Bir Tabak Kar

Arabayla dışarı çıkmışken biraz dağları dolaşayım istedim. Ablamı aradım; “Beş dakikaya geliyorum, aşağı inin” diye. Ablam inmiş, eşi yok, markete gitmiş. “Ben size demedim mi geliyorum bekleyin” deyince ablam şöyle konuştu; “Esanın gönlüne göre gönül bulunsaydı gönül gocamazmış.”
Yola çıktık.
Şehirde kar kendini şöyle bir gösterip geri çekilmişti. Dağlardan kar sesleniyordu türkü türkü;
“Bu dağın karı menem,
Gün vurur erimezem.”
Belki turnalarda bizi görünce “Aşıp aşıp karlı dağlar gelirsin” diyordu, ya da biz söylüyorduk.
“Erzurum dağları da kar ile boran”dı zaten, Eskişehir de öyle.
Annem ablam ile giderdik bazen. Kar görünce canı isterdi annemin. Ablama usulca “Memedali duyasa gıza. Şurdan bi topak gar alve” dermiş.
Bazen hasret gelir yüreğinize oturur, bir kıymık batar içerinize.
“Ağustos ayında başa kış gelir” diyordu Aşık Haşimi. “Temmuz aylarında kar sefa geldin” diyen de vardı gerçi.
Aşık Veysel’in şiirinden bir kıtada şöyle diyordu;
“Aşıklara gurbet, bülbüle firkat,
Derdimi sorarsan dürülü kat kat,
Ey gönül derdinden etme şikayet,
Yüce dağlar gurur duyar karınan.”
Annemin mezarına vardık, kar örtmüştü üstünü. Her Cuma, her kandil aksatmadan, üşenmeden annemi uzaklardan arayan, hal hatır soran, hâlâ da ardından okumaya devam eden, annem yerine beni haberdar eden -birbirlerini de hiç görmemişlerdi- arkadaşa mezarın fotoğrafını gönderdim, şöyle yazmış; “Pamuktan bir yorgan örtülmüş gibi. Huzuru bakınca bile hissediliyor.”
Emrah söylüyordu;
“Hayal hayal olmuş karşıki dağlar,
Muhannet gözlerim dolukmuş ağlar,
Esti sam yelleri bozuldu bağlar,
Onun için bende gam telaşı var.
Ey Emrah elveda yüklendi göçün,
Affeyle Ya Rabbi çoğ oldu suçum,
Okuyun Kur’an’lar, mushaflar açın,
Azrail göğsümde can telaşı var.”
Bizim köyden Sarıcakaya’ya doğru inince Akdeniz iklimi başlar. Oralarda kar yok, çimenler boy vermiş.
Ablamın eşinin köyü bu dediğim bölgede, Sakarya Nehri kenarında.
Bir vatandaş bizim köyün dağlarından merkeplerin üstündeki çuvallara kar doldurmuş bu köye getirmiş. İnsanlar kara hasret. Bir tabak kar verip bir tabak tarhana alıyormuş kar getiren. Bir tabak kara bir tabak bulgur. Böyle böyle iki çuval doldurmuş. Ablam da kızıyordu “Biz uğreşe uğreşe anca üç- beş kilo tarna yapyoz. Adam gar getirip çuval çuval kışlığını toplayo.”
O sırada Mesut Doğan aradı.
Bir arkadaş internetten Mesut Doğan’ın kitaplarını almış, bana bıraktı imzalatmak için. Ama Mesut Doğan adı gördüğünü almış. Birazı başka Mesut Doğan’ın ama olsun. O kitapları imzalamış büroya gelip, onu haber veriyor.
Az sonra bir daha aradı “Abi, saz almak için bir müzik atölyesine geldim. İki kız çocuğu da gitar almak için geldi, iş yeri sahibi ikram etti ama yine de paraları yetmiyor. Şu kadar eksikleri kaldı, şu kadarını ben vereyim..” Benim hisseme düşeni de vermesini söyledim.
Aşık Cemal Divani yazmış;
“Siz dediniz dağ üstünde duman var,
Biz dedik ki kar da vardır unutman.
Siz dediniz gül biterse gülşen var,
Biz dedik ki har da vardır unutman.
Siz dediniz insan haddini aşar,
Biz dedik ki Cemal Divani beşer,
Siz dediniz insan yalnızca yaşar,
Biz dedik ki yâr da vardır unutman.”
Dün biraz yağmurda yolumu uzatayım dedim, bir aktara uğradım, acı biberin üzerine yazmış; “Ayak serçe parmağını sehpaya çarpmak kadar acı piskopat acı biber.” Psikopat diyecekti herhalde.
Bizim köylü çiçekçiye uğradım, biraz çiçek fotoğrafları çekip sevdiklerimize gönderdim. Biri “kış günü güzel” demiş. Ablam da şaşırmış, bir anlam verememiş demek ki “bu ne le” yazmış.
Sanki bir tabak kar getirip tarhana istedik.
Sakın bunu duymasın, o biberden bulur ağzıma sürer sonra.
Biz Halistin Kukul Ağabey’den bir kar şiiri okuyalım efendim.
Kar Yağıyor
Kalktım baktım, öbek öbek
Penceremden, kar yağıyor!
Okşayıcı, sevdâlı, pek,
İpek ipek kar yağıyor!
Beyaz beyaz billûr billûr,
İçimi ısıtan bir nûr.
Aşka tomur, gönle umûr
İpek ipek kar yağıyor!
Aklımı aldım başımdan,
Uçtum sevdâlanışımdan.
Bilemedim, telâşımdan,
İpek ipek kar yağıyor!
Emelindeyim güzelin,
Ağaçlar, duvaklı gelin.
Ezanlarla sabahleyin,
İpek ipek kar yağıyor!
Beni doğuşlara çeken,
Bâzen geç, bâzen de erken,
Gönül yapan, gönül çelen,
İpek ipek kar yağıyor!
Bir tadımlık, gözede, su;
Kime kimden, söz ede, su;
Sevgili kim, göz ede, su;
İpek ipek kar yağıyor!
Yakınlara, ıraklara,
Süt beyazı duvaklara,
İşlemeli revaklara,
İpek ipek kar yağıyor!
Aşk bahsi ince incedir,
Yakışı pek derincedir.
Sevinci hep kendincedir,
İpek ipek kar yağıyor!
Rabb’im, bu güzelliklerden,
Heves aldım ya ölmeden.
Tek kelime söylemeden,
İpek ipek kar yağıyor!
M. Halistin Kukul
Yazar
Mehmet Ali KALKAN

Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde ... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen