En büyük tecrübeler en kötü zamanlarda elde ediliyor. İnsanların yaşadığı o zorlu zamanlardan geriye kalan şey, tecrübe dediğimiz bir âlem olmuştur.
Bu dünya ilginç bir okuldur. En yüce, en ulvî şeyler burada yaşanır, tecrübe edilir. Bu zorlu bir süreçtir. Vahdet zevki, tefrika ve kaosun hüküm sürdüğü bu kaosun içine gizlenmiş. Başarı, huzur ve haz çalışmanın ve mücadelenin içinde kendine bir yer bulmuş.
Her şey zıddıyla manâda bir bütün olmuş. Nasıl bir hikmetse yaşamak, ezelî gurbetini derinlerde yaşayan insanın zindan yeri olmuş. Öyleyse bir tezatlar âleminde yaşamaktayız.
Bu kadar hüzün, gözyaşı, keder, ıstırap bir yerde o derin kavuşma ve sevinç hâlini tatmak, yaşamak için verilmiştir insana. Bunun çok zor olduğu belli. Fakat sistemi kuran irade, bunca görüntü, acı ve sancının da derinliklerine bir vuslat hâli saklamış.
Dervişin çilesi o vuslat hâlini yaşamak için değil midir! Bu kadar ayrılık, derinden derine yaşanan kederler bir vuslat hâli için değil midir! Varlık atfettiğimiz şeylerden soyunmak böyle mümkün olmuyor mu!
Eğer böyle değilse dünyadaki bu kadar çileyi bir yere koymanın pek bir imkânı yoktur. Dertler varsa onlar derman içindir; ayrılık varsa o bir yâre kavuşmak içindir; madde varsa o elbette manâ içindir. Yaşamak bir vuslat hâlini tatmak içindir.
