Türk Romanında Ahi Tipi

Tam boy görmek için tıklayın.

Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın Türk Edebiyatı Araştırmaları’nın tip tahlillerini konu aldığı 3. cildinde bahsettiği  tiplerden birisi de “ahi tipi”dir.  Yerleşik medeniyete geçilince çarşının dolayısıyla ahiliğin ortaya çıktığını vurgulayan Kaplan, diğer tiplere edebî eserlerden örnekler verirken Ahi tipi ile ilgili olarak edebî eserden hareket etmez. Ahilik ile ilgili değerlendirmelerini İbn Batuta’nın gözlemlerine ve Burgazi’nin Fütüvvetnamesi’ne dayandırır. Kaplan’a göre eski medeniyetimize şekil veren “alp tipi” ve onun yanında yer aldığı hâlde gölgede kalan düşünen ve âlet yapanlar, yerleşik medeniyete geçişten sonra gazi tipi, velî tipi, ahi tipi olarak gelişmişlerdir.

Kaplan Ahi Tipini şöyle tanımlar; “Ahiler, bazı yönleriyle gazileri hatırlatırlar; onlar da gözlerini budaktan sakınmayan yiğit kişilerdir. Fakat gayeleri savaş değil, barıştır. Çalışan esnaf sınıfını, şehir halkını dış ve iç düşmanlardan korurlar. Selçuklu Devleti yıkıldıktan ve devlet otoritesi yok olduktan sonra, esnaf tabakasına mensup olan gençler, kendi aralarında bir korunma teşkilatı kurmuşlardır. Onların başlıca özelliklerinden biri çalışan insanlar olmalarıdır. Sabahtan akşama kadar kendi işlerinde çalışırlar, ikindi vakti kazandıklarını şeyhlerine verirler, beraber yer, içer, ibadet eder ve eğlenirler. Ahiler, iyi Müslüman olmakla beraber, veliler gibi dünyadan el etek çekerek, kendilerini tamamen din ve ibadete vermiş derviş değillerdir. Onlar ibadet kadar, yeme, içme ve eğlenmeden hoşlanırlar. Hayat felsefeleri ve yaşayış tarzları çalışmaya, dostluğa ve yardımlaşmaya dayanır”[i]

Türk Romanında ahi tipine ilk kez hangi romanda rastlanılmaktadır? Bunun net bir cevabını bulamadım.  Ama kendi roman okumalarımda “ahi tipi” ile Enver Behnan Şapolyo’nun Fatih İstanbul Kapılarında romanında tanıştığımı hatırlıyorum.

Romanlardan altını çizdiğim cümleleri yazdığım defterime[ii] adı geçen romandan şu cümleleri aktarmışım: Şehzade Mehmet (Fatih Sultan Mehmet), Yavedud Baba’ya ahiliğin ne olduğunu sorar. O da bu soruya şöyle cevap verir: – Osman Gazi’yi tahta çıkaranlar zümresidir. Bunlar esnaf babalarıdır. Anadolu’nun her şehrinde Ahi zaviyeleri vardır. Bunların ayrıca Ahi yiğit alayları vardır. Murad Hüdavendigâr Gazi’ye kadar bütün gazalara iştirak etmişlerdir. Osman Gazi, Murad Hüdavendigâr hep Ahilerdendir. Ahiler Ankara’yı Osmanlılara Ahi oldukları için harpsiz teslim etmişlerdir. Bunlar büyük şehir ve kasabalarda Ahi zaviyeleri kurmuşlardır. Bunların hepsi sanatkârdırlar. Kazandıklarını zaviyeye getirirler, müşterek kazandan yerler, giydikleri aynıdır, çok neşeli adamlardır, her gün gülerler, eğlenirler, hem de pek cömert insanlardır. Misafir severler, ata atlayınca da kaleler fethederler.”[iii]

Ahi tipine ve ahi kavramına en fazla yer veren romanlardan birisi Kemal Tahir’in Devlet Ana’sıdır… Ahiliği Türk romanseverler Devlet Ana (1967) ile tanımıştır desek abartı olmaz diye düşünüyorum.

Kemal Tahir’in şu cümleleri kadar Ahiliği kısa ve öz anlatan bir metin var mıdır?

“-De bakalım, ahiliğin açığı kaçtır?

– Dörttür.

– Say gelsin!

– Eli, yüzü, gönlü, sofrası…

– Kapalısı kaçtır?

– Üçtür.

– Say gelsin!

– Gözü, beli, dili…”[iv]

Devlet Ana’da Osmanlı toplumsal yapısını biçimlendiren ahilik ilkeleri detaylıca anlatılırken, Osmanlı Devleti’nin devlet örgütlenmesindeki önemli rolüne de dikkat çekilir.

Devlet Ana’da bir “Ahi Şeyhi” olarak takdim edilen Şeyh Edebali’nin kıyafeti şu cümlelerle anlatılır; “… Büyük Ahi derneklerinde omuzuna aldığı içi samur kaplı yeşil çuhadan uzun cüppesini giymişti. Ahi şalvarının altında sarı sahtiyandan yumuşak çizmeleri vardı. Horasan sarığıyla bir kat daha büyüyen kocaman kavuğunu, nasıl olup da bu kadar kolay taşıdığına şaşmamak mümkün değildi. Birlikte yaylaya çıktığı Türkmenlerin şerefine hâlis Buhara şalından kuşağına iki arşın Ahi palasını sokmuştu”[v]

Devlet Ana’nın kahramanlarından Kerim okuduğu bir cönkte ahilik hakkında yazılanları şu şekilde aktarır: “…Ey ihvanlar, ey dostlar ve de ey mert yoldaşlar!  Ahilik çok ulu kattır ve de saygılı basamaktır… Ey ihvanlar, ey yoldaşlar, ey dostlar, yiğitlik yönelmektir, Ahilik başlamaktır ve de Ahi Babalık gerçeğe ulaşmaktır. Aslında üçü birdir, ayrılık gayrılık yok! Şöyle biline ki Ahilikte miras yürümez, babanın kazandığı oğula geçmez ve de herkesin kazanması kanundur”[vi]

Devlet Ana dışında da bazı romanlarda Ahiliğe geniş yer ve ahi tipine önemli rol verildiğini görüyoruz. Onlardan tespit edebildiklerimi Ahiliğe verdiği ağırlıklarına dikkate alarak şu şekilde sıralayabilirim: Emine Işınsu’nun Hacı Bektaş ve Hacı Bayram; Bekir Büyükarkın’ın Kutludağ; Tarık Buğra’nın Osmancık; Selman Kayabaşı’nın Direniş-Karatay; Enver Behnan Şapolyo’nun Fatih İstanbul Kapılarında; Feridun Fazıl Tülbentçi Osmanoğulları

Emine Işınsu’nun Hacı Bektaş romanında Bacıyan-ı Rum isimli kadın örgütlenmesinin Ahi Evran’a bağlı olduğunu belirttiği cümleleri aktarmak isterim; “…Bâcıyân-ı Rum’dandır bizim kız, ayda bir kere ata atladığı gibi Kırşehir’e gider, oradaki toplantıya katılır; Ahi Evren’i dinler, sırasında bir görev verirler, bir iki gece hazretin karısının yanında yatıp kalkıp, görev neyse onu yapar; bunlar daha çok Asya’dan kopup gelen göçmenlerle ilgilidir, kadın kısmını misafir ederler, onların  türlü dertleriyle uğraşırlar falan filan işte… Sonra gelir yatar mı diyeceksin, yok!.. Köyün kadınını kızını, şu karşıki odaya toplayıp hem onlara yedirir içirir, hem de dinlediklerini bir bir, kadınlara kızlara anlatır. Bu yüzden, buradan da kadınlar değil ama, birkaç kız Bâcıyân-ı Rum’a katıldı, hem beraberce gidip gelirler, iyi oldu.”[vii]

Ahi Evran’ı bir roman karakteri olarak işleyen romanlar arasında Selman Kayabaşı’nın Direniş-Karatay romanının ayrı bir yeri vardır. Zira bu roman aynı zamanda “Direniş-Karatay Son Selçuklu Kahramanı” ismiyle sinemaya da aktarılmıştır. Söz konusu film Türk Sinemasında Ahi Evran karakterinin beyaz perdede canlandırıldığı ilk film olduğu için önemlidir. Romanı da filmi de başarılı buldum. Filmin başarısında Emir Karatay rolündeki Mehmet Aslantuğ ile Ahi Evran rolündeki Fikret Kuşkan’ın usta oyunculuklarının da payı var.

İki binli yıllara kadar “ahi tipi” romanlarda yardımcı tip iken, iki binli yıllardan sonra ana karakteri Ahi Evren ve Ahiler olan romanların yazılmaya başladığına şahit oluyoruz:  

Ahi Evran: Gökhan Maraş

Ahi  (Bir Ahi Evran Romanı): Fatih Duman

Yadname (Bir Ahi Evran Romanı): Canan Böge

Ahi Evran: Hasan Murat-Gökhan Çelik

Ahi Evran: Yasemin Bülbül

Ahi Baba Çıkmazları: Şahamettin Kuzucular

Bu romanlardan ikisini okuma imkânı buldum.  Birincisi Kırşehir Eski Milletvekili ve Kültür Eski Bakanlarından Gökhan Maraş’ın kaleme aldığı Ahi Evran romanı, diğeri de Ahiliğin tamamen yok olmaya başladığı bin sekiz yüzlü yılların anlatıldığı Ahi Baba Çıkmazları..

Gökhan Maraş romanını, Ahi Evran ve onun liderliğindeki ahilerin Kösedağ Savaşı yenilgisinden Ahi Evran’ın ölümüne kadar geçen zaman diliminde Moğollara karşı verdikleri mücadeleyi merkeze alarak kurgulamış. Gökhan Maraş’ın Kültür Eski Bakanı olması kaynaklara ve bilgiye ulaşmasını kolaylaştırmış. Bu da romanda ahilikle ve Ahi Evran’ın yaşadığı dönemle ilgili bilgilerin ayrıntılı olarak verilmesini sağlamış.  Kırşehirli olduğu için de mekân tasvirlerinde başarıyı yakalamış. O tarihlerde adı Gülşehir olan Kırşehir, romanda gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş; “Gülşehir, Selçukluların en önemli beş şehrinden biriydi… Türklüğün ve Türkçenin cazibe merkeziydi. Aynı zamanda Ahilerin, Piri Ahi Evran’ın yerleşim yeriydi.  Yüzlerce yıl bütün esnaf, Gülşehir’e bağlı olarak iş yapmıştır. Gülşehir dışındaki Ahi şeyhleri, icazetlerini Gülşehir’de bulunan Ahi şeyhinden alırlardı. Kervanlar, Şar’ın güneyindeki Konya Kapısı’ndan, doğusundaki Kayseri Kapı’sından, batısındaki Engürü Kapısı’ndan ve kuzeyindeki Tokat Kapısı’ndan şehre girip çıkmaktaydı. Doğudan gelen kervanlar, İnanç köyündeki Ahi tekkesinde, Konya tarafından gelen kervanlar Kesikköprü Kervansarayı’nda, batıdaki Engürü Kapısı’ndan gelen kervanlar Karalar Ahi Zaviyesi’nde, kuzeyden gelen kervanlar ise Kızılköy’de bulunan Ahi zaviyesinde gecelemekteydi”[viii]

Romanın ana karakterlerinden birisi Yunus Emre olduğu için roman ara başlıklarının bir kısmının atında onun dörtlüklerine yer verilmiş.  Yunus Emre dışında Hacı Bektaş-ı Veli, Şeyh Edebalı, Ertuğrul Gazi de roman kahramanları arasında yer alan tarihi şahsiyetlerdir.

Moğollara neden karşı konulması gerektiğini, romanda Ahi Evran dile getirdiği cümleler çarpıcıdır; “Vahşi Moğol ordusuna karşı koymak, teslim olmamak, insanlık görevimiz olduğu gibi, zalimin karşısına dikilmek Allah’ın da emridir. Moğol ordusunun önünden kaçan Türkmen aşiretlerini, Moğollara karşı koyacak şekilde yeniden teşkilatlandırmamız gerekir. … Hür bir devletimiz olmazsa, Yesevi ocağının ateşini yakmaya devam edemeyiz. Nizam-ı âlem ülküsünü kaybederiz. …”[ix]

Roman çok sayıda altı çizilecek felsefi, ahlaki ve tarihi cümle de içeriyor. Bir örnek vereyim: “Kendi milletine baskı kuran, zulüm yapan, adil olmayan vergiler toplayan adaletsiz hanlar ve sultanlar, meşruiyetlerini yitirmişlerdir. Emirlerine itaat edilmez.”[x]

Ahi Evran Türklüğün geleceğini Ertuğrul Bey oğullarında görür ve Ertuğrul Beyin başarılı olması için tavsiyelerde bulunur: “-Ertuğrul Bey! Konya’daki Sultan’ın hükmü azaldı. Otoritesini ve ordusunu kaybetti. Milletinden koptu. Millete yabancı, bir avuç Saray dalkavuğunu gözünün içine bakar hâle geldi. Nizam-ı âlem ülküsünü unuttu. Kendi halkının dilini konuşmaz oldu. Sarayın konuşma dili ve yazışma dili Farsça ve Arapça oldu. Sizin obanızın belli bir süre güven içinde kalacağı, rahat hareket edebileceği, genişleyeceği ve aşiret olarak gaza yaparak adını duyuracağı yer Sultanönü’nün batısıdır.”[xi]

Bence Gökhan Maraş’ın romanı oldukça başarılı. Kahramanların fiziki tanımlamalarının ve ruh tahlillerinin yapılmaması romanın eksik yönü.  

Şahamettin Kuzucular’ın kaleme aldığı Ahi Baba Çıkmazları ise ahiliğin çöküşü ile Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü arasında paralellik kuran, Osmanlı’nın yıkılışını ahiliğin bitişi üzerinden anlatan bir roman…

Bir mezarcı ustasının istediği ücreti çok bularak “Ecnebi ustalar sizden ucuz yapıyor. Siz de onların fiyatına yapın” diyen müşterisine Ahi Baba’nın söyledikleri, kitabın bir nevi özeti olması yanında; ahiliğin ve Osmanlı’nın ekonomik çöküşünün nedenini anlatır gibidir: “Ahilerin ocağında çifte fiyat uygulanmaz. Ahi Evran hakkı için daha ucuza olmaz. Ecnebinin tezgâhı var; tezgâh malı ucuz yapar, ecnebi ucuza satar. Bizden ucuza verse bile üç kat daha çok kazanır. Bunlar tezgâh işi değil, el çilesi, göz imbiği! Mermeri bıçak kesmiyor, duayı tezgâh oymuyor. O kabri biz oyacaksak bu fiyattan başka olmaz. Bu fiyattan aşağıya ahiye nafaka çıkmaz.”[xii]

Ayrıca Zübeyir Tokgöz’ün Ahi Evran’la ilgili efsanelerden uyarladığı iki çocuk/genç romanı -belki masal demek daha doğru- Ahi Evran Efsanesi- Kayıp Zaman ve Ahi Evran-Ejderhanın Dönüşü romanlarından  da gerek konusunun gerekse hitap ettiği kitlenin farklılığı nedeniyle  bahsetmek gerek… Bu iki romanda Türk kültürünün temel yapı taşlarından olan ahilik sistemi, gençlerin ilgisini çekecek bir macera içerisinde ve uygun bir anlatımla aktarılıyor.

Ahilikle ilgili bazı romanlar yazılmış olsa da kanaatimce konu hâlâ bakir…

Ahiler romancılarını bekliyorlar…

Not: Bu Yazı Bizim Külliye Dergisinin 2024/Mart-Nisan-Mayıs (99.) Sayısında Yayımlanmıştır.

[i] Kaplan, Mehmet, Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar-3 Tip Tahlilleri, İstanbul: Dergâh Yayınları, 1991, s.132.

[ii] Bu defterim 2019 yılında yayımladığım Meyve Tadında Romanlar isimli kitabımın omurgasını oluşturdu.

[iii] Enver Behnan Şapolyo’nun Fatih İstanbul Kapılarından yaptığım alıntı not defterimden . Notlarımda da yayınevi ve basım tarihi yok. Ama muhtemelen Rafet Zaimler Kitabevi 1965, Kitabın tespit ettiğim ilk baskısı 1953 Rafet Zaimler

[iv] Tahir, Kemal, Devlet Ana, Ankara: Bilgi Yayınları, 1967, s. 111-112

[v] Tahir, Kemal, age, s. 429.

[vi] Tahir, Kemal, age, s. 87.

[vii]Işınsu, Emine, Hacı Bektaş, İstanbul: Bilge Kültür Sanat, 2019, s. 37.

[viii] Maraş, Gökhan, Ahi Evran, İstanbul: Ötüken Yayınları, 2014, s. 9.

[ix] Maraş, Gökhan, age, s..49.

[x] Maraş, Gökhan, age, s. 16.

[xi] Maraş, Gökhan, age, s. 5.

[xii] Kuzucular, Şahamettin, Ahi Paşa Çıkmazları, İstanbul: Akıl Fikir Yayınları, 2021. 

Yazar
Fazlı KÖKSAL

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen