25 Ekim 2021

Hüseyin Cahit Yalçın'ın Yenigün Yayınları tarafından 1943 yılında yayımlanan "Talat Paşa" kitabını yıllar önce okumuştum. Kitaplığımda da vardı.

Bir kitapçıda, kitabın Ötüken Yayınları arasında çıkan yeni baskısına göz atarken, Mustafa Çalık'ın "TAL'AT" başlıklı takdim yazısını okudum ve çarpıldım… Ve sırf bu takdim yazısı yüzünden kitabın bu baskısı da kitaplığımda olmalı diye düşündüm ve hemen aldım...

Mustafa Çalık'ın takdimi yalnızca yedi sayfa. Ama o yedi sayfayı yazmak için çok ciddi emek verildiği o kadar belli ki…  Hele üslup… Belki dört beş kez okudum takdim yazısını, her seferinde ayrı bir tad aldım. Yalnızca o yazıyı okuyan birisi Talat Paşa'yı yeterince tanır... Eğer bir ansiklopedi yayıncısı olsaydım, "Talat Paşa" maddesini Mustafa Çalık'a yazdırmak için uğraşırdım…

"Posta ve Telekomünikasyon Tarihinden Portreler"de Talat Paşa’ya da yer verdiğimden, kitabımı kaleme alırken onun hayatını ayrıntılı olarak incelemiş, bu inceleme sırasında zaten sevdiğim Talat Paşa'ya hayran olmuştum...

Bu incelemeler sırasında Talat Paşa'nın biyografik romanını yazma arzusuna kapıldım. Beş altı yıldır onun hakkında yazılmış ne kadar kitap, makale, tez vb doküman varsa topladım. Büyük bir koleksiyon oldu.

Ama yalnızca Talat Paşa'yı anlatan kitap ve makalelerdeki bilgilerin roman yazmak için yetmeyeceğini anladım, bu kez İttihat ve Terakki hakkında yazılmış kitaplarla, o dönem aydın ve siyasilerinin anılarını temin etmeye başladım...

Bu deneyimimle rahatça söyleyebilirim ki; Talat Paşa'nın arkadaşı Hüseyin Cahit Yalçın'ın kaleme aldığı bu kitap onu her yönüyle -komitacılığı, teşkilatçılığı, devlet adamlığı, insanlığı- tanımanız için kâfi...

Kitap 120 sayfa... Kitabın yaklaşık seksen sayfalık kısmı; önsöz, takdim ve İttihat Terakki’nin tanıtımına ayrılmış. Doğru da yapılmış. Zira İttihat Terakki anlaşılmadan Talat Paşa, Talat Paşa anlaşılmadan İttihat Terakki anlaşılmaz. 

İttihat Terakki de çok güzel anlatılmış. Kuruluş nedenleri, mensuplarının ruh hali, umutları, hayalleri, gözü karalıkları, hayal kırıklıkları, beklentiler ve gerçekler… İttihat Terakki hakkında çok kitap okudum, bu kadar anlaşılanına, rahat okunanına rastlamadım. Bir İttihat Terakki mensubunun eleştirel bir gözle hatalarını da itiraf etmesi takdire şayan…

Sadece son 40 sayfada Talat Paşa anlatılmış. Ama bu kırk sayfa yetiyor onu tanımanıza.

Gereksiz hiçbir cümle hatta kelime yok kitapta… Bazı biyografi kitaplarını okurken, laf kalabalığı yapılan gereksiz cümleleri hatta sayfaları okumadan geçersiniz. Bu kitapta atlanacak tek cümle, hatta tek kelime yok…

Hüseyin Cahit Yalçın’ın usta yazarlığı ve mükemmel üslubu kitabı okumak için başka bir neden.

Göktürk Ömer Çakır mükemmel bir editörlük örneği sergilemiş. Hüseyin Cahit’in üslubuna dokunmamış. Yalnız, bugünkü yazı dilinde çok kullanılmayan, genç okuyucular tarafından bilinmeyecek kelimelerin yanına daha küçük harflerle bugün kullanılan karşılıkları ya da anlamları ilave edilmiş. Eski baskısındaki dizgi yanlışlarından kaynaklanan anlam kaymaları da açıklanarak düzeltilmiş…  

Bence son iki yüz yıllık tarihimizin Atatürk’ten sonraki ikinci büyük adamı Talat Paşa'yı tanımak isteyenlere bu kitabı tavsiye ederim…

Ve her kitap tanıtım yazımda yaptığım gibi, kitapta altını çizdiğim bazı cümleleri aktararak yazıya nokta koyayım…

“Eğer Talât olmasaydı İttihat ve Terakki olmazdı. Meşrutiyetten sonraki devre hakkında benim kat’î kanaatim budur. Talât İttihat ve Terakkinin kubbe taşı, çimentosu ve temeli idi. Onun bitmek tükenmek bilmeyen bir sabrı ve tahammülü vardı. Herkes derdini ona dökmeye koşar, bütün şikâyetlerini ona anlatırdı. O herkesin nazını çekerdi. Kimini okşamak lâzımdı, kiminin yüzüne gülmek icap ederdi, kimini aldatmak, kimini korkutmak, kiminin gözünü açmak, kimini avutmak zarureti vardı.

Talât bunların hepsini sabır ile, metanet ile yapardı.” 

“İlk meclis reisleri seçileceği gün, Cavit bana: Talat’a rey ver, diyordu. Kim Talat? dedim; Bizim Talat, cevabını verdi. İşte bu “Bizim Talat” yavaş yavaş, sırf kendi halis ve samimi hizmetleri, yararlıkları sayesinde hepimizin Talat’ı oldu, memleketin Talat’ı oldu, vatanın Talat’ı oldu.”

“Meclisteki fırkanın ekseriyeti temiz insanlardı. Memleketi severlerdi. Türklüğün maruz olduğu tehlikeyi anlamıştı.

Fakat basit insanlardı. Bilgileri mahduttu. Dünyadan, Avrupa'dan büyük siyasî meselelerden habersiz idiler.” 

“Nazır olduğu vakit seyahat için aldığı paradan artanı vezneye iade ederdi. Hâlbuki kanun mucibince alması icap eden paradan kalan iade edilmezdi. Bunu hatırlatan veznedara Talât Paşa mevkiinden umulmaz bir şekilde cevap verdi: Ben hakkım olmayan parayı almam,” 

 “Talât Paşadan bahseden bir yazıdan birkaç satır: "Basit, sade yaşamayı sever tabiatlı bir adam olan Talât Paşa, sadrazam iken de İttihat ve Terakki merkezi umumîsine geldikçe -sadrazam olmadan evvel yaptığı gibi- ekmek, peynir ve kavundan ibaret öğle yemeğini yerdi." 

“En büyük mevki bile ona en küçük gurur vermemişti ve ekseriya halk arasında tramvayda seyahat ederdi.” 

Bu kategorideki Makalelerden