1 Ekim 2022

16. Hikmet

Vah ne yazık, nasıl eyleyim gariplikte

Gariplikte gurbet içinde kaldım ben işte.

Horasan ve Şam ile Irak'a niyet eyleyip

Garipliğin çok değerini bildim ben işte.

 

Neler gelse, görmek gerek O Hüda'dan;

Yusuf'unu ayırdılar o Ken'an'dan;

Doğduğum yer o kutlu Türkistan'dan,

Bağırıma taşı vurup geldim ben işte.

 

Gurbet değdi Mustafa gibi erenlere,

Otuz üç bin sahabe ve arkadaşlara,

Ebu Bekir, Ömer, Osman, Murtaza'a

Gurbet değdi onlara hem, söyleyeyim ben işte.

 

Gurbet değse, pişkin eyler çok hamları

Bilge eyler, hem seçkin eyler çok sıradanları

Giyer çul elbise, bulsa yer yemekleri

Onun için Türkistan'a geldim ben işte.

 

Gariblikte yüz yıl dursa, misafirdir

Tahtı, bahtı, bağları zindandır

Gariblikte kul oldu o Mahmud Sultan;

Ey arkadaşlar, gurbet içinde yandım ben işte.

 

Gariblikte Arslan Baba'm arayıp buldu;

Gördüğü sırları perde ile sarıp örttü;

Allah'a hamd olsun, gördüm,"dedi, izimi öptü;

Bu sırları görüp hayran kaldım ben işte.

 

Arzuluyum akrabalık ve dostluğa

Ulu babamın türbesi o Ak Türbe’ye,

Babamın ruhu saldı beni bu gurbete;

Hiç bilmem, nasıl kusur eyledim ben işte.

 

Kul Hoca Ahmed, söylediği Hakk'ın yadı

İşitmeyen dostlarına kalsın öğüdü

Gurbete düşüp öz şehrine döndü yine

Türkistan'da mezar olup kaldım ben

Yazar Hakkında:

Kırmızılar

Yazarın diğer makalelerinden:

Bu kategorideki Makalelerden