Trump ve ABD Hegemonyasının Yapısal Krizi Kaos mu, Konsolidasyon mu, Dönüşüm mü?

Tam boy görmek için tıklayın.

 

Galip TÜRKMEN (Araştırmacı – Yazar)

Giriş

Donald Trump’ın ikinci dönemi, ABD dış politikasına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirmiştir. Venezuela’da sınırlı askeri müdahaleler, Grönland’ın gündeme taşınması, NATO ve Avrupa Birliği ile eş zamanlı gerilimler; Trump yönetiminin dış politikasının “kaotik”, “öngörülemez” ve “tutarsız” olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirmiştir. Ancak bu hamlelerin gerçekten rastlantısal mı olduğu, yoksa ABD’nin küresel konumundaki daha derin yapısal dönüşümlerin bir yansıması mı olduğu sorusu hâlâ açık durmaktadır.

Aralık 2025 – Ocak 2026 döneminde yayımlanan dört metin, bu soruya farklı düzlemlerden yanıtlar sunmaktadır. A. Wess Mitchell, realist bir perspektiften Trump’ın Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni savunmakta; görünen dağınıklığın aslında büyük güç rekabeti bağlamında bir konsolidasyon stratejisi olduğunu ileri sürmektedir (1). Joseph E. Stiglitz ise liberal-kurumsalcı bir çerçeveden hareketle, Trump yönetiminin uluslararası normları ve hukukun üstünlüğünü aşındırarak ABD’yi meşruiyet krizine sürüklediğini savunmaktadır (2) Galip Türkmen’in iki makalesi ise, Trump’ın hamlelerini bireysel tercihlerden ziyade ABD’deki Askeri-Endüstriyel Kompleksin (AEK) karşı karşıya olduğu yapısal sınırlar üzerinden okumaktadır (3,4).

Bu çalışma, söz konusu metinleri farklı analitik düzeylerde ele almaktadır. Türkmen’in iki makalesi birlikte okunduğunda analizinin ağırlıklı olarak yapısal nedenler düzeyinde konumlandığı; Mitchell ve Stiglitz’in ise bu yapısal zemin üzerinde ortaya çıkan stratejik tercihler ve normatif sonuçlara odaklandığı görülmektedir. Dolayısıyla burada yapılan karşılaştırma, yazarların entelektüel ağırlıklarını değil, aynı olgunun farklı analitik katmanlarda nasıl kavramsallaştırıldığını ortaya koymayı hedeflemektedir.

İlginç biçimde, bu üç yaklaşım birlikte değerlendirildiğinde birbirini dışlayan değil, tamamlayan bir bütünlük oluşturmaktadır. Yapısal koşulları görünür kılan analiz, stratejik tercihlerin mantığını ve bu tercihlerin normatif maliyetlerini birlikte düşünmeyi mümkün kılmaktadır.

Yazarların Konumları: İçeriden ve Dışarıdan Bakışlar

Bu metinlerin sunduğu farklılıklar yalnızca kuramsal değil, aynı zamanda yazarların konumlarından da kaynaklanmaktadır.

A. Wess Mitchell, Trump’ın ilk döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı’nda Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu Bakan Yardımcısı olarak görev yapmış, bugün ise Amerikan büyük strateji tartışmalarına yön veren realist çevrelerin içinde yer alan bir isimdir. Onun değerlendirmesi, ABD ulusal güvenlik bürokrasisine yakın, içeriden bir bakışı yansıtır.

Joseph E. Stiglitz, Nobel ödüllü bir ekonomist olarak Amerikan akademik-entelektüel elitinin parçasıdır. Eleştirisi, ABD içinden gelen fakat liberal-kurumsalcı normlara dayanan bir iç muhalefet sesi taşır.

Galip Türkmen’in çalışmaları ise ABD dışından, Türkiye’den gelen yapısalcı bir perspektifi temsil eder. AEK’yı tarihsel karşılaştırmalarla ele alan bu yaklaşım, Amerikan sisteminin iç dinamiklerine mesafeli ama tarihsel analoji kurma bakımından güçlü bir dışarıdan bakış sunmaktadır.

Bu iç-dış diyalektiği, Trump döneminin çok boyutlu okumalarla kavranması bakımından önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Üç Analitik Düzey

  1. Stratejik Düzey: Realist Konsolidasyon (Mitchell)

Mitchell’e göre uluslararası sistem anarşiktir ve büyük güçler, kaynaklarını dağıtan aşırı taahhütler yerine konsolidasyona yönelir. Konsolidasyon, tarih boyunca birçok başarılı büyük güç tarafından, kritik ve tehlikeli anlarda konumlarını stabilize etmek için kullanılan eski bir stratejidir. Bu strateji, hayatın, işin ve stratejinin evrensel bir gerçeğine yanıt verir: Aşırı yüklenmiş sistemler kırılmaya mahkumdur. ABD özelinde, konsolidasyon iki temel stratejik soruna mantıklı bir yanıt sağlar:

  • ABD, ihtiyaç duyulduğunda tüm rakipleriyle aynı anda savaşacak askeri güce sahip değil
  • .ABD’nin ekonomik ve teknolojik gücü, tarihindeki en güçlü rakibi Çin karşısında yavaş yavaş eriyor.

Her iki sorunun kaynağı, ABD’nin geçmişteki yurt dışındaki askeri taahhütlerini genişletip, nihai gücünü sağlayan kaynakları ihmal etmesinden kaynaklanıyor. Sonuç olarak Washington’ın sahip olduğu araçlar ile bu araçları uygulayabileceği hedefler arasında giderek büyüyen bir boşluk oluştu. Bu boşluk gerçek ve kendi kendine daralmayacak. Araçlar ile hedefler arasındaki boşluğu kapatmanın yollarını bulmak, büyük stratejinin tanımıdır.

Bu konsolidasyon, Çin karşısında eriyen üstünlüğü tersine çevirmek için, sadece askeri-coğrafi değil; aynı zamanda ekonomik ve teknolojik yeniden yapılandırmayı (yeniden sanayileşme, enerji bağımsızlığı, deregülasyon) içerir.

Trump’ın politikaları bağlamda tutarlıdır:

  • Batı Yarımküre’nin önceliklendirilmesi,
  • Venezuela gibi alanlarda sınırlı ve düşük maliyetli müdahaleler,
  • NATO müttefiklerine yük paylaşımı baskısı,
  • Orta Doğu’da sorumluluğun bölgesel aktörlere devri.

Bu yaklaşımda öngörülemezlik, düşmanları şaşırtan taktik bir sis perdesi işlevi görür. Amaç, Çin ile büyük güç rekabetine odaklanmak için zaman ve kaynak kazanmaktır.

Bu çerçevenin zayıf noktası, müttefik güveninin aşınması ve uzun vadeli izolasyon riskidir.

  1. Normatif Düzey: Liberal-Kurumsalcı Eleştiri (Stiglitz)

Stiglitz, aynı politikaları normatif bir çöküş olarak okur. Ona göre:

  • Egemenlik ihlalleri ve hukukun baypas edilmesi,
  • Müttefiklere yönelik şantajcı dil,
  • Askeri harcamalarla beslenen rant ekonomisi,

ABD’nin meşruiyetini ve uzun vadeli refahını aşındırmaktadır. Trump’ın öngörülemezliği burada stratejik değil, patolojik bir nitelik taşır.

Stiglitz’in yaklaşımı, normların ve kurumların önemini güçlü biçimde vurgularken, büyük güç rekabetinin dayattığı stratejik zorunlulukları sınırlı ölçüde dikkate alması nedeniyle eleştirilebilir.

  1. Yapısal Düzey: Askeri-Endüstriyel Kompleksin Sınırları (Türkmen)

Türkmen’in iki makalesi birlikte ele alındığında, Trump’ın hamleleri AEK’nın karşı karşıya olduğu yapısal kriz bağlamında anlam kazanmaktadır:

  • ABD’nin kronik borçluluğu,
  • savunma sanayiinin finansallaşması,
  • lojistik ve üretim kapasitesindeki yıpranma,
  • uzun savaş kapasitesinin kaybı ve meşruiyetinin sorgulanması,

Bu koşullar altında, uzun soluklu savaş kapasitesini kaybeden AEK, sınırlı ve kısa süreli operasyonlara yönelmektedir. Trump ise bu sınırlı hamleleri doğrudan sahiplenmek yerine, siyasi boşluklar yaratarak ve ittifakları (AB, NATO) gerilim altına sokarak AEK’nın hareket alanını daraltmaktadır.

Türkmen’in Osmanlı modernleşmesinden yaptığı II. Mahmut benzetmesi burada belirleyicidir: Doğrudan tasfiye yerine, zaman kazanma, yıpratma ve dolaylı dönüşüm. “Bu strateji akıllıcadır; çünkü doğrudan çatışmadan kaçınarak kurumsal gücü yıpratıyor. Bu da Trump’ın kişiliğinden kaynaklanan “öngörülemez ve şovmen” tarzla perdeleniyor. Yani Trump öngörülemez değil, tutarlı politikaları alışılmadık bir üslupla uyguluyor. Trump’ın dış politikası kişisel değil, yapısal bir zorunluluğun siyasi ifadesidir.”

Bu yaklaşımın ihmal ettiği nokta, AEK’nın karşı hamle kapasitesinin büyüklüğü ve sürecin başarısız olma ihtimalidir.

Birlikte Okuma: Ayrışma ve Bütünlük

Bu üç yaklaşım farklı sorular sormaktadır:

  • Mitchell: ABD bu koşullarda nasıl hareket etmeli?
  • Stiglitz: Bu hareketlerin normatif ve ekonomik maliyeti nedir?
  • Türkmen: Bu hareketleri zorunlu kılan yapısal koşullar nelerdir?

Dolayısıyla aralarındaki fark, doğruluk mücadelesi değil, analitik düzey farkıdır.

Birlikte okunduklarında şu tablo ortaya çıkmaktadır:

  • Stratejik konsolidasyon kısa vadede rasyonel olabilir,
  • normatif erozyon uzun vadede meşruiyeti aşındırır,
  • yapısal sınırlar ise her iki süreci de şekillendirir.

Bu makalenin özü, Trump’ın ikinci dönemindeki dış politika hamlelerini (Venezuela’daki sınırlı müdahale, Grönland tartışması, NATO gerilimleri vb.) klasik bir “karşılaştırma” (hangisi haklı?) yerine, üç bakış açısını birbirini tamamlayan katmanlar olarak birleştirerek yeni bir bütün inşa etmek üzerine kuruludur. Bu üç katman, birbirini dışlamadan hiyerarşik bir zincir oluşturuyor: yapısal zorunluluk stratejik tercihi doğuruyor, stratejik tercih normatif çöküşü tetikliyor.

Sonuç: Trump Dönemi Neyi Anlatıyor?

Bu metinler birlikte okunduğunda Trump’ı ne irrasyonel bir kaos figürü ne de ustaca plan yapan bir dahi olarak görmek gerekir. Daha isabetli olan, Trump dönemini ABD hegemonyasının yapısal bir eşik anı olarak okumaktır.

ABD:

  • kapasite sınırlarıyla yüzleşmekte,
  • normatif meşruiyetini zorlamakta,
  • en güçlü kurumsal yapısının sürdürülebilirliğini sorgulamaktadır.

Trump’ın siyaseti bu gerilimlerin kişisel üslupla dışa vurumudur. Dans bitmemiştir; ancak pistin zemini çatlamaktadır. Bu nedenle Trump dönemi, bir başkanlık krizinden ziyade, küresel bir gücün dönüşüm sancılarını yansıtmaktadır.

 

Kaynakça

1) Mitchell, A. W. (2026, Ocak 14). The Grand Strategy Behind Trump’s Foreign Policy. Foreign Policy. https://foreignpolicy.com/2026/01/14/trump-western-hemisphere-national-security-strategy-geopolitics-china-russia-venezuela-greenland-spheres-of-influence/

2) Stiglitz, J. E. (2026, Ocak 13). Amerika’nın Yeni İmparatorluk Çağı. Karar. https://www.karar.com/yazarlar/joseph-e-stiglitz/amerikanin-yeni-imparatorluk-cagi-1606508

3) Türkmen, G. (2026, Ocak 11). Kaosun Altındaki Düzen: Trump’ın Askeri-Endüstriyel Kompleksle Dansı. Kırmızılar. https://www.kirmizilar.com/kaosun-altindaki-duzen-trumpin-askeri-endustriyel-kompleksle-dansi/

4) Türkmen, G. (2025, Aralık 29) Kurumsal Vesayet ve Askeri Ekonomi: Trump’ın Yeniçerilerle Liderlik Sınavı. https://www.kirmizilar.com/kurumsal-vesayet-ve-askeri-ekonomi-trumpin-yenicerilerle-liderlik-sinavi/

Yazar
Galip TÜRKMEN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen