28 Ekim 2021

 

 

Doç.Dr. Durmuş HOCAOĞLU

 

--------------------------------------- 

 

Siyâsî Milliyetçilik, Devletçilik ve Demokrasi: Hatm-i Kelâm

İnsanoğlu’nun hem en zarûrî ihtiyâcı ve hem de en muh­teşem îcâdı olan Devlet’in hükmî şahsiyetini, mevcûdiyetini muhâfaza ve müdâfaa ve bekaasını te’mîn, daha ileri, daha mütekâmil, daha mükemmel bir hâle getirme, kısacası Dev- let’e hizmet etme cehdlerinin bütünü olarak yorumlanabile­cek olan saf ve hâlis versiyonu anlamındaki Devletçilik, her nâmuslu yurttaşın üzerinde kaçınılmaz bir nâmus borcudur. Çünkü, Devlet en ulvî ve en üstün beşerî müessese olmakla O’na hizmet etmek de “en üstün iyilik” (hayr-ı âlâ, summum bonum, supreme good) olacağına binâen, Kant’ın vazîfe ahlâkı­nın temel formülasyonunu oluşturan “yapılabilecek yerde iyilik yapmak vazîfedir (Kant, 1982:13)" hükmü muktezâsınca, bu mânâda Devletçilik, irâdeyi bağlayan, tercih hakkı bırakma-

yan bir vazîfe olmaktadır. Fakat teknik bir terim olarak Dev­letçilik, asıl anlamını Batılı karşılığı olan “Etatizm”de bul­makta olup, Devlet’in, daha doğru ve daha açık ifâdesiyle, Devlet Erki’ni elinde tutan ve ekseriyetle de kendisini cemi­yete karşı “hesap verme” noktasında sorumlu hissetmeyen - veya, gereğince sorumlu hissetmeyen - ve hattâ cemiyeti ken­disine karşı baş kesip boyun eğerek bir kuzu sessizliği ile itâata mecbur kabûl eden, her şeyin en iyisini, en doğrusunu, en mükemmelini bildiğine îmân derecesinde inanmış ve ken­disini Devlet ile adetâ özdeşleştirmiş bir monarkın veya bir tür oligarklar cemaatinin, yâni 'Devletlûlar’ın, bütün top­lumsal değişim ve dönüşümlerde öncülük ve öncelik ve hattâ tek başına tâyin edicilik hakkı ve yine bu yolda, gerek gördü­ğü hâllerde Cemiyet’e - dikkat edelim: kendi toplumuna; yâni kendi halkına, kendi milletine - karşı derece be derece cebir kullanma hakkı bulunduğunu tartışmasız olarak kabûl eden siyâset doktrinidir.

Etatizm mânâsındaki bir devletçiliği meşrûlaştıran bir si­yâsî hareket, eninde sonunda, kendisi de şu veya bu şekilde, ama mutlaka en az bir şekilde, bu sistemin bir parçası olmak - işbu “en az bir şekilde”nin en mâsum şekli, Devlet’e hizmet etmek isterken, istismar edilerek monarklara ve/ya oligarkla- ra hizmet etmek ve onların siyâsî emelleri ve çıkarları doğrul­tusunda kullanılmak olmaktadır - ve söylem olarak her ne ka­dar aksini iddia ederse etsin, demokrasi ile en azından mesâ- feli kalmak, veya daha da ileri hadlerinde ise, düpedüz, alenî veya zımnî, anti-demokrat olmak durumunda olacaktır.

Etatizm anlamındaki bir devletçilik doktrini, bilhassa Türkiye gibi, toplum yapısı, kültürü ve tarihî akışı devlet gü­cü kullanılarak, yâni sosyolojide “Cebrî Değişim” adı verilen metodla değiştirilen ülkelerde Devlet (yâni devletlûlar) ile Cemiyet’in, Millet’in yollarının zaman-zaman (bâzan da sık- sık) kesişmesine sebebiyet vermiştir ve vermeye de devam etmektedir ki, felsefî yetmezlik yüzünden Saf ve Hâlis Devlet­çilik ile Etatizm’i birbirinden ayırdetmekte zorlanan veya ayıramayan siyâsî milliyetçilik hareketleri, bu ayırdedemez- liklerinin kurbânı olarak, zaman-zaman veya bâzan da sık-sık Devlet’i savunurken hakîkat hâlde “ne”yi, ve/ya “kimi, kimle­ri” - yâni Devlet’i, devletin hükmî şahiyetini mi Devletlûlar’ı mı - savunduklarını da ayırdedebilmekte zorlanmaktan veya ayırdedememekten; istemeyerek ve ekseriyetle de farkında olmayarak zaman-zaman veya bâzan da sık-sık, “devlet karşı­sında milleti savunma”yı gerektirecek kadar ciddiyet kesbede- bilen raddelere varan kritik hâllerde “millet karşısında devleti savunma” pozisyonuna girmekten ve en yüksek değeri atfet­tikleri milleti ile, adı konmamış ihtilâflara düşmekten kurtu­lamamışlardır. İşte, bu ayırdemezliğin sistematikleşmesi, bu tür siyâsî milliyetçilik hareketlerinin cemiyetin büyük kıs­mında îtibar kazanarak kitleselleşebilmesinin ve vatandaş’ın rızâî mutâbakatının müşahhas ifâdesi olan “oy” (re’y) ile iktidâra yükselebilmesinin önünün de sistematik olarak tı­kanması gibi hazîn bir netîce hâsıl etmektedir.

Evet: Bilerek veya bilmeyerek, Etatizm anlamındaki Dev­letçilik doktrinini benimseyen veya en azından radikal olarak bir karşı duruş koymayan siyâsî milliyetçilik hareketleri, ger­çekte moden anlamda milliyetçi olmaktan ziyâde devletçi yâni etatisttirler ve bu da onların, şu ya da bu şekilde, çok bâriz kriz hâlleri müstesnâ, kendi milleti ile bütünleşmesine ve siyâsî vekâlet almasına çok ciddî bir engel teşkîl etmektedir. Çünkü; modern milliyetçilik, temelde demokrasi üzerine müessestir. Herşeyin halk irâdesi ile belirlendiğini savunan romantik demokratçılık oyununun hiçbir ciddiyeti bulundu­ğunu düşünmüyorum; en demokrat ülkelerde bile Demos (Halk) herşey değildir[1] ve bunun için de kusursuz bir “Demoschrasos” (Halk İktidarı) asla mümkün olamaz - asla doğru da olamayacağı gibi-; ama yine de İktidâr’ın asıl menbâı O’dur, veya daha doğrusu, İktidâr’ın menbâı ne nisbette Demos ise o yönetim de o nisbette demokrasi’dir.

İşte, tam da bu noktada çok mühim bir husûsa bir kere daha ve şiddetle dikkat çekmeyi bir vazîfe telâkkî etmekte­yim: Etatizm’in Devlet’in hak ve hürriyetlerini, yâni Cemi- yet’e müdâhale alanını alabildiğine genişletmesine karşılık, Demokrasi, Cemiyet’in hak ve hürriyet alanını genişletir ve bu bakımdan da O, esas îtibâriyle önce dar anlamıyla Etatizm ile ve sonra daha da geniş anlamıyla Devlet Erki ile çatışkın- dır. İmdi, daha evvelce de üzerinde durulmuş olduğu veçhiy- le, bir cemiyetteki haklar ve hürriyetlerin toplamı sâbit olup arttırılamayacağına göre, aynı ânda hem devlet’in ve hem de cemiyet’in hak ve hürriyetlerinin arttırılması gibi bir talepte bulunulamaz; birisininkinin arttırılması (genişletilmesi) diğe- rininkinin azaltılması ile kaabildir.

İmdi, yukarıda kısaca ele almış olduğumuz “Haklar ve Hürriyetlerin Korunumu Kaanunu”na tekrar temas edecek olursak, diyebilmek durumundayız ki, ferdî hak ve hürriyetler Toplum ve Devlet aleyhine, topyekûn toplumsal hak ve hür­riyetler de, ancak fert ve Devlet aleyhine elde edilebilir; yâni, daha açık bir ifâde ile, ferdî hak ve hürriyet talepleri toplum- karşıtı ve Devlet-karşıtı ve toplumsal hak ve hürriyet talepleri de, aslında, fert-karşıtı ve Devlet-karşıtı taleplerdir.

Ne var ki, tabiî değil kültürel ve mânevî bir varlık olması hasebiyle insan ancak bir cemiyet ile insan kimliğini kazana­bildiğine ve cemiyet de ancak Devlet ile kaabil olabildiğine göre, bunların her üçü de, bizzarûre, aynı anda ve birlikte var olmak durumunda olacaklardır. Öyleyse, hak ve hürriyetlerin her üç nev’inin arasında âdil ve dengeli bir şekilde dağılım ve paylaşım da kaçınılamaz olmaktadır. Buradaki “adâlet ve denge” kıstası son derece mühimdir; sâdece platonik ve salt felsefî bir düstur olarak değil, siyâsetin ve insanlığın pratiği açısından da gerekliliği dolayısıyla. Zîra, Nizâmülmülk’ün vecîz bir sûrette ifâde ettiği gibi "Melik (siyâsî otorite, daha geniş mânasıyla Devlet - D.H.) inkâr ve küfürle ayakta kalabilirse de zulümle ayakta kalamaz” (Nizamülmülk, 1987:32); yâni zulüm pâyidâr olamaz.

İşte, bugüne kadarki insanlık tecrübesi, bu üçünün ara­sındaki en muvafık dengenin devlet’in cemiyet ve fertler üze­rindeki müdâhale hak ve hürriyetlerinin - minimum değil - optimal bir seviyeye çekildiği, hak ve hürriyetlerin fert ve ce­miyet lehine, devlet aleyhine genişletildiği, cemiyet’in, veya diğer bir ifâdeyle, Halk’ın, devlet karşısında pasif durumdan aktif duruma geçerek devletine hâkim olduğu ve kendi irâde­siyle kendisini yönettiği demokrasi ile mümkün olabildiğini ızhar etmiş bulunmaktadır. Tabiatiyle, mükerreren ve vurgu ile belirtmek gerektir ki, hiçbir zaman, gerçek anlamda, pla­tonik ve romantik şekliyle böyle bir demokrasi tahakkuk etmemiştir, edebilecek gibi de değildir; ancak, yine de her- şeye rağmen, insanların hem en çok muhtaç oldukları ve hem de en büyük güç olması hasebiyle en büyük tehdîde mâruz kalabilecekleri devlet ile arasındaki hak ve hürriyetlerin pay­laşımı problemini en az kötü şekilde çözebilecekleri yönetim sistemi olduğu da bedihîdir.

Şu hâle göre, devlet’in kutlu (“kutsal" değil) varlığının muhâfaza ve müdâfaası ve dünya durdukça bekaasının te’mîni anlamındaki Sâf Devletçilik ile, hak ve hürriyetleri mümkün olduğu nisbette devlet’in ─ve dolayısıyla da Devlet Erki’ni elinde tutan devletlûlar’ın─ otoriter yönetiminin siyâsî dokt­rini olan Etatizm’i bilinçli olarak eşdeğer addeden veya bil­meyerek birbirine karıştırdığı için eşdeğer hâle getiren bütün siyâsî hareketler, alenî veya zımnî olarak, cemiyetlerinin hak ve hürriyetlerini devlet lehine daraltmayı öngörmüş olacakları için, bizzat kendi cemiyetleri ile, alenî veya zımnî bir uyuş­mazlık ve çatışma içerisine girmekten kurtulamayacaklardır.

Bu uyuşmazlık ve çatışma hâli, ne kadar ulvî değerleri ne kadar yüksek bir samimiyet ve ihlâs ile savunursa savunsun, etatist bir devletçiliği alenen veya zımnen kabûl eden siyâsî hareketler ile cemiyet arasında aşılması hemen-hemen muhâl olan bir duvar oluşturur ve bu yüzden de bu kabîl siyâsî parti­ler, cemiyetin büyük kısmının re’yi ile iktidar olabilme konu­sunda giderilemez bir sıkıntı yaşarlar. Meselâ Türk siyâsî tarihinde, klasik CHP zihniyetinin hemen-hemen hiçbir za­man cemiyetimizin kısm-ı âzâmından iktidar vizesi alamayı­şının sebebi budur: Türk milleti, CHP’nin şahsında, kendisi­ne çok fazla müdâhalede bulunmayı siyâsî bir ilke hâline getirmiş, dizginlenmesi ve kontrolü çok zor ve bunu da mut­lak iktidârı müddetince kanıtlamış bir mütehakkim güç ola­rak gördüğünden, O’nu hep muhâlefette tutmayı tercîh et­miştir ki, bu keyfiyeti, yâni CHP’nin sürekli muhâlefette kalmasını, Cemiyet’in O’na sürekli muhâlefet etmesi olarak da okuyabiliriz.

Ve, aynısı olmasa da, benzeri bir keyfiyet siyâsî milliyetçi­lik için de söz konusudur.

 

Kaynaklar

Anderson, Benedict. (1993). Hayali Cemaatler-Milliyetçiliğin Köken­leri ve Yayılması. (Çeviren: İskender Savaşır). İstanbul: Metis Yayınla­rı. ISBN 975-342-026-9., Orijinal Metin: Imagined Communities, Reflections on the Origins and Spread of Nationalism., İngilizce İlk Basım: Verso, 1983; Genişletilmiş İkinci Basım: Verso, 1991.

Arat Reşid Rahmeti. (2006). Kutadgu Bilig. Ankara: Kabalcı Ya­yınları

Arblaster, Anthony. (1999). Demokrasi (Democracy). Open University Press, 1987-1994)., (Çeviren: Nilüfer Yılmaz) Ankara: Doruk Yayımcılık. ISBN 975-553-313-3.

Arsal, Sadri Maksudi. (1972). Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esas­ları. 2. Baskı., İstanbul: Ötüken Yayınevi.

Aron, Raymond. (1979). Aydınların Afyonu. (Çeviren: İzzet Tan­ju). İstanbul: Tur Yayınları.

Arslan, Ali. (2003). Eşitsizliğin Teorik Temelleri: Elit Teorisi. Ko­caeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Yıl 2003/2, Sayı: 6., ISSN 1302-6658., s.115-135.URL: [http:// kosbed.kou.edu.tr/sayi6/ arslan.pdf] (13.02.2008).

Baubérot, Jean. (2007). Dünyada Laiklik (Les Laïcités Dans Le Monde). (Türkçesi: Ertuğrul Cenk Gürcan). Dergâh Yayınları.

Benda, Julien. (2006). Aydınların İhaneti., (Çeviren: Cem Soydemir). Ankara: Doğu Batı Yayınları. ISBN 975-8717-20-0. [Ter­cümeye esas metin: The Treason of the Intellectual, 1969 Eserin orijina­li: La Trahison des Clercs, 1926].

Calhoun, Craig. (1993). "Nationalism and Ethnicity”. Annual Review of Sociology. Vol.: 19 (1993). pp.211-239.

Cevizci, Ahmet. (2000). Paradigma Felsefe Sözlüğü. 4. Basım. İs­tanbul: Paradigma Yayınları.

Clausewitz, Carl von. (trsz). Savaş Üzerine (Vom Kriege). (Çeviren: H. Fahri Çeliker). İstanbul: Özne Yayınları.

Çağrıcı, Mustafa. Hırs”. T.D.V. (Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansikolepedisi). Cilt: 17, s.385a-286b.

Çalık, Mustafa. (1998). “Mart-Nisan Mektubu”. Türkiye Günlüğü., Sayı: 50, Ankara. s. 3-4. ISSN 1300- 2767.

Çavuşoğlu, Naz. (2002). “Bölgeli Devlet'de Egemenlik/Yetki Paylaşımı”. e-akademi, Hukuk, Siyasal, Sosyal ve Ekonomik Bilimler Aylık İnternet Dergisi. Sayı: 4. URL: [http://www.e-akademi.org/makaleler/ naz1.htm] (16.08.2002).

De Sauvigny, G. de Bertier. (1970). “Liberalism, Nationalism, Socialism: The Birth of Three Words”. The Review Politics. Vol: 32, Number: 2, pp. 147-166.

Arslan, Ahmet. (1998, 01-04 Kasım). “Cumhuriyetçi misiniz Demokrat mı?”. Zaman. (Orijinal Metin: Debray, Regis. (1989, 30 Kasım-06 Aralık). “Étes-vous démocrate ou républicain?”. Le Nouvel Observateur.

Duverger, Maurice. (1971). Politikaya Giriş (Introdution à la Politique). (Çeviren: Semih Tiryakioğlu). İstanbul: Varlık Yayınları.

Eflâtun. (1980). Devlet. (Çevirenler: Sabahattin Eyüboğlu, M. Ali Cimcoz.). 4. Baskı. İstanbul: Remzi Kitabevi Yayınları.

Ganuşi, Sümeyye. (2007, 14 Ağustos). “Egemenlik Halkın Değil Murdoch'un!”. Radikal, s. 10.

Gasset, Gasset Y. (1992). Kütlelerin İsyanı (La Rebelion De Las Masas). (Çeviren: Nejat Muallimoğlu). İstanbul: Bedir Yayınevi.

Gazali. (1969). Ey Oğul! (Eyyühe’l-veled). (Çeviren: Lütfü Doğan). 5. Baskı. İstanbul: Bedir Yayınevi.

Ziya Gökalp., Hars ve Medeniyet (Yeni İlâvelerle 2. Baskı). İstan­bul: Elips Kitap

Güçlü, Abdülbaki; Erkan Uzun; Serkan Uzun ve Ümit Hüsrev Yolsal. (2003). “Güç/İktidar”. Felsefe Sözlüğü., 2. Basım, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. ISBN 975-7298-45-X., s.628a-b.

Güngör, Erol. (1980). Türk Kültürü ve Milliyetçilik. 4. Baskı, İstan­bul: Ötüken Neşriyat.

Hegel, Georg Wilhelm Friedrich. (2001). Philosophy of Right. (Translated by S.W Dyde). Kitchener: Batoche Books Limited. Ontario, Canada.

Hegel, Georg Wilhelm Friedrich. (1995). Tarihte Akıl (Die Wernunft in der Geschichte). (Çeviren: Önay Sezer). İstanbul: Kabalcı Yayınevi. ISBN 975-7942-15-4.

Hitler, Adolf. (1972). Kavgam (Mein Kampf). (Çeviren: Refik Öz- dek). İstanbul: Yağmur Yayınları.

Hobbes of Malmesbury, Thomas, (1651). Leviathan or the Matter, Forme, & Power of a Commonwealth Ecclesiasticall. London: printed for Andrew Crooke, at the Green Dragon in St. Pauls Churchyard.

Hobbes, Thomas. (1995). Leviathan veya Bir Din ve Dünya Devleti­nin İçeriği, Biçimi ve Kudreti. (Çeviren: Semih Lim). 2. Baskı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, Klasik Yapıtlar Dizisi.

Hobbes, Thomas. (2007). Elementa Philosophica De Cive; Yurttaşlık Felsefesinin Temelleri. (Türkçesi Deniz Zarakolu). İstanbul: Belge Ya­yınları.

Hocaoğlu, Durmuş. (2000, 28 Haziran). “Entellektüel ve Entellektüel Haysiyeti”. Muhalif. Yıl: 1. Sayı: 28. s. 11.

Hocaoğlu, Durmuş. (2005). "Kaos, Entropi, Hürriyetlerin Korunu­mu, Devlet ve Sivil Toplum". ISSN 1303-9377., Yıl: 3, Sayı: 10. Nisan- Haziran 2005, s. 31-37.

Hocaoğlu, Durmuş. (2003, 25 Haziran). “Milliyetçilik “İşte Öyle Bir Şey” mi?”. Zaman, s. 12.

Hocaoğlu, Durmuş. (2003). “Savaş ve Barış Üzerine”. Köprü. Sa­yı: 83, İstanbul. s. 105-129. ISSN 1300-7785.,

Hocaoğlu, Durmuş. (1999, 30 Ekim). “Sıradan İnsanların Rejimi: Demokrasi”. Aksiyon. Yıl: 5, Sayı: 256. s. 26.

Hocaoğlu, Durmuş. (2008). “Tabiî ve Fıtrî Bir Ekzistans Olarak Milliyetçilik”. Huzeyfe Süleyman Arslan (Ed.). Statükodan Değişime

Milliyetçilik Ufku. Derleme: 1. Ankara: Binyıl Yayınevi. ISBN 978­9944-0743-0-8. s. 195-309.

Höff ,Otfried. (2000). "Bir Şeytan Halkının Bile Devlete İhtiyacı Vardır. Tabii Adaletin İkilemi”. Cemal Bali Akal (Derleyen). Devlet Kuramı. 2000 içinde, Bölüm: 13. İstanbul: Dost Yayınları. s. 323-338. ISBN 975-8457-37-3.

İbn Haldun. (1988). Mukaddime. (Hazırlayan: Süleyman Uludağ). C: I: İkinci Baskı: Mayıs 1988 (Birinci Baskı: Mayıs 1982),.C: II: İkinci Baskı: Ocak 1991 (Birinci Baskı: Mayıs 1983) İstanbul: Dergâh Yayınları.

Jaspers, Karl. (1981). Felsefeye Giriş. (Türkçesi: Mehmet Akalın). 2. Baskı. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Kant, Immanuel. (1982). "Dünya Yurttaşlığı Amacına Yönelik Genel Bir Tarih Düşüncesi” ("Idee zu einer allgemeinen Geschichte in weltbürgerlicher Absicht”) (1784). (Çeviren: Uluğ Nutku). Yazko, Felsefe Yazıları. 4. Kitap. İstanbul, s. 117-129.

Kant, Immanuel. (1982). Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi. (Çeviren: İoanna Kuçuradi). Ankara: Hacettepe Üniversitesi Yayınla­rı.

Kant, Immanuel. (1960). Ebedî Barış Üzerine Felsefî Bir Deneme (Zum Ewigen Frieden, Ein Philosophishcer Entwurf, 1795). (Çevirenler: Dr. Yavuz Abadan ve Seha L. Meray). Ankara: Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, No: 113-95.

Kışlalı, Ahmet Taner. (1997). Siyaset Bilimi. 6. Baskı., Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. ISBN 975-533-004-6.

Kymlicka, Will. (1998). Çokkültürlü Yurttaşlık, Azınlık Haklarının Liberal Teorisi (Multicultural Citizenship, A Liberal Theory of Minority Rights). (Çeviren: Abdullah Yılmaz). 1. Basım. Ayrıntı Yayınları.

Lao Tzu. (1946). Taoizm (Tao Te Ching). (Çeviren: Dr. Muhaddere Nabi Özerdim). Ankara: M.E.B. Yayınları.

Le Bon, Gustave. (1997). Kitleler Psikolojisi., (Yayına Hazırlayan: Yunus Ender). İstanbul: Hayat Yayınları. ISBN 975-8243-07-1.

Lee, Stephen J. (2002). Avrupa Tarihinden Kesitler (1789-1989). (Çeviren: Savaş Aktur). Ankara: Dost Kitabevi Yayınları. ISBN 975- 298-018-X. Orijinal Metin: Aspects of European History, 1789-198.; 1982.

Makyavel. (1932). Hükümdar. (Çeviren: Haydar Rifat). İstanbul: Matbaacılık ve Neşriyat.

Marshall, T. H. ve Bottomore, T. (2000). Yurttaşlık ve Toplumsal Sınıflar. (Çeviren: Ayhan Kaya). Ankara: Gündoğan Yayınları. ISBN 975-520-183-1.

Marx, Karl ve Engels, Friedrich. (1977). Doğu Sorunu [Türkiye]. (Çeviren: Yurdakul Fincancı). Ankara: Sol Yayınları. Tercümeye esas metin: The Eastern Question (Swan Sonnenschein & Co. Limd., London 1897.

Mengüşoğlu, Takiyettin. (1988). İnsan Felsefesi. İstanbul: Remzi Kitabevi Yayınları. (Not: Bu kitap, iki eserden oluşmaktadır: 1: "İn­sanın Varlık Yapısı ve Nitelikleri” (s.-11-230), 2: "İnsan, Hayvan, Dünya ve Çevre (s.233-342)”).

Millas Herkül., "Milliyetçilik”., Zaman, 22.07.2003

Mises, Ludwig Von. (1983). Nation, State, and Economy; Contributions to the Politics and History of Our Time (Nation, Staat und Wirtschaft., 1919). (Translated by Leland B. Yeager). New York University Press. Online Edition, URL: [http://www.mises.org/ nsande.asp] (14.06.2002)

Morris, George Sylvester. (1887). Hegel’s Philosophy of the State and of History., Chicago: S. C. Griggs and Company.

Nizamülmülk. (1987). Siyasetnâme (Siyeru’l-Mülûk). (Türkçesi: Nurettin Bayburtlugil). 2. Baskı. İstanbul: Dergâh Yayınları. (Birinci Baskı: Kasım 1981).

Öztuna, T. Yılmaz. (1983). Büyük Türkiye Tarihi - Türkiye’nin Siya­sî, Medenî, Kültür, Teşkilât ve San’at Tarihi. 12 Cilt. İstanbul: Ötüken Yayınevi.

Pettit, Philip. (1998). Cumhuriyetçilik, Bir Özgürlük ve Yönetim Teo­risi (Republicanism, A Theory of Freedom and Government. (Çeviren: Abdullah Yılmaz). İstanbul: Ayrıntı Yayınları. ISSN 975-539-192-4.

Ringmar, Eric. (1998). "Nationalism: The Idiocy of Intimacy”. The British Journal of Sociology. Vol. 49, No. 4. pp. 534-549.

Rosenthal Erwin.,(1996). Ortaçağda İslâm Siyaset Düşüncesi. İs- tanbul:İz Yayıncılık

Bertrand Russell.(1990), İktidar (Çev. Metin Engin). İstanbul:Cem Yayınevi

Jean Jacques Rousseau. (2007), Toplum Sözleşmesi (Le Contrat Social)., İstanbul: Bulut Yayınları

Sartori Giovanni. (1996), Demokrasi Teorisine Geri Dönüş (The Theory of Democracy Revisited). Ankara:Yetkin Yayınları

Ülgener Sabri Faik. (2006), Zihniyet, Aydınlar ve İzm'ler. Ankara: Derin Yayınları

Wittgenstein, Ludwig. (1985). Tractatus - Logico Philosophicus. (Çeviren: Oruç Aruoba). İstanbul: Bilim-Felsefe-Sanat Yayınları.

 

Durmuş Hocaoğlu, Bir Seçkin İdeoloji Olarak Siyâsî Milliyetçilik ve İktidar Problemi

Özdemir, Çağatay (Ed.)., Ayvaz Gökdemir’e Arma­ğan, Cilt 2., Ötüken Neşriyat A.Ş., İstanbul, Mart 2009, ISBN 978-975-437-715-6., s.667-762 (96 sahife)

Bibliyografya Künyesi:

Hocaoğlu, Durmuş., “Bir Seçkin İdeoloji Olarak Si­yâsî Milliyetçilik ve İktidar Problemi”., Özdemir, Ça­ğatay (Ed.)., Ayvaz Gökdemir’e Armağan, Cilt 2., Ötü­ken Neşriyat A.Ş., İstanbul, Mart 2009, ISBN 978­975-437-715-6., s.667-762 (96 sayfa)

 

------------------------------------------------

 

Önemlidir:

 

Bu makaleye atıf yapılmak istenirse, aşağıdaki kaynağın mehaz gösterilmesini önemle rica ederiz.

 

Türk Kimliği, Ayvaz Gökdemir’e Armağan-2, Editör: Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir, Ötüken Neşriyat, ISBN 978-975-437-715-6, İstanbul, 2009, Sf. 667-762

 

 

 

 

[1] Bu konuda, medya tekelciliğinin halk irâdesini nasıl kilitlediğini anlatan yazısında, Sümeyye Ganuşi'nin şu ifâdeleri çıplak bir gerçeğin dile getirilmesinden başka birşey değildir [“Egemenlik Halkın Değil Murdoch'un!"., The Guardian., 09.08.2007., Türkçe Çeviri: Radikal., 14.08.2007, Salı., s.10]:

Kamuoyunun Murdoch gibiler tarafından yönlendirilen bir sanayiye dönüştüğü günümüzde zevklerimiz, fikirlerimiz, ahlaki değerlerimiz, dünyaya bakışımız genel olarak okuyup izlediklerimizle şekilleniyor. Murdoch da bilgi çağında bilgi kanallarını kontrol eden kişi olduğundan, karşı konulmaz bir hâkimiyete sahip. Siyasetçiler, kendilerini yücelttiği gibi gözden de düşürebileceğinden, onun uşağı konumunda. Efendilerine karşı çıkmak veya onun gücünü kısıtlama ya kalkmak siyaseten intihar olur. Belki de demokrasinin yeniden tanımlanması gerekiyor. Rousseau ve Mill'i boşverin; demokrasi artık halk iradesinin yansıması değil. Demokrasi, Murdoch'un iradesinin ifadesi.

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden