26 Ekim 2021
Pazartesi, 24 Mayıs 2021 21:58

Ekran, bilgisayarlar ne zaman çocukların dostu olur?

Çocuğunuza internet, bilgisayar ve akıllı telefon aldığınızda bu cihazları ve sosyal medya platformlarını nasıl kullanmaları gerektiği hakkında onları bilgilendirin ve çocuğunuzla birlikte bu cihazların kullanımı hakkında detaylı kuralların bir kontratını oluşturun. Örneğin, yemek masasında telefonların bulunmaması, ders çalışırken telefonlarını yanlarına almamaları gerektiğini söyleyin.

Koyduğunuz kuralları çocuklara aktarırken, nedenleri gayet iyi açıklayın ve onları ikna edene kadar konu üzerine konuşun, istişare edin. (Çocukların sizi ikna etmesi ihtimalini de kabul etmekte fayda var.)

*****

Dr. Mehmet ŞAKİROĞLU[i]

Teknolojinin ikircikli doğası içerisinde ebeveynler çocuklarına nasıl davranacakları konusunda çelişkiler yaşıyor. Bir yandan ekran süresi, akıllı telefonlar, sosyal medyadaki ideal ben, Youtube bağımlılığı gibi riskler bir yandan da geleceğin büyük mesleklerinin teknolojinin içinden çıkacak olması. Pandemi döneminde eğitimin uzaktan ve tablet ya da bilgisayarlar yoluyla yapılması, çocukların dışarı çıkma saatlerinin sınırlı olması, hem ekran karşısında geçirilen süreyi hem de ebeveynlerin kaygılarını daha da artırdı.

Peki, ebeveynler terazinin dengesini nasıl tutturabilir?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) çalışmasına1 (2017) göre, 16-74 yaş aralığındaki internet kullanıcı yüzdesi % 66,8. Erkeklerin % 75,1’i, kadınların ise % 58,7’si internet kullanıyor. Evlerin % 80,7’sinde internet erişimi var. ABD’de 2019’da gerçekleştirilen “gençlerde riskli davranışlar çalışması”na göre, ülkedeki ergenlerin %41,3’ü okul günlerinde 3 saatten fazla süreyi okul işleri ile ilgili olmayan konular için internette geçiriyor. Bu oranın 2003 yılında % 22,1 olduğunu hatırlatmak, hızlı yükseliş grafiğini daha da dikkat çekici kılıyor.

Türkiye’de ise yaklaşık 20 milyon dijital oyun kullanıcısı var; sosyal ağlardaki kullanıcı sayısı açısından dünya sıralamasında ilk beşte yer alıyoruz.2 Dijital oyun oynayan kişilerde, oyun oynamanın düşük akademik başarı, dikkat sorunları,3 azalmış uyku süresi ve kısıtlı boş zaman aktivitesi,4 düşük psikososyal iyi oluş ve yalnızlık5 gibi olumsuz sonuçlara yol açtığı tespit edildi.

Ekran karşısında geçen zaman tamamen kayıp mı?

Ekran süresi ile bağımlılık arasında ilişki olmadığına dair bulgularımız mevcut. Ekran süresi ile bağımlılık arasında var olduğu düşünülen ilişki teknolojik aletlerin ebeveynler tarafından saklanmasına, yasaklanmasına neden oluyor ki bu durum bağımlılığı engellemediği gibi ebeveyn genç ilişkisine de zarar veriyor.6

Bunun yanı sıra oyun oynamanın görsel kısa süreli hafıza ve sosyalleşme üzerinde olumlu sonuçları olduğuna işaret eden çalışmalar7 da bulunuyor.

Ancak İnternet kullanımında aşırıya kaçmanın sonuçları hayatın geri kalanını ciddi anlamda etkiliyor. Teknoloji ile ilişkili malzemeye aşırı zaman, enerji ve para ayırıp hayatın diğer alanlarını ihmal etmek; çevrimdışı iken yalnızlık, sıkılma, tedirginlik, mutsuzluk gibi olumsuz duygular hissetmek ve internetle ilişkili davranışlarla meşgul olduğunda bu hislerin azalması; çevrimiçi olmanın etkilerine karşı artan oranda tolerans ve bu nedenle kullanım süresinin düzenli artması ve neticesinde sosyal ve mesleki (okul) alanlarda gerileme, zamanla beliren etkilerden bazıları.

Gelişmeleri kaçırma korkusu (fomo/fear of missing out) nedeniyle uykusuz kalma ve beslenme sorunları yaşama; problemli teknoloji kullanımı ile ilgili gelen şikayetler nedeniyle aile bireyleri ile yaşanan tartışmalar; çevrimiçi sosyal etkileşimi tercih etme ve bu nedenle gerçek yaşam ilişkilerini ihmal ederek diğerleri ile ilişkilerde sorunlarla karşılaşma gibi durumlar zamanla olağan hale geliyor.

Problemli internet kullanımının ebeveyn tutumları ve aile ortamı ile ilişkisine dair de bulgular mevcuttur. Bağımlı gençlerin aile ortamlarının daha olumsuz olduğuna ve daha önemlisi bağımlı gençlerin aile sistemlerine dair olumsuz nitelemeler yaptığı gözlenince, aile ortamının internet bağımlılığı için önemli bir risk etmeni olduğu düşünülebilir.

Çocuklar neden bilgisayar başında çok zaman geçiriyor?

Çözüm önerilerine geçmeden önce durum tespitini yapmak gerekiyor. Bunun birkaç nedeni var.

Birincisi, pekiştireçler. Dijital oyun platformları kullanıcılara kademe atlamak, bonus kazanmak, sıralamada ileri gitmek, oyundaki paralarının miktarını arttırmak gibi ödüller sunar. Öğrenme Kuramı bağlamında sabit aralıklı pekiştirme tarifesi olarak tanımlanan bu yöntemler kişinin oyunda kalışın devamlılığını sağlamaya yarar.

İkinci etken ise düzeltici duygusal deneyim olarak tanımlanabilir. Düzeltici duygusal deneyim, bir terapi yöntemi olarak kişinin reel dünyada baş edemediği bir durumu terapi ortamına getirip güvenli ortamda yüzleşme ve yeniden düzenlemesini içerir. Bu yöntem kişinin terapi odasında çözdüğü sorunu gerçek hayata taşımasını amaçlar. Bu yöntemi dijital oyunlara uyarlarsak, dijital oyunlarda karakterin kaybettikçe yeniden başlaması durumu düşünülebilir. Oyunlarda verilen görevlerde kaybetseniz bile, her zaman yeniden başlamak için bir şans vardır ve oyundaki hiçbir şey telafi edilemez değildir. Oyuncu başarısız olduğunda yargılanmaz ya da kabahatli bulunmaz. Oyunda yaşadığı sorun ile yeniden ve yeniden, güvenli bir biçimde yüzleşebilir. Bu da kişinin sorumluluk hissinde bir hafiflemeye yol açar. Rahatça hareket edip, istediğini yapabilir, çünkü gerçek hayatın aksine, burada görevini tamamlamak için yeni bir şans kazanacaktır. Bu da bilgisayar oyunlarını sosyal ya da mesleki hayatın zorluklarına kıyasla daha cazip bir ortam haline getirir.

Üçüncü olarak kimlik inşası hipotezinden söz etmek gerekir. Kimlik bocalaması yaşayan ve benlik kavramında sorunlar yaşayan bireyler için internet, diğerleri ile anonim olarak sosyal etkileşime geçebileceği cezbedici bir çevre ve internette oyun oynama ya da diğer benzer etkinlikler aracılığıyla başarı elde etme şansı sunar.8 Bu ortam son derece risksiz ve güvenlidir. Hem ideal bir kimlik oluşturmak hem de bu kimlikle takip ve beğeni kazanmak mümkündür.

Son olarak keyifli zaman geçirme isteği etkilidir. Gündelik hayattan yeterince keyif alamayan gençler için teknoloji ve internet son derece cazip imkanlar sunuyor olabilir. Oyun, sosyal medya, nette sörf, online kumar ve alışveriş gibi fırsatlar ekran karşısında geçirilen süreyi arttırabilir.

Ebeveynler ne yapabilir?

Teknoloji çağında yaşarken ve çoğu çocuk dijital olmayan bir dünyayı hayal bile edemezken, aileler bu ilişkiyi sınırlı tutabilmek, en azından zararlı hale gelmesini önlemek için neler yapabilir?

İnternet, akıllı telefonlar ve sosyal medya hayatımızın vazgeçilmez parçaları bunu kabul edin ve yeni çağa ayak uydurmaya bakın.

Çocuğunuza internet, bilgisayar ve akıllı telefon aldığınızda bu cihazları ve sosyal medya platformlarını nasıl kullanmaları gerektiği hakkında onları bilgilendirin ve çocuğunuzla birlikte bu cihazların kullanımı hakkında detaylı kuralların bir kontratını oluşturun. Örneğin, yemek masasında telefonların bulunmaması, ders çalışırken telefonlarını yanlarına almamaları gerektiğini söyleyin.

Koyduğunuz kuralları çocuklara aktarırken, nedenleri gayet iyi açıklayın ve onları ikna edene kadar konu üzerine konuşun, istişare edin. (Çocukların sizi ikna etmesi ihtimalini de kabul etmekte fayda var.)

Kural ihlallerinde uygulanacak cezaları da birlikte belirleyin. Kural ihlali durumunda, akıllı telefonlarını serbest kullanma vakitlerinin kısalması, bunlardan biri olabilir. Kurallara uyma konusunda siz de model olun. Şayet çocuğunuz yemek masasına telefonunu getiremiyorsa siz de yanınıza almayın.

Uyku vaktinden belli bir süre önce sosyal medya hesapları üzerinden kurdukları iletişimlerini sonlandırmaları gerektiğini söyleyin ve hatırlatın. Uyumadan kısa süre önce maruz kalınan akıllı telefon ekran ışığı melotonin salınımını olumsuz etkiliyor ve ileride görülebilecek uyku problemlerine zemin hazırlıyor. Bu nedenle akıllı telefonlar yatak odalarından kesinlikle uzak tutulmalı.

Çocuklarınıza mahremiyet eğitimi verin. Örneğin, sosyal medya hesaplarından ev konumunu bildirmenin yaratacağı güvenlik sorunlarından bahsedin.

Ebeveynleri olarak zaman zaman sosyal medyayı çocuklarınız ile beraber kullanın ve bu süreçte gereksiz eleştirilerden kaçının. Çocuklarınıza sanal platformlarda deneyimleyebilecekleri olumlu olumsuz tüm olayları sizinle paylaşabileceklerini söyleyin ve sosyal medya hesaplarını yönetmede fikir alışverişine açık olduğunuzu belli edin.

Sosyal medya dışında ailece ortak aktiviteler yapın ve doğada bolca zaman geçirin.

Tüm bunları yaparken çocukların kişisel alanına saygı duymayı unutmayın.

Gençlere öneriler

Ekran/internetten uzak bir hayat artık bu çağda mümkün değil. Ama kontrolsüz ya da aşırı internet kullanımının kendilerine verdiği zararı bilmek, daha kontrollü bir kullanım için ilk adım olabilir. Bu nedenle küçük ipuçları çocukların, ergenlerin, gençlerin bu mecraları kontrollü kullanmalarını ve hatta istifade etmelerini sağlayabilir.

Gün içerisinde önemli ve dikkat gerektiren bir iş yaparken ne sıklıkla akıllı telefonunuzdan gelen bir bildirimle dikkatinizin dağıldığının farkına varın.

Arkadaşlarınız ve ailenizle yüz yüze kurduğunuz etkileşimlerin ne sıklıkta akıllı telefonunuza bakma ihtiyacı yüzünden sekteye uğradığının farkına varın.

Dikkat gerektiren işlerinizde ya da yüz yüze etkileşimlerinizde telefonunuzun bildirim sesini kısın ve ekranını ters çevirin.

Kendinizi mutsuz hissettiğiniz zamanlarda diğerlerinin sosyal medya hesaplarını incelemek yerine harekete geçin. Dışarı çıkın yürüyüş yapın, kitap okuyun veya arkadaşlarınızla buluşun.

Uyku vaktinizden yarım saat önce sosyal medya da aktifliğinizi sonlandırın ve yatak odanıza telefonunuzu sokmayın.

Sosyal medya sadece bir illüzyon yaratır, bunun farkında olun.

Referanslar:

  1. TÜİK (2017). Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları. Ankara: TÜİK. Alıntı http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24862
  2. Dinç, M. (2012). Ülkemizde ve Dünyada Dijital Oyunlar Sektörü Hakkında Genel Rapor.
  3. Chan, P.A. ve Rabinowitz, T. (2006). A cross-sectional analysis of video games and attention deficit hyperactivity disorder symptoms in adolescents. Annals of General Psychiatry 5, 1-10.
  4. Rehbein, F., Kleiman, M. ve Möble, T. (2010). Prevalence and risk factors of video game dependency in adolescence: Results of a German nationwide survey. Cyberpsychology, Behavior and Social Networking, 13, 269-277.
  5. Lemmens, J.S., Valkenburg, P.M., ve Peter, J. (2011). Psychosocial causes and consequences of pathological gaming. Computers in Human Behavior, 27(1), 144-152.
  6. Cole, H. and Griffiths, M. (2007). CyberPsychology & Behavior.Aug 2007.575-583
  7. Hsieh, K.Y. ve diğerleri (2019). Int J of Env Res and Pub Health, 16 (332),1-11.

Kaynakça

  1. TÜİK (2017). Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları. Ankara: TÜİK. Alıntı
  2. Dinç, M. (2012). Ülkemizde ve Dünyada Dijital Oyunlar Sektörü Hakkında Genel Rapor.
  3. Chan, P.A. ve Rabinowitz, T. (2006). A cross-sectional analysis of video games and attention deficit hyperactivity disorder symptoms in adolescents. Annals of General Psychiatry 5, 1-10.
  4. Rehbein, F., Kleiman, M. ve Möble, T. (2010). Prevalence and risk factors of video game dependency in adolescence: Results of a German nationwide survey. Cyberpsychology, Behavior and Social Networking, 13, 269-277.
  5. Lemmens, J.S., Valkenburg, P.M., ve Peter, J. (2011). Psychosocial causes and consequences of pathological gaming. Computers in Human Behavior, 27(1), 144-152.
  6. Şakiroğlu M, Gülada G, Uğurcan S, Kara N, Gandur T (2017). The mediator effect of mindfulness Awareness on the relationship between nomophobia and academic university adjustment levels in college students. International Journal of Psycho-Educational sciences, 6(3), 1-11. (Yayın No: 4144903)
  7. Cole, H. and Griffiths, M. (2007). CyberPsychology & Behavior.Aug 2007.575-583.
  8. Hsieh, K.Y. ve diğerleri (2019). Int J of Env Res and Pub Health, 16 (332),1-11.

---------------------------------------------------------

Kaynak:

https://fikirturu.com/toplum/ekran-bilgisayarlar-ne-zaman-cocuklarin-dostu-olur/

[i] Dr. Mehmet Şakiroğlu - Adnan Menderes Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi. Muğla doğumlu olan Şakiroğlu ODTÜ Psikoloji bölümü mezunudur. ODTÜ Psikoloji bölümünde 'klinik psikoloji' yüksek lisans ve doktora programlarını afet ve travma konularındaki iki projeyle tamamladı. 2003-2012 yılları arasında ODTÜ, 2012-2014 Atatürk Üniversitesi’nde görev yaptı. Mutsuzluğa Mahkûmuz, Öfke, Aşkın Psikolojisi, Kapat, Bağlan ve Hayatının Anlamı Kaybettiğin Yerde isimli kitapları var.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun.

Tartışma