21 Ekim 2021

Rifat GÜNDAY*

“…Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn’i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...” 

                                          (M.Akif Ersoy-Çanakkale Şehitlerine)

C:\Users\EAL-MUDUR\Desktop\1.Kılıçarslan\ultanı I. Kılıçarslan'ı tasvir eden bir tablo - Harbiye Askerî Müzesi, İstanbul..jpg

 

Sultan I.Kılıç Arslan
(Kaynak : Harbiye Askeri Müzesi-İstanbul)

Sultan 1.Kılıç Arslan, Anadolu Selçuklu Devleti’nin 2.sultanıdır.(1092-1107) Babasının yerine bakan Eb’ul Kasım ise naibidir. Son zamanlarda kabirinin bulunmasıyla ve Diriliş Selçuklu dizisinde İsfahan’dan kaçırılma girişimiyle gündeme gelmiştir.

Sultan 1.Kılıç Arslan,  tahminen 1079 ‘da doğmuştur. Babası Kutalmışoğlu Süleyman Şah olup soyu Selçuklu kurucu lideri Selçuk Bey’in oğlu Arslan Bey’e dayanmaktadır. (Çağdaşı Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın soyu ise Selçuk Bey’in diğer oğlu Mikail’den gelmektedir) Kılıç Arslan babası 1.Süleyman Şah ile  Suriye seferine katılmış ve Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş’la (Melikşah’ın kardeşi) Ayn  Seylem savaşına ( Haziran/ 1086) katılmıştır. Savaşta Süleyman Şah vefat ettiğinden Kılıç Arslan ve Kardeşi Kulan Arslan Sultan Tutuş tarafından Antakya’ya götürüldü. Ancak daha sonra bölgeye gelen Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Melikşah , Kılıç Arslan ve Kulan Arslan'ı İsfahan'a götürerek gözetim altına almıştır.(1087) Melikşah’ ın ölümü(19 Kasım 1092) üzerine Süleyman Şah oğulları derhal Anadolu’ya hareket etmiştir. Bu süre içerisinde Anadolu Selçuklu Sultanlığı tahtı boş kalmış ve Saltanat Naipliğini Ebu'l-Kasım yapmıştır(1086-1092)

Anadolu Türkleri, Sultanı sevinçle karşıladı. Ancak tahtın boş kaldığı dönemde (1086-1092) Ebul Kasım Bizans’la (Kios/Gemlik) savaşında yenilerek İznik’e çekilmişti. Anadolu’daki boy beyleri de başsız kalınca “başına buyruk” hareket etmeye başlamışlardı. Boyların serbest hareketleri neticesinde Anadolu’da 2.Beylikler dönemi (Danişmentler, Mengücekler ,Saltukoğulları ,Hasan Bey,  Buldacı, Çubuk beyleri gibi) başlamış üstelik bu boşluktan Ermeni Prensliği de yararlanmıştır.Bu yüzden Anadolu’yu itaat altına almak  amacıyla  Emir Porsuk, Melikşah’ın emriyle 50.000 kişilik bir kuvvetle  Anadolu’ya (Eskişehir ve İznik) gelmiş, boyları itaat altına almaya çalışmış İznik’i de kuşatmıştı. (1090) (Büyük Selçuklu Emir-ül Ümerası  Porsuk Bey’in  Eskişehir’e gelmesi şerefine bu günkü PORSUK  nehrine ismi verilmiştir). Emir Porsuk’tan sonra bu sefer aynı amaçla Emir Bozan gönderilecek ve o da Emir Porsuk gibi yine İznik’i kuşatacaktır.

Büyük Selçuklu merkezinde gözetim altında tutulan Kılıç Arslan ve Kardeşi Kulan Arslan serbest kalınca,  Anadolu’dan Yabgulu Türkmenlerden bir ordu toplayarak süratle İznik önüne geldiler. Büyük kardeş Kılıç Arslan tahtı Ebul Kasım öldüğünden,  Ebul Gazi’den  teslim aldı.

Kılıç Arslan bir taraftan babasının ölümünden beri dağılmış bulunan devletin birliğini kurmaya çalışırken bir taraftan da Bizans’a karşı sürdürülen mücadeleye devam etmek kararındaydı. Ancak Bizans entrikaları neticesinde Çaka Bey’le (Kılıç Arslan’ın kayınpederi) bozuşurak öldürttü ve daha sonra Malatya Seferine çıktı(1097). Malatya Kuşatmasındayken 1.Haçlı ordusunun (Asıl Muharip ordu)  İstanbul’dan geçerek Selçuklu sınırlarına geldiğini haber alınca  süratle başkenti İznik’e doğru hareket etti.

Haçlı ordularını ilk defa karşılayacak Türk Lideri 1.Kılıç Arslan olacaktır.

Haçlı Ordularının Anadolu’ya Gelişlerinin Nedenleri:

1071’den sonra  sürekli Anadolu’da toprak kaybeden Bizans, ancak 1086-1092 de bu durum durağanlaşsa da Kılıç Arslan’ın tahta çıkar çıkmaz İznik’i kuşatıp Bizans’tan geri almasıyla   birlikte İmparator Aleksios Komnenos, Türkleri Anadolu'dan atmak ve kaybedilen toprakları geri almak maksadıyla 1091'de Papa II. Urban'dan yardım istemiştir. Ancak  Bizans’ın bu talebini  Papa II.Urban bir fırsata dönüştürerek Avrupa şehirlerinde özellikle  Keşiş  Pierre  L’Ermite  aracılığıyla herkesi haçlı seferine teşvik etmiştir. Böylelikle Ortaçağ Avrupasının yoksul halk yığınları zengin görülen Türkiye ve Kudüs’e yönlendirilecekti. Bunun neticesinde 100.000 civarında toplanan halk Keşiş L’Ermite ve şövalye Yoksul Gotye tarafından harekete geçirildiler.

Öncü Haçlılar 

Toplanma yeri olarak Köln (Almanya) şehri belirlenmiş ve buradan İstanbul’a  hareket edilmiştir. (Köln’deki bu alana sonradan büyük bir katedral inşa edilecektir) Fransız ,Alman,İtalyan  ve diğer milletlerden toplanan bu düzensiz ordu  lojistik v.s.hizmetleri dikkate almadan yola çıktılar. Bu şartlarda yollarına ancak yağma ile devam edebiliyorlardı. İmparator Aleksios Komnenos, Papalıktan  böyle bir yardım beklemiyordu, yağma ve çapulcu  birliklerin kente zarar vermesini önlemek için bunları hemen boğazı geçirerek Yalova’ya yerleştirdi. (1 Ağustos 1096) Böylece yağma saldırılarını Bizans kendinden Türk topraklarına yönlendirmiş oldu. Yalova’da Kibotos  karargahına yerleşen haçlılar civar köylere yağma saldırıları yapmaya başladılar. Bunlardan 6.000 kişilik Alman-İtalyan birliği Rinolda komutasında Kserigordon isimli bir kaleyi ele geçirdiler. Durumu haber alan Sultan 1.Kılıç Arslan  buraya   bir  ordu sevkederek kaleyi geri almış oldu.(29 Eylül 1996)

Bu olaydan sonra Haçlılar, Türklerin Kibotos’a bir saldırı hazırlığı olarak algılandığından ve birazda intikam amacıyla  bu sefer 20.000 kişilik Haçlı ordusu İznik üzerine harekete geçti. Türkler ise saldırıyı almış Drakon denilen yerde pusuya yatmıştı. Savaş şövalyelerin bütün gayretine rağmen, haçlı ordusunda  bozgun başladı ve imhaya uğradılar. Kaçabilenler kurtuldular.(21 Ekim 1096) Bizans İmparatoru  Kommenos ancak bu artıkları toplayabilmiştir.(Yoksul Gotye ölmüş, L’Ermit  ise kaçabilmiştir)

 

1.HAÇLI ORDUSU (1097)

L’Ermit  öncülüğündeki öncü ordunun Türkler tarafından  yok edilmesinden  sonra, asıl Haçlı ordusu hazırlıklarını tamamlamış ve yola çıkıyordu. Haçlı ordusu Bizans’la bir anlaşma yaparak Anadolu’ da aldıkları yerleri Bizans’a  verecekler, Bizans’ta Haçlılara Yiyecek ve diğer lojistik işlerde yardım edecekti. İlk öncü haçlıların Türkler tarafından kolayca imha edilmesinden dolayı bu sefer asıl haçlı orduları Avrupa’da;  prens ve dükler, şövalyeler ile ağır zırhlı  donatılmış ve profesyonel ordulardan oluşan yeni orduya katılan soylu ve asilzadelerden oluşuyordu.

Aşağı Lorraine kontu Godefroi de Bouillion -Fransa kralı I. Henri’nin kardeşi  Hugues - Toulouse kontu Raimond de Saint Gilles  - Flandre kontu Robert - İngiltere kralı  William’ın oğlu Robert gibi liderlerden  oluşan ordunun toplamı 600.000’e ulaşıyordu. 1097 İlkbaharında İstanbul’dan hareket eden 1. Haçlı ordusu Pelekanon’da(Maltepe)  ki karargahlarında toplandılar. Buradan da hareket ederek İznik önlerine geldiler. Bu sırada Malatya seferine çıkarak  şehri kuşatmakta olan  1.Kılıç Arslan, başkentinde kuvvetli bir garnizon bırakmıştı. İznik  5 km.lik surları ve 144 burcu olan savunmalı bir kaleydi. Zaten 1.Kılıç Arslan öncü haçlı ordusuna  benzer bir ordu beklemekteydi. Ancak 1.haçlı ordusunun  fasılasız akın akın gelip şehri muhasara ettiklerini haber alan Sultan Malatya kuşatmasını kaldırarak İznik’e hareket etti. Sultan İznik’e ulaştığında şehrin nefessiz bir şekilde kuşatılmış ve biraz da geç kalmış olduğunu gördü. (6 Mayıs 1097) Sultan şehre girmek için Güneydeki kapının surlarını (Yenişehir kapı) -Kont Raimond de Saint Gilles’in komuta ettiği  birliklere –taarruz ederek- şehre girmeye çalıştı. Akşama kadar süren şiddetli savaşta-kuşatmayı yarma harekatı- sayı ve teçhizat üstünlüğü nedeniyle kuşatmayı yarıp İznik Surlarına ulaşamadı. Bütün Türk Orduları, Selçuklular da; Cesareti  ve taktiksel üstün savaş yetenekleri  hele dünyanın en iyi atlı  okçuları  olmalarına rağmen böyle büyük bir orduyla sıkışık bir alanda  hücumları boşa çıkmıştı. Oysa bu geleneksel hücumlar ancak meydan savaşlarında  etkili olabiliyor- özellikle dört nala hücumdayken aniden geriye dönüp uzaklaşırken bile at sırtında geriye hızla ok atabiliyor ve bu vur-kaç olarak tanımlanan bu stratejik savaş taktikleri  düşman ordusunu dağıtmaya yeterli oluyorken burada  etkili olamadığından  mecburen Kılıç Arslan  akşama doğru  ordusuyla  geri çekildi. Bu durum karşısında başkentini kaderine terk ederek ordusuyla ayrıldı. Bu arada Bizans’ın yardımıyla Haçlılar İznik’i(Nikea) göl yönünden de tam anlamıyla kuşattılar ve Ağır Zırhlara karşı etkili bir savunma yapamayan Türk Garnizonu Bizans’a haber göndererek teslim oldu. Teslim alma işlemini Bizans ordusunda bulunan Peçenekler gerçekleştirdi ve Bizans da sözünü tutarak herhangi bir katliam olmadı.(Esirler, daha sonra fidye ile serbest bırakılacaktır, Kılıç Arslan’ın  eşi misafir olarak İstanbul’a götürülerek daha sonra Sultan’a teslim edilecektir)

Bizanslılar için çok önemli olan ve İznik Konsili’nin (325)  toplandığı yer olan İznik, Türklerin elinde çok kısa bir süre kaldıktan sonra  çıkmıştır. Bizans-Haçlı ittifakı gereği şehir, Bizans’ın eline geçti. (İznik Türklerin eline ancak 1331’de tekrar geçecektir). İznik’in Türklerden geri alınması olayı Hristiyan Avrupa’sında sevinç yaratmış ve Haçlı seferlerine desteğin artmasına neden olmuştur.

1.Haçlı Ordusuyla yapılan Sultanönü (Dorylaion) Muharebesi

1.Kılıç Arslan, ordusunu daha fazla yıpratmadan İznik’ten çekildikten sonra; Anadolu’dan kuvvet toplamak ve diğer beylerle ittifak- yardım için çağrılar gönderdi. Dânişmendli  Gümüştegin Ahmed Gâzi ile Kayseri Emîri Hasan bey  bu yardımlara iştirak ettiler. Sultan, Güney’e inen 3 yol güzergâhının da merkezinin Eskişehir olacağını hesaplayarak toplanma yeri olarak Eskişehir’de yüksekçe bir tepeyi seçmiş, otağını buraya kurmuştu. (Eski Türk geleneklerine göre Kağan nerdeyse başkent ordadır anlayışıyla yeni idare merkezi olarak  burada toplanıldı. Selçuklu ordusu bu güne kadar böyle ağır teçhizatlı,  tepeden-tırnağa ağır zırhlı şövalyelerle karşılaşmamışlardı. İznik kalesinin güneyinde gerçekleşen yarma girişimi/meydan savaşından alınan derslerden göğüs-göğüse muharebeden kaçınacakları bir yöntem belirlenmişti. Haçlı ordusu da yürüyüşe geçmeden önce artan lojistik sıkıntılardan dolayı ikiye bölünüp bir gün arayla Anadolu içlerine-Eskişehir yönüne -hareket ettiler. Kılıç Arslan  kuvvetlerini Kütahya istikametinden ,Eskişehir’e çıkan Vadilerin yamaçlarını askerlerine tutturmuştu. Yapılan planlamaya göre Türk Birlikleri aniden haçlılara saldırarak (Vur-Kaç) Haçlı ordusunu yıpratacaklardı. Gerçekleten de ani saldırılarla Selçuklu süvarileri haçlılara kayıp verdiriyorlar ve geri çekilerek toplanma yerine gelmeye çalışıyorlardı. Haçlıların 1.gün yola çıkan ordusu Bohemond  komutasında    vadinin çıkışında bir çok tarihçiye göre -eski Dorylaion kalıntıları- yakınında kamp kurdular. Bu savaş bir başka görüşe göre de İnönü Ovasının girişini tarif etmekle birlikte bu güne kadar kesin olarak belirlenememiştir. Ancak kesin olan durum Haçlı ordularının Osmaneli(Lefke)’den hareket ettiğidir. Ancak Osmaneli-Eskişehir arası 2 günlük yol olup buradaki iki mevut güzergah;

- Osmaneli –Söğüt-Eskişehir (Roma ve Osmanlı ordu yolu)  ve - Osmaneli-Pazaryeri-Bozüyük-Eskişehir(Bizans ordu Yolu) hatlarından her ikisini de kullandıkları anlaşılmaktadır. Şöyle ki; yüzbinlerden oluşan ordu kolları/ grupları vadilere- yollara sığamadıkları gibi iaşe ve su ihtiyaçlarını gidermekte zorluk çektiklerinden ikiye ayrılarak iki ana güzergâhtan Eskişehir’ e ilerlemişlerdir.  



C:\Users\Asus\Downloads\1.Haçlı Sefer hatları.jpg
(Kaynak: 1.Haçlı Seferi Türkiye yol hatları haritası.)

 

1.Sultanönü (Dorylaion) Muharebesi 

1.Kılıç Arslan, takviyelerle güçlendiğine inandığından  sabah erkenden şiddetli bir ok atışıyla saldırı başlattı.(30 Haziran 1097)Haçlılara yaklaşan süvariler bu sefer kısa mızrak(kargı) atarak saldırıyor ve bütün bu hamlelerinde daha önce İznik savaşında öğrendikleriyle  kadar zırhların zayıf yerlerini(Boyun ve yüz) hedef alıyor ve adeta ölümüne kayıp verdiriyorlar ve çok yakın göğüs-göğüse muharebeye fırsat vermeden ani manevrayla  geri çekilip ,tekrar saldırıyorlardı. Haçlı ordusu şaşırmıştı, İznik savaşından sonra bu kadar büyük  bir Türk ordusu beklemiyorlardı. Bohemond   kolu çok zor durumdayken ve neredeyse savaşı kaybetmek üzereyken, akşama doğru 2.Gün hareket eden Haçlı ordusu Godefroi komutasında yetişerek savaşa girdi. Ancak bu sefer de Sultan bu 2.gün ordusunu beklemiyordu. Taze kuvvetle zaten sayısal üstünlüğü olan  üstelik Bohemond kolundan daha kalabalık olan bu 2.Kol haçlı ordusu taarruza geçerek adeta vur-kaç yapan Türk atlılarını  arkadan ve yanlardan kuşattılar.Bu durumda  Kahramanca ve metanetle çarpışan 1. Kılıç Arslan  kuvvetlerini gece vakti  geri çekerek savaş meydanından –bu arada meşhur otağının bulunduğu  “Sultan Höyüğünden” ayrılmak zorunda kaldı. Kılıç Arslan dağılan kuvvetlerini toparlayarak Konya yönüne doğru çekilirken(Otağ ve çadırlarıyla beraber Hazinesini de bırakmak zorunda kalmıştır) yeni yöntemler planlamak zorunda kalacaktır.

Ancak burada üzerinde durulacak nokta,  Batılıların Dorylaion dedikleri savaşta Selçuklu ordusu kesinlikle 20.000’ e bile ulaşmazken sayıyı abartmaktadırlar. Bir diğer nokta Sultan’ın savaş öncesinde ve savaş esnasında  otağının bulunduğu tepenin  konumu ve önemine binaen  sancağın adı Sultaneyüğü/Sultanönü adı ile tanımlanacaktır. (Osman Turan ).Bu tarihten itibaren 1867 yılına kadar Sultanönü  Sancağı/Sultanönü Uç beyliği olarak tanımlanacak , bu tarihten sonra ise Eskişehir kazası olarak tanımlanmaya başlanacaktır.

 

C:\Users\Asus\Downloads\1.dorlyon savaşı-2.jpg

  • Sultanönü Muharabesi (Kaynak: Anonim)

Sultan Konya’ya (Konia) çekilirken  yiyecekleri ortadan kaldırmış, insanları tahliye etmiş ve suları zehirleyerek, yiyecekleri ortadan kaldırarak  bir-tür gerilla savaşı yöntemleriyle Haçlı ordusunu yıpratma taktiğini uygulamıştır. Haçlı ordusunun da Akşehir üzerinden ulaştıkları   Konya’yı da boşaltılmış olduğunu görünce Meram’da dinlendikten sonra  Ereğli’ye (Hereclea) doğru yola çıktılar.Sultan 1.Kılıç Arslan, Dânişmendli  Gümüştegin Ahmed Gâzi ve Kayseri Emîri Hasan ile birlikte  Haçlı ordusuna bir saldırı daha yaparak şansını denedi. Ancak Haçlı ordusunun yine kuvvetle   mukavemet göstermesi  karşısında ve bir –meydan savaşı vermemek için- yine geri çekilmiştir. Temmuz başlarında yapılan Ereğli savaşını da atlatan Haçlı orduları yine ikiye ayrılacak : 1.Kol Gülek boğazını aşarak  Kilikya’ya girmişler  ki sonrasında burada Ermenilerin toplanıp kuvvetlenmesine sebep olacaklardır. Bu grubun bir kısmı Kayseri istikametini tercih etmişken Hasan dağında Emîr  Hasan’ın topraklarını müdafaa etse de  ancak sonuçta Emir Hasan şehid düşmüş ve savaşı kaybetmiştir.Bu ordu Göksün ve Maraş üzerinden yollarına devam ederek Anadolu’yu terk etmişlerdir.(Ekim/1097)

Sultan Kılıç Arslan Sultanönü savaşından sonra bir yandan Anadolu’yu derleyip toparlamaya bir yandan da bundan sonra devam edecek haçlı akınlarını izlemek ve müdafaa etmek durumunda kalacaktır. Başkenti mecburiyetten Konya ‘ya taşıyacak tır. Anadolu Selçuklu Devletinin Batı sınırları: Kuzey batısı Sultanönü uç Vilayeti olmak üzere, Akşehir ve  Antalya çizgisine  gerilemiştir. Ayrıca Bu hattın batısındaki diğer beylik toprakları Bizans’a, Kilikya’da Ermeni prensliği, ve Küdüs Krallıkları (Urfa ,Maraş ,Antakya  kontluklarıyla) kurulmuş Anadolu Selçuklu Devleti Orta Anadolu’ya sıkışmış vaziyette kalmıştır.

Papalık ise Kudüs’ün ele geçirilip Krallık kurulmasından memnun kalmakla birlikte, yeni seferlerle bu krallıkların ayakta tutulması politikasına sarıldılar. Yeni Papa II. Pascalis’ özellikle kralların Kudüs seferi için sürekli Avrupa’yı ayağa kaldırıyordu.

1.Haçlı seferine Ek Haçlı seferleri: 1099 seferi:

I.Kılıç Arslan  Büyük haçlı ordularıyla savaşa tutuşmadan takiple yetinmek için yeni bir hazırlık yaparak Eskişehir(Sultanönü) ve Akşehir(Akşar) uç’larını kuvvetle savunma mevzileri yaptırdı. 1099 seferine çıkan  Danimarka Kralının oğlu  Sweyn the Crusader  komutasındaki orduyu Eskişehir’den  Akşehir’e kadar uzaktan izleyerek takip etti  ile Ilgın  yakınlarındaki bir mevkide ani bir baskın yaparak taarruz ederek  tamamen yok etmiştir.

1.Haçlı Seferine Ek  Haçlı Seferi: 1101 Haçlı  Seferi:

Bu sefere Papa’nın çağrısıyla (3) büyük ordu katılmış ve birbirlerinden ayrı yollardan hareket etmişlerdir.

1101 Haçlı seferlerinin Birinci Ordusu

Mayıs 1101'de İtalya'dan Lombardlardan ve bir miktar Almanlardan  oluşan 200.000 kişilik bir Haçlı ordusu İstanbul üzerinden geldikleri  İznik’ten hareketle  Osmaneli-Ayaş- Ankara –Çankırı üzerinden Niksar'a(Diaspolis) yöneldiler. Hedefleri Dânişmend Gümüştegin Gâzi  tarafından  Malatya yakınlarında yapılan savaşta esir edilen Niksar hapishanesine atılan    Antakya prinkepsi (Haçlılar tarafından uydurulan  yeni bir prenslik ünvanı) Bohemund’u(Lombardlar  reis olarak görüyorlardı) kurtarmak ve yeni topraklar ele geçirmekti. Sultan 1. Kılıç Arslan bu orduyla çarpışmasının zor olduğunu anlayınca başta Danişmentli olmak üzere Suriye beylerinden yardım talep etti, bir yandan da Haçlı ordusunu takibe başladı. Haçlıların Danişmentli bölgesine yürüdüğünü anlayınca  , müttefikleriyle Çankırı   civarında toplanmayı planladı. Müttefik orduya : Harran beyi Karaca, Seruc (Suruç) Artuklu Emîri Belek b. Behram ve Halep Selçuklu Meliki  Tutuş yardıma geldiler. Sultan Ankara kalesini boşaltarak ve yollardaki yiyecek ve su kaynaklarını tahrip ederek Çankırı’ya geldi.Haçlı ordusu da Ankara’yı ele geçirerek Bizans’a teslim etti ve Çankırı’ ya geldi. Çankırı’da Toplanmış Türk ordusuna saldırmadan yönünü Amasya’ya çevirdi. Sultan Kılıç Arslan’ın bütün yardım çağrılarına rağmen ,Haçlı ordusu ,Türk ordusundan 10 kat fazla idi.Bu nedenle Sultan Haçlı ordusunu yıpratma taktiği uyguluyordu.Haçlı ordusu ,Türklerin  eski Türk taktikleri uygulayan  Türk atlılarının vur-kaç  ve küçük pusularla  ani baskınlar yaptıklarından yürüyüş kollarını sıkışık/ yanaşık tutuyorlardı ancak bu yüzden de normalin  üzerinden fazla kayba uğruyorlardı. Neticede 2 Ağustos’da Merzifon’la Niksar arasında bulunan  ovaya  ulaşan Haçlı ordusuna, Sultan taarruza geçmeye karar verdi. Sürekli yiyecek sıkıntısı çeken ve yorulan Haçlı ordusu Türk ordusunun her yönden saldırıları karşısında panikleyerek ellerindeki araba v.s malzemelerden bir daire/çember oluşturup  içinde savunmaya geçtiler. Bu pozisyona geçmekle muharebedeki ağır teçhizat üstünlüklerinin inkarı anlamına gelen çarpışmada Türk tarafı üstünlüğü ele geçirdi ve neticede ümidini kesen haçlıların kaçmaya başlamasıyla  savaşı kaybettiler. Kaçanların takibi ve esirlerin toplanmasıyla Merzifon’da kesin bir Türk zaferi oldu (5 Ağustos 1101). Kaçabilenler ancak Sinop yoluyla İstanbul’a dönebilmişlerdir.

 

1101 Haçlı seferlerinin İkinci  Ordusu

Haziran ayının (1101)   sonuna doğru;  Nevers Kontu II. Guillaume’in (Giyom) komutasında ki Fransız  koluydu  ve önceki Haçlı ordusunun güzergahını hedeflemelerine rağmen  ulaştıkları  Ankara’dan  aniden  Konya  yönüne dönerek Ereğli'ye yöneldiler. Bu arada Danişmentli ile birlikte kuzeyde bulunan Sultan 1.Kılıç Arslan , tali dağ yollarından ve kestirmelerden geçerek Haçlı ordusunu Konya’ya gelmeden  yetişti ve önlerini kesti.Sultan’ın  ani saldırısı Haçlıları dağıtmadığından, Sultan ordusunu geri çekerek takibe devam etti (13 Ağustos 1101). Haçlı ordusu ilerleyerek Konya’yı kuşattı. Fakat Konya Başkent olduğundan Sultan 1.Kılıç Arslan çokça sur ve burçla Konya Kalesini kuvvetlendirmişti. Haçlı ordusu Konya’yı alamayacaklarını anladıklarından ve  önceki  1.Haçlı ordusundan, İtalyanlardan da haber alınamayınca kuşatmayı kaldırarak  Ereğli’ye hareket ettiler.Haçlı ordusu önünden çekilen Sultan 1.Kılıç Arslan her zamanki gibi yiyecekleri imha ederek Ereğli’de beklemeye başladı. Açlık ve susuzlukla 3 günde Ereğli önlerine gelen Haçlı ordusuna karşı  Sultan taarruza geçerek  ve gün boyu süren şiddetli çarpışmalardan sonra yeni bir zafer ; Ereğli zaferini kazandı(28-29 Ağustos 1101). Haçlı komutanları Giyom  ve bazı asilzadeler ile birkaç bin Haçlı kılıç artığı Toroslar’dan geçerek Antakya’ya ulaşabilmişlerdir.

1101 Haçlı seferlerinin Üçüncü  Ordusu

 Aquitania dükü IX. Guillaume’un (Bu da bir başka Giyom)  kumandasındaki Fransızlar ile Bavyera dükü IV. Welf’in idaresindeki Almanlar’dan oluşan  bu ordu , ikinci orduyu bir hafta arayla takip edip Bizans topraklarından sonra Anadolu'ya geçtiler.Bunlar 1097 yılındaki esas 1.Haçlı Ordusunun yolunu (İznik-Eskişehir –Akşehir-Konya) kullanarak  Konya yönüne ilerlediler.Durumu haber alan 1.Kılıç Arslan bir yandan 2.orduyu (Newers Kontunun ordusu)  takip ederken , bir yandan da yol boyunca  Haçlı ordusunu yıpratmak için; Şehirleri boşalttırıp , su kuyularını zehirledi ve yetişmiş ekinleri yaktırdı. Sultan bu şartlarda orduyla çarpışacak durumda değildi. 2 Haçlı Ordusuyla henüz çarpışma yapılmış, 1.ordusunun artıklarıyla Merzifon’da  çarpışan kuvvetlerde henüz Konya bölgesine gelmemişti. Haçlı ordusu  açlık ve susuzlukla boğuşarak toz-duman içerisinde yıpranmış bir şekilde Ereğli’yi ilerliyorlardı. Zaten Sultan’da haçlı ordusunun  güzergâhının  belli olduğunu anladığından müttefik ve kendinin diğer kuvvetleriyle Ereğli’de toplanma kararı vermişti. Bölgedeki zengin su kaynaklarının bulunduğu Ereğli batısında yer alan Akgöl ve Ereğli ırmağını taarruz için seçmişti.Haçlı ordusu aç-susuz  ulaştıkları bu noktada sulara kendilerini atarken , pusuda ve gölün  karşı kıyısında  mevzilenmiş Türk ordusu Haçlılara ok yağdırdılar.Haçlı ordusu şaşkınlığını üzerinden atamadan Kılıç Arslan, Dânişmend Gümüştegin Gâzi, Karaca ve diğer beylerin süvari birlikleriyle  yanlardan taarruz ederek haçlıları kuşattılar. Kısa sürede  haçlı ordusu dağıldı,  böylelikle kaçabilenler dışında imha edildiler. Bu da 1.Kılıç Arslan’ın yeni bir Ereğli zaferiydi (2.Ereğli zaferi-5 Eylül 1101)

Tarihlerin Anadolu’da kaydettiği en büyük 1. haçlı ordusu, Sultanönü savaşında Anadolu Selçuklularını yenmiştir(1097). Ancak Sultan 1.Kılıç Arslan, Sultanönü’ndeki Savaş  meydanından geri çekildikten sonra asla pes etmeyip  Ereğli’ye kadar Haçlı Ordusunu  izleyip  , sürekli saldırarak  hırpalaması, daha sonra da diğer Türk beyleri tarafından hücumlara uğrayarak  kayıp vermekle  birlikte  amaçladıkları Kudüs’e ulaşarak kuşatma ile ele geçireceklerdir.(1099) Ancak 1.Haçlı Ordusunun  Anadolu’dan geçmeyi başarmışlarsa da  hırpalanarak ve çok ağır  kayıplar verdirilerek geçebilmişlerdir. Anadolu Selçuklu ordusu haçlılara nazaran çok küçük  görünmekle birlikte   Anadolu Selçuklularının  20-30  katı büyüklükte  1101 yılı Haçlı Seferleri’ne karşı Sultan 1.Kılıç Arslan’ın  bitmez-tükenmez gayretleriyle  ard arda kazanılan zaferler Anadolu’daki Türk varlığını artık tartışmasız bir şekilde Türkeli/Türk Yurdu  haline  getirmiştir. Sultan 1.Kılıç Arslan’a  Haçlıları ilk karşılayan Türk  ve sonuna kadar mücadeleyi götüren bir büyük lider olarak  her yerde büyük   saygı duyulmaya başlanmıştır. Her ne kadar Eskişehir-Akşehir çizgisinin batısında Bizans,Selçuklu Başkenti İznik dahil olmak üzere eski topraklarını kazandıysa da  , kısa zamanda Orta Anadolu ağırlıklı olarak toparlanmayı başaran ve haçlı tehditlerini atlattıktan sonra  Anadolu Selçukluları yine Bizans’ın kapsısına dayanacaklardır.Anadolu  Selçukluları , Anadolu’daki Türk beylerini toparlamakla uğraşırken bir yandan da akın akın ve dalgalar halinde gelen çok büyük Haçlı kuvvetleriyle mücadele etmek zorunda kalmışlardı. Bu bakımdan Sultan 1.Kılıç Arslan babası Süleyman Şah’tan sonra Anadolu  Selçuklu Devletinin 2.Kurucusu olarak da kabul görmüştür. Bundan sonra Haçlılar İznik-Antakya hattını/güzergahını  kullanırken daha dikkatli ve tereddütlü hareket edeceklerdir. Zaten 3.Haçlı seferinden sonra da bir daha  Türkiye yolunu kullanmayacaklardır.

 Sultan 1.Kılıç Arslan Haçlıları bertaraf ettikten sonra Doğuda genişleme faaliyetlerinde bulunmuş, Haçlıların baskısı altındaki  Elbistan ve  Maraş’ı fethettikten sonra Urfa Haçlı kontluğunu kuşatıp Harran’ı almıştır. (1103) Son olarak da Musul’u ele geçirmişti.(22 Mart 1107). (Tabii bu bölgeye girmekte Büyük Selçuklu tahtında Berkyaruk ile Muhammed Tapar arasındaki kavgadan faydalanmıştır) Bu bölgeye Anadolu Selçukluların girmesinden rahatsız olan Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş ve diğer beyler , bölgede bulunan Büyük Selçuklu komutanı Emir Çavlı ile kuvvetlerini birleştirerek Anadolu Selçuklu sultanı 1.Kılıç Arslan üzerine  yürüdüler. Durumu haber alan Sultan, oğlu Melikşah’ı (11 yaşında)  melik tayin edip annesiyle birlikte Musul’da bırakarak  Çavlı komutasındaki  birleşik orduya  doğru ilerledi. Sultan 1.Kılıç Arslan henüz takviye kuvvetlerini  toplayamadan Çavlı saldırıya geçti.Bu savaş Duhok ile Musul arasında Habur nehri yakınlarında   gerçekleşti.Savaşa üstün kuvvetlerle giren Çavlı 1.Kılıç Arslan’ın ordusunu dağıtınca , çaresiz kalan 1.Kılıç Arslan  atını karşı kıyıya geçmek ve  esir düşmemek  için Habur nehrine  sürdü  ancak  zırhlarının  ağırlığıyla  boğuldu.

Sultan’ın naaş’ı   Şemsaniye köyü yakınlarında nehirde bulunup Meyyâfârikīn(Silvan)’a götürülerek buraya gömüldü. Silvan Atabeyi Humartaş onun için “Kubbetü’s-sultan” adıyla meşhur olan bir türbe yaptırdı.

Sultan 1.Kılıç Arslan’ın Mezarı : Sultan 1.Kılıç Arslan’ın türbesi  zamanla ve savaşlarla tahrip olunca yeri unutulmuştu. Son Yıllarda Sultan 1.Kılıç Arslan’ın türbesini araştırma amaçlı arkeolojik çalışmalar yapmak üzere   Dicle Üniversitesinden oluşturulan komisyon başkanı Doç. Dr. Oktay Bozan  : “Mezar yeri tespit çalışmaları kapsamında,12.Yüzyıl Tarihçisi İbnü'l Ezrak’ın anlattığı veriler ışığında ve yöre halkıyla temaslarımız  neticesinde Bağlar Mahallesi'nde bulunan 2 tarihi mezarda kazı çalışması başlatıldı. 3 gün süren çalışmalarda 2 metre derine inilerek mezarlarda bulunan kalıntılar, incelenmek üzere Dicle Üniversitesi'ne götürüldü. Orta Çeşme Parkı'ndaki türbe kalıntısındaki iki mezarın, Kılıçarslan ve kızı Saide Hanım'a ait olduğu komisyonumuz tarafından belirlendi. ”

 Sultanı 1. Kılıçarslan'ın mezarının Diyarbakır Silvan'da bulunmasıyla önemli bir tarihi konu  ortaya çıkarılmış oldu.

 

Fotoğraf: DHA

                                       1.Kılıç Arslan Türbe  Kazısı –Silvan 

(Kaynak : TRT Haber)

Kaynaklar: 

  1. İslâm Ansiklopedisi
  2. Ali Sevim ,Erdoğan Merçil : Selçuklu Devletleri Tarihi ,TTK Yayınları
  3. Osman Turan ,Selçuklular ve Türk-İslam Medeniyeti ,Ötüken Yayınları
  4. Nurfeddin Kahraman-Refik Arıkan :  I. Haçlı Seferinde Haçlıların İznik’ten Eskişehir’e Takip Ettikleri Güzergâhın Tespiti
  5. Osman Turan , Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti, Ötüken Yayınları İstanbul 2014.
  6. Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul 1993
  7. Işın Demirkent , Türkiye Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan, Ankara 1996.

 

Rıfat GÜNDAY; Eskişehir Anadolu Lisesi; Müdür, Tarih Öğretmeni

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden