Fatih ALTAYLI
Çok uzun zamandır Azerbaycan ile Türkiye arasında giderek artan tansiyona dikkat çekmeye çalıştım. Her iki tarafta da bu ilişkiyi bozmak isteyenler vardı. İki ülkenin yakınlığı uluslararası camianın hoşuna giden bir şey değildi ve iki ülkenin arasını bozma çabaları da yeni ortaya çıkmamıştı. 1990’ların başından bu yana iki ülkenin yakınlaşması ilginç biçimde hem Rusya’yı hem Batı bloğunu rahatsız ediyordu.
Azerbaycan’ın ilk ve tek demokratik yolla iktidara gelmiş cumhurbaşkanı diyebileceğimiz Elçibey’i alaşağı eden darbe de bu yakınlaşmayı engelleme çabalarının bir ürünüydü. Darbenin arkasında Sovyetler Birliği vardı ve eski komünist Haydar Aliyev’in yolunu açmak için yapılmıştı. Ancak Baba Aliyev akıllı adamdı; Türkiye’de de Demirel akıllıca davranarak Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dostluğun sürmesini sağladı. Tabii o sıralarda Türkiye üzerinden enerji transferi de Batı dünyası açısından uygun bir formül gibiydi, Türkiye de kartlarını iyi oynamıştı.
Ancak yine de kimse Azerbaycan ile Türkiye’nin “tek millet iki devlet” anlayışından memnun değildi.
Azerbaycan’ın Karabağ’ı kurtardığı son savaştan bu yana iki ülke arasındaki gerilim giderek tırmandı. Oysa ilişkilerin en iyi olması gereken dönemdi, Türkiye bu savaşta Azerbaycan’a açık destek vermişti. Ancak Türkiye’nin savunma sanayi şirketlerinin Azerbaycan’a verdiği destek İsrail’i çok rahatsız ediyordu. Çünkü İsrail bölgedeki partneri olarak Azerbaycan’ı seçmişti ve enerji güvenliğini oraya bağlamıştı. Türkiye ile Azerbaycan’ın çok yakın olmasını istemiyordu.
Türkiye’de ise birtakım gruplar, İslamcılık gösterisi yapmak için Azerbaycan’ı hedef seçtiler ve hem Azerbaycan’ın iç işlerine hem de dış politikasına sözlü müdahalelerde bulunmaya başladılar. İlk sinyalleri görünce uyardım burada. 2024’te. Azerbaycan’daki Türkiye yanlıları uyarıyordu çünkü.
Bu tansiyon, o dönemde de Erdoğan’ın bireysel çabaları ile bir süre için gündemden düşer gibi oldu ama sonra daha da kötüye gitti. Çünkü Türkiye’deki sorumsuzlar durmak bilmiyor, Azerbaycan’da ise İsrail tarafı nifak tohumlarını ekiyordu.
Ve artık neredeyse kopan ilişkiler, bir kez daha Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dakika hamlesi ile daha doğrusu bizzat Cumhurbaşkanı tarafından son anda eğrilen “pamuk ipliği” sayesinde kurtarıldı. Ancak açık söyleyeyim, ilişkiler halen pamuk ipliğine bağlı.
Değerli bir vazo kırıldı ve parçaları yapıştırmak çok zor olacak. Bir kişi yapıştırıyor, kırk kişi kırmaya çalışıyor.
YAZININ DEVÂMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ
——————————————-
Kaynak:
https://fatihaltayli.com.tr/yazarlar/fatih-altayli/2026-10-28/pamuk-ipligi ; 28 Ekim 2026
