Kültür araştırmaları çok yönlü ve derinlikli faaliyetlerdir. Bir yanı yaparken öbür taraf eksik kalabilir. Yani dört başı mamur kültür hizmeti ortaya koymak çok zor bir iştir. Bunun için donanımlı kadrolara, kurumlar arasında iş birliğine, liyakatli kişilere, işini severek yapan donanımlı araştırmacılara ihtiyaç vardır.
Durum böyle diye de kültür araştırmalarından asla taviz verilemez. Kültürle ilgilenmemenin, onu ihmal etmenin sonucu oldukça ağırdır ve bunun bedelini nesiller öder.
Kültür millet maneviyatını canlı tutan bir şeydir. Yarınlara kalacak, nesiller arasında köprü olacak, insanları ortak kıymetler etrafında toplayacak olan şey kültürdür.
Hem bir öğretmen hem vatandaş hem bir yazar olarak bu hususta bende biriken bazı düşünceler var. Bunları Bolu özelinde biraz ele almak istiyorum.
Eğitim ve sosyal hayattaki büyük meseleler kültürel konularda oldukça ciddiyetsiz ve derinliksiz olduğumuzu gösteriyor. Eğitimde kültür aktarımını gerçekleştiremiyoruz. Bunu Bolu’da yaşarken derinden fark ettim. Bolu büyük bir kültürel birikime sahip olduğu hâlde kıymetlerini değerlendirme noktasında çok geride kalmış bir yer. Bu hususta karşılaştığımız bazı durumları ve meseleleri genel hatlarıyla anlatayım:
- Bolu’da kültür çalışmaları destek görmüyor. Kurumlar bu hususta üzerine düşen vazifeyi yapmıyor. Göstermelik birkaç çalışma, destek faaliyeti de bu gerçeğin üzerini örtemez. Bolu’da devlet kurumlarımızın acil olarak kültürel anlamda üzerine düşen vazifeyi hakkaniyetli bir şekilde yapması; kitaplar yayınlaması, seminerler düzenlemesi gerekir. Bu konuda yapılan göstermelik ve birkaç makam koltuk sahibinin fotoğraf çektirmesine inhisar eden işlerden söz etmiyorum. Sürekli, devamlı ve kuşatıcı olan, gençlere yeni şeyler öğreten, halkı bilmediği ve unuttuğu kültürel değerlerle buluşturan faaliyetlerden söz ediyorum. Öbürleri zaten yok hükmündedir.
- Bolu’da eğitim camiası birer proje olarak şehrin ve ilçelerin kültürüne yönelik işlere girişmelidir. Bolulu şairler, mutasavvıflar, tarihte adı unutulmuş değerli isimler bu faaliyetler içerisinde anılmalı ve öğrencilerin yaşadıkları şehirde yetişen değerli isimlerle ve onların eserleriyle hemhal kılınmalıdır.
- Kitap olarak yayınlanmış, dergi sayfalarında kalmış kültürel içeriğin sosyal medyadan, TV’den halka ulaştırılmasının yollarına bakılmalıdır. Halk, günlük ve geçici gündemlerle oyalanmak yerine Bolu’nun değerleriyle meşgul edilmelidir.
- Bolu ve ilçeleri arasındaki kültürel bağ, ne yazık ki çok zayıf. Bolu’da ilçelerin tanıtımına, burada yetişen önemli bilim adamı, şair, kültür insanlarının ve milli manevî değerlerin tanıtılmasına yönelik faaliyetler düzenlenmelidir.
- İşin can alıcı noktası ise bir sebeple küsmüş, kenara çekilmiş kültür adamları, yazarlar halkla ve öğrencilerimizle buluşturulmalıdır. Onların hizmeti daha görünür ve bilinir olmalıdır.
- Kültür hizmetini yapacak kimseler, eğiticiler, makam ve koltuk sahibi kimseler liyakatli, çalışkan, dürüst, milli ve manevi değerlerine bağlı, donanımlı kimseler arasından seçilmelidir. Sendika, cemaat, siyaset gibi yapılanmalar kültür çalışmalarından uzaklaştırılmalı ve bunların tepkilerine prim verilmemelidir. Çünkü bu yapılar insanları bir araya getirmedikleri gibi toplumu birbiriyle çatışan küçük gruplar hâline indirgemektedir. Burada ölçü Türk kültürü ve devletimizin hassasiyeti olmalıdır.
- Kültür çalışmaları yapacak, yayınlar ortaya koyacak, seminerler ve konferanslarla çalıştığı sahayla ilgili halka ulaşmak isteyecek araştırmacı, yazar, akademisyen ve halktan kişilerin daima danışabileceği ve destek bulabileceği merciler bulunmalıdır.
Burada anlatılanların Bolu’da kolay kolay mümkün olmadığını bendeniz çok iyi biliyorum. Bunların söylemlerine bakmadan içinde bulundukları hâllere ve yaptıklarına bakacak olursak kültür düşmanı tipler olduklarını anlamış oluruz.
Kültür bir memleketin özüdür, ruhudur. Bolu; câhil, gafil, çıkarcı, kendi cebine ve cemaatine çalışan kirli odaklardan çok çekmiş bir yer ve bu şehir bunlardan artık feryat ediyor. Yapılması gerekenler var. Bunların bir kısmını sıralamaya çalıştık ama yıllardan beri Bolu ve ilçeleri üzerine çalışan bir kimse olarak burada bir muhatap bulmanın bile çok zor olduğunu söyleyebiliriz.
Biz bunlara bakmadan yazmaya, seminerler vermeye, araştırmaya, anlamaya ve anlatmaya devam ediyoruz.
Bolu araştırmalarımızın en ilginç yönü bu memleketteki ilgili kişilerin ilgisizliği ve yapılan çalışmaların görmezden gelinmesi yönündeki garip tutumdur. Bu durum bugün de aynıyla devam etmekte ve kültürel konularda Bolu’da bir muhatap bulmak hayli güç olmaktadır. Fakat bu durum bizi hiçbir zaman çalışmalarımızdan alıkoymamış, aksine bizi verimli bir çalışma hâline sevk etmiştir. Çünkü Bolu’nun kültürü Anadolu’nun birçok şehrinde görüldüğü oldukça zengindir.
Yasin ŞEN
