14 Ağustos 2022

Turgut GÜLER

Her mesleğin bir pîri veya kurucusu var. “Münâfıklık” mesleğinin kaynağında duran zât da Abdullah İbn Sebe’. O, sâdece münâfıklığın değil, Râfizîliğin de bânisidir. Müslümanlar arasına ilk fitne tohumlarını eken, târîh boyunca milyonlarca Müslümanın akan kanına vesîle olan Sebe’, bir Yahûdî dönmesidir. Hz. Osman zamânında Yemen tarafından Medine’ye gelip Müslüman olduğu söylenir.

Hz. Osman’ın yakınında bulunmak isteyen Abdullah İbn Sebe’, fesâd çıkaracağı anlaşıldığından Medîne dışına tard edildi. Mısır’a giden münâfıkbaşı, câhil topluluklar arasında İslâm Halifesi (Hz. Osman)’ni kötülemeye başladı. Eshâb hakkında ileri-geri lâflar söyleyen, kardeşi kardeşe düşüren Sebe’, Mısır’da da fazla kalamadı. Oradan Kûfe’ye geçti. Kûfe’de Hz. Ali’ye yaltaklanma teşebbüslerinde bulundu. Hattâ ona:

“-Sen ilâhsın!”

dedi. Hz. Ali de Sebe’yi Medâyîn’e sürdü. Dördüncü İslâm Halîfesi (Hz. Ali)’nin şehâdeti üzerine:

“- 0, ölmedi. Bulutlara yerleşti. Şimşek, yıldırım onun emri ile olmaktadır.”

herzelerini savurdu. Daha nice düzme söz ile câhil insanları aldatıp Müslümanları parçalamaya, içeriden yıkmaya çalıştı.

Bâzı islâmî kaynakların tesbîtine göre, Abdullah İbn Sebe’, târîhî bir şahsiyet değildir. O; kötülük, fitne, hîle, desîse, fesâd ehlinin sembolleşmiş ve bütün bu seyyiât rütbelerini omzuna yapıştırmış hayâlî bir şahsiyetidir.

Yaşasın veya yaşamasın, netîce pek değişmiyor. Çünkü Sebe’ye atfedilen kötülük aşıları, maalesef büyük ölçüde tutmuş görünüyor. Daha Hulefâ-yı Râşidîn Dönemi’nden başlayarak, İslâm vücûdundan hacamatla kan alan bu zihniyetin, aslâ hakîkate ihtiyâcı yoktur. Bu yüzen, Abdullah İbn Sebe’nin hayat hikâyesinde, sübût bulacak deliller aramak, en azından münâfıkça bir arzûya boyun eğmektir.

Bugün içine düşürüldüğümüz dağdağanın, elbette pek çok vâr oluş sebebi bulunuyor. Ama nüansları kaldırıp da bunları sepete doldurmaya başladığımızda, hepsinin “münâfık” boyalı ve damgalı olduğunu görüyoruz.

Taşlıcalı Yahyâ, Şehzâde Mustafa cinâyeti üzerine kurduğu kelime katarına:

“Meded! Meded! Bu Cihân’ın yıkıldı bir yânı!

Ecel celâlîleri aldı Mustafa Hân’ı!”           

feryâdını lokomotif yaparken, tren bacasından çıkan dumanın, “münâfık” ve “Sebe’” yazdığını görüyordu. Aynı kara, uğursuz duman, asırlar süren bir mâcerânın ardından Selânîk üzerine ağacaktır. Selânik şehrinin serencâmı, biraz da Türk milletinin hoşgörü bahtsızlığının hikâyesidir.

 

Yazar Hakkında:

Esat ARSLAN

Esat Arslan, İstanbul’da 15 Nisan 1947 tarihinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da; yükseköğrenimini Ankara’da tamamlayan Esat Arslan, Savunma Bilimleri, Kamu Yönetimi dallarında yüksek lisans; Türkiye Cumhuriyeti Tarihi dalında doktorasını ise Ankara Üniversitesinde yaptı. Şam Büyükelçiliği nezdinde askerî ataşelik görevinde de bulunan Esat Arslan, Türkiye’ye döndükten sonra doçent oldu.

1997-2005 yılları arasında Bilkent Üniversitesinde, Türkiye Cumhuriyet Tarihi Koordinatörlüğü görevini yürüten Prof. Dr. Esat Arslan; 29 Mart 2000 tarihinde “Türkiye Cumhuriyeti Devlet Övünç Madalyası” ile ödüllendirildi. Ayrıca kendisine, Türkiye–Ermenistan ilişkilerine yapmış olduğu katkılardan dolayı, Avrasya Araştırmalar Merkezi (ASAM) nin bünyesindeki Ermeni Araştırmalar Enstitüsü tarafından «2002 Yılı Özel Ödülü» verildi. 2005 yılında Çağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde göreve başlayan Esat Arslan, 2012 yılına kadar Bölüm Başkanlığı yaptı. 2010-2015 yılları arasında BM nezdinde Uluslararası Askeri Tarih Komisyonu Yürütme Kurulu üyeliği de yapan Esat Arslan, halen Türk Askeri Tarih Komisyonu Genel Kurulu Üyeliğini yapmaktadır. Bu komisyonun üyesi olarak ülkemizi, Güney Afrika, Brezilya, İspanya, İtalya, Portekiz, Bulgaristan ve Çin’de temsil etmiştir. Sekiz kitabı bulunan Esat Arslan 2002-2012 yılları arasında, TBMM Tarih Araştırma Grubu üyeliği sırasında yazmış olduğu 1852 sayfalık üç cilt halindeki «XVI. Dönem Parlamento Tarihi» adlı eseri 2013 Aralık ayında TBMM Meclis Başkanlığı tarafından yayınlanmıştır.

Suriye Devlet Arşivleri, İran Dışişleri Bakanlığı Belgeler Arşivi, Washington Ulusal Arşiv Dairesi ve Amerikan Kongre Kütüphanesinde araştırmalar yapan, Prof. Dr. Esat Arslan, SKYTURK televizyonunda dış politika yorumculuğu ATA Tv. de, ART televizyonlarında her hafta yayınlanan “Bakış Açısı” ve “Vizyoner” programlarının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlenmiştir.

Prof. Dr. Esat Arslan iyi derecede İngilizce, Arapça, orta derecede Farsça, İspanyolca, Makedonca ve uzmanlık seviyesinde Osmanlıca bilmektedir.”

 

Yazarın diğer makalelerinden: