Aşık Veysel’den

Eskiden bazı hastalıklar insanın hayatını değiştirirdi. İlkokulda iki arkadaşımın ayakları yanlış iğneden aksak kalmıştı.

Aşık Veysel’de yedi yaşından sonra ‘çiçek hastalığı’ yüzünden iki gözünü kaybetmiş. Babası bir saz almış oyalansın diye. Ali İzzet ile çalıp söylemeye başlamışlar. Hani;

“Şu sazıma bir düzen ver,
Teller de muradın alsın.
Gel beni bir tenhada bul,
Kollar da muradın alsın.” diyen Ali İzzet ile.

Sonra dilini Ahmet Kutsi Tecer çözmüş Aşık Veysel’in.

“Havalandı gönlüm inmez engine,
Her zaman gönlümüm yaylası Tecer.
Yüzünü benzettim gülün rengine,
Her zaman gönlümün yaylası Tecer.” dediği Tecer.

Denizli’ye geldiği zaman Tahir Kutsi Makal, onun hakkında yazdığı bir makaleyi okuyor. Yazıdan utanıyor ‘beni o kadar büyütmeyin’ diye. Alıyor sazını sonra;

“Yıllarca aradım kendi kendimi,
Hiç bir türlü bulamadım ben beni.
Hayal miyim, ürüya mı bilinmez,
Hiç bir türlü bulamadım ben beni.

Elli üç yaşında imiş demek ki o zamanlar, şiirin son kıtası şöyle;

Varlığım, yokluğum, bir Veysel adım,
Gökkubede kalacaktır ses kadim,
Elli üç yıl kendi kendim aradım,
Hiç bir türlü bulamadım ben beni.”

Dağın bağrını deşmek lâzımmış içindeki cevheri çıkarmak için, Veysel öyle söylemiş.

İlk aklına gelen şiiri sormuş Tahir Kutsi Makal, şunu okumuş;

“Aldanma cahilin kuru lâfına,
Kültürsüz insanın külü yalandır.
Hükmetse dünyanın her tarafına,
Arzusu, hedefi, yolu yalandır.

Kar suyundan sızan çeşme göl olmaz,
Gül dikende biter, diken gül olmaz,
Dız dız eden her sineğin bal olmaz,
Peteksiz arının balı yalandır.”

Ümit Yaşar Oğuzcan şöyle demiş şiirinin bir kıtasında;

“Gidiyor yollara düştü,
Fakir Veysel’e Veysel’e.
Altınlar ellere düştü,
Bakır Veysel’e Veysel’e.”

Karacaoğlan’ın iki mısraı şöyle;

“Sılayı terketmek zor değil amma,
Mezarda emektar atalar kaldı.”

Atalarının toprağına defnedilmiş Aşık Veysel. Ali İzzet’in şiirinin son kıtası şu;

“Aşık Veysel bekler nöbet,
Hazırlanmış Ali İzzet,
Dertli Dursun da nihayet,
Gidiyorlar ağır ağır.”

Gülten Akın da şöyle başlamış şiirine;

“Bitti gündüz, bitti gece,
Girdiği yol uzun, ince,
Ölüm Veysel’e gelince,
Bir dizelik dursan n’olur.”

Zaralı Aşık Adem Öztaş’tan da bir dörtlük olsun;

“Toplanmış aşıklar gelmişler hazır,
Veysel’in sözünde olmazdı özür,
Aşıkların piri boz atlı Hızır,
Veysel’in koluna girdi gidiyor.”

“Sana, senden başka hiç bir insanın yazamayacağı, söyleyemeyeceği o gönül, ses ve sözlerin yeter” sözü de Tarık Buğra’ya ait.

Bir de Aşık Hüdai’nin şiirini yazalım;

“Uzun ince yoldan Veysel,
Sadık yâre yeter şimdi.
Vardı karıştı aslına,
Çiçek olur biter şimdi.

Gönüllerdedir türbesi,
Kulaklarda var nağmesi,
Ruha şifa yanık sesi,
Sazı matem tutar şimdi.

Göz yaşım andırır çayı,
Akarak bulur deryayı,
Yasa büründü Hüdai,
Yanıp yanıp tüter şimdi.”

Son şiir de Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’ndan olsun.

Veysel Öbür Dünyada

Üçlerin, Yedilerin, Kırkların gönülleri :
“Açalım Tanrı’mızın katına eI” dediler.

O sırada dünyadan bir haber geldi anî:
“Esmekte yer yüzünde bîr çetin yel.” dediler.

Aynı haber Uçmakta değince gönüllere;
“Saz ve söz erlerinden, öldü Veysel…” dediler.

Kimi sevinçten, kim! tasadan yandı; “Eyvah.”
“Üç bin yıllık kopuzdan koptu bir tel…” dediler.

Rahmet mi, kıyamet mi… Bu haber neyin nesi?
Derken kapı açıldı; Veysel’e: “Gel.” dediler.

Dokuz huri seğirtti Kevser Havzı üstüne,
Dokuz tas aynı anda doldu ve: “Al.” dediler. ;

Veysel dokuz doluyu içti; dokuz yudumda;
Huriler: “Gitme artık, burada kal.” dediler.

Ve sundular mübarek Tuğba’nın dallarından
Yapılmış bir kopuzu; “Söyle ve çal…” dediler;

Aşık Veysel gezindi tellerde ağır ağır;
“Türk’ün diline şerbet, ağzına bal…” dediler

Veysel öptü kopuzu üç kez baş perdesinden…
“Bize Yunus dilinden velvele sal…” dediler.

“Neyleyim sol cenneti, bendeki aşk olmasa…”
Ervah, hep bir ağızdan: “Berhudar ol…” dediler.
…
Tahir Kutsi Makal’ın Aşık Veysel’i anlatan kitabı elime geçti de bunları yazayım dedim.

Şehitlerimize, bu toprakları vatan yapanlara, atalarımıza, başta Aşık Veysel olmak üzere yazıda ismi geçenlere, geçmişlerimize Allah rahmet eylesin.

Yazar
Mehmet Ali KALKAN

Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde ... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen