Yücel TANAY
Tarih, sadece büyük imparatorlukların yükselişini ya da çöküşünü yazmaz; en çok da coğrafyalarına hürriyet mühürlerini vurmak isteyen halkların direnişini kaydeder. Doğu Türkistan, Çin’in bir parçası değildir; aksine tarihte Uygur Kağanlığını kurmuş, Uygur Türklerinin öz yurdudur.
İslamiyet’i kabul eden ilk Türk hükümdarı Sultan Satuk Buğra Han, Türk dilinin ve kültürünün eşsiz abidesi Divânu Lügati’t-Türk’ü yazan Kaşgarlı Mahmud ve siyasetname geleneğinin öncüsü Kutadgu Bilig’in müellifi Yusuf Has Hacib gibi büyük devlet adamları ile alimleri yetiştiren bu muazzam coğrafya, köklü medeniyetimizin beşiğidir.
Tarihsel Hafızayı Silme Çabası: Sincan Adının Perde Arkası
Bugün Çin yönetimi tarafından dayatılan “Sincan” (Xinjiang) kelimesi, bölgenin kadim tarihini unutturmak amacıyla sistemli bir şekilde hafızalardan silinmek istenen Doğu Türkistan adının yerine getirilmiştir. 1878 yılındaki Mançu-Çin işgal sürecinin ardından, 18 Kasım 1884 tarihinde Çin’deki Qing (Mançu) Hanedanlığı bölgeyi resmen bir eyalet statüsüne bağlamış ve adını Çincede “yeni elde edilmiş toprak” ya da “yeni sınır” anlamına gelen Xinjiang (Sincan) olarak değiştirmiştir. Yüzyıllar sonra, 1949’daki komünist işgalin ardından ise 1 Ekim 1955 tarihinde bölgeye sözde bir statü verilerek adı bu kez “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” ilan edilmiştir. Bu isim değişikliklerinin arkasındaki asıl amaç, köklü bir tarihi yok ederek bölgeyi baştan beri Çin’in bir parçasıymış gibi gösterme çabasından ibarettir.
Ancak Doğu Türkistan halkı, tarihi boyunca Çin istilalarına karşı verdiği varlık mücadelelerini ve kazandığı bağımsızlıkları hafızasında diri tutmaktadır. Bu mücadelenin yakın tarihteki en somut örnekleri 20. yüzyılda yaşanmıştır:
- 1933 Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti: Kaşgar merkezli olarak kurulan bu cumhuriyet, emperyalist baskılarla yıkılsa da bağımsızlık meşalesini yakmıştır.
- 1944 Doğu Türkistan Cumhuriyeti ve Stalin-Mao İş Birliği: Uygur halkı savaşarak mukavemet göstermiş ve bu kez Gulca merkezli olarak yeniden bağımsızlığını ilan etmiştir. Çin, askerî olarak bu savaşta mağlup olmuştur. Doğu Türkistan’ın bu haklı yükselişi, dönemin iki komünist aktörü olan Sovyet Rusya ve Çin’i derinden endişelendirmiştir. Bölgedeki Türk topluluklarının bağımsızlık fikrinden etkilenmesinden korkan Stalin ve Mao Zedung yönetimi, Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırarak feshetmek için kirli bir ittifaka gitmiştir. Bu doğrultuda, 1949 yılının Ağustos ayında henüz 35 yaşında olan Doğu Türkistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmetcan Kasımi ve beraberindeki 8 üst düzey yönetici Moskova’da düzenlenecek görüşmelere davet edilmiş; ancak Almatı üzerinde uçaklarına “uçak kazası” süsü verilerek suikastla katledilmişlerdir. Lidersiz bırakılan Doğu Türkistan, 1949’da Çin Kızıl Ordusu tarafından yeniden işgal edilmiştir.
Bir Milletin İstiklal Sesi: “Kurtuluş Yolida” ve Mehmet Ali Tevfik
Devlet olmanın ve bağımsızlığın en somut simgelerinden biri de bir milletin ortak vicdanını yansıtan milli marşıdır. 1933 yılında kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’nin milli marşı olarak kabul edilen “Kurtuluş Yolida” (Kurtuluş Yolunda), Doğu Türkistan halkının özgürlük haykırışını ölümsüzleştirmiştir.
Bu abidevi eserin güftesi, şair, eğitimci ve vatansever Mehmet Ali Tevfik tarafından kaleme alınmıştır. Mehmet Ali Tevfik, yazdığı bu şiirle sadece bir marş besteletmemiş; hürriyet uğruna can vermeye hazır bir halkın direniş andını kağıda dökmüştür. “Kurtuluş yolunda bizlere yoldaş oldu kanımız / Özgürlük için feda olsun bu tatlı canımız” dizeleriyle hafızalara kazınan bu marş, 1933 ve 1944 cumhuriyetlerinde Doğu Türkistan bayrağı altında gururla okunmuş; Mehmet Ali Tevfik ise bu milli bilinci uyandırdığı için baskıcı rejimlerin hedefi haline gelmiştir.
Hürriyet Ateşini Taşıyan Sembol Şahsiyetler
İşte bu köklü ve çetin mücadele; askeri liderlerden devlet adamlarına, tüccarlardan tarihçilere, din alimlerinden sürgündeki direniş önderlerine, şairlerden akademik dünya ve insan hakları savunucularına kadar, ömrünü davasına adamış abidevi isimlerin omuzlarında yükselmiştir:
- Modernleşmenin ve Eğitim Hamlesinin Öncüleri: Musabaylar (Hüseyin ve Bahaeddin Musabayov)
- yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında Doğu Türkistan’ın iktisadi ve kültürel uyanışına rehberlik eden Artuşlu hayırsever tüccar kardeşler Hüseyinbay ve Bahaeddin Musabayov, Doğu Türkistan’da modern eğitimin ve sanayileşmenin temellerini atmışlardır. 1885 yılında Artuş’un İkşak köyünde Usûl-i Cedit (modern eğitim) esaslarına dayanan ilk yeni tarz mektebi kuran Musabaylar, Türkiye’den ve Tatar coğrafyasından öğretmenler getirterek Doğu Türkistanlı gençlerin çağdaş ilimlerle buluşmasını sağlamışlardır. Kurdukları modern deri fabrikası, matbaa ve ticari ağlarla Doğu Türkistan’ın ekonomik bağımsızlığını desteklemiş, gençlerin İstanbul ve Avrupa’da eğitim almalarını finanse etmişlerdir. Musabaylar Ailesi, Doğu Türkistan uyanışının ve hürriyet fikrinin ilk iktisadi ve fikri hamisidir.
- 1944 Devrimi’nin Askerî Kurmayı ve Sürgündeki İhtilalci: Yusuf Bek Muhlisi (Yusupbek Mukhlisi) 1944 Üç Vilayet Devrimi’nde aktif askerî rol üstlenen ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin subaylarından biri olan Yusuf Bek Muhlisi, Çin işgalinin ardından mücadelesini sürgünde devam ettiren en önemli askerî ve siyasi şahsiyetlerden biridir. Kazakistan’a geçtikten sonra Almatı’da Doğu Türkistan Birleşik Devrimci Cephesi’ni (URFET) kurmuş ve uzun yıllar genel sekreterliğini yürütmüştür. Sovyetler Birliği ve Uluğ Türkistan coğrafyasında Doğu Türkistan davasını örgütleyen Muhlisi, yayınladığı bildiri, gazete ve kaleme aldığı edebi/biyografik eserlerle askerî ve fikri direniş çizgisini diri tutmuştur. İşgale karşı silahlı ve siyasi mücadelenin tavizsiz savunucusu olarak sürgündeki Uygur milli hareketinin kurucu önderleri arasında yer almıştır.
- Devrimci İrade ve Teşkilatçı Askerî Lider: Ayshait Ishakov (Ayshat İshakov) 1944 Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla sonuçlanan Üç Vilayet Devrimi’nin askerî ve idari yapılanmasında kritik roller üstlenen Ayshait Ishakov, Doğu Türkistan milli ordusunun teşekkülünde ve askerî kanadın örgütlenmesinde öncü şahsiyetlerden biridir. Bölgedeki komünist baskılara ve işgal rejimine karşı sahadaki aktif askerî varlığıyla tanınan Ishakov, 1949 işgali sonrasında da Sovyetler Birliği coğrafyasında sürgün hayatı süren Doğu Türkistanlıların milli kimliklerini koruma ve teşkilatlanma süreçlerine yön vermiştir. Askerî kararlılığı ve teşkilatçı yapısıyla milli mücadelenin unutulmaz komutanları arasında yer alır.
- Milli Ordu Süvarisi ve Siyasi Çalkantıların Kurbanı: Muhemmetimin İminov (1915–1970) Artuş doğumlu olan Muhemmetimin İminov, 1944 Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde ve Doğu Türkistan Milli Ordusu’nda süvari komutanı olarak görev yapmış önemli bir askerî ve siyasi figürdür. İlerleyen yıllarda bölgenin idari kademelerinde de bulunan İminov, Pekin rejiminin Doğu Türkistanlı aydın ve idarecilere dönük baskı politikalarının kurbanı olmuştur. 1950’lerin sonunda “yerel milliyetçi” ve “karşı devrimci” ilan edilerek tasfiye sürecine sokulmuş, 1960’lardaki Komünist Kültür Devrimi sırasında ağır zulümlere maruz kalarak 1970 yılında hayatını kaybetmiştir. İminov, Doğu Türkistan’ın hem askerî sahadaki direnişini hem de sistem içi siyaset yürüten isimlerin uğradığı trajik tasfiyeleri simgeleyen tarihi bir şahsiyettir.
- Halk Savunucusu ve İnsan Hakları Şahidi: Tohuti Kurban (Tohti Kurban) Çin’in Doğu Türkistan’da yürüttüğü arazi kamulaştırma, demografik yapıyı değiştirme ve yerel halkı mülksüzleştirme politikalarına karşı tabandan gelen halk direnişinin ve adalet mücadelesinin simge isimlerindendir. Bölgedeki Uygur köylülerinin, çiftçilerinin ve yerel halkın gaspedilen haklarını kararlılıkla savunan Tohuti Kurban, komünist yönetimin baskılarına rağmen sivil direnci ve adalet talebini diri tutmuştur. Halkın sesi olduğu ve Çin makamlarının hukuksuz uygulamalarına karşı boyun eğmediği için rejimin hedefi haline gelmiş, baskı ve soruşturmalara maruz kalmıştır. Tohuti Kurban, toprağına ve hürriyetine sahip çıkan Doğu Türkistan köylüsünün ve sivil halk direnişinin cesur temsilcileri arasında yer almaktadır.
- Tarihi Hakikatin ve Milli Şuurun Abidesi: Turgun Almas (1924–2001) Uygur tarihçisi, şair ve yazarı Turgun Almas, Çin’in Doğu Türkistan üzerindeki tezlerini ve resmi tarih tezlerini bilimsel kanıtlarla çürüten en önemli tarihçidir. Kaleme aldığı “Uygurlar”, “Hun Tarihi” ve “Eski Türk Tarihi” adlı eserleriyle Doğu Türkistan’ın kadim Türk yurdu olduğunu ve Çin’in bir parçası olmadığını tarihi belgelerle ispatlamıştır. Özellikle 1989 yılında yayımlanan “Uygurlar” kitabı, Çin yönetimi tarafından “tarihi çarpıtmak” ve “bölücülük yapmak” iddiasıyla yasaklanmış, toplatılarak yakılmıştır. Turgun Almas ise hayatının son dönemlerini ev hapsinde ve sıkı gözetim altında geçirmek zorunda kalmıştır. Çin’in tüm baskılarına rağmen geri adım atmayan Almas, kalemini bir kılıç gibi kullanarak Doğu Türkistan halkına tarihi özsaygısını ve bağımsızlık inancını yeniden kazandırmıştır.
- Barın Kıyamı’nın Şehit Lideri: Zeydin (Ziyaeddin) Yusuf (1964–1990) Doğu Türkistan yakın tarihinin en önemli direniş sembollerinden biri olan Zeydin Yusuf, Çin’in Doğu Türkistanlılara uyguladığı zorunlu kürtaj, nüfus transferi ve dini baskılara karşı 5 Nisan 1990 tarihinde Akto ilçesine bağlı Baren kasabasında patlak veren tarihi Baren Kıyamı’nın (Baren Ayaklanması) lideridir. Doğu Türkistan İslam Partisi’ni kurarak haksızlığa ve işgale karşı halkı örgütleyen genç lider Zeydin Yusuf, Çin Kızıl Ordusu’nun ağır silahlar, helikopterler ve binlerce askerle gerçekleştirdiği orantısız saldırılara karşı Baren’de kahramanca savaşmıştır. Çin ordusuna karşı direnişin en ön safında çarpışarak şehit düşen Zeydin Yusuf, Doğu Türkistan mücadele tarihinde komünist rejimin nükleer ve etnik baskılarına boyun eğmeyen gençlik ruhunun ve milenyum eşiğindeki direniş iradesinin unutulmaz abidesi olmuştur.
- Modern Uygur Şiirinin ve Uyanışın Sembolü: Abdülhaluk Uygur
- yüzyılın başlarında Uygur edebiyatında modernleşme ve milli uyanış hamlesini başlatan şair ve mütefikkir Abdülhaluk Uygur, kalemiyle halkını cehalete ve işgale karşı uyandırmıştır. Meşhur “Oyan” (Uyan) şiiri başta olmak üzere kaleme aldığı eserlerle milli bilinci tutuşturmuş; fikirleri ve halkı örgütleme çabaları nedeniyle Çinli vali Sheng Shicai tarafından 13 Mart 1933 tarihinde Turfan’da başı kesilerek şehit edilmiştir. Celladın karşısında dahi geri adım atmayan Abdülhaluk Uygur’un bu trajik ve korkusuz şahadeti, mücadelenin sönmeyen fikir kıvılcımı olmuştur.
- Kültürel Mirasın Muhafızları: Kutluk Şevki ve Muhammed Ali Doğu Türkistan davası sadece askeri değil, aynı zamanda büyük bir kültür ve kimlik mücadelesidir. Kutluk Şevki ve Muhammed Ali, Türk dilinin başyapıtı olan Divânu Lügati’t-Türk’ün basılması, Uygurcaya kazandırılması ve genç nesillere aktarılması için öncülük eden iki büyük eğitimci ve şairdir. Türk milletinin tarihi hafızasını canlandırmayı hedefleyen bu kültürel ve ilmi çalışmaları, Çin yönetimini rahatsız etmiş; her iki aydın da 1937 yılındaki baskı döneminde tutuklanarak katledilmiştir. Çalışmaları ve eserleri imha edilse de kimlik mücadelesindeki isimleri tarihe kazınmıştır.
- Bağımsızlık Mimarisi ve İlk Başbakan: Sabit Damolla Abdulbaki 1933 yılında kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’nin Başbakanı olan Sabit Damolla, mücadelenin kurucu fikri aklını etrafında birleştirmiştir. Mısır, Hicaz, Hindistan ve Türkiye gibi İslam dünyasının ilim merkezlerini gezerek edindiği vizyonu Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için seferber etmiştir. Yayımladığı anayasa, bastırdığı milli para ve hayata geçirdiği kurumsal reformlarla davanın hukuki ve idari temellerini atmış; 1934’te şehit edilene kadar bağımsızlık meşalesinin en ön safta taşıyıcısı olmuştur.
- Devlet Aklı, Genç Liderlik ve Diplomatik Duruş: Ahmetcan Kasımi (1914–1949) Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin kurucu lideri ve Cumhurbaşkanı olan Ahmetcan Kasımi, mücadelenin siyasi ve diplomatik gücünü temsil eder. 1940’ların karmaşık küresel güç dengeleri arasında halkının haklarını masada kararlılıkla savunmuştur. Henüz 35 yaşındayken, Ağustos 1949’da Moskova’ya gideceği gerekçesiyle organize edilen yolculuk sırasında Stalin ve Mao Zedung iş birliğiyle Almatı semalarında “uçak kazası” süsü verilen trajik bir suikast sonucu katledilmiştir. Genç yaşta şehit edilen Kasımi’nin tasfiyesi, Doğu Türkistan’ın işgalini kolaylaştıran tarihi bir kırılma noktası olmuştur.
- İlmi Hafıza ve İrade: Alihan Töre Saguni 1944’te kurulan II. Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Alihan Töre Saguni, mücadelenin ilmi ve fikirsel direğidir. Din alimi, hekim ve devlet adamı kimliğiyle kitleleri birleştirmiş; Doğu Türkistan milli bilincinin tarihsel ve kültürel temeller üzerine inşa edilmesine önderlik etmiştir.
- Genç Devrimci ve Hürriyet Şairi: Lutpulla Mutellip (1922–1945) “Yıllara Cevap” ve “Hayalcı Dilek” gibi ölümsüz eserleriyle tanınan genç Uygur şair ve yazarı Lutpulla Mutellip, kalemiyle olduğu kadar milli mücadele hareketlerindeki aktif duruşuyla da öne çıkmıştır. Vatansever ve devrimci ruhuyla gençliğe meşale olan Mutellip, Çin yönetimi tarafından 18 Eylül 1945 tarihinde henüz 23 yaşındayken arkadaşlarıyla birlikte idam edilmiştir. Genç yaşta toprağa düşen bedenine rağmen, şiirleri Doğu Türkistan gençliğinin hürriyet çığlığı olmaya devam etmektedir.
- Alegorik Direnişin ve Çağdaş Edebiyatın Şehidi: Nurmuhammet Yasin “Örkeşi” (1974–2011) Çin’in günümüzdeki sansür ve baskı rejimine karşı kalemiyle direnen ödüllü Uygur yazar ve şair Nurmuhammet Yasin “Örkeşi”, 2004 yılında yayımladığı “Vahşi Güvercin” (Zoravan Kaptar) adlı alegorik öyküsü nedeniyle hedef alınmıştır. Bir kafese kapatılan ama esareti kabul etmeyip özgürlük uğruna intihar eden yabani bir güvercinin hikayesi üzerinden Doğu Türkistan halkının dramını ve hürriyet tutkusunu anlatan Örkeşi, “devleti bölmeye teşvik” suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Ağır zindan koşullarında sağlık durumu kötüleşen genç yazar, 2011 yılında hapishanede şehit düşmüş; modern dönemde düşünce ve ifade özgürlüğü mücadelesinin abidevi sembollerinden biri haline gelmiştir.
- Barışçıl Diyaloğun ve Çağdaş Direnişin Simgesi: Prof. Dr. İlham Tohti Pekin Minzu Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan İlham Tohti, Doğu Türkistan halkının haklarını barışçıl ve hukuki yollarla savunan en önemli entelektüellerdendir. Şiddeti reddederek yalnızca Çin anayasasında yer alan özerklik haklarının uygulanmasını ve etnik gruplar arasında eşitliği talep etmiş; kurduğu “Uygur Online” platformuyla yaşanan hak ihlallerini dünyaya duyurmuştur. Buna rağmen Çin yönetimi tarafından “bölücülük” suçlamasıyla 2014 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır. Zindanda tutulmasına rağmen Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü başta olmak üzere uluslararası alanda pek çok ödüle layık görülen Tohti, Çin’in hukuksuzluğunun ve Doğu Türkistan’ın kısıtlanamayan akademik vicdanının sembolüdür.
- Kültürel Meselelerin ve Mazer Kültürünün Muhafızı: Prof. Dr. Rahile Davut Dünyaca ünlü antropolog ve halk bilimci Prof. Dr. Rahile Davut, Sincan Üniversitesi bünyesinde kurduğu Azınlık Folklorü Araştırma Merkezi ile Uygur kültür mirasını, kutsal türbe (mazer) geleneklerini ve el sanatlarını belgelemeye adanmış bir bilim kadınıdır. Harvard ve Cambridge gibi uluslararası akademilerde dersler veren Davut, Çin’in Uygur kimliğini ve tarihi hafızasını silme politikalarının kurbanı olmuş; 2017 yılında aniden gözaltına alınarak zorla kaybettirilmiştir. Yıllarca gizli tutulan yargılamanın ardından sözde “devlet güvenliğini tehlikeye atmak” ve “bölücülük” suçlamalarıyla müebbet hapis cezasına çarptırıldığı ortaya çıkan Rahile Davut, Çin’in Doğu Türkistan’ın kültürel ve akademik hafızasına yönelik topyekün kırımının en somut kanıtıdır.
- Milli Dil ve Anadilde Eğitim Bilincinin Sesi: Yalqun Rozi Önde gelen Uygur edebi eleştirmeni, yazar ve yayıncı Yalqun Rozi, Uygur gençliğinin milli bilincini ve edebi birikimini güçlendiren en önemli aydınlardan biridir. Edebi eleştirileri ve makalelerinin yanı sıra Çin eğitimi altında Uygur çocuklarının kendi dillerini ve kültürlerini unutmaması adına hazırladığı Uygur edebiyatı ders kitaplarıyla tanınır. Doğu Türkistan’daki okullarda anadilde eğitimin yasaklanması ve “kirlenmiş ders kitapları” bahanesiyle hedefe konulan Rozi, 2016 yılında tutuklanmış ve “devleti bölmeye teşebbüs” suçlamasıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Yalqun Rozi, Uygur dilinin, edebiyatının ve milli eğitim hakkının savunucusu olarak mücadelenin en ön saflarında yer almaktadır.
- Tiananmen Demokrasi Mücadelesinin Uygur Lideri: Örkesh Dölet (Wu’erkaixi) 1989 Tiananmen Meydanı protestolarının en tanınan öğrenci liderlerinden biri olan Uygur kökenli aktivist Örkesh Dölet, Çin’deki komünist rejimin otokratik yapısına karşı yürütülen demokrasi mücadelesinde tarihi bir figürdür. Pekin Normal Üniversitesi’nde öğrenciyken Çin Başbakanı Li Peng ile canlı yayında cesurca girdiği tartışmayla küresel ölçekte simgeleşmiştir. Örkesh Dölet’in Pekin’deki cesur duruşu, Doğu Türkistan’da da karşılık bulmuş; 19 Mayıs 1989’da Urumçi’deki Xinjiang Üniversitesi’nden 300’ü aşkın Uygur öğrenci bölgesel hükümet binası önünde oturma eylemi gerçekleştirmiştir. 4 Haziran katliamının ardından Çin’in en çok arananlar listesine giren Dölet, sürgüne gitmek zorunda kalmış ve o tarihten bu yana Doğu Türkistan halkının insan hakları mücadelesini ile demokratik taleplerini uluslararası kamuoyuna taşımayı sürdürmüştür.
- Altay Kartalı: Osman Batur ve Ailesine Yönelik Baskılar Altay Dağları’nda baskıcı rejimlere karşı efsanevi bir direniş başlatan “Altay Kartalı” Osman Batur, direniş tarihinin en korkusuz sembollerindendir. Osman Batur’un ailesine yönelik olarak Çin kuvvetleri tarafından ağır bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu saldırı sırasında 18 yaşındaki kızı Kabiyra ile 14 yaşındaki oğlu Baydolla, anneleri Mamey’in gözleri önünde katledilmiş; 11 yaşındaki oğlu Kariy ile 9 yaşındaki kızı Sapiyan ise kuyuya atılmıştır. Yaşanan bu büyük trajik olay karşısında anne Mamey intihara teşebbüs etmiştir. Süreç devam ederken Osman Batur’un kızı Azapay da 1951 yılında esir düşmüştür. Yıllarca süren çetin şartlara ve ağır kayıplara rağmen teslim olmayan Osman Batur, yakalandıktan sonra Urumçi’ye götürülmüş ve 29 Nisan 1951 tarihinde kurşuna dizilerek idam edilmiştir. İdam sehpasında bile sergilediği dik duruşu hafızalara kazınmıştır.
- Küresel Vicdanın Sesi: Rabia Kadir Modern dönemin en önemli insan hakları savunucularından biri olan Rabia Kadir, Doğu Türkistan mücadelesini uluslararası platformlara taşıyan simge isimdir. Hapis yıllarına ve uğradığı ağır baskılara rağmen, Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlallerini dünya kamuoyunun vicdanına duyurmayı başarmıştır. Uygur halkının “Uygurların Anası” olarak bağrına bastığı Kadir’in adanmış çalışmaları sayesinde, Doğu Türkistan davası küresel ölçekte tanınmış ve uluslararası toplumun gündemine taşınmıştır.
Bitmeyen Mücadele ve İnanç
1949 yılından günümüze kadar Doğu Türkistan topraklarında Çin zulmüne ve işgaline karşı sayısız ayaklanma ve protesto gerçekleştirilmiştir. Çin Kızıl Ordusu, bu barışçıl ve haklı tepkilerin her birini kanlı ve vahşi yöntemlerle bastırmıştır. Ne var ki Doğu Türkistanlılar Çin’e asla boyun eğmemiş, bu gayrimeşru işgali hiçbir zaman kabul etmemiştir ve etmeyecektir.
Musabaylar Kardeşler’in yaktığı eğitim ve sanayileşme meşalesi, Yusuf Bek Muhlisi, Ayshait Ishakov ve Muhemmetimin İminov’un askerî ve teşkilatçı direniş iradesi, Tohuti Kurban’ın sivil hak ve adalet savunuculuğu, Turgun Almas’ın kalemiyle yıktığı tarihi yalanlar, Zeydin (Ziyaeddin) Yusuf’un Baren’de Çin zulmüne karşı tutuşturduğu silahlı direniş kıvılcımı, Abdülhaluk Uygur’un başı kesilerek şehit edilmesine rağmen tutuşturduğu milli bilinç, Kutluk Şevki ve Muhammed Ali’nin kültürel mirasa sahip çıkma kararlılığı, Mehmet Ali Tevfik’in “Kurtuluş Yolida” marşında dile getirdiği hürriyet sevdası, Sabit Damolla’nın kurucu aklı, Saguni’nin fikri derinliği, Kasımi’nin siyasi vizyonu, Lutpulla Mutellip’in gençlik ateşi, Nurmuhammet Yasin Örkeşi’nin zindandaki sarsılmaz duruşu, İlham Tohti’nin barışçıl ama tavizsiz akademik direnci, Rahile Davut’un kültürel mirasi koruma kararlılığı, Yalqun Rozi’nin anadili ve milli eğitimi yaşatma mücadelesi, Örkesh Dölet’in diktatörlüğe meydan okuyan gençlik cesareti, Osman Batur’un askeri cesareti ve Rabia Kadir’in uluslararası haykırışı aynı mukaddes davanın birer parçasıdır.
Doğu Türkistan halkı, uğradığı tüm baskı, asimilasyon ve zulme rağmen bağımsızlık mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Onların bıraktığı miras, hürriyet ve var olma mücadelesine rehberlik etmeye devam etmektedir. İnanıyoruz ve biliyoruz ki, Doğu Türkistan elbet bir gün yeniden bağımsızlığına kavuşacaktır.
Kaynakça
1.Millward, James A. (2007). Eurasian Crossroads: A History of Xinjiang. New York: Columbia University Press.
2.Bovingdon, Gardner (2010). The Uyghurs: Strangers in Their Own Land. New York: Columbia University Press.
3.Brophy, David (2016). Uyghur Nation: Reform and Revolution on the Russia-China Frontier. Cambridge, MA: Harvard University Press.
4.Rudelson, Justin Jon (1997). Oasis Identities: Uyghur Nationalism Along China’s Silk Road. New York: Columbia University Press.
