4 Ekim 2022

C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-1.jpg

Ali Alper Çetin

Onüçüncü yüzyıl Anadolusu, tasavvuf ve düşünce tarihimizde önemli bir aşama, bir kaynak çağıdır. Selçuklu Devletindeki taht kavgaları, savaşlar, Moğol akınları, devamlı huzursuzluk yaratmış, üstelik, Arap ve Farsça’nın devletin resmî dili oluşu, sarayla halkın arasını açmıştı.

 

Anadolu’ya, doğudan Türk göçleri oluyordu. Gelenler arasında, bilginler, şeyhler, dervişler vardı. Bunlar, huzursuz Anadolu’ya huzur getirdiklerinden söz ediyorlar, dünyanın geçici olduğu, gerçek huzurun ölümden sonra var olacağını söylüyorlardı. Çaresiz ve bitkin halk, bu düşüncelerin kolayca etkisi altında kalıyor, bunları söyleyenlerin çevresinde toplanıyorlardı. Böylelikle tasavvufî düşünceler, Anadolu’da uygun bir ortam buluyor, Doğu’nun tanınmış mutasavvıfları Anadolu’ya akın ediyorlardı. Mevlânâ Celâleddin’ler, Ahi Evran’lar, Şems-i Tebrizî’ler, Muhuyiddin-i Arabî’ler, bu çağda Anadolu’ya gelmişlerdi.

 

İşte bu günlerde, başka bir tasavvuf ulu’su da Anadolu’ya gelmiş, Kırşehir yakınlarındaki Suluca Karahüyük (Hacıbektaş) köyünde yerleşmiştir. Bu ulu kişi, hepimizin bildiği Hacı Bektaş Velî’dir. Hacı Bektaş Anadolu’nun İslamlaşma sürecine önemli katkıları bulunan “Horasan erenleri”nden dir. (Ahmed Yesevî Dergâhında yetişmiştir)

 

Kaynakların bize verdiği bilgilere göre, Hacı Bektaş Velî, 1209 yıllarına doğru Orta Asya’nın Horasan bölgesinde eski bir Türk şehri olan Nişapur’da doğmuştur. Annesinin Hatem Hatun, babası Seyyid İbrahim Sanî ve her ikisi de Türk soyundan olduğu söylenir. Onun asıl adı Mehmed Bektaş’tır. Daha çocukken üstün bilgi yetenekleriyle dikkat çekmiş, gençliğinde, devrin ulu erenlerinden Lokman Perende’nin ( Meşhur Velâyetnâme, onu Şiîliğin unvan mezhebini taşıyan Câ’fer-i Sâdık’tan Beyazid Bestâmî’nin getirdiği hırkayı giymiş olan “Lokman Perende” vasıtasıyla Hoca Ahmed Yesevîye bağlar) eğitim ve öğretim potasında pişmiş, olgunlaşmış, ünlü bilginlerle görüşmüş, sonra da kardeşi Menteş’le birlikte Anadolu’ya göçmeye karar vermişlerdir. Yolculuk uzun sürmüş, bu sırada Mehmed Bektaş, Mekke’ye giderek Hacı Bektaş olmuş. Sonunda Anadolu’ya gelmiştir.

C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-2.jpg  C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-3.jpg

O günlerde Anadolu’da, Selçuklu Devletine karşı Babaî ayaklanmaları vardır. Babaî’lerin reisi Baba İskak, Anadolu’daki bazı Oğuz boylarını kendi kerametine inandırarak, Selçuklu Sultanı II.Keyhüsrev’e karşı ayaklandırmıştır. Güçlükle bastırılan bu ayaklanmadan sonra Türkmen oymakları ezik ve bitik, Anadolu yaylalarında kümeleşmişlerdir. Bu ortam içinde Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş, Suluca Karahüyük’e (Hacıbektaş) yerleşmiş, bu köyün ileri gelenlerinden yaşlı bir Türkmen hocası olan İdris Hoca’ya konuk olmuştur.

 

Hacı Bektaş, Suluca Karahüyük (Hacıbektaş) ve çevresindeki hor görülen, ezilen Türkmen müridlerini Tanrı yoluna irşada başlamış, onlara iyiyi ve güzeli, doğruyu ve gerçeği, dostluğu ve kardeşliği telkin etmiştir. Kısa sürede, konuk olduğu İdris Hoca’nın evi, sayısız ziyaretçilerle dolup taşmaya başlamış, Hacı Bektaş’ın hizmetinde bulunan İdris Hoca’nın karısı Kadıncık Ana’da konuklarını ağırlamak için gecesini gündüzüne katmıştır. Derken, Hacı Bektaş’ın söhreti tüm Anadolu’ya yayılmış, Suluca Karahüyük, inanan ve seven gönüllerin harman olduğu, savrulup elendiği, yıkanıp durulandığı bir (erenler yurdu) olmuştur. Ona bağlı Türkmenler'e, Bektâşî denilmiştir.

 

Hacı Bektaş’ın bundan sonraki hayatı çeşitli söylentiler ile doludur. Onun sözleri, sohbetleri, uyarıları olağanüstü olaylarla örülmüş, Hacı Bektaş’a çeşitli kerametler izafe edilmiştir. Bu söz ve sohbetler, çevresindeki müridleri tarafından derlenerek. Hacı Bektaş’a ait (Makalât) ve (Fevaid) adlı iki eser meydana getirilmiştir. Bu iki eserden ayrı olarak, Hacı Bektaş’ın (Şathiye) adlı

C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-4.jpg           C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-5.png                                                       

 

Türkçe manzum bir eseri daha olduğu söylenmektedir. Hacı Bektaş’ın ölümünden çok sonra, Bektâşîlerce hazırlanan ve bir destan havası içinde Hacı Bektaş Velî’nin menkıbelerinden bahseden (Velâyetnâme) adlı eser çok meşhurdur.

 

Hacı Bektaş, fikir yapısı içinde, halka inen, halkla halk diliyle söyleşen, onun törelerine saygı duyan, olgun bir sofîdir. Kendisinden çok önceleri Türkistan’da yaşayan mutasavvıf Ahmet Yesevî de öyle yapmış,  Hoca Yesevî’nin (Divân-ı Hikmet) adlı manzum eseri gibi Türkçe yazarak, halkı kendi öz diliyle uyarmıştır.

 

Hacı Bektaş, savaşı dostlukla karşılamış, dostluğu kardeşlikle bir tutmuştur. Gerçek aşka, Tanrı’nın dostluğuna, Tanrı’dan korkarak değil, Tanrı’yı doyumsuz bir sevgi, arındırılmış bir yürekle severek ulaşmayı amaç bilmiştir. (Bu sevgi insanın özündedir. Önce insan kendisini bilmeli, karşısındakini de sevmelidir) der. Ve yine: (Sürekli olarak mutluluk istiyorsan, herkesle dost ol, kimseye kin ve haset besleme) diye uyarır. Hacı Bektaş’a ait olduğu söylenen bir şiirde bu fikirler şöyle dile getiriliyor:

 

Dervişlik hırkada, taçda değildir,

Hararet nardadır, saçda değildir

Her ne ararisen kendinde ara

Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir.

                      *

Sakın bir kimsenin gönlünü yıkma

Gerçek erenlerin sözünden çıkma

Eğer insanisen ölmezsin korkma

Âşığı kurt yemez, uc’da değildir

 

C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-6.jpg                    C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-8.png

Hacı Bektaş Velî, yaklaşık, 1271 yılında, Suluca Karahüyük’te (Hacıbektaş) ölmüş, mezarı üzerine bir türbe yaptırılmıştır. Türbe, Orhan Gazi tarafından 1338 yılında basit yapı olarak, “Çile Damı”na eklenmiştir. Hacı Bektaş Velî türbesi bugünkü şekliyle, sekizgen bir zemin üzerinde, Murat (Hüdavendigar) döneminde Hacı Bektaş Velî’nin oğlu Seyid Ali Sultan tarafından 1385 yılında yeniden yaptırılmıştır. 1485-86 yılında II.Beyazıt  tarafından türbenin çevresi tanzim edilmiş, Külliye 1869-70 yıllarında Osmanlı Sultanı Abdülaziz döneminde, Hacı Bektâş Velî’nin postişini (tarikat şeyhi) Ali Celâleddin Çelebi tarafından onarılmıştır.

 

Nevşehir ilimize bağlı Hacıbektaş ilçesindeki Hacı Bektaş Dergâhı 1960’lı yıllarda onarılmış, 1964 yılında müze olarak düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır. Müzede Bektâşîlikle ilgili sanat eserleri sergilenmektedir.   

 

Hacı Bektaş Velî, Anadolu Türk uluları arasındaki seçkin bir yer alır. Ortaya koyduğu öğreti yöntemleriyle Alevî-Bektaşî Tarîkatı ile Sünni İslam'ı da bir hayli derinden etkilemiş olan bir şahsiyettir.

 

Onu sayan ve sevenleri, izini izleyen, düşüncelerini benimseyenler, ölümünden sonra Bektaşîlik tarîkatını kurarak, Hacı Bektaşî pîr edinmişlerdir. Bundan sonra, Suluca Karahüyük Köyü, Hacıbektaş adını almış, türbe çevresindeki Bektaşî Dergâhı, ek yapılarla büyütülmüştür.

 

Bektâşîlik, yüzyıllar boyunca inançları etkilemiş, Anadolu ve Anadolu dışına taşmıştır. Türk kültürü ile yoğrulan, özel töreleri olan Bektâşîliğin Türk dilinin gelişmesi ve işlenmesi alanındaki hizmetleri de büyüktür. Tasavvufî bir inancı sürdüren, bağnazlıktan uzak Bektaşî edebiyatı ise, hikâye ve fıkralarıyla halk edebiyatımızın orijinal ve gür bir kaynağını teşkil eder.

 

C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-10.jpg       C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-9.jpg

 

1273 yılında, öldüğü kesin olan Mevlânâ Celâleddin Rumî ile çağdaştır. Bu çağdaşlığı zaten Mevlevî kaynakları ortaya koymaktadır. Bu iki ulu kişinin arasında güçlü bir bağlantı olduğu göstermektedir. Hacı Bektaş Velî, Anadolu'yu Türkleştiren Türkmen gücünün hayatına şekil veren bir halk lideridir. Hacı Bektaş Velî kendisinin de bağlı olduğu "Ahilik Teşkilâtı" ile,  Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrinde Anadolu'da sosyal yapının gelişmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. 1263-1264 tarihlerinde Anadolu'dan Kırım'a geçen Alevi Türkmenler'in başında bulunan Sarı Saltuk, Taptuk Emre, Yunus Emre gibi uluların mürşididir (öğretmeni).

Sözlerimi, İmtiyaz Sahipliğini yaptığım “Çukurova Lobisi” dergisinin “Âşık İmami Özel Sayısı”n da; Âşık İmami’nin çok güzel bir şiiri, ağıdı ve feryadı ile noktalıyorum:

 

                                                    

C:\Users\alialpercetin\Desktop\HACI BEKTAŞ VELÎ\Hacı Bektaş-7.jpg

Cümleniz Âdem’in evlâdı ise                                                        

Alevi de benim, Sünni de benim

Ali Muhammed’in damadı ise

Alevi de benim, Sünni de benim

 

Hünkâr Hacı Bektaş Velî bendedir

Yunus Mevlâna’nın yolu bendedir

Muhammed bendedir Ali bendedir

Alevi de benim Sünni de benim

 

Elestüde ahdı eman eyledim

Nice yıldır devri zaman eyledim

İmami’yem Hak’ka iman eyledim

Alevi de benim, Sünni de benim

 

İmami türküsüz geçmiyor günüm

Sevdadır mezhebim, sevgidir dinim

Alevi de benim Sünni de benim

Bu türküler bir gün öldürür beni

 

KAYNAKLAR

Mehmet Önder: Anadolu’yu Aydınlatanlar, Başbakanlık Vakıflar Genel

Müdürlüğü Yayınları, 1998 Ankara

Çukurova Lobisi Yıl:4 2012 Âşık İmami Özel Sayısı

Dr.Halil Atılgan-Çukurova Lobisi Yıl:4 2012 Âşık İmami Özel Sayısı

www.cukurovader.org.tr

www.hacibektas.bel.tr

w3.gazi.edu.tr/~ertan/hbveli.htm

 

* Dip not: Bazı kaynaklar (tarihçi),  güvenilir bulunmadığı için dikkate alınmamıştır.

Yazar Hakkında:

Ali Alper ÇETİN

Ali Alper ÇETİN

Ali Alper ÇETİN

1955 yılında Ceyhan’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ceyhan’da tamamladı. 1980 yılında Çukurova Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makina bölümünü başarı ile bitirerek Makina Mühendisi unvanını aldı. Devlet Lisan Okulu İngilizce bölümünden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü “İşletme Yönetimi” dalında Yüksek Lisansını tamamladı. Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) İşletme Yönetimi eğitimi alarak kariyer yaptı.

Memuriyete 1980 yılında Orman Bakanlığı Ankara Merkez Atölyesinde Atölye Şefi olarak başladı. Makina İşletme Şefi iken 1982 yılında DSİ Genel Müdürlüğüne intisap etti. 1983 yılında Isparta da askerlik görevini ifa etti. DSİ Genel Müdürlüğünde Mühendis, Kısım Şefi, Başmühendis, Şube Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Halen DSİ Genel Müdürlüğü Makina, İmalat ve Donatım Dairesi Başkanlığında Daire Başkan Yardımcısı olarak görevini sürdürmektedir.

Birçok konuda mesleği eğitimlere katıldı. Türk Tarımı, Çevre ve Erozyon, Mühendislik Hizmetleri, İçmesuyu, Yerel Yönetimler konusunda araştırmalar yaptı. Fransa’ da İçmesuyu ekipmanları ve Çelik konusunda teknik incelemelerde bulundu. Avusturya’da İş Makinaları ile eğitime katıldı.

Mesleki konularda yayımlanmış çok sayıda teknik makaleleri mevcuttur. Kültür Sanat, sosyal, güncel makaleler yazmaya devam etmektedir. Bölge gazetelerinde köşe yazarlığı yaparak birikimini okuyucularla paylaştı. Sivil Toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Çukurova’nın ( Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye) problemleri konusunda projeler geliştirdi, çözüm önerileri getirdi. Çukurova’nın birlik ve beraberliği için büyük katkılar koydu. Sivil Toplumda “ Sivil İnisiyatif” in gelişmesinde etkin rol oynadı.

TMMOB Makine Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 11.Dönem (1988-1990) Yönetim Kurulu Sekreteri

TSE Makina Hazırlık Grubunda Raportörlük

TSE Özel Standartlar Hazırlık Grubu Daimi Komite Üyeliği

TSE Ambalaj Özel Daimi Komitesi Üyeliği

TSE Şehir İçi Yollar ve Kavşaklar Özel Daimi Komite Üyeliği

TÜRK KAMUSEN TÜRK ENERJİ-SEN 11 No’ lu Şube Başkanı

TÜRK KAMUSEN TÜRK ENERJİ-SEN Kurucu Üye ve Eğitim Genel Sekreteri

BASK Bağımsız Enerji –Sen Kurucu Üye ve Teşkilatlandırma Genel Sekreteri

Mühendislik Odalarında  “Meslekte Birlik ‘’ Kurucusu

KOSGEB Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Başkanlığı Kanunun hazırlanması ve etkin rol

SMMH Serbest Mühendislik Hizmetleri Yönetmenliği ve Tüzüğünün hazırlanmasında etkin katkı

Büyükşehir Belediyelerinde ilk Proje-Vize’yi başlatmanın öncüsü

Ceyhan Kültür Yardımlaşma Derneği Kurucu Başkanı (1991-1995)

Gıcık Dergisi ve Makina Bülteni Kurucusu, imtiyaz sahibi

Çukurovalılar Derneği Genel Başkanı (2008-2013)

Çukurovalılar Derneği Onursal Başkanı ( 2013- Halen)

DSİ Yayın Kurulu Üyeliği (2015- Halen )

Çukurova Lobisi Dergisi Kurucusu (Aylık, Bölgesel süreli-yayın ) imtiyaz sahibi gibi görevleri üstlendi.

Sayın Çetin; Sivil Toplum Kuruluşlarındaki hizmetleri ile Ülkemizin ve bölgemizin problemlerini kamuoyuna taşıyarak çözüm önerileri geliştirdi. KOSGEB-Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Başkanlığının kuruluş kanunun hazırlanması ve kuruluş çalışmalarında çok etkin rol oynadı. SMMH Serbest Mühendislik Müşavirlik Hizmetleri Kanuna büyük katkı koyarak, Türk Sanayine hatırı sayılır önemli hizmetler yaptı. Büyükşehir Belediyelerinde Proje-Vize uygulamasının öncüsü oldu.

Sayın Çetin, İngilizce bilmekte olup, evli 2 çocuk babasıdır.

 

 

 

Bu kategorideki Makalelerden