. Burada cereyan eden şiddetli bir muharebeden sonra beş-on erlerini kaybeden Fransızlar, Dörtyol’daki karargâhlarına geri çekilmek zorunda kalmışlardır (19 Aralık 1918). Dörtyol ve çevresindeki köylere ait hayvanlara zorla el koyarak götürmek isteyen Ermeni kafilesi de Turunçlu yakınında karşılarına çıkan Koca Ömer Oğlu Mehmet Çavuş (Mehmet Kara), Köse Mehmet ve bazı arkadaşları tarafından imha edilmiş, hayvanlar kurtarılmıştır. 

Dörtyollu Mehmet Çavuş (Mehmet Kara) ve müfrezesinin bu tavrı, Millî Mücadele’de düşmana karşı atılan “İlk Kurşun”un, Mondros Mütarekesi’nden elli gün sonra, burada atıldığını göstermektedir.

 Ancak bu ilk kurşunun karşılığı ağır olmuştur. Bu çarpışmaları takiben, Dörtyol’a dönen Fransız askerleri, Jandarma Komutanı Teğmen Hasan’ı, bu olaylardan sorumlu tutarak ağır şekilde yaraladılar. Dörtyol civarındaki Çaylı Köyü’nden Osman Oğlu Mustafa da Kurtkulağı Mevkii’nde şehit edildi. Bu ve benzeri haksız davranışların devamı Türk halkını direnişe şevketti. Yöre halkı, canım ve namusunu kurtarmak için, her türlü imkânını kullanarak silâh satın almaya başladı. Kara Hasan da Fransızlardan, kardeşinin intikamını almak için, Kuzuculu Köyü’nde bir teşkilât kurarak direnişe geçti. Mal ve hayvanlarını satarak silahlanan yöre gençleri de Kara Hasan’a katıldılar. Böylece, zamanla sayısı 300- 400’e varan bir millî teşkilât ortaya çıktı. Aynı direniş örgütleri Aralık 1918, Ocak ve Şubat 1919’da İskenderun ve Belen’de de oluşturulmuş, buralarda Ermeni Lejyon askerlerinin Türklere karşı yaptıkları taşkınlıklara yöre halkının aynı şekilde karşılık vermeye başlamasıyla Milli Direniş başlamıştır. Dörtyol’da atılan Milli Mücadele’nin ilk kurşunu; çeşitli cephelerde bulunan Antakya, İskenderun ve çevresindeki şehirlerin gazilerinin terhislerinden sonra daha şuurlu bir hal almıştır. 

Bölgede direnişi örgütleyen Kara Haşan, Atatürk’ün sevdiği, takdir ettiği bir çete reisi olmuştur. Zira Kara Haşan 1922 yılı Ocak ayından sonra dağlardan inmiş, köyüne çekilmiş, emrindeki katır, 58 silah, yemek kazanları, yatak ve benzeri levazımatı Dörtyol’daki askeri birliğe teslim etmiştir. Okur-yazar olmamasına rağmen, namuslu bir kurmay subayı gibi davranması, Atatürk’ün de hoşuna gitmiş ve ona hitap ederken “Paşa” diye seslenmiş, 1925-1926’da Dörtyol’da bizzat ziyareti sırasında mütevazı ve hatta yoksulluğa terk edilmişliğini görünce 25 dönüm kadar narenciye bahçesi tahsis ettirmiş, 1931 yılında da bahçesini gezerek kahvesini içmiştir. Onun anısına şu anda Dörtyol-Yeşil Beldesi’nde “Haşan Paşa İlkokulu” bulunmaktadır.

 1918 yılında Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının hemen arkasından işgale uğrayan Hatay, düşmana karşı “İlk Direniş” hareketinin başladığı yer olmasına rağmen Türkiye sınırları dışında kaldı ve anavatana ancak 1939 yılında kavuşabildi. Bunun için bazı yazarlar Hatay’ın bu durumunu “ilk işgal son kurtuluş” olarak değerlendirmektedirler.

Yazar Hakkında:

Kırmızılar

Yazarın diğer makalelerinden: