Ruhumdaki acı vaveylayı sizlere aksettirmek için bir zamanlar aşağıdaki cümleleri sıralamıştım “Esir Türkler Nerede? Başlıklı yazımda. Bugün ise daha farklı karamsarlıklar içindeyim.
“Ne acı günler yaşıyoruz. Kelimelerle ifade etmesi bile zor. Bu memleketi idare edenlerin geceleri nasıl uykuya daldıklarını aklım almıyor. Savaştır bu, insan ölür, öldürür…Bir şekilde kabullenirsin. Eşkiya gelmiş senin ülkenin yolunu kesip adamlarını paketleyip götürüyor. Ne yaptığını, nasıl davrandığını, hangi aşağılayıcı pozlarını fotoğrafladığını, kasetlediğini tahmin etmemize rağmen hala gözlerini ve benliğini uykuya teslim edenlerin beni idare ettiklerini hafızam bir türlü kabul etmiyor. Bizde güzel bir söz var: “Öz gözündeki merteği görmeyenin el gözündeki çöpü söylemeye hakkı yoktur.” Ne yazık ki, biz özümüzü rüzgara kaptırmış sürüklenirken sorumluların el gözündeki çöplerle uğraşmaları utandırıyor bizi. O esirlerimiz adına utanıyorum. Vallahi ve Billahi utanıyorum. Allahım eşkiyaya bu fırsatı tanıyanları da kısa zamanda iğrençlikleriyle baş başa bırakır inşallah.”
Yıllar önce insanımızı kaçırıp aylarca hatta yıllarca mağara mağara inlerinde dolaştıran hain sürüsü bugün sütten çıkmış ak kaşık misali aramıza girip hayatlarını devam ettirecek öyle mi? Yaptıkları boyunlarında gururla taşıyacakları “çerçeve” adında bir madalya gibi parlayacak. Hem de bunu “barış” sosuna bulanmış vaziyette devam ettirecekler. Bu hain saldırılarda kolunu, bacağını, gözünü kaybeden gazi ile, canından çok sevdiği şehit evladının toprağını kucaklarken ya da aylarca ya da yıllarca eve dönmesi ümidiyle rahat uyku görmeyen, psikolojik bunalımda yaşayan ülkemin insanı ile aynı mahallede, aynı sokakta ve de aynı apartmanda nefes alıp verecek öyle mi?
Siyaset denilen saha böyle acılara meydan veren bir saha olmamalı. Birilerinin oturdukları yumuşak koltuk ve makamları kaybetmemeleri için ülkemin insanını değersizleştirmemeli. Siyaset bu değildir. Gerçek barış da bu değildir. Bırakın insanımız birbiriyle kucaklaşmaya, dayanışmaya ve vatan savunmasına devam etsin. Barış sizin kararınızla olmaz ey deve kuşları. Çıkarın artık kumdan başınızı…!
“Barış” adına kalkan sahte kollarınızı indirin…!
