16 Ağustos 2022
Mehmet Ali KALKAN

Gittiler, Yağmur Tunalı Ağabey’in son kitabı. Yüreğimize derin bir iz bırakıp gidenleri yazmış. Dünya kurulduğundan beri milyonlarca insan gelip geçmiş yeryüzünden. Elimize bir kağıt kalem alsak kaç kişinin ismini yazabiliriz acaba? Ama eminim Yağmur Ağabey’in yazdığı kişileri çoğumuzun not edeceği muhakkak...
Kitabı okurken hatıralar bir bir canlanıyor, geçmiş gözümün önüne geliyor. Babam yirmi beş kuruş verir Tercüman Gazetesi aldırırdı. Ahmet Kabaklı, Ergün Göze, Kadircan Kaflı, Rauf Tamer vardı ve elbette Tarık Buğra.

Tarık Buğra Havuçlu Pilav Meselesi’ni yazmıştı bir hikayesinde. Küçük Ağa vardı, kurtuluş savaşı sonrasını anlatan Firavun İmanı vardı, Osmancık, Yarın Diye Birşey Yoktur,Gençliğim Eyvah vardı. ‘’ben ne ateşe giden pervane, ne kurbanlık koyunum. Ben düşünen baş, inanan gönülüm. ‘’ sözü aklımın bir köşesinde yer etmişti.
Necip Fazıl Kısakürek’i yazmış. Bizim köyden yaklaşık onbeş kilometre sonra Sakarya Nehri geçer, köprünün üzerinde, köprünün üzerinde durup Sakarya Nehrine bakarak kaç defa Sakarya Şiirini okuduk bilmiyorum.
’Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar’’
Beklenenler vardı, yürüdüğümüz kaldırımlar vardı. ‘’ Bana düşmez can vermek bir yumuşak kucakta’’ diyorduk, ‘’seçilmiş millettik’’çünkü.
Arif Nihat Asya bir yerlerimizden yakalıyordu. ‘’ Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor’’du. Beş Ocakta Bayrak şiirini yazmış, Beş Ocak Adana’nın kurtuluşunda okumuş ve bir Beş Ocak’ta vefat etmişti. Adana da benim üç-dört yıl kaldığım Adana Kültür Derneği’ne geldiğini de ağabeylerimden duymuştum.

‘’Terazi kendini tartamaz’’
‘’Terazinin boş kefesi yukarıda durur’’
‘’ Büyük gemiler sığ kayalara yanaşamaz’’ gibi her biri bir kitap olacak cümleleri ondan okumuştuk. Sonra yazdığım bir arzuhalde şöyle demiştim.
Ağabey buradan sual edersen
Türkçe gagalandı, isimlere bak
Terazi kendini tarttı mı? dersen
Boş kefe yukarda kısımlara bak.

Necip Fazıl ‘’Hani Yunus Emre ki kıyında geziyordu.’’demişti. Nice yıllar sonra da Molla Kasım Sakarya’nın kenarına oturmuş, almış eline Yunus Emre’nin şiirlerini, beğenmediklerini atıyor, şiirlerin birazı suya düşüyor, birazı da elinde kalıyor. Sonra Yunus Emre’nin şu beyitine rastlıyor.
‘’Yunus sen bu sözleri eğri, büğrü söyleme
Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir.’’
Yaptıklarına pişman oluyor ama iş işten geçiyor. Yunus Emre’nin üçte bir şiirini balıklar söylermiş, üçte birini rüzgar.
Beş ocak ne? Diye sorsa adama
Bakar yanındaki süslü madama
Daha çok şeyleri söylerdim amma
Etraftaki Molla Kasım’lara bak.

Semiha Ayverdi anneyi yazmış. Ne güzel kitaplardı yazdıkları. Bunlardan bir tanesi de Batmayan Gün’dü. Bir şiire şöyle başlamıştım.
Gönlünde gün batmayan göklerin kenarı ne,
Yolunda yolcu olanın kışı ne baharı ne ,
İnsan vaktin çocuğudur ondadır ezel ebed.
On sekiz bin alem içre Kenan’ın diyarı ne...

‘’Bir mağara düşün dostum’’ diye başlamıştı kitabına Cemil Meriç. Ümrandan Uygarlığa, Kırk Ambar, Bu Ülke, Bu Dünyanın Eşiğinde başucu kitaplarımız olmuştu.
Halide Nusret Zorlutuna’da Aşk Ve Zaferi, Git Baharı biliyorduk Gel Baharı’da... Emine Işınsu Öksüz Abla’yı da...
Cinuçen Tanrıkorur’un ne güzel besteleri vardı. Bir tanesi de Feyzi Halıcı Hocamın’’Günaydın’ım, Narçiçeğim Sevgilim’i idi. Köyde Sabah ya da Tarla Dönüşü Onunla başka güzeldi. Müzik Kimliğimiz
Üzerine Düşünceler’ini çok seviyorduk.

Erol Güngör Ağabey’i Türk Kültürü Ve Milliyetçilik kitabıyla tanımıştık, sonra diğerlerini...


Yağmur Ağabey babasını yazmış, hüzünlenmemek mümkün değil, okunmalı...


Prof.Dr.Tahsin Banguoğlu, Hafız Tahir Karagöz, İlhan Ayverdi, Müjgan Cunbur, İsmet Yayla, Münir Nurettin Selçuk, Ahmet Hatipoğlu, Mehmet Nuri Özşahin, Bahtiyar Vahapzade, Turan Yazgan, Cengiz Aytmatov, Rauf Denktaş, Yılmaz Öztuna, Cengiz Dağcı, Leyla Elburun, Servet Somuncuoğlu, Ali Özaydın kitapta diğer anlatılanlar...

Yağmur Tunalı Ağabey’in dediği gibi bu güzel insanlarla hemen hepimizin bir yerlerde yolları kesişti. Kitap oldular, söz oldular, şiir oldular, şarkı oldular.
Gönül gönül büyüdüler içimizde. Cengiz Aytmatov’un bir kitabında ‘’ yaylalarımız gökyüzüne değerdi’’ gibi bir ifade okumuş ve bir şiirde kullanmıştım.
Dön hele bir bak özüne
Kir düşmezdi ak yüzüne
Yaylaların gökyüzüne
Değdiği yerden gelirim...

Kitaptaki insanlar bu Türk Yurdunu nakış nakış işlediler. Göğümüzün direkleri oldular, hepimizin üzerinde hakları var onların.
Şimdi Onlar Gittiler...
İyi ki vefalı insan A.Yağmur Tunalı onları yazmış.

İyi ki onlar gelmişler.

Ya gelmeselerdi ?

Yazar Hakkında:

Mehmet Ali KALKAN

Mehmet Ali KALKAN

Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde çalıştı. Sonra serbest çalışmaya başladı. Halen Eskişehir de mesleki faaliyetlerine devam etmektedir.

Çağrı, Altınoluk, Türk Edebiyatı, Akın, Eğitim Bilim, Dost Kalemler, Size, Anasam, Töre, Anadolu gibi dergi ve gazetelerde, muhtelif antolojilerde şiirleri yayımlandı.

Evli ve iki çocuk babasıdır.