Doç.Dr. Burhanettin UYSAL
Sessiz İşgal: Bir Nesli Göz Göre Göre Kaybetmek
Bugün size sadece bir asayiş haberinden, üçüncü sayfa vakasından ya da “aman çocuklarınıza dikkat edin” uyarısından bahsetmeyeceğim. Bugün, modern dünyanın damarlarımıza enjekte ettiği o sinsi zehri; siyasetin, paranın, bilimin ve en acısı da evlerimizin tam ortasındaki o koca boşluğu, yani uyuşturucu gerçeğini konuşacağız.
Uyuşturucu dediğimiz şey artık sadece köşe başında bekleyen o karanlık silüetlerden ibaret değil. Bu sorun, akademik makalelerin soğuk sayfalarında madde bağımlılığı diye geçse de, sokaktaki karşılığı tam bir “toplumsal intihardır.”
Görünmez El: Narkopolitik ve Ekonomik Çark
Önce resmin büyüğüne bakalım. Uyuşturucu, bugün dünya siyasetinde devletlere diz çöktüren, sınırları anlamsızlaştıran bir “narkopolitika” canavarına dönüşmüş durumdadır. Küresel iklimdeki istikrarsızlıklar, göç dalgaları ve bölgesel savaşlar, uyuşturucu baronları için en verimli tarladır. Bir ülkede kaos varsa, orada zehir çiçek açar. Siyasi açıdan uyuşturucu, bir toplumu “uyutarak” yönetmenin, gençlerin itiraz etme gücünü elinden almanın en etkili silahıdır.
İşin ekonomik boyutu ise tam bir akıl tutulması. Akademik literatürde buna “gölge ekonomi” deniyor ama biz buna “kanlı para” diyelim. Trilyonlarca dolarlık bir kara para trafiği, küresel finans sisteminin içinden sinsice geçiyor. Ancak bu paranın topluma geri dönüşü; hastane masrafları, iş gücü kaybı ve güvenlik harcamaları olarak hepimizin cebinden çıkıyor. Yani karteller kazanırken, milletçe ödüyoruz.
Gençlik Neden Bu Girdaba Kapılıyor?
Asıl canımızı yakan yer burası: Gençler. Neden 15-20 yaşındaki bir çocuk, hayatının baharında bir iğnenin ucuna ya da bir hapın sahte pırıltısına tav olur?
Modern dünya onlara devasa bir “mükemmellik” yalanı sattı. Sosyal medyada parlatılmış hayatlar, her an mutlu olma zorunluluğu ve “başarılı olmazsan çöp sayılırsın” baskısı… Gençler, bu ağır yükün altında ezilirken ruhsal bir kaçış rampası arıyorlar. Akademik dille söylersek “anomi” yani kuralsızlık ve aidiyet kaybı yaşıyorlar. Avam tabiriyle; çocukların ruhu aç, biz ise o açlığı sahte hazlarla doyurmalarını izliyoruz.
Bu bir merak meselesi değil, bu bir varoluş sancısıdır. Genç, o maddeyi kullandığında aslında beynindeki ödül mekanizmasını yani dopamin döngüsünü kısa devre yaptırıyor. Beyin bir kez o sahte cenneti gördüğünde, gerçek dünyadaki anne şefkati, arkadaş dostluğu ya da okul başarısı artık ona çok sönük geliyor. İşte girdap tam burada başlıyor; kişi artık zevk almak için değil, sadece normal hissetmek için zehre mahkûm oluyor.
Küresel İklim ve Sosyal Grupların Çöküşü
Dünyanın içinden geçtiği bu buhranlı iklimden en çok kırılgan gruplar etkileniyor. Yoksulluğun pençesindeki mahallelerde uyuşturucu sadece bir bağımlılık değil, aynı zamanda bir iş kapısı veya tek teselli gibi sunuluyor. Sosyolojik olarak baktığımızda, toplumsal bağların zayıfladığı, komşunun komşuyu tanımadığı o büyük şehir yalnızlığında, uyuşturucu kendine çok rahat yer buluyor. İnsanlar uyuşturucuyla yüzleşmiyor, ondan kaçıyorlar. Ta ki kendi kapıları çalınana kadar…
Nasıl Yüzleşeceğiz?
Peki, ne yapacağız? Sadece polisiye tedbirlerle bu işin çözülmediğini tarih bize kanıtladı.
- Bilimle Barışacağız:Bağımlılığı bir ahlak sorunu değil, bir beyin hastalığı olarak göreceğiz. Bağımlıyı damgalayıp dışlamak, onu zehir tacirlerinin kucağına daha sert itmektir.
- Siyaseti Zorlayacağız:Kara paranın aklandığı o lüks gökdelenlerin, o kirli hesapların peşine düşülmesini talep edeceğiz.
- Eve Dönüş:En önemlisi, çocuklarımıza hata yapma hakkı tanıyacağız. Onlara sahte ekranların değil, gerçek sevginin sıcaklığını vereceğiz.
Sonuç olarak; Uyuşturucu sorunu, bir güvenlik meselesinden ziyade bir medeniyet krizidir. Eğer biz, bir gencin umudunu bir hapın içine sığdıracak kadar bu dünyayı daraltmışsak, hepimiz suçluyuz demektir. Akademisyeninden esnafına, siyasetçisinden işçisine kadar herkesin bu “sessiz işgal” karşısında birleşme vakti gelmiştir.
Yarın çok geç olduğunda, “biz nerede hata yaptık?” sorusunun hiçbir anlamı kalmayacak. Çünkü uyuşturucu sadece bir insanı değil, bir milletin geleceğini öldürür.
——————————————–
Kaynak:
