Hep yazmak istiyorum ama konu hakkında genel ve kesin bilgilerimizin sınırlı olduğunu kabul etmek gerekir. Bildiklerimizin önemli bir bölümü arkeolojik bulgulara ve bilimsel çalışmalara dayanır; ancak bazı ayrıntılar hâlâ tartışmalıdır çünkü dünya, Türk tarihinin geçmişini insanlıkla paylaşmamak için büyük bir umursamama ya da karartma uyguluyor. Bizler daha Hakkâri ve Van’daki balbal, kurgan ve kaya üstü resimlerini tarihimize mal edemedik desem yeridir.

Screenshot
Altay Dağları’ndaki Ukok Platosu’nda bulunan bir kurganda keşfedilmiş, buzun mumyaladığı kadın, Demir Çağı’na tarihlenmektedir.
Halk arasında “prenses” ya da “kraliçe” olarak anılsa da bu unvanlar kesin değildir; mezarın zenginliği ve kişinin gömülme biçimi, onun toplumda seçkin bir konuma sahip olabileceğini düşündürmekte.
Bu bölgede yerin bir metre altı buz hâlindedir ve bu buzların erimesi yüzlerce küçük göl oluşturmuş hâldedir. Muhtemelen mezar yapıldığında da aynı iklim şartları hüküm sürüyordu. Açılan mezar odasına sızan suyun donmasıyla oluşan buz, organik malzemelerin, giysilerin, keçe parçalarının ve bazı ahşap nesnelerin çürümesini engelleyerek günümüze ulaşmasını sağladı. Ben bütün platoyu hem Rusya’da hem de Moğolistan’da görme şansı buldum. Sadece Çin tarafına geçemedik.
Ukok Prensesi’nin üzerinde ipekten yapılmış bir giysi, keçe parçaları, takılar ve dikkat çekici bir başlık bulunmuştur. Bu buluntular, dönemin zanaatını, ticaret bağlantılarını ve kültürel ilişkilerini anlamamız açısından büyük önem taşır.

Özellikle ipek kumaş, bölgenin Çin ile ticaretinin aktif olduğunu düşündüren bir unsur çünkü bölge, ipek böceği yetiştirecek iklime sahip değil.
Bedenin ve mezar eşyalarının korunması gerçekten de doğanın ve arkeolojik koşulların bize sunduğu olağanüstü bir miras.
Ukok Prensesi’nin kimliği, toplumsal konumu ve yaşamı hakkında kesin hükümler vermesek de dünyanın bunu görmezden gelmeye çalışmasından ve sarıldığı kilimden onun bir Türk kadını olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ukok Platosu’nda, prensesin bulunduğu mezardan ayrı bir mezarda, bir erkek savaşçı da bulundu.
Ukok savaşçısı olarak bilinen bu genç erkek, yaklaşık 2.400–2.500 yıl önce Altaylar’da yaşamış.
Bazı araştırmalara göre öldüğünde 20–25 yaşlarındaymış.
Bir önceki yazımda bu bölgenin Moğolistan bölümünde aynı araştırmalar yapılsa örneklerin çoğalacağını da yazmıştım.
Bizler gücümüzü bu araştırmalara vererek tarihimizin değerini bilmek ve kültürümüze sahip çıkmak yerine gölgelerle savaştırılıyoruz.

Ülkemde olup bitene gerçekten tahammül edemiyorum artık.
