Konuk Yazarlar

Mehmet DEMİRCİ

Ankara Milli Kütüphane müdürü Müjgan Cunbur Hanımefendi’nin bir hatırasından söz edeceğim. Konuyu ilk olarak Yavuz Bülent Bakiler Üsküp’ten Kosova’ya adlı kitabında yazdı, oradan da A. Yağmur Tunalı “Gittiler” kitabında yer verdi.

Müjgan Cunbur (1926-2013) vatan ve millet sevgisi yüksek bir kimseydi. Milletine, milliyetine son derece bağlıydı. Memleket derdini duymada, vatan duygusunda ve bu vatanın insanlarını sevmede fevkalade içliydi. Memleket çocuklarını kendi büyüklüğünün şuuruna vardırmak için gayret gösterdi. Bu konuda pek çok örnek yaşanmıştır. Bunlardan biri, bir Afganistan hatırasıdır. 51 sene önce yaşanmış hadiseyi kendi ağzından dinleyelim:

ÖZBEK TÜRKLERİ

“UNESCO 1967 yılında, Afganistan’da bir Yazma Eserler Semineri düzenlemişti. Dünyanın birçok ülkesinden gelen uzmanlar, başkent Kabil’ e toplanmışlardı. On gün süren seminere Türkiye adına ben katılmıştım. Çalıştığımız binanın önünde, seminere katılan delegelerin mensup oldukları milletlerin bayrakları dalgalanıyordu.

Afganistan’da Türkistan’dan göçmen olarak gelmiş Özbek kardeşlerimiz var. Bayrağımızın gönderde dalgalanması, Özbekler arasında büyük bir heyecan doğurmuştu. Gruplar halinde geliyorlar ve bir denizi, efsanelerle yüklü bir dağı veya muhteşem bir manzarayı seyreder gibi, saatlerce bayrağımızı seyrediyorlardı.

Afganlı dostlarımız, beni Emanullah Han’ın yazlık köşküne yerleştirmişlerdi. Geceleri orda kalıyordum. Köşk dediğim de, bizim iki katlı, eli yüzü düzgün Anadolu evlerine benziyordu. Köşk Kabil in 10 km. kadar dışındaydı.

KAVAL SESİ VE SÜT

Bir sabah çok erken saatlerde bir kaval sesiyle uyandım. Dışarıda ince uzun, yanık bir kaval sesi vardı. Çağıran, yalvaran, hıçkıran bir kaval sesi. Heyecanla pencereye koştum. Gördüm ki karşımda bir kerpiç duvarın dibinde 70-75 yaşlarında bir dede, benim pencereme bakarak kaval çalıyor.

Dedenin bir Türk olduğunu görünce daha çok heyecanlandım. Afganistan’da bin Afgan arasından bir Özbek Türkü’nü bir çırpıda bulup çıkarmanız o kadar kolaydır ki! Giyindim ve dışarı çıktım. Yaşlı Özbek’in yanma gittim. Kavalını duvara dayadı. Beni derin bir saygı ve sevgiyle selamladıktan sonra sordu:

– Bizim bayrağımızı Kabil’de dalgalandıran o Kadın Efendi sen misin?

– Benim baba, dedim. Sevimli Özbek’in, yüreğime bir ateş parçası gibi düşen sözlerini ömrümün sonuna kadar unutamayacağım:

– O bayrak Türkiye’de dalgalandıkça, biz burada yitip bitmeyeceğiz! Gördüğün gibi ben bir çobanım ve Türküm! Sordum soruşturdum; burada kaldığım öğrendim. Geldim ki, seni kaval sesiyle uyandırayım ve sana süt ikram edeyim.

Orada bulunduğum günlerde, o yetmiş beşlik dede her sabah beni kaval çalarak uyandırdı ve bana her sabah koyunlarından sağıp getirdiği sütten ikram etti!”

Müjgan Cunbur Hanımefendiyi bir kere daha rahmetle anıyoruz.

30 Mart 2018 tarihli Yeni Asır gazetesinde yayınlanmıştır. http://www.mehmetdemirci.org/kabilde-turk-bayragi/

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

21756133