Politik Ahlaksızlık

Tam boy görmek için tıklayın.

Zeynep GÖZE ULUANT

Yirmi küsur sene önce babamın tercüme ettiği, Osmanlı Âyan Meclisi Reisi Ahmet Rıza Bey’in “Batının Politik Ahlâksızlığı” adlı bir kitabı vardır. Takdimden anladığımıza göre büyük bir kültür insanı ve vatanperver olan yazarın eserine verdiği isim bana özellikle son senelerde memleketimizde yaşadığımız politik ahlaksızlığın batıdakini çoktan geçtiğini düşündürdü. Zira batı öncelikle Türk ve İslâm dünyası üzerindeki tuzak ve oyunlarını hayata geçirerek emperyalist emellerini gerçekleştirmişti. Yani kendi kültürüne değil… Pekiyi ya son 25 yıldır bizi yöneten ve başta Türk milliyetçiliği olmak üzere her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alan, mozaik safsatasıyla Türklük gerçeğini unutturmaya çalışan, sözde Müslümanlığın kitabını yazan! AKP iktidarının icraatları… Besleyip büyüttükleri Fetö iblisinden sonra rahmetli Türkeş’in Türk milliyetçiliğiyle öne çıkan partisinin ve başkanının iktidara sarfettiği onca hakareti bir kalemde silerek çark edivermesi. Bu da yetmiyormuş gibi devlet ve millet düşmanı Apo’yu “kurucu önder” diyerek meclise çağırması ve binlerce kişinin katillerine af yolunu açması… Sonra bileğinin hakkıyla mahalli seçimleri kazanan CHP nin belediye başkanlarının çoğunun mesnetsiz iddialarla hapse atılması ya da tehditle AKP ye geçmesinin sağlanması… Gene bileğinin hakkıyla genel başkanlığı kazanan Özgür Özel’in başkanlıktan düşürülmesi, iktidar gibi düşünmeyenlere açılan soruşturmalar, yerlerde sürüklenen hakkı yenen madenciler ve daha neler neler… Rahmetli Ahmet Rıza bugünleri görseydi acaba kitabının başlık ve muhtevasını değiştirir miydi ne dersiniz? Bilemiyorum ama iyi ki görmedi.

Evet gelelim benim hıyanet yasası olarak adlandırdığım çerçeve yasasının kahır ekseriyetle meclisten geçişine ve Yeni Parti’nin bu konudaki duruşuna. Öncelikle şunu söylemeliyim ki Özgür Özel’in partinin başına geçtiğinden beri başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Bu da yetmiyormuş gibi talihi de yaver gitmemiş acı kayıplar yaşamıştır. Manisa belediye başkanı Ferdi Zeyrek’e son vazifesini yaparken sergilediği bitik ve samimi tutumu, mitingden mitinge koşarken iliklerine kadar yağmurdan ıslandığı anları takdirle karşıladığımı söylemeliyim. Gerçekten çok çalıştı ve yıprandı. Çiçeği burnunda partisi hangi oyu verirse versin çerçeve yasa meclisten geçecekti. Ama mesele mâşeri vicdan ve doğrunun sözcüsü olmaktı. Milletvekillerini serbest bırakması ise bir bakıma doğru oldu ama bir bakıma da daha işin başında parti içinde fikir birliğinin sağlanamamasının bir göstergesiydi. Üstelik daha birkaç gün önce kendisi yasanın doğru olmadığını söylememiş miydi? Düşününüz ki terörist başının önderliğinde teröristlerle pazarlık yapılıyor ve yakın bir gelecekte her türlü kamu hizmet ve görevinden faydalanacakları vaad ediliyor ama aylardır CHP li birçok belediye başkanı ve senelerdir birçok muhalif hapiste… Ve siz Sayın Özgür Özel sizin yönetiminizi derdest etmiş, belediye başkanlarınızı içeri tıkmış bir iktidarın ABD nin Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçası olduğu zaten belli olan çerçeve yasasına evet diyorsunuz. Üstelik partinizin çoğu milletvekilinin hayır demesine rağmen… Siz buna demokrasi diyebilirsiniz ama en iyi sizin bilmeniz gerekirdi bu iktidar varken bu ülkeye demokrasi gelmez. En büyük mağdurlardan biri sizken üstelik… Hürrem Elmascı’nın Oda TV de bu konuda yazdığı yazıyı ilgilenenlerin okumasını tavsiye ederim. Şahsen bana hiç de mantıksız gelmedi.

Görülen odur ki artık millet meclisi milletin değil partilerin meclisi olmuştur. Zira milletin bu kanuna reaksiyonunu görmemek için kör olmak gerekir. Zaten onun için de referanduma gitmekten kaçınılmıştır. Hâsılı kelâm milli menfaatlerin kırmızı çizgileri ve insanlarımızın sinir uçlarıyla oynanmıştır. Satırlarıma babamın yirmi sene önceki yazısıyla son vereyim Allah memleketimizi bu çıkmazdan kurtarsın diyerek…

DEMOKRASİ ve ADALET.

Demokrasi adalet içindir. Adaleti gerçekleştirebildiği nisbette başarılı bir demokrasidir. Adaletle alakası kalmamış demokrasiler insanlığa zarardan başka bir şey getirmez. Yakın tarihimizde bunları gördük. Yaşadık. Stalinvari dikta rejimleri de demokrat olduklarını iddia ediyor ve iddialarının saçmalığını örtbas etmek için de “Halk demokrasisi” gibi uydurmalarla zihinleri bulandırıyorlardı.

Dikta rejimleri o kadar bunaltıcı idi ki, demokrasinin en kötü uygulananı hatta ismi bile sihirli bir tesir yapıyordu. Halbuki yine yakın tarihimizde yaşayarak gördük ki rejimler büyük güçlerin ellerinde başka bölgelere sızma ve kontrol altına alma vasıtası haline gelmektedir. Sovyetler kendi rejimleri olan komünizmi dayatarak dünya hakimiyetine gitmeye çalışmışlardı. Şimdi de ABD demokrasiyi yayacağım bahanesiyle dünyaya dal budak salıyorken işi büyütmüş kök salmaya dönüştürmüştür.

Irak’ta nükleer silah bulamadığından ötürü hayal kırıklığına uğradığını söyleyen Bush samimi değildir. O bunu bilmekte idi. Nitekim şimdi de Irak’a demokrasi getirmek istediğini söylerken de samimi değildir. Kastı bölgeyi hakimiyeti altına almaktır.

Türkiye’mizde, bilhassa AKP iktidarından sonra, devlet nizam ve geleneği, toplum yapısı ve gelenekleri konusunda zararlı görünen ne kadar uygulama varsa önce pasaportu sonra da tesellisi “Demokrasi bunu icap eder” “Türkiye’ye demokrasi getiriyoruz” diye gibi laflardır. PKK’nın sivil birimi olan Dehap için Dengir Bey “Daha çok demokrasi istemektedir” Türk milli birliğini parçalayacak yeni yeni dinsel ve dilsel azınlıklar çıkmasının tesellisi de “demokrasi” olacak yine.

Demokrasi’nin AB kanadından özelleştirilmiş bölgesi ise İnsan Hakları mefhumu. AB’nin verdiği emirleri sorgusuz sualsiz yerine getirmenin bahanesi de İnsan Hakları… ABD Irak’a demokrasi getireceğim diye Kerkük’teki Türklerin insan haklarını Barzani-Talabani ikilisinin zalim ellerine teslim ediyor. AB Türkiye’ye Avrupa normlarında insan hakları getireceğim diye KKTC’yi elimizden alıyor. AKP de bunu onaylıyor.

Demokrasi kendi başına ahlaki bir mefhum değildir. Onu yaşayanların ahlaki eğilim ve seviyelerine göre ahlâkilik kazanır. Demokratik hak dediğimiz şeyler de insanların ahlakî yapısına bağlıdır. Yirmi sene kadar önce, bir delikanlının maestroluğunda yazıhaneme gelen ve benden baş örtüsü konusunda “demokratik hakkımız için bize yardım edin” diyen genç kızlara “Vicdan hürriyetimiz için yardım edin derseniz ederim, ama demokratik hakkımız için derseniz etmem, çünkü bu günkü demokrasi ahlakında bir kadının genelevde çalışması da demokratik hakkıdır.” Dediğimi hatırlıyorum.

Nitekim o günden beri Türkiye’mizde demokrasi bu istikamette gelişti ve geliştirildi. Halbuki fizik gerçekler vardır. Demokrasi için önce bir Devletin olması gerektir. Bizde ise demokrasi devletin elini kolunu bağlamak ve başka güçlerin nüfuzu altında tutulmak için kullanılmaktadır.

Yazar
Kırmızılar

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen