16. yüzyılın başında yaşanan mezheb savaşının en kanlı görüntüsü, Anadolu çevresinde değil, Horasan’da yaşanmıştır. Sünnî Türk Özbeklerle, Kızılbaş Türk Sâfevîler arasında yaşanan mezheb savaşının yanında Sünnî Türkmen Osmanlılar ve Ak Koyunlular ile Kızılbaş Türkmen Sâfevîler arasında yaşananların neredeyse hiç önemi yoktur.
Bilindiği üzere Türkistan’ın batı bölgesi, Emîr Timur ve kurduğu hânedânlığın kontrolündeydi. Sonraki süreçte Çingiz hânedânından Özbek Hanlığı, Türkistan’ı ele geçirdi ve Timuroğullarını Afganistan’a kaçmak zorunda bıraktı.
Bu süreçte Kâbil’de yeniden örgütlenmeye ve ayağa kalkmaya çalışan Bâbûr Şâh, şartların zorlamasıyla (Özbek Şeybânî Han, en büyük düşmânıydı), Şâh İsma’il’in emrine girmek zorunda kaldı. Bâbûrnâme’yi okuyanlar, bu süreçte neler olduğunu, bölgede nasıl kan döküldüğünü, Merv’de Sünnî Türkmenlere neler yapıldığını, Özbek Hanı Şeybânî Han’ın başına neler geldiğini ve Kızılbaş Türkmen beylerinin bu durumun nasıl uğursuzluk getireceğini söylediğini görür. Bâbûrnâme’nin ilgili kısımları, bu döneme dâir müthiş tanıklıklar sunar.
Anadolu’daki mücâdelede bu derecede kan dökülmemiştir. Hattâ doğuya yönelik târih boyunca (Roma-Sâsânî, Roma-Selçuklu, Osmanlı-Ak Koyunlu, Osmanlı-Sâfevî, Osmanlı-Afşar gibi) bütün seferlerde Kuzey Anadolu hattı, yâni Çankırı, Çorum, Amasya, Tokat, Erzincan yolu, tâkip edilmiştir. Bilindiği üzere bu alan, Anadolu’da Alevî nüfûsunun en yoğun olduğu bölgedir. Pek âlâ yol güvenliği adına, stratejik bir hamle olarak, bu bölgedeki nüfûsun tamâmı Balkanlara tehcîr ettirilebilirdi. Ama bu yapılmadı. Elbette, yapılmamasının nedeni ekonomik durumdur. Ancak bu da bize Anadolu’da isyânlar dışında, mezheb nedeniyle kıyım yapılmadığını göstermektedir. Kaldı ki, resmî kayıtlarda yer alan olaylar da Şâh Kulu Sultân İsyânından arta kalanlar ve Nûr Ali Halîfe gibi Kızılbaş isyânlarıyla ilgilidir.
Hâlâ yüzlerce yıl öncesinin kan dâvâsını gütmeye gerek yok. Şâh’ı savunma adı altında Osmanlı’ya ve Yavûz Sultân Selîm’e hakâret edenlerle; Şâh’a hakâret edenler arasında hiçbir fark yok.”
