Türk Yükseköğretiminde Kimlik Arayışı

Günümüz Türkiye’sinde her ilde en az bir üniversite bulunmaktadır. Bu üniversitelerde 6-7 milyon öğrenci ve 200 bin akademisyen görev yapmaktadır. Bunlar dışında TÜBİTAK ve TÜBA vd akademik kurumların varlığına söz konusudur. Bu üniversiteler ve kuruluşlar büyük bütçelere sahiptir. Yani önemli bir girdi kullanımı söz konusudur. Bu büyüklükte organizasyonun çıktısı elbette sorgulanmalıdır!

Üniversite

Biraz resmi bir tanımlama ile üniversite (University) bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumudur.

Bazı tanımlamalarda ise bilim kutsal bir uğraş olarak görülerek üniversite bu kutsalın “mabet” olarak gösterilmektedir. Nitekim Humboldt üniversiteleri saf bilimin, bilim için bilimin tapınakları olarak ifade edilmiştir  (Güvenç 2019, Eğitim Bilim Yükselme).

Üniversite kavramının öğrenci ve eğiticilerin kurdukları birlik anlamına gelen, Ortaçağ Latincesi’nden üretilen “universitas” sözcüğünden gelmektedir. Universitas kavramı “bütün, yekpare” anlamındaki universus’tan türetilen bir tamlamadır. Bu kavram Avrupa’da ilk defa 1300’ler civarında “hem yükseköğretimin yapıldığı kurum hem de hocalar (bilim insanları) cemiyeti (örgütü)” anlamında kullanılan Anglo-Fransızca bir terim (université) olarak ortaya çıkmıştır. Zamanla Eflatun ve Aristo’nun öğrencileri ile tartışma yaptıkları ortamdan esinlenerek evrensel ölçekte bağımsız ve tüzel kişiliğe sahip kurumlar üniversite adını almıştır. Bazı ülkelerde üniversite yerine farklı kavramlarda kullanılmaktadır. Örneğin Arapçada üniversite karşılığında camia, Farsçada ise dânişgâh kelimeleri kullanılmaktadır (Güvenç 2019).

Felsefesi

Genel anlamda felsefe (İng. philosophy) gerçeği (realite) inceleme amacı taşıyan düşünce etkinliğidir. Daha kısa bir tanımlama ile felsefe toplu ve tutarlı görüştür. Felsefenin bir tanımı da dünya görüşüdür.

Bu genel tanımlardan yola çıkarak soralım:

Türk üniversitelerinin felsefesi nedir? Veya Türk üniversitelerinin tutarlı bir dünya görüşü var mıdır?

Günlük hayatta hukuk felsefesi bilim felsefesi gibi açıklamaları duyarız. Bu adlandırmada bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü kast edilmektedir. Üniversite felsefesi dediğimizde üniversitelerinin hangi ilkelere sahip olduğu anlatılmaktadır.

Türkiye’de üniversite felsefesi kapsamında üniversitenin özü, kökeni, anlamı, yapısı ne olması gerektiği üzerine devlet/toplum yeterince araştırmalar yapıp düşünce üretmekte midir? Kısaca Türk üniversitelerinin bir felsefesi var mıdır? Varsa nedir?

YÖK yürütme kurulu eski üyesi Sayın Prof. Dr. Durmuş Günay  “Üniversite Felsefesi”adlı kitabında şunları yazmış: “Bir toplumun eğitim sistemi başka kültürlerin sistemleri taklit edilerek veya transfer edilerek tasarlanamaz (s. 169). Eğer eğitim sistemimizin bir felsefesi olsaydı…(s. 172).”

Her ne kadar bu kadar konuya Sayın Günay kadar sert değil daha ılımlı baksam da bu sorunun cevabının zor olduğunu söylemek mümkündür. Bu düşünceyi, bırakın kuruluşu çok eski olmayanları daha eski olan yükseköğretim kurumlarının dünyada tanınan bir geleneğe sahip olmaması teyit etmektedir.

Son söz: Felsefesi olmayan felsefesi olanı taklit eder.

[i] Prof.Dr., Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi

Yazar
İsmail GÜVENÇ

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen