Çok Kıymetli Gönül Dostları;
Filistin ve Gazze’deki kardeşlerimiz gibi çok büyük zülüm altında olan; ancak feryatları onlar gibi her yerde duyu/ru/lmayan, çığlıkları gök kubbeyi delen, ancak Müslüman yüreklerde hakkıyla karşılık bul/a/mayan mazlum Uygur Türklerinin unutulmaması, öksüz ve yetim Doğu Türkistan’ın diğer mazlum kardeşlerimizle birlikte duâlarımızda olması temennisiyle, siz gönül dostlarıma en kalbî muhabbetlerimi arz ediyorum.
Sizlere bâkî selâmlarımla birlikte Müslüman Uygur Türklerinin kalplerimize dokunan ve sessiz hıçkırıklarından kan sızan ahvâline dâir bir şiir gönderiyorum.
“ÇEMENLER BERBAD,
KUŞLAR HEM FERYAD”
Kanayan akşamla gün batımında,
Hüzünler içime dâvetsiz gelir…
Gam yüklü duygular hasret kınında,
Gurbet türküleri göğe yükselir…
Yorgun hayâllerim sınır ötesi,
Yâd eller araya duvar koysa da…
Türkistan ufkunda gönlümün sesi,
Haritalar bizi ayrı saysa da…
Uzak diyarlarda kalan yârânlar,
Âh u efgânını biz duyamadık…
Ayrı düşen canlar, yaslı cânânlar,
“Güllering soldu” da sulayamadık…
Mes’ûlüz; Mahşerde, tarih önünde,
Urumçi’de hem yanar hem üşürüm…
Zulüm rüzgârının estiği günde,
Elim ermez, ancak dert bölüşürüm…
Karanlık bitmiyor gün ortasında,
Bir Hilâl çağını bekler garibim…
Şimdi “gavim gardaş” neyin yasında?
Kimden medet bekler? Çok mustaribim…
Geceye ışıktır bedir düşlerim,
Şafakta yeniden kıyâma durur…
Ülkülerim öksüz, bitmez kederim,
Turkuaz bir hüzün nabzımda vurur…
Umutlarım tutsak, çeper içinde,
Akar gözlerimden bir duru pınar…
Gökbayrak yanıyor, kan ter içinde,
Söğüt dallarından gölge arzular…
Ne kadar muhtâcız, bilsen ne kadar?
Hünkâr tuğrasının itibârına…
Bizi uzaklarda bekleyenler var,
Güneş doğsun diye ufuklarına…
Dr. Mehmet GÜNEŞ
