Yorgun Dünyam

Tam boy görmek için tıklayın.

Dünyam; yorgun ve yaralısın

Dünyam; devâsız hastalığımsın

Dünyam; şarkısız ve sessizsin

Böyle diyor Darya Dadvar eşsiz yorumuyla…

Tuhaf…

Müslümanlar Mehdî’yi, Siyonist Evanjelikler Mesîh’i beklerken benim gözüm yüce dağların başında bir sabah inecek Nuh’u gözlemekte…

Tufan yeniden indi şehre!

Borsalar, gökdelenler, anfiler, kürsüler, stadyumlar, futbol baronları, devlet başkanları, krallar, para babaları, tapınaklar tanrılarıyla birlikte terk etti şehirleri…

İnsanlığın kurduğu beton şehirler, “insan nerede?” diye sesleniyor.

İnsanlığın tapındığı teknoloji, İbrahim’in boynuna vurup devirdiği putlar gibi boynu bükük, yalnız ve Tanrısız!

İnzivaya çekildiğimiz, itikâfa girdiğimiz odaları da kaybettik…

Biz insanlığın yolunu şaşırdık!

Hz. Nuh’tan daha yaşlı şu dünyamızı kendi elimizle mahvettik!

Havayı, suyu, tohumu ve ağacı şeytani borsa baronlarına teslim ettik!

Zeus kadar yaşlı o kadim şeytanın korint başlıklı ve sekiz sütunlu insan kanıyla beslenen banka tapınaklarına kurban verdik.

Suya, sabuna, mermere, kurnaya, ahşâbın saltanatına sırtımızı dönüp, dünyalığımızı; göğü delen, Allah’a kafa tutan o dev ifrit kulelerine, beton ve çeliğe sattık!

Gökten inen şehirlerde, Peygamberlere bağışlanan bereketli ovalarımıza sırtımızı dönüp, kadim şeytânın devlet yöneticilerinin avucuna koyduğu bir avuç genetiği bozuk tohuma, buğdaya tâbii olduk!

Fıtratımız bozuldu, nesillerimiz bozuldu!

Tufan yeniden indi şehre ey ahâli!

Hani, Mehdî’niz, Mesîhiniz nerede?

Niçin hâlâ çıkıp kurtarmıyor sizi?

Niçin fevç fevç kalabalıklar hâlinde koşmuyorsunuz onlara?

Hani, insanlığın bu en kötü gününde, bu üçüncü tufanda neredeler?

Yoksa yine yanıldınız mı?

Kehanetleriniz tutmadı mı ey evanjelik pastörler?

Neden bu kadar eminsiniz?

Belki de o kutlu nesil siz değilsiniz henüz!

Belki de bu binyılda da gelmeyecek Mehdî, inmeyecek Mesîh bir gece gökten!

Belki de Dünya Dede sizi yutup daha kaç bin yıl sonra bağrından yeşertecek yeni evlâtlarını..

Kan tarikatları, Ufocular, İlluminaticiler, komplo teorisyenleri ipin ucunu kaçırdınız değil mi?

Allah buyruğu elinizde ruhban ve engizisyon olduğu için inmiş olmasın bu üçüncü tufan?

Sodom ve Gomore ruhunu yaşattığınız için taş kesiliyor olmayalım?

Kutsal kitaplardaki bütün kıssalar ne anlatıyordu size Ey İnsanlar?

Oysa Tanrı sizin elinize hikmetten daha değerli bir şey vermemişti. Cilt cilt şerh ettiğiniz, insanları kürsülerden şimşekler çakarak korkuttuğunuz, kilise babalarına tapuladığınız o kitaplardan daha sahîh ne verildi elinize?

Peygamberler size ne söyledi?

Bulutlara değen başı, aksakalı ve turkuaz gözleriyle bir sabah zaman duvarından atlayıp yeniden inse şehre Hazret-i Nuh size ne söyler?

Hangi gemiyi yapar, bu tufan için bir çaresi var mı?

Kelimelerden, gökten, kökten gelen emirden başka sunacak neyi var ki sana?

Sen o kelimeleri okuyamadın, bin yıllık kabir taşlarından, lahitlerden esen fâniliğin sesini duymadın. İsâ’nın kefen bezinde belli belirsiz görünen hakikatin yüzünü göremedin.

Kâbe duvarlarına asılan şiirlerle fısıldanmıştı o sırlar sana, kurganlardan, balballardan, on bin yıllık tamgaların dilinden kilimlerine akan geometri ile fısıldanmıştı, duymadın.

Anlamadın!

Dünya sana her zaman en güzeli ve en eskiyi gösterdi ama sen gözünü hep en yeni hazlara diktin!

Ulu dağların, engin ummanların derinliklerinden sesleneni duymadın!

Mecnun’un âhına kulaklarını tıkadın, şehrin kadınlarını terk edip gittin!

Şimdi caddeler çağdaş Lilithler ile dolu!

Aşkın değil, aşksızlığın kara devrini yaşıyoruz!

İdris Nebi’nin hikmet diyarından, çöllerden, daima dost olanların yanından gönderdiği haberi duymadın!

Hak âşıkları sen yanasın diye yanmıştı o külleri havaya savurdun!

Tufan yeniden indi şehre ey insan!

Dünyan alınıyor elinden!

Yalnızsın, çaresizsin…

Kendini, yolunu kaybettin.

Mehdî de Mesîh de seni terk etti!

Şimdi kendini yeniden kendin bulmak zorundasın!

Dünyadaki insanlık serüvenini sana hatırlatacak bir tanığa ihtiyacın var.

Makinelerin, internetin, telefonların sesine değil, insanın sesine ihtiyacın var anlamıyor musun?

Tanrı sana içine dön, kendi sesinde beni bul diyor yeniden!

Mehdî’den, Mesîh’ten önce kendini bir kez daha sende, senden dinlemek istiyor!

Çünkü Hakk’ın neşesi olmayı nicedir unuttun!

Sînendekini, gönlündekini kaybettin!

Tufan yeniden indi şehre!

Nuh Peygamber gelse, nasırlı elleriyle okşayamaz başını, tutamaz elini, hadi atla gemime diyemez. İnsana ve eşyâya dokunamadığın, sadece kendine ait hücrende Tanrı katından bir kelâm bile edemez sana.

Anlamıyor musun evlât der; Mehdî de, Mesîh de gelmek için senin sesini işitmek için beklemekte. Uzletinde bir âh sesini, iniltini beklemekte. Aramazsan aranmazdın evlât! Yazmazsan, yazılmazdı lehv-i mahfuza hikâyen…Hızır’a ayarlı Muhammedî yolda Hızır’a ihanet edersen geçmiş zaman aynası da kırılır! Sadece yaşadığın zamandan mes’ul olduğunu kim söyledi ki sana? İyilerin yolu geçmiş ve gelecek zamanda senin şimdideki doğru adımlarına bağlı.

Belki de bu yüzden yeniden yok olmamızı istiyor Tanrı!

Haddimizi çoktan aştığımız için!

Ama bu defa suda boğarak değil, taş keserek, yere batırarak, kurumuş hurma dallarına çevirerek değil, bezirgân tezgâhlarını tekmeleye tekmeleye zaman duvarında geri yürümeni, bütün kıssalara, Peygamberlere, insan mahşerine son bir defa selâm vermeni istiyor.

Bir nefeslik de olsa şehâdeti yaşadığın bu dünya hazretleri artık havama, suyuma, ağacıma, üzerine yemin edilen nimetlerime dokunma diye azarlıyor seni!

Tufan yeniden indi şehre ey insan!

Kendinden başka kaçacağın hiçbir yer yok!

Kendindekinden başka sığınacağın, yardım dileyeceğin hiçbir şey yok!

Çırpınma…

Uzletine, itikâfına çekil yeniden.

Nuh’un bin yaşındaki ellerinde, turkuaz gözlerine bakarak bir rüyaya dal.

Bezm-i ezeldeki o sesi ve sözünü hatırla!

Uyan!

Dünyam; cefâlarından dolayı yorgun ve yaralısın

Dünyam; devâsız hastalığımsın

Dünyam; şarkısız ve sessizsin

Dünyam; kim sana zulüm etti

Dünyam

Dünyam

Dünyam

Saliha MALHUN

Yazar
Saliha MALHUN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen