Sosyal Bilgiler Öğretiminde Türkü ve Şarkıların Otantik Materyal Olarak Kullanımı

Tam boy görmek için tıklayın.

Sosyal Bilgiler dersi, doğası gereği insanı, toplumu ve mekânı zamansal bir süreklilik içinde ele alır. Ancak soyut kavramların yoğunluğu ve tarihsel/coğrafi olguların öğrenci zihninde canlandırılması sürecinde geleneksel anlatım yöntemleri yetersiz kalabilmektedir. Yapılandırmacı eğitim yaklaşımı, öğrencinin öğrenme sürecine aktif katılımını ve öğrenme materyallerinin gerçek yaşamla bağ kurmasını öngörür. Bu noktada türkü ve şarkılar, sadece birer sanat eseri veya eğlence unsuru değil yazıldığı dönemin zihniyetini, sosyo-kültürel yapısını ve değer yargılarını günümüze taşıyan birincil/ikincil tarihsel ve sosyolojik kaynaklar niteliğindedir. Müziğin ritmik ve melodik yapısı, sağ ve sol beyin yarım kürelerini eş zamanlı uyararak bilgiyi uzun süreli belleğe kodlamayı kolaylaştırırken güftelerin barındırdığı duygusal derinlik duyuşsal öğrenmeyi pekiştirir.​

Bilindiği üzere Sosyal Bilgiler dersinin en önemli alt disiplininden biri tarihtir. Tarih, geçmişte yaşamış insan topluluklarının faaliyetlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini, kültürlerini, dinlerini ve kurdukları medeniyetleri yer ve zaman göstererek, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde, belge ve kanıtlara dayanarak, objektif bir şekilde inceleyen bir bilim dalıdır. Tarihsel olayların tarih-yer-kişi üçlemeli istatistiki bilgilerden ibaret kılınması, öğrencilerin tarihsel empati kurmasını zorlaştırır. Türküler ve dönemin ruhunu yansıtan şarkılar ise resmi tarih metinlerinin gözden kaçırabildiği halkın hisse dayalı tarih algısını sınıfa taşır. Yemen Türküsü, Çanakkale İçinde, Sarıkamış Ağıtı veya Tuna Nehri Akmam Diyor, Eşref Bey Türküsü, Çökertme, Drama Köprüsü gibi eserler; savaşların, göçlerin ve toplumsal trajedilerin insan üzerindeki somut etkilerini doğrudan yansıtır. Öğrenci bu eserler vasıtasıyla dönemin askeri, siyasi ve insani koşullarını tarihsel empati (eş zamanlı düşünme) yöntemiyle kavrar. Bu sözlü edebiyat ürünleri, yazıldığı dönemin toplumsal dinamiklerini gösterir. Örneğin; Köroğlu destansı türküleri üzerinden Osmanlı dönemindeki toplumsal adalet arayışları ve celali hareketi yansımaları incelenebilir.​

Diğer bir alt disiplin olan coğrafya, insan ile mekân arasındaki etkileşimi inceleyen bir bilim dalıdır. Türküler aynı zamanda Anadolu’nun yer şekillerini, iklim koşullarını, iktisadi faaliyetlerini ve yerleşme dokusunu tasvir eden zengin birer coğrafi anlatıdır. Gesi Bağları, Kızılırmak Türküsü, Yüce Dağ Başında Yanar Bir Işık veya Ordu’nun Dereleri gibi türkülerde geçen dağ, geçit, nehirlere dair ifadeler; öğrencilerin fiziki terimleri gerçek hayatla ilişkilendirmesini sağlar. Doğu Anadolu türkülerinde çetin kış şartları, göçebe yaşam ve hayvancılık vurgulanırken Karadeniz türkülerinde çay, fındık, deniz ve coğrafi izolasyon öne çıkar. Karacaoğlan veya Âşık Veysel’in eserlerinde doğa sevgisi, toprak ve iklim etkileri coğrafi algıyı güçlendirir. Türkülerde geçen il, ilçe ve coğrafi bölge isimleri üzerinden harita çalışmaları yapılması, öğrencilerin lokasyon bilgilerini görselleştirmesine ve mekânsal farkındalık kazanmasına katkı sunar.​

Bir diğer alt disiplin olan vatandaşlık eğitimi; yalnızca anayasal kuralların öğretilmesi değil adalet, eşitlik, dürüstlük, birlik ve beraberlik gibi temel toplumsal değerlerin de benimsetilmesidir. Türküler, ortak sevinç ve kederlerin paylaşıldığı kolektif metinlerdir. Âşık Veysel’in Kara Toprak veya Birlik Destanı adlı eserleri; insan sevgisi, doğaya saygı ve toplumsal bütünleşme mesajları barındırır. Âşık halk edebiyatındaki taşlamalar ve eleştirel türküler, toplumsal aksaklıkları ve adalet arayışını dile getirir. Bu metinler, öğrencilerin eleştirel düşünme, hak arama bilinci ve kamu yararı kavramlarını sorgulamasına zemin hazırlar.​

Sosyal Bilgiler öğretiminde türkü ve şarkıların materyal olarak kullanımı, öğrencilerin zihinsel süreçlerini ve duygusal dünyalarını eş zamanlı olarak harekete geçiren bütüncül bir öğrenme deneyimi sunar. Bilişsel boyutta değerlendirildiğinde, ritim ve melodi unsurları bilginin zihinde işlenmesini ve uzun süreli belleğe aktarılmasını doğrudan kolaylaştırır. Melodik kodlama sayesinde soyut tarihsel kronolojiler veya karmaşık coğrafi kavramlar, zihinde daha kalıcı izler bırakır ve ihtiyaç anında hatırlanması kolaylaşır. Duyuşsal açıdan bakıldığında ise müzikal materyaller, öğrencilerin dersle kurduğu duygusal bağı güçlendirerek tarihsel empati becerisini yetkinleştirir. Öğrenci, bir türkünün ezgisinde geçmişte yaşamış insanların sevinçlerini, acılarını ve yaşam mücadelelerini hissederek olayları dönemin şartları çerçevesinde değerlendirme olanağı bulur. Bunun yanı sıra türküler, kuşaktan kuşağa aktarılan milli ve manevi değerleri bünyesinde barındırdığı için güçlü bir sosyokültürel aktarım aracı işlevi görür; öğrencinin yerel ve ulusal mirasa karşı duyarlılık geliştirmesine katkı sağlar. Son olarak, disiplinlerarası bir köprü kuran bu yaklaşım, öğrencinin estetik algısını, dinleme disiplinini ve Türkçe dil becerilerini de eş zamanlı olarak destekler.

Sonuç olarak türküler ve şarkılar, Sosyal Bilgiler öğretiminde soyut ve karmaşık konuları somutlaştıran, öğrencilerin öğrenme motivasyonunu ve derse olan ilgilerini artıran son derece stratejik ve otantik materyallerdir. Tarihsel olayların kuru bilgi ve kronolojiden çıkarılıp tarihsel empatiyle kavranmasında; coğrafi terim ve mekânların harita bilgisiyle somutlaştırılıp zihinde görselleştirilmesinde; adalet, dürüstlük ve vatan sevgisi gibi milli ve evrensel değerlerin benimsetilmesinde müzikal ögeler köprü görevi görmektedir. Türkü ve şarkıların sunduğu melodik ve ritmik yapılar, bilginin uzun süreli belleğe kodlanmasını sağlarken; işlenen güfteler ise öğrencilerin duyuşsal gelişimini, estetik bakış açılarını ve eleştirel düşünme becerilerini desteklemektedir.

​Sosyal Bilgiler dersinde türkü ve şarkıların otantik birer ders materyali olarak daha etkin, verimli ve amacına uygun şekilde kullanılabilmesi adına ders planlarında ve uygulamalarında şu hususlara dikkat edilmesi önerilmektedir:

  • ​Derste kullanılacak eserler rastgele seçilmemeli; doğrudan müfredat kazanımlarıyla (tarihsel olay, coğrafi unsur veya vatandaşlık değeri) birebir eşleştirilmelidir.
  • ​Müzikal eserler sınıfta yalnızca pasif bir arka plan fon müziği olarak dinletilmemeli; güfte metinleri (sözler) birer birincil/ikincil kaynak niteliğinde çalışma yaprakları üzerinden öğrencilerle birlikte analiz edilmelidir.
  • ​Müziksel-ritmik zekânın yanı sıra görsel ve sözel zekâyı da harekete geçirmek adına türkülerin doğuş hikâyelerine (öyküleme tekniği) yer verilmeli, ders süreci görsel ve dramatik ögelerle zenginleştirilmelidir.
  • ​Geçmişten günümüze aktarılan kültürel mirasın ve değerlerin öğrencilerin zihninde anlam bulması için hem klasiklerimiz olan türkülerimiz hem de günümüz şarkıları ders konularıyla ilişkilendirilerek dersin dinamizmi korunmalıdır.

Günümüz şarkılarını da düşünecek olursak türkülerimiz ve şarkılarımız öğrencilerimize verilmesi gereken en büyük kazanım olacaktır.

Demet BALTA

Yazar
Demet BALTA

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen