Günlükten, 22 Mayıs 2026
Cuma sabahı evden erken saatlerde çıktım. Sarıalan Yaylası’ndaki çeşmeden su alacaktım babam için. Yol boyunca pek bir yerde durmadım. Manzarayı seyretmek üzere Bolu’yu gören bir mevkiden biraz şehri seyrettim. Sonra yoluma devam ettim.
Sarıalan’a gelince doğrudan çeşmenin yanına gidip kapları doldurdum. Sonra yaylanın orta yerinden, yolun kenarından sabahın erken saatlerine uyanan yaylayı seyre koyuldum. Kimsecikler yoktu. Dağların tepelerinde duman olmakla beraber güneşli bir hava vardı. Zemin ıslaktı ve çimenler güneşle beraber parlak bir yeşile kavuşmuştu. Bir müddet serazat yürüdüm. Her zaman yaptığım gibi gönlüme geleni yazdım. Obaları, dağları, ufku seyrettim. Çok derin bir haz aldım bu seyirden.
Okulda dersim vardı ve arabayı Yeniçağa’ya bırakacaktım. Dolayısıyla pek fazla kalamazdım. Yola devam ettim. Yolda Elmalıdere’nin kenarında, piknik yaptığımız mevkide bir müddet kaldım ve yürüdüm. Muhteşem bir hava vardı. Masmavi gökyüzü, derenin sesi ve ormanın yeşili muhteşem bir tablo meydana getirmişti. Orada birazcık yürüyüş yaptım.
Sonra yoluma devam ettim. Pelitçik’e doğru ilerlerken yol kenarında durdum ve arkamda kalan karlı dağları, yeşil ormanları seyrettim. Yolun kenarında adam bir baraka yapmış. İnekleri bırakmış. Çok güzel bir manzara vardı orada. Güneşin ışıkları da bana çok iyi geldi. Günün tazeliğini tenimde, canımda, ruhumda hissettim.
Yola devam ettim. Pelitçik’i seyretmek üzere köyün yakınında durdum. Köy muhteşem bir güne sessiz sedasız uyanıyordu. Ümmi Kemal hazretlerine gönülden hû deyip yoluma devam ettim. Tekkedere köyünün yanından Dörtdivan yoluna girdim.
Dörtdivan’da yaşarken her zaman geldiğim ırmak kenarının yanında kaldım bir müddet. Orası da muhteşemdi. Baharla beraber çayırlar büyümüş ve meyve ağaçları çiçek açmıştı. Irmakta epey su vardı. Orayı seyrettim. Hatıralarımı düşündüm. Gözlerimi manzaranın güzelliğiyle doldurdum. Orada aslında uzun kalmayı istedim fakat yoluma devam etmeliydim.
Çalköy’de bir amcayı arabaya aldım. Beraber Dörtdivan’a doğru devam ettik. Dörtdivan’da da çayırlar epey büyümüş ve gelincikler açmaya başlamıştı. Amcayı bankanın önünde bıraktım. Yemek yediğim Mengen Sofrası’na uğradım. Ethem Abi içerideydi. Ona selam vereyim dedim. Ayaküstü güzel bir muhabbet ettik. Özlemişim. Sonra müsaade istedim.
Yeniçağa’ya doğru ilerledim. Giderken Dörtdivan’ı seyrettim. Uzaktan Erenler Tepesi’ne bir merhaba dedim. Orada yürüdüğüm zamanları andım. Her yer nasıl da yemyeşil ve güzeldi. Gözlerimi Dörtdivan’ın güzelliğiyle doldurdum.
Sonra Yeniçağa’ya geçtim. Sanayiye gidip arabayı teslim ettim. Fatih Hoca geldi o sıra. Onunla da okula geçtik. İlk üç saat 12 A’ya dersim vardı. Onlara deneme verdim. Sonra yine bir denemeye girdiler. Ben de o sıra Türk kitabı içim bazı kitapları tarıyordum. Bulduğum metinleri dosyaya ekledim. Boş derslerimde de çarşıya doğru yürüdüm. Tıraş oldum. Yemek yedikten sonra Abdullah Efendi’nin türbesini ziyaret ettim. Oradan da Hacı Halil Efendi’nin türbesine geldim. Bu ziyaretler bana çok iyi geldi. Buradan cumayı kılmak üzere Fatih Camii’ne geldim. Namazdan sonra da okula geçtim.
Okulda öğlenden sonra 10/B sınıfı ile üç saat art arda yoğun bir şekilde ders işledim. Üç saat art arda derslerim onlaraydı. Pek dinlemediler ya da dinliyormuş gibi yaptılar.
Okuldan sonra hocalarla kısa bir bayramlaşma faslımız oldu. Fatih Hoca’yla arabayı almak üzere Yeniçağa’ya geçtim. Orada Yasin Usta’yla biraz oturduk, çay içtik. Oradan Yeniçağa İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdal Bal’ı ziyaret ettim. Yeni basılan kitaplarımdan takdim ettim. Halk Eğitim Müdürü İdris Hoca’yı da evinin yanında gördüm. Ayaküstü biraz sohbet ettik. Kitaplarımdan imzaladım.
Sonra Yeniçağa gölünün yanına geldim. Burada uzun bir yürüyüş yaptım. Gölü seyrettim. Fotoğraflar aldım. Gölün diğer yakasına kadar yürüdüm. Oraya yeni bir çocuk parkı yapmışlar. Fakat yağmurlardan dolayı zemin ıslaktı. Biraz yürüyüp bazı fotoğraflar çektim. Ortam muhteşemdi.
Sonra yürüyerek arabanın yanına kadar geldim. Yeniçağa’da yemek yedim. Sonra Mustafa Hoca’nın sohbeti başlamıştı. Onu dinleyerek Gerede’ye, Esentepe’ye geldim. Aracı park edip Ramazan Dede’yi ziyaret ettim. Gün akşama kavuşmak üzereydi. Biraz yürüyüş yaptım. Muhteşem bir akşam havası vardı. Esentepe sessizdi. Ağaçların heybeti bu akşam saatlerinde daha bir belirgin oluyor. Biraz yürüdüm. Sonra camide akşam namazı kıldık. Servet Yüksel rahmetlinin Karanfil Düşleri kitabı var camideki kitaplıkta. Fotoğrafını çektim her bir sayfanın. Caminin imamı Muhammed Hoca al dedi ama buradan bir kozalak bile alınmıyor, dedim. Almadım kitabı. Biraz Muhammed Hoca ile sohbet ettik. Çok güler yüzlü bir insan. Sonra müsaade istedim. Sonra Esentepe’de biraz daha yürüdüm. O muhteşem havayı teneffüs ettim. Gün batmıştı ama ufkun lacivert rengini seyre koyuldum. Hâsılı muhteşem bir gün, muhteşem bir akşam olmuştu.





