Konuk Yazarlar

Prof.Dr. Orhan ARSLAN

 

Esmai Hüsna

4. MALİK

(Varlığın, Mülkün Mutlak Sahibi)

Esmai Hüsna; “Allah’ın güzel isimleri” demektir.

İnsan taptığı varlığı tanımak ister.

Allah’ı gereği gibi bilmeden, tanımadan ve anlamadan ibadet edilemez, bu kesin. Kesin olan bir şey daha var; Esmai Hüsna bilinmeden Allah gereği gibi tanınamaz.

Bir mümin için Allah’ı tanımak olsa da olur değil, olmazsa olmaz bir konudur.

İnsan Allah ile tanışmalıdır. Rabbimiz bizimle tanışmayı öyle arzuluyor ki, Kur’an’da 99 Esması ile binlerce defa kendisini takdim ediyor.

Rabbimiz bekliyor; ne zaman tanışacağız diye. 

Buyurunuz nüzul sırasına göre tanışmaya devam edelim:

 

MALİK

Mülkün, varlığın ve zamanın tek ve gerçek sahibi ve maliki demektir.

Allahtan başka mülk sahipleri gerçek değil, mecazi maliktir.

Mülkün gerçek sahibi olan Allah, insanlara mülk vererek veya vermeyerek onları sınar; varlıkta ve yoklukta. Varsıllar ile yoksulları bir araya getirir; dener.

Mülk Allah’ındır ve insanlara emanettir. İnsan sahip olmak için değil, şahit olmak için gelmiştir.

 

MÜLKİYET KONUSU, İNSANIN EN BÜYÜK İMTİHAN ALANIDIR

Şeytan âdemoğlunu has bahçede aldatırken, ona sınırsız mülk vadetti.

Savaşlar, kavgalar, problemler hep mülk yüzünden çıkar. Canciğer akrabalar miras yüzünden kavga ederler ve küsüşürler.

Dünyada bu konunun çözüm formülünü İslam koymuştur; servet ve iktidar mülkiyet değil emanettir. Çözüm budur.

Mülkiyet kavgaları her zaman kanlı ve hadsiz hudutsuzdur:

1. Ya şeytan gibi olur: ene “ben” der

2. Ya firavun gibi olur: saltanata tapar, “benim mülküm” der

3. Ya Karun’laşır,  “kendi bilgim ve becerim sayesinde kazandım” der.

 

SUR BORUSU ÇALINDIĞINDA…

“Sur borusu çalındığında mülkün ona ait olduğu anlaşılacaktır (Enam 6/73)”, 

“Bugün mülk kime aittir? Vahit ve kahhar olana Allah’a… Mümin 40/16)” denilecektir.

“Mülk ona aittir, övgülerin tümü de… O her şeye kadirdir (Teğabun 64/1).”

 

İYİ Kİ MÜLK ALLAH’INDIR…

Mülkü zatına tahsis eden Allah’ı överiz. Bu sayede bizi bazı kullara ve eşyaya kul olmaktan; bazılarını da kul edinmekten korudu.

Firavunlar piramitler yaptırdılar, Karun da saraylar... Ne oldu?

 

MALİK OLAN VERİR, AİT OLAN VEREMEZ

Servete malik olanlar Allah için verirler. Aslında vermek almaktır. Sadaka Allah’a güzel bir borç vermektir.

Sende iken emanettir, verdiğinde mülkiyet olur.

Zengin verendir; mala sahipsen veririsin. Mal sana sahipse veremezsin.

Fakire vermek (infak); “Bir güzelin, bir güzelliği, en güzel adına diğer güzellerle paylaşmasıdır.”

Rabbimiz ne güzel öğüt veriyor: “De ki; ey mülk ve hâkimiyetin sahibi olan Allah’ım. Sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü çekip alırsın. Dilediğini yükseltir, dilediğini alçaltırsın (Ali İmran 3/26).”

Allah’ım! Kasamızda çok eyle, gönlümüzde yok eyle.

Ey mülkün Sahibi! Bizi başka maliklere muhtaç eyleme.

Ey Allah’ım! Biz yalnız senden dilendik; bunu şeref bildik. Senden gayrısına el açtırma, başkasına dilendirme.

Rabbimiz! Bizi mülkümüzün eline oyuncak eyleme.

Allah’ım! Bizi malımıza mal eyleme; kendine kul eyle.

Ey Malik olan Allah’ım! Seni sınırsızca övüyor ve çok seviyoruz…

Hayırlı Pazarlar diliyorum.

Ankara, 21 Şubat 2016

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

18856851