Günümüzde sessiz bir devrim yaşanıyor. Yapay zeka dediğimiz işletim sistemi yavaş yavaş kontrolü ele alıyor. Henüz emekleme aşamasında olsa da yapay zekanın en azından bir dönem çok parlak bir geleceğinin olacağı su götürmez bir gerçektir.
İnsanlık onu tecrübe edecek. Belki eğitim, okul, yargı, sağlık, ekonomi gibi alanlar yapay zekanın hâkim olduğu bir gelecekte onun kontrolünde olacak. Bunun nasıl sonuçlanacağını yaşayarak göreceğiz.
Yapay zekanın insana göre en azından bazı alanlarda yer yer daha başarılı olacağını düşünüyorum. Elbette daha kesin, daha net sonuçlara ulaşacağız onunla.
Yalnız unutulmamalı ki, o da bir programdır. Her neye programlandıysa yapay zeka buna göre hizmet verecektir. İşte burada programı tasarlayanın niyeti ve amacı da devreye girer. Programı elinde tutan güç onu bir silah gibi de kullanabilir. Yapay zekâ, insanı devre dışı bırakmaya ayarlanmışsa er geç büyük bir tehdide dönüşecektir.
İşin henüz başındayken yapay zekâ ile insanı karşılaştırmanın doğru olacağını zannediyorum.
İnsan gerçeği zaman zaman sezgisel olarak bulur. Böyle bir durumda bilgi ve arge, bazen hiçbir işe yaramaz. Yapay zekâ bize hizmet verirken var olan bilgileri harmanlayıp buradan bir sonuca ulaşmak isteyecektir. Yani buna göre geçmişte tecrübe edilen şeyler bugünü yönlendirecektir. Arada yanlış ve hatalı bilgiler bütün bir işleyişi boşa çıkaracak büyük bir hataya sebebiyet verebilir. Burada günümüzde örneği çok görüldüğü üzere yapay zekanın bir zaafıyla da karşı karşıyayız demektir.
Burada bilginin doğası da hatırlanmalıdır. Çünkü bilgi dediğimiz şey çoğu zaman geçmişi temsil eder ve dünyadaki her şey gibi bilgi de değişkendir ve kullanıcısının niyetine göre anlam ve değer kazanır. Bilgi bir insan tarafından tecrübe edilmeden hiçbir şey ifade etmez. Bilginin geçmişe mahkûm oluşu onun en dikkat çekici yönüdür.
İnsanlık tarihi göstermiştir ki, yaşam ve insan oldukça değişkendir. İnsan geçmişle gelecek arasında yaşayan bir tecrübeler bütünüdür. En önemli görevi kendini anlamak, duygu ve düşünceyle şimdiyi yaşamaktır. Burada sezgi, vicdan, gönül, sevgi, akıl gibi kavramlar devreye girer. Kesin olan bir şey varsa, insanı güçlü yapan şeyler de bunlardır.
Yapay zekanın en büyük zaafı geçmişe mahkûm bir anlayışla yani bilgiyle şimdiyi değerlendirmesi ve geleceği böyle öngörmesidir. Halbuki hayatın işleyişi bize yaşadığımız ânın geçmişe mahkûm olmamasını, ondan güç alarak yeniyi tecrübe etmemizi söyler. Yani yapay zekanın ve her türden programın kullanmaya çalıştığı bilgi ve tecrübenin ortaya çıkabilmesi için ânın en değerli bir şekilde yaşanması, sonucun da mutlaka vicdana uygun olması gerekir.
Bendeniz yapay zekâ gibi eğitim programlarının ve program geliştirme adı sunulan uygulamaların temelinde de başarıya ve kesinliğe duyulan bir güvenin yattığını düşünüyorum. Halbuki oldukça bireysel bir hamle demek olan insan eğitiminde kesinliğin, istatistiklerin ve sayısal verilerin bize hele günümüzde pek kayda değer şeyler söylemediğini tercih edilen uygulamalar ve alınan kararlar yeterince göstermiştir. Öyleyse her şeyden önce kullandığımız yöntemin, programın veya yapay zekanın işimize ne kadar yaradığını, sonuç olarak insanlığa sunulan şeyin ne olduğunu anlamak gerekir. En önemlisi de insana duyulan güvenin kaybolmasıyla beraber ihmal ettiğimiz sezgilerimizin yerine hiçbir teknolojinin geçemeyeceğini kabul etmek insanı bir makine hâline getirmeye çalışan şeylere bir dur demek olacaktır.
Yasin ŞEN
