Tülin DALOĞLU
ABD–İsrail ilişkisi, 14 Mayıs 1948’de Başkan Harry S. Truman’ın, Dışişleri Bakanlığı içindeki ve özellikle Dışişleri Bakanı George Marshall’ın temsil ettiği ciddi itirazlara rağmen, İsrail’in geçici hükümetini bağımsızlık ilanından yalnızca 11 dakika sonra fiilen tanımasıyla başladı. Ancak bu erken diplomatik tanıma otomatik olarak kapsamlı bir stratejik ittifak anlamına gelmiyordu. Asıl dönüşüm, 1960’larda John F. Kennedy döneminde, Küba Füze Krizi’nin Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği’ni nükleer çatışmanın eşiğine getirdiği Soğuk Savaş ortamında yaşandı. 1956 Süveyş Krizi’nde İsrail’in Fransa ve İngiltere ile birlikte Mısır’a saldırması Washington’ı rahatsız ederken Sovyetler Birliği’nin Kahire üzerindeki nüfuzunu artırması da ABD’de Mısır’ın giderek Moskova’nın stratejik yörüngesine girdiği ve bölgesel dengenin değişebileceği kaygısını güçlendirdi.
Washington, İsrail’in güvenliğini Amerikan jeopolitik çıkarlarıyla tam da bu bağlamda daha doğrudan ilişkilendirmeye yöneldi. Kennedy yönetiminin 1965’te İsrail’e Hawk hava savunma füzelerinin satışını onaylaması, ABD’nin Arap–İsrail silahlanma yarışında doğrudan tedarikçi olmaktan kaçınan önceki politikalarından önemli bir sapma ve güvenlik ilişkisinin kurumsallaşmasında ilk dönüm noktası oldu. 1967 Savaşı’nın ardından derinleşen bu yakınlaşma, 1973 Arap–İsrail Savaşı sırasında Washington’ın sağladığı kritik askerî hava ikmaliyle stratejik bir ittifak niteliği kazandı. İlerleyen yıllarda ise serbest ticaret düzenlemeleri, düzenli askerî yardım, istihbarat paylaşımı ve ortak savunma programlarıyla kapsamlı ve kalıcı bir ortaklığa dönüştü.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.
———————————————-
Kaynak:
https://tepav.s3.eu-west-1.amazonaws.com/upload/files/1785918623956-0.ABDIsrail_iliskisi_Mutabakat_Sutunlar_Gerilim_Alanlarna_Nasl_Donustu.pdf
