Artık “şaşırmayız” dediğimiz ama her gün şaşırdığımız hadiseleri artık dünya çapında yaşamaya başladık.
Demokrasi diyoruz değil mi? Seçim diyoruz, insan hakları, uluslararası hukuk, gözü bağlı ilahe, adalet terazisi vesaire, vesaire…
Bu görgüsüz, edepten, insanlıktan zerre kadar nasibini almamış, adam müsveddesi bütün hukuk kurallarını çiğneyerek, dünya çapında görülmemiş bir rezalete ve saldırganlığa imza atarak bir başka devletin devlet başkanının kaldığı mekâna vandallar gibi dalıp “adamı yatağından sürükleyerek aldığını” dünya televizyonlarının önünde övünerek anlatıyor:
“- Çok iyi iş çıkardık, gerekirse ikinci dalga da gelebilir!”
Eli kolu, gözü bağlı adamın perişan halini dünya TV’leri mal bulmuş mağribi gibi yayınlıyor, bizim ekran bülbülleri, elinde çubuklar, hadiseyi görmüş gibi ballandıra ballandıra ifade etme yarışında!

Uluslararası Hukuk rezaleti yaşanıyor, ama medya bunu nasıl da magazinleştiriyor! Evrensel Hukukun can damarları bir daha, bir daha kesilip kesilip lime lime ediliyor! Kimin umurunda?
Venezuelalılar artık acı çekmeyecekmiş!
Böyle diyor insanlık düşmanı hain emperyalist. Bu adam müsveddesi güya demokrasi beşiği ilan edilen dünyanın en şedid devletinin başkanı bir müptezel!
Umurunda mı Venezuela’da yaşayan fakir halk? Hayır!
Mesele kendi lehine kullanacağı doğal kaynaklara ulaşamaması.
Kokain, uyuşturucu meselesi mi? Umurunda mı? Kendileri işin içinde! Neredeyse sayısız diyeceğimiz terör örgütünü kurmak, beslemek, devam ettirmek için dünyanın baş belası bu devlete kaynak gerekiyor!
Venezuela’yı idare edecekmiş: Wiet-Nam gibi mi? Afganistan gibi mi? Libya, Suriye, Irak, Somali gibi mi?
Her girdiği yere felaket ve bölünme getiren bu insanlıktan yoksun vandal devletin yaptıklarına küçük bir örnek, insanlık adına utanç verici: Irak’ta 1.5 milyon insanı katlettiler, 750 bin kadına tecavüz ettiler, bu iğrenç suçtan erkek çocuklar dahi nasibini fazlasıyla aldı!
Yatağından eşiyle birlikte alıp götürülen Venezuela Devlet Başkanı seçimle gelmiş… Ama emperyalist ABD’nin kan emiciliğine ters düştüğü için alınır, yargılanır ve hiç şüpheniz olmasın, üstüne yalan yanlış bir sürü suçu da yüklenir, canı da alınır..

Arap Baharı yaveleriyle Kaddafi’yi böyle öldürmediler mi, bütün terör örgütleri bunların icadı değil mi, Orta Doğuda akan kanlar bu kan emicilerin işi değil mi? Gazze başta olmak üzere (Doğu Türkistan’daki zulüm de dahil) dünyanın her tarafında akan kanlar bu emperyalist sömürgeci devletlerin vandalizmi değil mi?
Şimdi de İran sokaklarını karıştırmıyorlar mı?
PKK denen katil sürüsü bölücüleri bunlar beslemiyor mu?
Nerede bu BM, nerede bu Güvenlik Konseyi vesaireler?
Ama… Dünya bu kadar yükü kaldırır mı, üstüne bir karabasan gibi çöküp kanını emen bu Batı ve Doğu emperyalizmini ne kadar taşır?
Birlikte göreceğiz.
Hızla savrulan mavi gezegenimizde bölgesel savaşları kışkırtan bu vandal devletlere karşı uzak ufuklarla yakın ufukları birlikte dikkatle takip eden politikacılara ne çok ihtiyacımız var!
Hayra karşı geliniz Efendim…
Hamiş: iki foto, Biri Venezuela yağmur ormanları, diğeri Urumçi, Kalacun otlakları…
