“Ne suretle olursa olsun evleniniz. İyi bir eş bulursanız çok mutlu olursunuz. Fena bir eşe düşerseniz filozof olursunuz.” (Sokrat)
“Evlilikler uzun yol yolculuğu gibidir sabır ister, edep ister, sadakat ister. Bunlara katlanamayanlar ilk durakta insin. ” ( İ. Baykan)
Araştırmalara göre boşananların sayısı evlenenleri geçmiş. Bu yüzden mahkemelerin boşanma davalarının yükünü azaltmak için “Anlaşmalı Boşanma Davaları Daireleri” oluşturulmuş; iyi de olmuş. Hem uzun süren davalar, hem de cinayete kadar giden kavgalar önlenmiş oluyor.
Günümüz Z kuşağına kadar; evlenmenin kabul görmüş bir usulü vardı. Bunun adı da görücü usulü evlilikti. Şimdi Z kuşağı başta ekonomik nedenler olmak üzere; tahammülsüzlük, umduğunu bulamamak ve maymun iştahlılık gibi faktörlerle ya evlenmiyorlar ya da evlilikleri çok sürmeyip boşanıyorlar.
Buradan İki Farklı Tercih Çıkıyor:
Nikahsız Birliktelik: Nikahsız birliktelikten tepki almak istemeyen kızlar ve erkekler anne ve babadan gizleyerek sürdürmektedirler. Baktılar bu birliktelik iyi gitmiyor hadi eyvallah deyipdaldan dala konabiliyorlar yani alan memnun satan memnun.
Buradaki sorun ise doğan çocuklarına nüfus-soy bağı; anne doğum kayıtlarında belli de baba kim? Toplum aile en çok bunu sorguluyor.
Geleneksel Resmi Evlilik: Kızlarda 20 erkeklerde 25 yaş ideal evlenme yaşlarıdır. İklim çabuklaştırması, kırsal kesimlerdeki ekonomik ve geleneksel zorlamalar evlenme yaşını öne almaktadır. Ekonomik faktörler ve kariyer uğraşları da evlenme yaşını öteliyor.
Büyük yaş farkı ile evlenmeler; hayranlıklardan da ileri gelmiş olsa; hatta arada çocuklar da olsa yıkılmaya mahkûmdurlar. Çünkü kıskançlık, genç taraf isteklerinin yerine gelemeyişi ve çevrenin kışkırtmaları sürekli bir rahatsızlık yaratmaktadır.
Geleneksel evlilikte; tanıdık çevreden ve ahlaklı bir aileden seçmek, maddi durum, meslek türü, öğrenim, görgü derecesi ve inanç gibi faktörlerin etken olduğu belirlenmiştir. Bunun da ileri yaşlarda olumlu sonuçlar vermediği görülmektedir ve bunlar da halk dilinde “Kız Kurusu Turşusu Kurulmuş” diye anılır ve söylenir.
Yöntemi ne olursa olsun mutlu bir evlilik nasıl olur?
*Evlenme öncesinde gösterilen yakın ilginin ömür boyunca ve azaltılmadan sürdürülmesi,
*İyi, kötü, varlıklı, varlıksız, kederli ve neşeli günlerde birlikte olunması,
*Eşler birbirlerine karşı eşit haklara sahip olduklarını ve her iki taraf akrabalarına da eşit davranmak gerektiğini akıllarından hiç çıkarmamalıdırlar,
*Evde ve dışarıda kıyafetlerine, konuşmalarına, ve davranışlarına dikkat etmelidirler,
*Tartışmaları kısa kesmek,
*Barışmak için eski kusurlardan çok geçmiş iyilikleri hatırlamak,
*Aileleri tartışmaya katmamak gibi akıllı davranışlar da eşlere mutluluk getirir,
*Kolay bir evlilik yoktur ama hayatı birlikte kolaylaştıran eşler vardır.
Şu da bir gerçek ki; Türk kadını kocayı bulduktan sonra kendini dağıtıyor; Türk erkeği ise eski alışkanlıklarından bir türlü vazgeçmiyor.
Boşanma; her ne kadar evlilikte süregelen işkencenin son buldurulması olarak tanımlansa da şu Japon atasözü sanırım bu konuda söylenecek son söz olmalı:
İLK EŞİNİ TANRI,
İKİNCİ EŞİNİ ARKADAŞLARIN,
ÜÇÜNCÜ EŞİNİ DE ŞEYTAN GÖNDERİR.
Sevgi ve Saygılarımla
