19 Ağustos 2022

kirmizilar.com

 

Ayvaz GÖKDEMİR

“…..Azerbaycan’ı Müslüman Türklerin vatanı yapan irade, kudret, iman ve kanla Anadolu ve Rumeli’yi Türkiye yapan irade, kudret, iman ve kan aynıdır da onun için! Malazgirt ufkuna Azerbaycan’dan aktık da onun için! Azerbaycan’da beyimiz Kutalmış, Anadolu’da onun oğlu Süleyman’dı da onun için! Alparslan, Melikşah, hem orada, hem burada sultanımızdı da onun için! XV. Asra kadar Türkçe’yi aynı şive ile konuşurduk da onun için! Hasanoğlu, Kadı Burhaneddin, Darir, Nesimi, Habibi, Hataı, Fuzuli, hala hem onların hem bizim şairlerimizdir de onun için! Korkut Ata-Dede Korkut duası, hem o topraklara, hem bu topraklara saçılmıştır da onun için! Köroğlu- Ayvaz destanı, Hazar kıyılarından Avrupa ortalarına kadar bütün Türk yurtlarında aynı heyecanla kol kol anlatılır ve dinlenir de onun için! Bugün de aynı dili konuşup anlaşabiliyoruz da onun için! Aras, Bingöl dağlarından doğar, Hazar’a dökülür de onun için!”

20 Ocak 1990 Bakü Katliamı münasebetiyle merhum Ayvaz GÖKDEMİR Ağabeyimizin katliamdan 6 gün sonra bu katliam vesilesiyle Nevşehir’de yaptığı konuşmayı nazarlarınıza takdim ediyoruz:

“Azerbaycan’a Türk yerleşmesinin tarihi, M.Ö VII. Asra kadar uzanır. M.S IV-V. Asırlarda yoğunlaşarak devam eder. V-VI. Asırlarda bu ülkeye ‘Hazarlar Ülkesi’ dedirtecek seviyeye ulaşır. Azerbaycan’ın bütünüyle ve ebediyen bir Türk ülkesi olması ise XI. Asırda Selçuklularladır.

Selçuklu Çağrı Bey’in Azerbaycan’a ilk girişi 1015’tedir. Daha sonra Azerbaycan fethine Selçuklu hanedanından Kutalmış Bey ile Çağrı Bey’in oğlu Yakuti Bey memur edilmişlerdir. Tuğrul Bey’in Azerbaycan’a girişi 1062’dedir ve Anadolu akınları bu tarihten başlayarak Azerbaycan’da planlanmıştır.

Alparslan’ın Azerbaycan’a gelişi ve Kars’ı fethedişi 1064’tedir. Malazgirt zaferi ile Anadolu kapılarının Türk’e açılması ise 1071’dedir. Bu tarihten itibaren Anadolu fethine memur edilip 1075’te İznik’i başşehir yaparak ebedi Türkiye Devleti’ni kuran ve bu devletin ilk başkanı olan büyük Türk de Kutalmış’ın oğlu Süleyman Şah’tır.

Şimdi, Türkiye Türkleri kimdir, Azerbaycan Türkleri Kimdir? Türkiye Cumhuriyeti hangi devlettir, Azerbaycan Cumhuriyeti hangi devlettir? Bütün Türkiye Bakü’ye, Azerbaycan’a niçin ağlar?

İngiltere’nin Falkland Adaları’na alâkasına benzemez bu bağlılık! ABD’nin Vietnam veya Panama’ya alâkasına da benzemez!

Ustaclu, Şamlu, Tekelü, Baharlu, Dulkadırlı, Avşar, Rumlu, Kavanlu, Kaçar, Varsak, Hamuslu, Musullu, Kırklu, Bayat, Esperlü, Beğdili, Kazak, Alpavut ve diğer Oğuz oymak boyları, hem o toprakları, hem bu toprakları, kanları, imanları, alın terleri ve gözyaşları ile sulayarak aynı zaman dilimi içinde vatan yapmışlardır.

Osmanlı hâkimiyetinde de zaman zaman aynı siyasi birlik içinde bulunmuşuzdur. Mezarı Diyarbakır’da bulunan ‘Kafkasya Fatihi’ Özdemiroğlu Osman Paşa, Kuzey Azerbaycan beylerbeyi olarak Bakü’de oturdu. Hazar Denizi’nde, bir oramiralin kumanda ettiği Osmanlı Hazar Filo’su dolaşırdı. Bakü’deki tarihi “Murat Kapısı”, Sultan III. Murad’ın şerefine adanmıştır. 1918’de IX. Türk Ordusu Bakü’de idi. O sayede 28 Mayıs 1918’de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti kuruldu ve Türkçe resmi dil ilan edildi. Bugün yeniden dalgalandırılan bayrak, bu devletin bayrağı idi. Mavi-Kırmızı-Yeşil renkler Ziya Gökalp’in “Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak” formülünü ifade etmek üzere seçilmişti. Ne yazık ki I. Dünya Harbi Türklüğün felaketi olduğu için bu devlet de uzun ömürlü olamadı ve Kızılordu, 28 Nisan 1920’de Bakü’ye girerek Rus hâkimiyetini yeniden kurdu.

Bütün milletler gibi onlar da kendi vatanlarında hür yaşamak ve 160 senedir mahrum edildikleri nimetlerden yararlanmak istiyorlar. Bakü’nün petrolü, Gence’nin bakırı, Karabağ’ın kurşun ve gümüşü Azerbaycan da imar edilsin diyorlar.

İşte bu esnada mel’un ve menhus Ermeni devreye giriyor ve Karabağ’ı istiyor. Azerbaycan Türk’ü ata yurdu, öz vatanı Karabağ’dan nasıl vazgeçsin? Gayet tabii, “Olmaz!” diyorlar ve Ermeni-Azeri çatışması denen olay başlıyor. 200.000’den fazla Azerbaycan Türk’ü, Karabağ’dan ve Ermenistan’dan göçe zorlanıyor, Azerbaycan’da kardeşlerini bağrına basıyor. Tıpkı bizim Bulgaristan’dan Türkiye’ye sığınanları bağrımıza bastığımız gibi. Azerbaycan, bir yandan da Ermeni ihtiraslarının ve toprak taleplerinin karşısına dikiliyor. Dikilmesin mi? “Alın sizin olsun!” mu desin? Ermeni Karabağ’ı almakla duracak mıdır? Ermenistan’dan Türkleri sürmekle yetinecek midir?

İşte Ermeni-Azeri çatışması denen olay budur.

Şimdi, ABD’nin ve Avrupa Topluluğu’nun açık, şartsız ve kesin desteğinde Kızıl Ordu güya çatışmayı önlemek rolüyle Bakü’ye giriyor… Biz bu hain ve kanlı suratı tanıyoruz: Bu surat emperyalist ve muhteris çarların suratıdır! Bu surat, sahtekâr Lenin’in şeytan suratıdır! Bu surat, insan kasabı Stalin’in katil suratıdır! Bay Bush’un ve Mösyö Delors’un, İrlanda’dan Türk soykırımına fetva veren Avrupa Topluluğu üyelerinin kanı donmuş utanmaz yüzlerini de tanıyoruz. Bunlar Türkiye’ye yönelik Ermeni terörüne arka çıkanlardır! Bunlar, “Ermeni Karar Tasarısı” ile Türkiye’yi “mücrim” ilan etmek isteyenlerdir! Bunlar, 1920’lerde Türkiye’ye Sevr’i kader olarak biçen ve Türk milletine manda idaresini reva görenlerdir! Bunlar, Türkiye’yi Ortak Pazar’ın eşiğinde bırakanlardır! Bunlar, Kıbrıs’ta Türk milletini bir oldu-bittiye getirmek isteyenlerdir! Bunlar PKK’yı kışkırtanlardır! Bunlar, Iraktan sığman bağrımıza bastığımız insanlara en küçük yardım yapmadan, uzaktan meccani ilan-ı  aşk edenlerdir! Bunlar, insan hakları adına ikide birde Türkiye’yi teftişe yeltenenlerdir! Bunlar tarih boyunca Türk’e asla yüreği acımamış olanlardır!

Bugünkü tutum ve davranışları, bizim için şaşırtıcı değil, fakat insanlık adına yüz kızartıcıdır.

Ermenistan, Türk toprağında zorla var edilmiş sun’i bir devlettir. 1920’lerde sürdükleri ve öldürdükleri Azerbaycan Türk’lerinin sayısı yetmedi mi?

Türkiye’nin ilgisine gelince, önce insanidir. Sonra, bu olaylar sınırımızda ve kardeş bir topluluk üzerinde cereyan ediyor. Onlarla soy, kan, din, tarih, kültür ve asrın başında tesis edilmiş akdi bağlarımız söz konusudur…

Öte yandan şuna inanınız ki, Azerbaycan Türk’ü şu anda yalnız kendisi için değil, Türkiye içinde bir bedel ödemektedir… Çünkü Ermeni ihtiraslarının asıl hedefi Türkiye’dir. ABD Senatosu’ndaki karar tasarısı, Türk Diplomatlarına ve vatandaşlarına yönelik hunhar Ermeni terörü, bugün PKK içindeki Ermeni unsurlar, bunun açık ve anlaşılır delilleri değil midir? Bu ihtiras her defasında, baş verdiği yerde söndürülmedikçe, Türkiye’nin başını çok ağrıtır.

Yalnız, tek taraflı iyi niyet, sabır, tahammül ve gayretle bu iyi komşuluk ilişkileri kurulamaz, yürütülemez.

Biz millet olarak Azerbaycanlı kardeşlerimizle bu kadar özü özüne bağlı iken/ orada olup bitenler Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı ile bu kadar yakından ilgili iken, devletimiz ve siyasilerimiz, “Azerbaycan’dan bize ne!” diyemezler.

Bu davanın davacısı olmak, Türkiye için bir insanlık, kardeşlik ve şeref borcudur. Türkiye’ye şerefi pahasına her hangi bir sonucu kimse kabul ettiremez! Ay yıldızlı bayrak, yeryüzündeki bütün Türklerin ümit ve ilham kaynağıdır. Bu ümidi söndürmeye kimsenin gücü yetmez!

Fuzuli’nin heykeli, Kızıl Ordu’dan güçlüdür; inanınız! Denizi Hazar, gölü Gökçe Göl, doruğu Bazardüzü, ırmağı Kür, Aras olan uğrunda tarih boyunca olduğu gibi bugünde can feda edebilecek civanlar yetiştirmiş 1000 yıllık Türk yurdu Azerbaycan, zincirlerini mutlaka kıracaktır! Vatan için ölmesini bilenler, o vatanda hür, müstakil, mes’ut ve müreffeh yaşamaya elbette lâyıktırlar!”…

[i] Merhum Büyüğümüz Ayvaz GÖKDEMİR’in 20 Ocak 1990 Bakü katliamı sebebiyle Türk Ocakları Genel Merkezi’nde yapmış olduğu konuşmadan alınmıştır.

Yazar Hakkında:

Kırmızılar

Yazarın diğer makalelerinden: