Kültür – San’at Yazıları

Hasan ERDEM

  Mora yarımadası  Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlı nüfuzu altına girmişti. Osmanlılar Ankara savaşında Emir Timur’un ordusuna yenilince bunu fırsat bilen Mora despotu Kostantin Osmanlı devleti ile yapılan anlaşmaları tanımaz olmuştu. Yıldırım Bayezid’in trajik ölümünden sonra oğulları taht kavgasına tutuşmuş, kardeş kardeşe kılıç çekmiş, on bir yıl boyunca, Anadolu ve  Rumeli’nin bereketli topraklarına Türk kanı dökülmüştü. Neticede Mehmet Çelebi kardeşlerini altederek Osmanlı tahtının sahibi olmuştu. İyi bir idareci olan Çelebi Sultan Mehmet, Fetret Devri’nden sonra Anadolu beyliklerini tekrar bir araya toplamayı başarmıştı. 

   Sekiz yıl hüküm süren Çelebi Sultan Mehmet 26 mayıs 1421 tarihinde, Edirne’de vefat edince yerine oğlu 2. Murat geçti. Sultan Murat saltranatının yirmi üçüncü yılında Macaristan devleti ile Edirne – Segedin antlaşmasını yaptı.  Sultan Murat büyük oğlu Alâeddin’i kaybetmenin verdiği üzüntü ve uç beyleriyle olan anlaşmazlıklar sebebiyle hadiseleri biraz dışarıdan izlemek için, ayrıca Karamanlılar ve Macarlar’la yaptığı antlaşmaların barışı sağladığını düşünerek tahttan çekilme kararı aldı, Osmanlı tahtını oğluna bıraktı, dinlenmek için Bursa’ya çekildi.  

   Hükümdarlığını genişletmek ve Türklere kaptırdığı topraklarını geri almak için fırsat kollayan Mora despotu Kostantin, Osmanlı tahtında küçük bir çocuğun oturduğu haberini alınca durumu müsaid görerek Teb, Beotya ve Pindos taraflarını ele geçirdi, sonra da Mora’nın savunmasını güçlendirmek için çalışmalara başladı.

   Kuzeyden gelecek bir Türk hücumunu durdurmak isteyen Despot Kostantin Mora’nın kapısı olan, Adalar deniziyle Yunan denizi ve Eğine ile Lepant körfezleri arasındaki dar sahadaki, beş hisarı, yüz elli üç burcu bulunan Ekzamiliyon surlarını baştan başa elden geçirttirerek sağlamlaştırdı.

   Osmanlı tarihlerinde Germehisar denilen ve iki deniz arasında bulunan bu beş hisar, Mora’ya girmek isteyenlere büyük bir engel teşkil etmekte ve bunun önünde de derin bir hendek bulunmakta idi.

   Mora’da bu gelişmeler olurken , Edirne – Segedin barışını tanımayan Papa Öjen’in kışkırtmaları ile Bizanslılar’ın destek verip teşvik ettiği Macar kralı Vladislav’ın  liderliğinde yeni bir Haçlı ordusu oluşturuldu.  Papa Öjen’in niyeti Türkler’i Balkanlar’dan atmak, Edirne’ye kadar inerek Osmanlı başkentini ele geçirmek ve Avrupa kapılarına dayanan Türklerin tehtidini tamamıyla ortadan kaldırmaktı.

   Müttefik haçlı ordularının aradaki barışa rağmen bir araya gelip Tuna Nehri’ni geçmesi  Edirne’de büyük bir telâşa yol açtı. Edirne’nin savunulması için hemen hazırlıklara girişilirken Edirne tahtında oturan çocuk yaştaki  Sultan Mehmet, tehlikenin büyüklüğünü fark eden devlet adamlarının tavsiyelerine uydu  ve babasına bir mektup yazarak, Sultan Murat’ı başkumandan olarak ordularının başına davet etti.  

   Oğlunun davetini alınca ordunun başına geçmek zorunda kalan ve devletin dizginlerini yeniden eline alan Sultan Murat, Gelibolu’nun Venedik donanması tarafından tutulduğunu haber alınca Venediklileri şaşırtmak için küçük bir kuvveti Lapseki’ye sevk ettikten sonra Ceneviz tüccar gemilerini kiralayarak İstanbul Boğazı’ndan karşı yakaya geçti, Osmanlı başkenti Edirne’ye gidip oğlu Mehmet’i kentin muhafazası ile görevlendirdikten sonra Selanik, Epir ve Trakya garnizonlarından topladığı kuvvetlerinin önüne düşüp Varna istikametine yöneldi.

   Türklerin Avrupa topraklarındaki geleceğini belirleyecek olan ve bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Varna şehri önlerinde, Balkan dağlarının doğu eteklerinde müttefik haçlı ordularıyla yapılan bu zorlu savaşı Osmanlı Türkleri kazandı. Sultan Murat’ın bir er gibi dövüştüğü çarpışmalar sırasında Macar kralı Vladislas atından düşürüldü ve savaş meydanında öldürüldü.

   Büyük bir zafer kazanan ve Edirne’ye şanla, şerefle dönen Sultan 2. Murat, Mora despotu Kostantin’den işgal ettiği toprakları Osmanlı devletine derhal iade etmesini istedi ama bu isteği uygun bulumadı.

   İsteği reddedilen Sultan Murat, Yunanistan ve Mora’ya akınlarda bulunan meşhur Paşa Yiğit oğlu Turahan Bey’den Mora hakkında lazımgelen malumatın alınmasını ve Mora’nın tekrar Osmanlı nüfuzu altına alınması için gereken çalışmalara başlanmasını buyurdu. 

   Mora’yı çok iyi bilen ve Sultan Murat’ın istediği bilgileri hemen gönderen akıncı beyi Turahan Bey, akıncı kuvvetleri ile Mora’nın işgali ile görevlendirildi. Osmanlı Sultanının buyruğunu alan Turahan Bey’in Korent kalelerini fethedebilmek için toplara ve çok sayıda top mermisine ihtiyacı vardı. Beş kaleyi birden vurmak isteyen Turahan Bey’in isteği kabul edildi ve bölgeye develerle bakır gönderildi. Topların dökümü sürerken Sultan Murat ve ordusu da Korent önlerine geldi. 

   Padişahın gelişinin dördüncü günü şafak sökerken surların önünde binlerce meşale yakıldı ve Allah!.. Allah!.. sesleri ve kös gürültüleri arasında ordu ok yağmuru, top, taş ve Rum ateşi altında ilerlemeye başladı. Önde giden yeniçerilerin cesetleri derin kazılmış hendeği doldurdu. Akıncıların ve Sultan Murat’ın komutasındaki asıl ordunun gayretleriyle Korent kıstağını savunmak için inşa edilmiş kalın surlar delindi. Varna’da Macar kralı Vladislas’ın başını kesen Hızır adındaki yaşlı yeniçeri, top güllelerinin açtığı delikten geçip surların üstüne çıkınca diğerleri de onu takip ettiler. 

   Mora’nın kapısı açılmıştı. Sezar, Caligula ve Neron gibi Roma imparatorları döneminde yabancı milletlerin istilasına karşı önlem olarak yapılan kalın surlar aşıldıktan sonra bir koldan padişah ve diğer koldan Turahan Bey ve akıncıları yürüyüşe geçtiler, bir sel gibi Mora’nın içlerine daldılar, kısa bir sürede Korent, Patras ve Gördes’i fethettiler.

   Çok güvendiği surlar aşılıp, Türk akıncıları Mora Yarımadasının her tarafında at oynatıp kılıç savurmaya başlayınca iktidarı için endişeye kapılan Mora despotu Kostantin, tarihçi Halkondilas’ı elçi olarak Sultan Murat’a gönderip aman diledi, Osmanlı devletine vergi ödemeyi ve Sultana bağımlı kalmayı kabul etti.  Bu durum karşısında istediğini elde eden Osmanlı kuvvetleri , halkın geleneklerine ve dinlerine dokunmadan kitleler halinde Mora’yı terkettiler. 

NOTLAR

 Not 1: Çelebi Sultan Mehmet Osmanlı padişahları arasında ölümü gizlenen ilk padişahtır.

Not 2: 1444 yılında Osmanlı Devleti ve Macaristan arasında imzalanan Edirne-Segedin Antlaşması Osmanlı Devleti'nin imzaladığı ilk barış antlaşmasıdır.

Not 3: Mora despotu Kostantin, Bizans imparatoru Manuel’in ikinci oğlu ve Bizans’ın son imparatorudur. Kostantin, Mora’da taç giymiş ve 1449 yılı ocak ayı ortalarında İstanbul’a gelip tahta çıkmıştır.

Not 4: Dukas’a göre Turahan Bey’in yaptığı akınlar sırasında 60.000 esir alınmıştır.

Not 5: Mora despotunun elçisi tarihçi Halkondilas ilk başta tutuklandıysa da neticede Mora despotu Osmanlı devletinin isteklerini kabul edince serbest bırakıldı.

Not 6: Sultan 2. Murat otuz yılı bulan  padişahlığı süresince, ülkesini adaletle yönetmiş ve Türk milletinin hafızasında dindar, lütufkâr, haktanır ve iyiliksever bir sultan olarak hayırlı bir isim bırakmıştır.

KAYNAKLAR

BÜYÜK OSMANLI TARİHİ: Ord. Prof. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI

OSMANLI TARİHİ: Alphonse de Lamartıne

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22657025