Bolu’da kültür araştırmalarının en büyük meselelerinden birisi de doğru ve ilmî bilginin yalan yanlış bilgi ve demagoji karşısındaki üzücü durumudur. Şunu ifade etmek gerekir ki, kültür ve tasavvuf araştırmalarında memlekette doğru ve bilimsel bilgi bazı çevrelerce pek önemsenmiyor. O zamana kadar yerleşmiş yanlış bilgi, doğrunun önünde kabul ediliyor. Bu, size yaptığınız bir işte çok şey kaybettirir. Hele, yanlışı bile bile savunuyorsanız bunun affı pek yoktur.
Bolu kültürü konusunda şehir dışında yaşayan biri, bizden bir kitap talep etti. Bu kitapta Bolu’nun manevi büyükleri olan erenlerin, mutasavvıfların, âlimlerin hayatı ve eserleri hakkında bilgiler yer alacaktı.
Bilenler bilir, yıllardan beri Bolu’nun erenleri, edebî ve tasavvufî mirası üzerine araştırmalar yapıyoruz. Hâliyle yeni bilgiler ortaya çıktı. Eskiden bilinen bazı hususların da yanlış olduğu… Bunların içinde en dikkat çekici olanı Hayreddin-i Tokadî diye anılan zâtın Konrapalı olduğu hususuydu. Biz, bunu daha sonra bir kitap hâlinde yayınlamıştık (bkz.: Hz. Pîr Şeyh Şabân-ı Velî’nin Mürşidi Konrapalı Hayreddin Efendi, H Yayınları, İstanbul 2025, 115 sayfa).
Bizden öyle bir çalışma isteyen zât, bunun değiştirilmesini ve eski usul yazılmasını istedi. Doğal olarak kabul edilemezdi. Bir de kendi kafasına göre Alevî dediği bazı eren türbelerini kitaptan çıkarmamı isteyince ipler koptu. Kitap böyle kimselerin desteğiyle çıkmamalıydı. Kitabı geri çektim.
Bolu’da aklı evvel, her şeyi bilen, hiçbir şey yapmadığı hâlde bol keseden savuran kimseler var. Bunların hâli üzücüdür. Genelde gürültü yapanlar ve memlekete hizmet etmeyenler ve ettirmeyenler de bunlardır. Bolu’muz bunlardan çekti, çelmeye de devam ediyor. Dikkatle, basiretle bunların teşhis edilmesi gerekir. Yoksa her zaman olduğu gibi, boş lakırdı peşinde koşan, nefsine çalışan, kültüre metelik kadar değer vermeyen şahısların elinde hizmetin ve çalışmaların heder edilmesi işten bile değildir.
Burada yaşadığım bu durum vesilesiyle bir şeye dikkat çekmek gerek: Hiç kimse, bu türden kitaplara şunu almayacaksın deme ve üstelik hatalı bir bilgiyi de devam ettirme teklifinde bulunma hakkına sahip değildir. Bunlar şimdilerde ve çalışmalarımızı yaparken memlekette şahit olduğum akla ziyan hâller.
Birilerinin umurunda mı, diye sorabilirsiniz.
Emin olun ki, bir avuç Bolu sevdalısı hariç Bolu’nun kültürünün hiç kimsenin umurunda olmadığını yakinen ve tecrübeyle çok iyi biliyorum. Bizim asıl meselemiz, makamı mevkii ne olursa olsun böyle tiplerle ve bunların acayip tepkileriyle karşılaşmamızdır. “Bolu’da Kültür Araştırmalarının Meseleleri” yazılarının ortaya çıkmasına sebep de böyle durumlardır.
Bolu, cahil ve gafil tiplerden şu an çok çekiyor. Memlekette kültür araştırmalarında kayda değer pek bir şey yok. Çok durgun bir dönemdeyiz. Bunun temel sebebi gürültü edenler olmakla beraber samimi kimselerin azlığı veya bir kenara çekilmiş olmasıdır. Kültürü, edebiyat tarihi, tasavvufî birikimi böylesine zengin Bolu’ya şu mevcut hâl hiç yakışmıyor. Kültürle ilgilenen çoğu kimse samimiyetsiz ve bir çıkar peşinde. Çok şey bildiğini zannettiğimiz insanların uygulamaya gelince sınıfta kaldığını, birleştirici olmaktan çok ayırıcı olduğunu görüyoruz.
Şimdi sormak gerekir:
Bolu sevgisinde, Bolu’ya hizmette, şu güzelim memleketin maddi manevî zenginliklerini ele almada buluşamıyorsak, söyleyin biz sizinle nerede buluşacağız? Yahut birliğe, dirliğe, memleketin kültürüne hizmet etmek gibi bir derdiniz var mı? Ey Bolu’daki hâzirûn! Yatmakla, palavrayla, tembellikle, yalanla dolanla, adamsendecikle ömür geçmez. Koca bir kültür yok oluyor. Aklınızı başınıza devşirin!
Yasin ŞEN
