Şair
İbrahim Sağır

İbrahim SAĞIR


1936 yılında Balıkesir, Gönen İlçesi Paşaçiftlik Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Bandırma’da bitirdi 1955 de Hv. Asb. Tek. Okulu’na girdi. 1957 de Türk Hava Kuvvetleri’nde göreve başladı. İzmir, Eskişehir, Malatya, olmak üzere toplam 27 yıl hizmet ettikten sonra 1984 yılında emekliye ayrıldı. Bu hizmeti sırasında iki önemli kaza geçidi. Birincisinde Hava Kuvvetleri kuruluş yıldönümü olan 1 haziranda yapılan gösteriler sırasında gösteri alanına uçak düştü. Dört kişi öldü, en ağırlardan birisi kendisi olmak üzere 93 kişi yaralandı. İkincisinde ise cephanelikte bomba patladı 2 iki kişi öldü, bir kişi yaralandı.. 

İlkokul, ortaokul yıllarında bayram törenlerinde öğretmenler tarafından şiir okumakla görevlendirildi. Şiir yazmaya ortaokulda başladı. Ortaokul Türkçe öğretmeni Haşim Nezihi OKAY’ın şiir konusunda yardımlarını gördü. İlk şiiri Gönül, 1953 yılında yayınlanan 20. Asır Dergisi’nde Behçet Kemal ÇAĞLAR’ın yönettiği “Genç Şairler” sayfasında yayınladı. 

Yalnızlık, umut ayrılık, umutsuzluk, sevgi, özlem ve tasavvuf alanındaki duygularını büyük bir ustalıkla dile getiren İbrahim SAĞIR dilimizdeki kelimelere, cümlelere öyle anlamlar yükledi ki hayran olmamak mümkün değil. Bazen bir kıtaya bir kitapta anlatılamayacak acıyı, kederi, sevgiyi yada özlemi sığdırdı. Her sözcüğü büyük bir titizlikle yerli yerine oturttu. Üstelikte bütün bu güzellikleri, Halk Şiiri’nin özellikleri olan belli ölçüler içerisinde, belli kurallara uyarak yaptı. 

İbrahim SAĞIR sadece şiir yazmadı, aynı zamanda şiir yazmaya çalışanlara büyük yardım ve katkıları oldu. 1992 yılında, sonraları ŞİİR AKADEMİSİ diye bahsedilen Eskişehir Şairler Derneği’ni altı arkadaşı ile birlikte kurdu. 1993 yılından beri bu derneğin başkanlığını yürütüyor. 

SAĞIR’ın yazdığı şiirler Türkiye genelinde ve yurt dışında olmak üzere 20. Asır, İnsanlığa Çağırı, Türk Edebiyatı, Çağrı, Defne, Bayatı gibi yüzü aşkın değişik dergide, çeşitli kitaplarda, antoloji ve gazetelerde yayınlandı. Azerbaycan ve Türkmenistan Türkçesine çevrildi. 2000 yılında DUYGU KERVANI, 2006 yılında da BİR KAPIDAN BİR KAPIYA isimli şiir kitapları okuyucuyla buluştu. 1997 yılında Atatürk Üniversitesi, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Nasır TEKİN tarafından “İbrahim Sağır’ın Hayatı ve Şiirlerinin Tasnifi” adı altında, 2001 yılında da Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat fakültesi öğrencisi Hasan KILIÇ tarafından “İbrahim Sağır ve Duygu Kervanı Adlı Şiir Kitabının İncelenmesi” adı altında bitirme tezi hazırlandı. 2007 Yine Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğrencisi Banu ÜNLÜ Tarafından “Şair İbrahim SAĞIR’IN Hayatı, Edebi Kişiliği ve BİR KAPIDAN BİR KAPIYA İsimli şiir kitabının İncelenmesi” adı altında bitirme tezi yapılmış ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Halil BUTTANRI tarafından kabul edilmiştir. İhsan IŞIK’ın yayınladığı “Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi” nde Arslan TEKİN’in yayımladığı “EDEBİYATIMIZDA İSİMLER” Antolojisinde, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı’nca yayınlanan “TÜRK DÜNYASI EDEBİYATÇILARI ANSİKLOPEDİSİ” nde ve “Türkiye’de Kim Kimdir? Antoloji” sinde biyografileri yayınlandı. “Vefasız” şiiri Yılmaz PAKALINLAR ve Ali KOLAYLIOĞLU, “Gözlerin” şiiri Pınar KÖKSAL, “Gazel” ve “Gözlerine” şiirleri Tuncay DAĞLI, “Dağlar” şiiri Ümit AŞIK, tarafından Türk Sanat Müziği formatında bestelendi, “Kırıkkale Üniversitesi” şiiri okul marşı olarak bestelendi, halen kullanılmakta. Ozan-Aşık sanatını dünyaya tanıtıp, bu değerli sanatın gelecek nesillere aktarılmasına katkıda bulunması nedeniyle, Azerbaycan’da faaliyet gösteren “ULDUZ AŞIKLAR BİRLİĞİ” tarafından fahri üyeliğe kabul edildi. Yine Azerbaycan’da faaliyet gösteren “Kitap Evi İçtimai Birliği” ile “Mahseti Şairler Meclisi” ve “Mahseti Jurnalı” İdare Heyeti tarafından fahri diploma ile taltif edildi. 

Türkiye genelinde açılan yarışmalarda çoğu birincilik olmak üzere kırkın üzerinde ödül aldı. 

Yukarıdaki metin http://www.antoloji.com/ibrahim-sagir/hayati/'den alınmıştır.



AĞLADIM


Dün gece ud’umla seni yâd ettim, 
Sevdiğin şarkıyı çaldım ağladım. 
Hasretinle yandım,eridim, bittim, 
Gönlümü yollara saldım ağladım. 

Kadehler vermedi derman yarama, 
Saplandı alevden bir ok şurama, 
Aynada hâyâlin duruyor ama, 
Gönlümle baş başa kaldım ağladım. 

Müjdeni bekledim yıldızdan,aydan, 
Gönül oku yine fırladı yaydan, 
Albümü taradım şöyle bir boydan, 
Resmini elime aldım ağladım. 

Yokluğun içime çöktü bu gece, 
Çiçekler boynunu büktü bu gece, 
Şafak dertlerimle söktü bu gece, 
Derin hülyalara daldım ağladım

TÜRK’ÜN VARLIĞI

Şu dünyada beş bin yıldır çark benim, 
Esareti ölüm bilmiş ırk benim, 
Dik başlıya baş eğdiren Türk benim, 
Varsa eğer duymayanlar duysun hey! 

Sayan Altay yöresinde kalmışım 
Urallar’ın hür havasın almışım, 
Tuğlarımı gökler içre salmışım, 
Kut isteyen buyruğuma uysun hey! 

Balasagun, Ötüken’de bark kurdum, 
Çinlilere Çin Seddi’ni kurdurdum, 
İskender’i kanlı dağda durdurdum, 
Türk Boyları hürmet etsin saysın hey! 

İsa’dan iki bin yıl evvel idi, 
Türkler nice nice çok düvel idi, 
Karar tutmaz fırtınaydı yel idi 
Tarih bildiğinden niçin caysın hey!

BU VATAN BİZİM 

Hayalimi o günlere gönderdim, 
Önümden perişan haneler geçti. 
İçimde tutuştu, kor oldu derdim, 
Başımızdan büyük rahneler geçti. 

Zalim düşman yurdumuzu bölüştü, 
Milletin bahtına karalar düştü, 
Türk Askeri her cephede dövüştü, 
Yas tutan gelinler, neneler geçti. 

Yurdunu daha çok sevdi canından, 
Nehirler boyandı akan kanından, 
Sıyırmış kılıcı paslı kınından, 
Seğmenler, zeybekler, efeler geçti. 

Başımızda büyük deha sahibi, 
Burada durdurduk ehli salibi, 
Her yiğit büyüdü birer dağ gibi, 
Aklın almadığı sahneler geçti. 

Kükredi topların sesi seherde, 
Yunan Askerleri düştüler derde, 
Kıyamet kopmuştu bu tepelerde, 
Hâyâlimden neler, ah neler geçti. 

Sakarya, İnönü, Dumlupınar’dan, 
Yarattık yeniden özgür bir vatan, 
O harpte yaşanan hatıralardan, 
Bu günlere nice seneler geçti

O GÜN DE GELİR 

Anlarsın bu aşkın yüceliğini, 
Göz yaşın kalbine aktığı zaman. 
Tutuşur ruhunda bütün duygular, 
Hicranın ateşi yaktığı zaman. 

Düşünce bahtının inkisarına, 
Sözler gelir gider dudaklarına, 
Süzülür yaşların yanaklarına, 
Ruhuna hüzünler çöktüğü zaman. 

İçinde kanarken binlerce yara, 
Sığınırsın eski hatıralara, 
Hasret girdabında düşersin dara, 
Gözlerin yaşını döktüğü zaman. 

Böyle esmez her dem bahtının yeli, 
Ağarır saçının en ince teli, 
Kar düşmüş zülfüne zamanın eli, 
Elem çiçekleri taktığı zaman. 

Serdin yollarıma firkat çığını, 
Kaybedince bir gün canlılığını, 
Yansıtır amansız pişmanlığını, 
Aynalar yüzüne baktığı zaman. 

Hayaller avutmaz, düşler avutmaz, 
Uyumak istesen dertler uyutmaz, 
Dilin, dudağın artık sır tutmaz, 
Hayatın hayattan bıktığı zaman. 

Darmadağın ettin garip Sağır’ı, 
Senden geldi dertlerin en ağırı, 
Olur, bir gün betin benzin sapsarı, 
Odalar kasvetle sıktığı zamanı.

ZITLARIN GİRDABINDA

çimde esmektedir, tayfunlar, fırtınalar, 
Fikrimin girdabında boğuluyor vicdânım. 
Beşerin ellerinde mazlumların kanı var, 
Suskunluk dehlizinde mahkûm sanki isyanım. 

Dar geldi yaşlı dünya, yıldızlara göz diktim, 
Havsalamda çarpıştı binlerce zıt iç içe. 
Kağıttan gemilere çelikten yelken diktim, 
Fezânın sırlarına kement attım delice. 

Yürüdüm gölgelerin arkasında nice yıl, 
Hep gerçeği aradım yalan sahralarında. 
Eşyaya şekil verdi haddini bilmez akıl. 
Takıldı kaldı gönül ruhumun esrârında. 

Nefsim eline aldı vesvese fenerini, 
Aklım tuğyana kalktı, fikrim galeyan etti. 
Vicdanımın aynası gösterdi hünerini, 
Tâ ebet diyârının yolunu ayan etti.

ANLATAMAM KENDİMİ 

Seyrederken aynada mutlu-mutsuz yüzümü, 
Bu ömür denen takvim bitecektir sormadan. 
Ertelenmiş tövbeler örselerken özümü, 
Ruhum bedenden çıkıp gidecektir sormadan. 

Anlatamam kendimi içimde ukde kalır, 
Zamanın akışında bir meçhul vakte kalır… 

Bu gölgeler mülkünün umarsız pazarında, 
Biçilir fikirlerim mantığın hızarında. 
Bir suçlu mahkûm gibi sevgili nazarında, 
Efkârım duman duman tütecektir sormadan. 

Duygular vadisinde akıl yedekte kalır, 
Anlatamam kendimi içimde ukde kalır. 

Her seher gün doğanda beni bende aradım, 
Hüsran yağmurlarında ak saçımı taradım, 
Ne bir dosta yaradım ne kendime yaradım. 
Nefsin hilesi beni ütecektir sormadan. 

Kâinat aynasında cismim bir nokta kalır, 
Anlatamam kendimi içimde ukde kalır. 

Zonklatırken beynimi bir ummalı tefekkür, 
Tekmil düşüncelerim gâhî esir gâhî hür, 
Cevapsız suallerin hendesesine yürür, 
Bu ömür denen rüya yitecektir sormadan. 

Sırlarımın tamamı gayrı felekte kalır, 
Anlatamam kendimi içimde ukde kalı

BİLEN VAR

Geldi geçti deli dolu çağlarım, 
Gam deminde uykuları bölen var. 
Hazan vurdu, harab oldu bağlarım, 
Gülistanda bir hüzünlü şölen var.

Kavak yeli esmez oldu başımda, 
Tat kalmadı ekmeğimde, aşımda, 
Umman gizli her damla gözyaşımda, 
Beni benden yavaş yavaş alan var.

Kayıp ettim şu hayatın cengini, 
Yıllar aldı saçlarımın rengini, 
Son sefere sardı gönül dengini, 
Ciğerimi delik delik delen var.

Düşün biraz varsa eğer iz’ânın, 
Sığmaz senelere bazen bir ânın, 
Can derdinde yatan ağır hastanın, 
Başucunda bekler iken ölen var.

Baş eğmedim çıkar için nâmerde, 
Göğüs gerdim nice amansız derde, 
Gayri nerde eski güç kudret nerde, 
Hâllerime sinsi sinsi gülen var.

Sebep var mı düşmen için yeise, 
Yaşanacak kaderdeki ne ise, 
Varsın kursun düşmanların desise, 
Seni senden daha iyi bilen var.

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

18666304