Türk’ün Mektebi Türkü Mektebi

“Türk’ün Mektebi Türkü Mektebi” Prof. Dr. Cemal Kurnaz Bey’in yeni kitabının adı.
Kitabı Sevgili, Bu Sevda Ne Sevdadır, Yaman Ayrılık, Oğlan, Kız, Gelin, Dağlar Dağlar gibi bölümlere ayırmış Cemal Bey.
“Bana türküleri öğreten ilk kişi Ahmet Hamdi Tanpınar oldu. Onun türkülerle ilgili değerlendirmeleri ufkumu açtı” diye başlamış, “Fethi Gemuhluoğlu’nun yazısı ise türkülere olan inancımı pekiştirdi… Nevzat Kösoğlu’nun Türk kimliğini türkü kimliğiyle açıklayan görüşleri, düşüncelerimi netleştirdi.” diye devam etmiş.
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Türküler Dolusu şiirini koymuş kitabın başına.
Türkülerimiz beşikten mezaradır bizim. Ninniden ağıtadır, sevdayadır, gurbetedir, hüznedir, neşeyedir, öteleredir. Arif Nihat Asya “bizi etrafında toplamaya bir sigara tablası da yeter” demişti ya, türküler de öyle. Altına sığındığımız göğümüz, elini tuttuğumuz yoldaşımız.
“El zanneder türkü dinlerim, aslında Türk’ü dinlerim. Türküler millet korosudur.” Muzaffer Sarısözen de “Milli birliğimiz bağlamanın telleri arasındadır” demiş.
İki gün önce, 23 0cak Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın vefat tarihi yıldönümü idi. Eskişehir’in ilçesi Sivrihisar’da doğmuştu. “Bizi yüzyıllar ötesinden gelen bir sevgi ve heyecanla birleştiren türkülerimiz -oyunlarımızla birlikte- bütün gönülleri birbirine kenetleyen en kuvvetli dil” diye ifade etmiş Sevgi ve İlim kitabında.
“Dinle sana bir nasihat edeyim,
Hatırdan gönülden geçici olma”
ya da
Gafil gezme şaşkın, bir gün ölürsün,
Dünya kadar malın olsa ne fayda” diyen öğretici türkülerimiz var.
Bazen de şaşırtır ve sorar,
“Kerpiç kerpiç üstüne” Bu tamam, ardından soru; “Bu kerpicin aslı ne?”
Türkülerde beden dili de olurmuş;
“Cihan da bilir benim sana yandığım,
Elleri koynunda garip kaldığım”
“Elif kaşlarını çatar,
Gamzesi sineme batar.”
..
Durup durup yar göğsünü geçirir,
Yoksa bugün ayrılığın günü mü?”
Arapça’da bir vecize varmış; “Şiirin en güzeli en yalan olanıdır.” Bunu ben yeni duydum. Fuzuli’nin “Aldanma ki şair sözü elbette yalandır” mısraının temeli o vecize imiş. Türkülerde de bu varmış;
“Ben güzelden böyle vefa ummazdım,
Ak göğsün üstüne kondurdu beni.” gibi. “
“Karacaoğlan’ın bu tür beyanlarını gerçek kabul edersek Torosları her çeşme başında bir hurinin beklediği bir cennet olarak tasavvur etmek gerekir” diye not düşmüş kitaba.
Kitabın her sayfasında türkülerimizden bölümler var, ne güzel de türkülerimiz var elbette.
“Sen yaylaya çıkmazsan,
Dağlar çiçek açar mı?”
..
Eli elime değdi de
Hem ben yandım hem kendi.”
Sen zülfün gölgesinde,
Ben yandım güne karşı.”
“İkimiz bir ataşta,
Ben yanarım o yanmaz.”
..
Yüzünde göz izi var,
Sana kim baktı yârim?”
Nefesin gül kokuyor,
İçerin bahçe midir?”
..
“Gönül bir tel ibrişim,
Dolaşmış açamadım.”
Nevzat Kösoğlu Ağabey “Birlikte türkü söyleyebildiklerim benim milliyetimdendir” demişti.
Vefat edenlere rahmetlerle…
(Türk’ün Mektebi Türkü Mektebi- Prof. Dr. Cemal Kurnaz)
Yazar
Mehmet Ali KALKAN

Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde ... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen