Bolu, Âşık Ahmed-i Dîvânî’nin o güzel ifadesiyle bir “burc-ı evliya” yani evliyalar diyârıdır. Erenlerin vatan tuttuğu Bolu, güzelliğini biraz da onların bu vatan toprağını ilimle, irfanla, sanatla, şiirle, edebiyatla, zanaatlarla bezemesine borçludur.
Bolu’da tasavvuf, tarihte çok yayılmış ve şehir, ilçeleriyle beraber erenlerin daima çok sevdiği bir yer olmuştur. Buranın “evliyalar burcu” diye anılması bu yüzden çok önemli bir hikmete bağlıdır.
Tarihte, Bolu’da iki tasavvuf mektebi oldukça yaygınlık göstermiştir. Bunlardan birisi Bayramîlik, öbürü de Halvetîlik. Bolu’da ayrıca Nakşî, Kâdirî ve Sâdî dergâhlarının olduğunu da ifade edebiliriz. Mudurnu Sâdî dergâhının tarikat silsisilesinin bir zamanlar elinde olduğunu, belediyenin müze çalışmaları sırasında oraya verdiğini bize Selahattin İkiz söylemişti. Bu silsilenin akıbeti bilinmemektedir.
Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Bolu’da en fazla yayılan tasavvuf mekteplerinden birisi Bayramîliktir. Bayramîlik burada tarikatın iki önemli ismi Akşemseddin hazretleri ve Bıçakçı Ömer Dede ile temsil edilmiştir. Her iki zatın türbesi Göynük’tedir. Bolu’da ayrıca Hacı Bayram Velî hazretlerinin başka halifelerinin de yaşamış olması ihtimâl dâhilindedir. Bir zamanlar Bolu merkezde tekkesi ve türbesi bulunan, Mengen taraflarında geniş vakıf arazileri olan Şeyh Bedreddin hazretleri bunlardan birisidir. Hacı Bayram Velî hazretlerinin Bolu, Göynüklü bir başka halifesi Uzun Selahaddin diye de bilinen Şeyh Selâhaddin’dir.
Bu anlamda Bolu, özellikle de Göynük, Bayramîlik yolunun önemli merkezlerinden birisi olarak öne çıkmıştır. Hacı Bayram Veli hazretlerinin Akşemseddin ve Bıçakçı Ömer (Emir) Dede gibi iki ulu halifesi buraya gelerek Göynük’ü bir irfan merkez hâline getirmişler ve onların yolundan yetişen insan-ı kâmiller, burayı ince ince ve bir sanat gibi işlemişlerdir.
Akşemseddin hazretlerinin Göynük’e yerleşmesinin sebebini biz menâkıbında bulabiliyoruz. Hazret, bir yolculuk esnasında Göynük’e uğrar. Burada bir derenin kenarında kısa bir süre kalır. İbadet ve zikirle meşgul olurken gönlü bir an Göynük’ün güzel manzarasını seyreder. “Ben ibadetimi mahsûs Allah’a ederim. Gayrıya meylim yoktur. Pes dünya bana hizmet eder.” diyen Akşemseddin hazretleri daha sonra Göynük’e yerleşir.
Menâkıb yazarı Göynüklü Emir Hüseyin Enisî, Akşemseddin hazretlerinin Göynük’e yerleşmesinin sebebini böyle izah eder. Akşemseddin hazretlerinin Göynük’e yerleşmesi, Bayramîlik yolunun merkezinin de buraya taşınması anlamına gelmektedir. Hem Akşemseddin hem de Bıçakçı Ömer Dede vesilesiyle Göynük, uzun yıllar Bayramîlik yolunun merkezi olmuştur.
Sonuç olarak Bolu Bayramîliğin önemli merkezlerinden birisidir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi burada dikkat çeken husus Hacı Bayram-ı Veli’nin iki önemli halifesinin Bolu-Göynük’te yerleşmiş olmasıdır. Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin vefatından sonra Bayramî dervişleri de Akşemseddin’in etrafında toplanmaya başladı. Bu durum Mahmud Kefevî tarafından da “Hacı Bayram-ı Velî vefat ettiği zaman, eş-Şeyh Akşemseddîn irşâd makamına geçti. Göynük kasabasına yerleşti. Bayramiyye dervişleri orada toplanarak ona intisâb ile biat ettiler.”[1] şeklinde dile getirilir.
Menâkıbın ifadesine göre Göynük’te kendisi için bir zaviye yapılmasını teklif eden Fatih’in desteğini kabul etmeyen Akşemseddin hazretleri, sadece bir çeşme yapılmasına rıza göstermiştir. Anlaşıldığı kadarıyla o burada gözlerden ırak, mahfî yaşamış ve tâliplerin irşadıyla meşgul olmuştur.
Akşemseddin’le beraber, Bıçakçı Ömer Dede’nin de buraya yerleşmesi esasen erenler arasındaki cümbüşle açıklanabilir. Kaynaklarda zikredilen, Bıçakçı Ömer Dede’nin ateşe girince tac ve hırkasının yanması ama kendisine bir şey olmaması hadisesinden sonra Bayramiyye’nin iki yola ayrıldığı söylenir. Bu hadiseden sonra Bayramîlikte post Akşemseddin hazretleriyle devam ederken, diğer bir kol da Bıçakçı Ömer Dede’yle beraber Melâmet neşvesi ağırlıkta olarak günümüze kadar gelmiştir.
Buradan hareketle Bayramî Melâmîliği için Bolu’nun Göynük ilçesinin, en azından bir zamanlar bir merkez olarak öne çıktığını kabul etmek gerekir. Melâmîlik, daha sonra başka mürşid-i kâmiller aracılığıyla Osmanlı Devleti’nin dört bir yanına yayılacak ve gizliliğe riayetten ötürü de hem devlet adamlarının takibatına hem de halkın tecessüsüne muhatap olacaktır.
Tarihte, Bolu’dan yetişen Melâmîler hakkında ne yazık ki, pek fazla bilgi mevcut değil. Bıçakçı Ömer Dede’nin halifesi Bünyamin Ayaşî hazretlerinin halifelerinden birisi olan Bolulu Süleyman Efendi, Bayramî Melâmîlerindendir.[2] Bolulu Süleyman Efendi’nin hayatı hakkında elimizde herhangi bir bilgi mevcut değildir.
Az önce de ifade ettiğimiz üzere Bolu ve Göynük, bir süre Hacı Bayram-ı Velî’nin iki halifesini, onların silsilesinden yetişen mürşid-i kâmilleri burada ağırlamakla Bayramîliğin merkezi haline gelmiştir. Tarikatın esası buradan neşredilmiş, Bayrâmî dervişleri buradan civar memleketlere yayılmıştır. Bunda özellikle Halvetî ve Bayramî erkânlarına mensup azizlerin devlet adamlarından ve şöhretten uzak mahfî bir hayat yaşamayı tercih etmeleri etkili olmuştur. Bolu ve ilçelerinin bazı mürşid-i kâmiller tarafından tercihinde de onların merkezî yerlerden ve devlet adamlarından uzak durmak istemelerinin etkisinin olduğu anlaşılmaktadır.
Bayramîlik yolu içerisinde zuhur eden kollardan birisi de Himmetîliktir. Bolulu Himmet Efendi’nin silsilesi, mürşidi olan Bolulu Hacı Ahmed Efendi, onun mürşidi Şeyh Muhammed Çelebi, onun babası ve mürşidi Şamlı Hamza tarafından Akşemseddin hazretlerine ulaşmaktadır. Başlangıçta Halvetiyye’den hilafet alan Bolulu Himmet Efendi, Bolu’ya geldiği bir sırada Bayramî mürşitlerinden Hacı Ahmed Efendi’ye intisap etmiş ve ondan da hilafet almıştır. Daha sonra İstanbul’a giderek kendi adıyla da anılan Bezcizâde Tekkesi’nde irşat faaliyetlerine başlamıştır.
Himmet Efendi’nin tasavvuf tarihimizdeki önemi kendi adına nispet edilen Himmetiye adlı bir yol tesis etmiş olması ve “Himmetzâdeler” diye anılan evladı ve torunlarının İstanbul’daki etkinliğidir. İstanbul’da uzun yıllar boyunca hizmet veren başka Himmetî dergâhları da vardır. Bolulu Himmet Efendi aynı zamanda şair mutasavvıflardandır. Özellikle Divan’ı ve Tarikatnâme’si en bilinen eserleri arasındadır. Himmet Efendi ve onun yolundan yetişen Bayramîlerin İstanbul’da önemli bir tesire sahip olduğunu burada yeniden vurgulamak gerekir.
Himmet Efendi’nin çocukları ve torunları daha sonra Himmetzâdeler diye tanınmıştır. Himmet Efendi’nin oğlu Şeyh Abdullah Efendi divan sahibi bir şairdir. Genelde naat türünde yazdığı manzumeleriyle tanınan Abdullah Efendi’nin iki oğlu Abdüşşekûr Efendi ve Abdussamed Efendi de mutasavvuf şairlerdendir. Yûnus Emre çizgisinde söyledikleri ilâhîleriyle tanınmışlardır.
Bolu’da Bayramîlik, Halvetîlik yoluna nazaran daha mahfî bir şekilde devam etmiştir. Bundan olsa gerek, Bolu’da yaşamış Bayramî azizleriyle ve tekkeleriyle ilgili bilgi elde etmek daha zordur. Ancak Bayramîlik yolunun burada tesirlerini görebileceğimiz yazılı eserler mevcuttur. Bolu’da Bayramîlik tesirlerini görebilmek adına Bolulu şairlerin Hacı Bayram-ı Velî hazretlerini konu edindikleri manzumeleri burada zikredebiliriz.
Bolu’da Bayramiyye tarikatına mensup şair ve sûfîlerden hareketle buradaki mevcut kültürün incelenmesinin de elzem olduğu söylenebilir. Bu hususta yapılacak inceleme ve araştırmalar neticesinde konuyla ilgili daha çok kaynağa ve esere ulaştıktan sonra Bolu’da, Hacı Bayram Velî ve Bayramîlik yolunun tesirleriyle ilgili net hükümlerin verilebileceği ortadadır. Bolulu mürşitlerden ve mutasavvıf şairlerden Akşemseddin, Âşık Ahmed-i Dîvânî, Himmet Efendi, onun oğlu Abdullah Efendi, Himmet Efendi’nin torunları Abdüşşekûr Efendi (Şekûrî) ve Abdussamed Efendi, Bolulu Hanif gibi mutasavvıfların manzumeleri içerisinde Hacı Bayram-ı Velî ve Bayramîlik konusunda birçok manzume vardır. Bunların bir kısmını bu çalışma içerisinde söz konusu etmeye çalışmıştık. Bizim bu konuda yaptığımız araştırmalarda Bolulu Hanif adlı bir şairin yazdığı şu beyit dikkatimizi çekmişti:
‘Âşık-ı dil-şodeden kimi suâl itmelidür
Zümre-i ehl-i meşâyıh Hâcı Bayrâm’ı bilür[3]
Bolu’ya bağlı Tekkeköy’de 15. Yüzyıl’da yaşayan mutasavvıflardan birisi olan Ümmî Kemâl hazretlerinin de Hacı Bayram-ı Veli hazretleriyle yakın bir ilgisi vardır. Kaynaklarda ve türbede yer alan bilgilerde Ümmî Kemâl’in çağdaşlarından Hacı Bayram-ı Veli’yle olan ilgisinden söz edilmektedir. Menkıbe’de Hacı Bayram-ı Velî’nin Ümmî Kemâl’i tanıdığına ve onun yüksek hallerini bildiğine dikkat çekilmektedir. Menâkıbname’deki şu mısralarda Hacı Bayram-ı Velî’nin Ümmî Kemâl’in her fırsatta hatırını sorduğu, gelen gidenlerle ona daima selam gönderdiği, bu iki azizin aynı dönemde yaşadığı, birbirlerinden haberdar oldukları ifade edilmektedir:
Husûsâ Hacı Bayrâm gibi sultân
Mübârek hâtırın sorardı her ân
Gün olmazdı yüzini görmeyeydi
Selâmını yahud irgürmeyeyedi
O sultânıla hem-‘asr olmışıdı
Biribirin ‘acâ’ib bulmışıdı
Dir idi bu kişi genc-i Hudâdır
N’ola ümmî ise sâhip-edâdur
Anılur ümmîlikle gerçi nâmı
Tarîkat ehlinin budur be-nâmı[4]
Bu ifadeler ve mısralar bize Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin Bolu’da tesirlerini anlatan mısralar ve manzumelerdir.
Bolu’da Bayramîlik yolunun izlerini takip etmemizi mümkün kılan durumlardan bir diğeri ise Muhammediye okuma kültürüdür. Bu eser, Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin Gelibolulu halifesi Yazıcızâde Mehmed’e aittir ve Anadolu’da Mevlid’den sonra en çok okunan eserlerin başında gelmektedir. Bolu ve ilçelerinde Muhammediye’nin yazma ve matbu pek çok nüshasına ulaşmak mümkündür. [5]
Biz, Bolu’nun Dörtdivan ilçesinde yaptığımız araştırmalarda Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin iki halifesi Gelibolulu Yazıcıoğlu Ahmed ve Yazıcıoğlu Mehmed kardeşlerin Envârü’l-Âşıkîn ve Muhammediye adlı eserlerinin bazı Osmanlıca matbu nüshalarına tesadüf etmiştik. Bu husus, o vakitler dikkatimizi Bolu’daki Bayramîlik üzerine çeken konulardan birisiydi.
Dörtdivan’da derleme yaparken özellikle Muhammediye’nin bazı matbu nüshalarıyla karşılaşmıştık. Bu eser burada okunuyor mu diye araştırdığımızda geçmişte Dörtdivan’da onların çok okunduğunu ve insanların toplu bulunduğu gün ve yerlerde bu eserin dinlendiğini söylemişlerdi.[6] Bu durum Bolu merkezde ve diğer ilçelerde de bu şekilde olduğu tahmin edilebilir.
Sonuç olarak Bolu, tarihte Bayramîlik yolunun önemli merkezlerinden birisi olarak dikkat çekmektedir. Bolu’nun Bayramîlik yolu içerisinde önemi, müstakil bir çalışma hâlinde incelenmemişti. Bu çalışmayla beraber Bayramîliğin önemli bir merkezi olan Bolu’da yetişen Bayramîleri bir araya getirmeye çalıştık. Kaynakların Bayramîler konusunda pek çok zaman sessiz kalması, çoğu mürşit hakkında birkaç satırdan fazla malumat bulunmaması esasında onların mahfiyete verdikleri önemle ilgili bir husustur. Özellikle Bolulu Melâmîler konusunda kaynaklar son derece yetersizdir.
Akşemseddin hazretlerinden devam eden kol hakkında son zamanlarda yeni belge ve eserler gün yüzüne çıkmıştı. Silsilesi Akşemseddin hazretlerinden gelen ve Aydın, Menteşe civarında Bayramî yolunu temsil eden postlardan Mecdüddin Bayramî ve Ulalı Hüsâm Efendi, bunlardandır. Bu yol, birkaç asır boyunca Anadolu’da farklı bölge ve şehirlerde oldukça etkin olmuştur.
Bayramî Melâmîliği ise Bıçakçı Ömer Dede’den sonra Ankara, Aksaray, İstanbul gibi yerlerde ve daha sonra ise Rumeli’de yayılma göstermiştir. Bayramîlik içerisinde zuhur eden Celvetîlik yolu ise Şeyh Hüseyin Efendi tarafından Bolu / Gerede’de temsil edilmiştir. Şeyh Hüseyin Efendi’nin kurmuş olduğu dergâh, uzun yıllar Gerede’de hizmet vermiştir. Bayramîlik yolu içerisinde zuhur eden kollardan birisi de Himmetiye’dir. Himmetîlik, Bolulu Himmet Efendi’yle beraber İstanbul merkezli olarak devam eden bir koldur. Himmetîlik, özellikle Himmet Efendi’nin evladı tarafından temsil edilmiş ve İstanbul’da pek çok güzide insanın yetişmesinde etkili olmuş bir Bayramî koludur.
Yasin ŞEN
[1] Sâdık Vicdâni, Tarikatler ve Silsileleri (Tomâr-ı Turuk-ı ‘Aliyye), Yay. Haz.: İrfan Gündüz, Enderun Kitabevi, İstanbul 1995, s. 29.
[2] Kâmil Şahin, “Bünyamin Ayâşî”, TDVİA, C. 6, İstanbul 1992, s. 491.
[3] Rabia Başer, Bolulu Hanif Divanı, Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2018, s. 22.
[4] Ramazan Sarıçiçek, “Menâkıb-ı Kemâl Ümmî ve Bolu”, Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 17, İstanbul 2016, s. 302.
[5] Bu konuda bir yazımız için bkz.: Yasin Şen, Köroğlu Diyârı Dörtdivan’dan Makaleler, Denemeler, Derlemeler, Söyleşiler, Meneviş Yayınları, Ankara 2022, 142-144.
[6] Bu konuyla ilgili Bolu’nun Dörtdivan ilçesinde bulunan Çavuşlar Camii İmamı İsmail Tezel şöyle bir anekdot nakletmişti: Dörtdivan’ın Doğancılar köyünde bir akşam Muhammediye okunuyormuş. Hazret-i Ali efendimizin savaşlarının anlatıldığı kısımda onun elindeki kılıcı yukarıya kaldırdığı söylendikten sonra okuyan kişi o akşamki okumayı bitirmiş. Mecliste hazır bulunanlardan biri ertesi günü başka bir köye davet edilmiş. Adam davet sırasında fazla tahammül edememiş ve atına atladığı gibi o kalan kısımları dinlemek üzere köyüne dönmüş ve Muhammediye’nin okunuşuna yetişmiş.
