Etme Ağam!

Tam boy görmek için tıklayın.

Türk televizyon yayıncılığında Asmalı Konak dizisiyle ivme kazanan ve günümüz dizilerine kadar uzanan süreçte, Kapadokya coğrafyası romantize edilmiş bir taşra feodalizmi mekânı olarak sunulmaktadır. Ekranlarda inşa edilen bu kurgusal evrende; geniş topraklara yön veren mutlak otorite sahibi olan ağalar, töre hükümleriyle biçimlenen aile içi hiyerarşi ve Doğu/Güneydoğu Anadolu gırtlağına dayalı yapay bir yöre ağızı öne çıkmaktadır. Ne var ki sosyolojik ve tarihsel veri setleri incelendiğinde, bu tablonun Kapadokya’nın yerel gerçekliğiyle hiçbir bağının bulunmadığı görülür. İç Anadolu Bölgesi’nin orta doğusunda yer alan bu coğrafya, tarihsel süreçte feodal mülkiyet ilişkilerinden ziyade ticaret, zanaat ve küçük toprak mülkiyetçiliği üzerine kurulmuştur. Özellikle çekimlerin merkez üssü konumundaki Mustafapaşa (Sinasos), tarihsel birikimiyle ağalık kavramının tamamen uzağında, kentleşme ve eğitim düzeyi yüksek bir yapı sergilemektedir.

​Feodalizm ve buna bağlı gelişen ağalık düzeni; toprağın mülkiyetinin belirli bir zümre veya ailede toplandığı, üreticilerin ise toprağa ve toprak sahibine bağımlı kılındığı (marabalık) üretim ilişkilerini ifade eder. Türkiye coğrafyasında bu yapı belirli bölgelerin tarihsel coğrafyasında karşılık bulmuşsa da Kapadokya bölgesinde (Nevşehir, Ürgüp, Avanos, Aksaray, Niğde) benzer bir gelişme yaşanmamıştır.

​            Kapadokya’da Osmanlı döneminden bu yana toprağa dayalı üretim ilişkileri, geniş arazileri kontrol eden tek bir otorite etrafında değil aile işletmeciliği ve küçük mülkiyetçilik temelinde biçimlenmiştir. Bağcılık, patates yetiştiriciliği ve hayvancılık gibi tarımsal faaliyetler, hane bazında yürütülmüş; feodal anlamda köylüyü borçlandıran veya kendine bağlayan toprak ağalığı kurumsallaşmamıştır.

​            ​Antik dönemlerden ve İpek Yolu güzergâhından devralınan miras uyarınca bölge ekonomisi her zaman dışa açık bir nitelik taşımıştır. Taş işçiliği, halıcılık, çömlekçilik ve tüccarlık temel geçim kaynakları arasında yer almıştır. Sosyal hiyerarşide saygınlık ve güç, silahlı güç veya toprak genişliğinden değil ticari başarıdan ve toplumsal hayırseverlikten (eşraf konumundan) türetilmiştir.

​            ​Dizilerin büyük bir bölümüne ev sahipliği yapan Mustafapaşa (eski adıyla Sinasos), senaryolarda resmedilen geleneksel, dışa kapalı ve töre odaklı kasaba profilinin tam aksine, tarihsel olarak bölgenin entelektüel ve mimari açıdan en gelişmiş merkezlerinden biridir. 19. yüzyılda Sinasos sakinleri, özellikle İstanbul’da yürüttükleri havyar, balık ve kuruyemiş ticareti sayesinde büyük bir ticari sermaye birikimi sağlamışlardır. İstanbul ile kurulan bu organik bağ, sadece maddi refah getirmemiş; dönemin kozmopolit İstanbul kültürünü, mimari anlayışını ve yaşam tarzını da doğrudan kasabaya taşımıştır. Bu entelektüel ve estetik zenginlik nedeniyle belde, dönemin kaynaklarında ve seyyah notlarında “Kapadokya’nın Paris’i” veya “Küçük İstanbul” olarak anılmıştır. Mustafapaşa’nın tarihsel dokusu incelendiğinde televizyon dizilerindeki temsil ile taban tabana zıt bir tablo ortaya çıkar:

  • yüzyılda beldede hem kız hem de erkek çocuklar için modern okullar kurulmuş; Rumca ve Türkçe’nin yanı sıra Fransızca eğitimi verilmiştir. Okuma-yazma oranı dönemin Anadolu ortalamasının katbekat üzerindedir.
  • ​ Neoklasik üslupta inşa edilen görkemli taş konaklar; geniş kütüphaneleri, Avrupa’dan getirtilen mobilyaları ve duvar resimleriyle yüksek bir estetik anlayışı yansıtır.
  • Tarihsel süreçte Rum ve Türk nüfusun bir arada kültürel etkileşim içinde yaşadığı belde, 1924 Mübadelesi sonrasında Selanik ve Balkanlar’dan gelen mübadil nüfusa ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde de üniversite yerleşkesine ve uluslararası turizm hareketliliğine sahip çağdaş bir belde niteliğindedir.

​            Gerçek sosyolojik veriler bu kadar netken, yapımcıların ve senaristlerin Kapadokya’yı Doğu ağızı ile konuşan bir ağalık merkezi olarak sunmaya devam etmesi, yayıncılık endüstrisinin pratik ve ticari tercihlerinden kaynaklanmaktadır. Kapadokya’nın peri bacaları, kanyonları ve ikonik taş konakları, yüksek prodüksiyon değeri sağlayan hazır bir açık hava platosudur. Ulaşım, konaklama ve lojistik kolaylıkları nedeniyle yapımcılar hikâyelerini bu bölgede çekmektedir.

​            Asmalı Konak ile ticari başarısı kanıtlanmış olan “Ağa – Şehirli Kadın”, “Töre – Yasak Aşk” çatışması, senaristler için risksiz bir reyting formülüdür. Senaryo ekibi, Orta Anadolu’nun kendi sosyal dinamiklerini araştırmak yerine, izleyicinin alıştığı Doğu draması kalıplarını Kapadokya mekânına adapte etmektedir.

Yörenin gerçek dili olan Orta Anadolu Türkçesi (yumuşak gırtlaklı, İç Anadolu ağzı); dramatik gerilimi artırmak isteyen senaristlerce yetersiz görülmekte, karakterlere sert Doğu aksanları verilmektedir. Bu durum, bölge gerçeğiyle örtüşmeyen yapay bir dilin doğmasına yol açmaktadır.  Fakat tüm bu gerçekliğe rağmen izleyici, maalesef ekranda gördüklerinin gerçekliğine inanmaktadır. Bu durum “Türkler hâlâ deve sürüyor” algısı ile yarışmaktadır.

Kapadokya eşsiz güzelliği, tarihsel yapısı ve modern dünyaya ayak uyduran hoşgörünün başkenti olan turistik bir yöredir. Dizilerde tabiri caizse geri kafalı olarak yansıtılan konumdan çok uzaktadır. Asmalı Konak ile meşruiyet kazanan ve günümüz yapımlarında da (Anne Yarısı, Sevdan Bir Ateş gibi şu anda bölgede çekilen diziler) sürdürülen “Kapadokya’da ağalık ve töre” teması, bölgenin görsel değerlerini sömürürken sosyolojik kimliğini feda eden bir ticari kolaycılığın ürünüdür.  Tarihsel olarak ticaretin, küçük mülkiyetin, yüksek eğitimin ve mimari estetiğin merkezi olmuş Mustafapaşa ve genel olarak Kapadokya bölgesi; dizilerde sunulan feodal, kapalı ve sert hiyerarşik yapıyla bağdaşmamaktadır. Televizyon sektörünün bu temsil yanılsamasını aşması, bölgenin kendi otantik, entelektüel ve sosyolojik hikâyelerini ekrana taşıması hem kültür tarihi hem de nitelikli yayıncılık adına kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Demet BALTA

Yazar
Demet BALTA

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen